**VI
- İptal kararı**
Madde 775 - (1) Poliçenin kaybolması veya çalınması hâlinde alınacak tedbirleri, ödeme yerindeki hukuk belirler. İKİNCİ BÖLÜM Bono veya Emre Yazılı Senet A) Unsurlar
**VI
Madde 775 - (1) Poliçenin kaybolması veya çalınması hâlinde alınacak tedbirleri, ödeme yerindeki hukuk belirler. İKİNCİ BÖLÜM Bono veya Emre Yazılı Senet A) Unsurlar
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Kıymetli Evrak başlıklı Üçüncü Kitabı, Birinci Kısım (Poliçe) altında yer alan Sekizinci Ayırım, "Kanunlar İhtilafı" kurallarına tahsis edilmiştir [1, 2]. TTK m. 775 hükmü, yabancılık unsuru taşıyan bir kambiyo senedinin zıyaı (kaybolması veya çalınması) durumunda uygulanacak maddi hukuku tayin eden özel bir kanunlar ihtilafı kuralıdır [3]. Bu düzenleme, Cenevre Yeknesak Kanunu (Cenevre Birlik Anlaşması) sistematiğinden mehaz alınarak Türk hukukuna kazandırılmış olup, uluslararası ticari işlemlerde hukuki öngörülebilirliği sağlamayı hedeflemektedir [4].
Kambiyo senetlerinde ehliyet, şekil, hakların kullanılması ve korunması gibi hususlar TTK m. 766 ilâ 775 arasında ayrıntılı bağlama kurallarına bağlanmıştır [1-3, 5, 6]. Bu bağlamda, TTK m. 775 hükmü gereğince, bir poliçenin irade dışı elden çıkması (zıyaı) hâlinde alınması gereken önleyici tedbirler ile iptal prosedürünün hangi ülkenin kanunlarına göre yürütüleceği hususunda yetkili hukuk "ödeme yeri hukuku" (lex loci solutionis) olarak belirlenmiştir [3].
Ödeme yerinin bağlama noktası olarak tercih edilmesi rastlantısal değildir. Zira senedin zıyaı durumunda asıl korunması gereken taraf, mükerrer ödeme riskiyle karşı karşıya olan ve senedi ödeyecek (muhatap/borçlu) kişidir. Bu kişinin yerleşik olduğu veya ödemeyi gerçekleştireceği yerdeki mahkemelerin kararlarına (ödemeden men kararları vb.) uyması kendi hukuk düzeninin bir gereğidir.
Maddede ifade edilen "kaybolma veya çalınma", kıymetli evrak hukukunda teknik anlamda "zıya" kavramını karşılamaktadır. Zıya, senedin hamilin iradesi dışında elinden çıkmasını veya senedin fiziki mevcudiyetinin, teşhis fonksiyonunu yerine getiremeyecek ölçüde ortadan kalkmasını ifade eder [7, 8]. Zıya hâlinde, senedin zilyetliğini yitiren hak sahibinin, senedi eline geçiren kötüniyetli kişilerin tahsilat yapmasını engellemek üzere süratle tedbir alması icap eder [8, 9]. TTK m. 778/1-j hükmünün yollaması uyarınca, poliçe hakkındaki bu kanunlar ihtilafı kuralı bono ve emre yazılı senetler için de aynen geçerlidir [10].
"Alınacak tedbirler" kavramı, senedin irade dışı elden çıkması durumunda muhatabın ödemeden menedilmesi (TTK m. 757) ve devamında açılacak olan iade veya çekişmesiz yargı niteliğindeki zayi nedeniyle iptal davası (TTK m. 759 vd.) süreçlerini ihtiva etmektedir [11-14]. Maddede geçen tedbirler ibaresi son derece geniş yorumlanmakta olup, sadece mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir (ödemeden men) kararlarını değil, aynı zamanda senedin teşhis fonksiyonunu ortadan kaldıran iptal kararının maddi hukuk şartlarını ve sürecini de kapsar [3, 11, 15].
Ödeme yeri hukuku, senedin ibraz edilerek bedelinin tahsil edileceği coğrafi ve hukuki egemenlik alanını ifade eder. TTK m. 671/1-e ve TTK m. 776/1-d gereğince poliçe ve bonolarda ödeme yerinin gösterilmesi kanuni bir unsurdur [16, 17]. Şayet senet metninde ödeme yeri açıkça belirtilmemişse, poliçelerde muhatabın adının yanında yazılı olan yer (TTK m. 672/3), bonolarda ise düzenleyenin adının yanında yazılı olan yer (TTK m. 777/3) kanuni karine gereği ödeme yeri sayılır [16-18]. Dolayısıyla iptal prosedüründe hangi devletin mahkemelerinin, ilan sürelerinin ve ispat kurallarının tatbik edileceği doğrudan senedin üzerinde yazılı olan bu yere bakılarak tayin olunur [19].
Yargıtay, yabancılık unsuru taşıyan kambiyo senetleri iptal davalarında mahkemelerin doğrudan lex fori (hakimin hukuku) olarak Türk hukukunu uygulamaması gerektiğini, öncelikle TTK m. 775 (ve bonolar için 778/1-j) hükmünün işletilerek ödeme yeri hukukunun tespit edilmesi gerektiğini belirtmektedir.
