Resmi Metin

2. Karşılık


Madde 783 - (1) Bir çekin düzenlenmesi için, muhatabın elinde düzenleyenin emrine tahsis edilmiş bir karşılık bulunması ve düzenleyenin bu karşılık üz erinde çek düzenlemek suretiyle tasarruf hakkını haiz olacağına dair muhatapla düzenleyen arasında açık veya zımni bir anlaşma bulunması şarttır. Ancak, bu hükümlere uyulmaması hâlinde senedin çek olarak geçerliliği etkilenmez. (2) Düzenleyen, muhatap nezd inde çekin ancak bir kısım karşılığını hazır bulundurduğu takdirde, muhatap, bu tutarı ödemekle yükümlüdür. (3) Muhatap nezdinde karşılığı kısmen veya tamamen bulunmayan bir çek düzenleyen kişi, çekin karşılıksız kalan bedelinin yüzde onunu ödemekle yüküml ü olduktan başka, hamilin bu yüzden uğradığı zararı da tazmin eder.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 783. maddesi, çekin ihdası ve geçerliliği bağlamında şekli unsurlardan ziyade, senedin düzenlenmesinin maddi ve alt yapısal şartlarını (karşılık ve çek anlaşması), muhatabın kısmi ödeme yükümlülüğünü ve karşılıksız çek keşidesinin sivil hukuktaki müeyyidesi olan çek tazminatını düzenlemektedir. Kıymetli evrak hukukunda poliçe ve bono birer kredi vasıtası iken, çek kanun koyucu tarafından kesin bir ödeme aracı olarak tasarlanmıştır [1]. Bu ödeme aracı niteliğinin bir gereği olarak TTK m. 783, çekin tedavüle çıkmadan evvel veya en geç ibraz anında bir "fon" (karşılık) ile desteklenmesini ve muhatap banka ile düzenleyen arasında bu fon üzerinde tasarruf yetkisi veren bir hukuki ilişkinin (çek anlaşması) bulunmasını emretmektedir.

Maddenin birinci fıkrası, çekin temelindeki muhataplık ilişkisini kuran karşılık ve çek anlaşmasını tanımlamakla birlikte, kıymetli evrak hukukuna egemen olan "mücerretlik (soyutluk) ilkesi" gereğince, bu unsurların yokluğunun senedin çek vasfını etkilemeyeceğini açıkça vurgular [2, 3]. Senedin geçerliliği TTK m. 780 ve 781'de belirtilen katı şekil şartlarına tabidir. İkinci fıkra, ödeme aracı olma fonksiyonunu güçlendirmek maksadıyla kısmi ödeme zorunluluğunu; üçüncü fıkra ise, karşılıksız çek keşidesini caydırmak maksadıyla kanuni bir götürü tazminat olan %10 çek tazminatını düzenler [4, 5].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Karşılık (Fon) ve Bulundurma Yükümlülüğü