Öğretide ve Yargıtay uygulamalarında yerleşik olduğu üzere, yabancı bir para birimi ile düzenlenen ve ödeme yeri yurt dışı (örneğin Londra/İngiltere) olan bir poliçenin zıyaı hâlinde, Türk mahkemelerinde dava açılsa dahi (yetki kuralları elverdiği ölçüde), iptale ilişkin şartlar ve mahkemenin uygulayacağı maddi hukuk kuralları İngiliz Hukuku çerçevesinde değerlendirilmelidir [19]. Türk mahkemesi, senedin Türkiye'de düzenlenmiş olmasına bakmaksızın, salt ödeme yerinin Londra olmasından hareketle, İngiliz Hukukundaki zayi usullerini (örneğin Bills of Exchange Act 1882) uygulamak veya bu hukukun iptale cevaz verip vermediğini MÖHUK m. 2 kapsamında tespit etmek zorundadır [3, 19]. Öte yandan ödeme yeri Türkiye olan hallerde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış içtihatları uyarınca, iradesi dışında poliçe veya bonosu elinden çıkan kişi yerleşim yeri Asliye Ticaret Mahkemesinde hasımsız olarak ödemeden men ve senet iptali talebinde bulunabilir [23-25].
Olay 1 (kurmaca senaryo): Merkezi İstanbul'da bulunan "A Ticaret A.Ş.", Berlin'deki tedarikçisi "B GmbH" firmasına ithal ettiği makine karşılığında bir bono düzenleyip teslim etmiştir. Bononun düzenlenme yeri İstanbul olmakla birlikte, senet metninde ödeme yeri "Frankfurt/Almanya" olarak açıkça gösterilmiştir. Söz konusu bono, B GmbH'nin yetkilisinin çantasıyla birlikte İstanbul'daki bir otelde çalınmıştır. Hukuki analiz: Bononun Türkiye'de düzenlenmiş ve hırsızlık olayının Türkiye sınırları içerisinde gerçekleşmiş olması maddi hukukun tayininde etkisizdir. TTK m. 778/1-j atfıyla TTK m. 775 uyarınca, bononun kaybolması/çalınması sebebiyle alınacak tedbirleri belirleme yetkisi, senedin ödeme yeri hukuku olan Alman Hukukuna aittir. B GmbH'nin başvurularında, Alman kanunlarındaki (Wechselgesetz) ödemeyi durdurma ve senet iptali prosedürü maddi hukuk yönünden dikkate alınmalıdır.
Olay 2 (kurmaca senaryo): İtalyan "C S.p.A." firması tarafından, İzmir'de mukim "D Lojistik A.Ş." üzerine çekilmiş bir poliçe, Milano'da düzenlenerek C S.p.A. emrine verilmiştir. Poliçenin muhatabı ve ödeme yeri İzmir/Türkiye'dir. C S.p.A.'nın yasal temsilcisi, senedi İtalya'daki bankasına iskonto ettirmek üzere götürürken yolda düşürerek kaybetmiştir. Hukuki analiz: Olay İtalya'da meydana gelmiş ve senedin düzenleyeni İtalyan tüzel kişisi olsa da, TTK m. 775 uyarınca alınacak tedbirlerde geçerli olacak norm "ödeme yeri hukuku"dur. Ödeme yeri İzmir olduğundan, poliçenin zıyaı nedeniyle başvurulacak tedbirler Türk Hukukuna tabidir. Dilekçe sahibi, senedin muhatabı olan İzmir'deki Asliye Ticaret Mahkemesine başvurarak TTK m. 757 uyarınca ödemeden men ve akabinde TTK m. 759 vd. maddeleri uyarınca poliçenin iptalini hasımsız olarak talep edecektir [11, 12, 23, 24].
Kambiyo senetlerinin uluslararası dolaşım (tedavül) kabiliyeti dikkate alındığında, zıya hâlinde uygulanacak hukukun "ödeme yeri hukuku" olarak belirlenmesi, doktrinde genel olarak isabetli kabul edilmektedir. Zira iptal ve ödemeden men kararlarının pratik sonuçları, senedin bedelini bizzat ödeyecek olan muhatap (veya ödeme adresindeki banka şubesi) üzerinde doğacaktır [19]. Muhatabın kendi yerleşim yerindeki ve ödemeyi yapacağı ülkedeki hukuk düzenine güvenerek hareket etmesi ticari hayatın olağan akışına en uygun çözümdür.
Bununla birlikte doktrinde, ödeme yeri ile poliçenin fiziken kaybolduğu/çalındığı yerin farklı devletler olması hâlinde, zilyetliği irade dışı yitiren kişinin yabancı bir devletin maddi hukuk kurallarını öğrenmek ve ispat külfetlerini karşılamak zorunda kalmasının bazı pratik zorluklar yarattığı eleştirisi dile getirilmektedir. Yine de Cenevre Yeknesak Kanunu sistemine bağlı kalınması, uluslararası hukuki yeknesaklık ve öngörülebilirlik ilkeleri bağlamında bu tür pratik zorluklardan daha üstün bir hukuki menfaat barındırmaktadır.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.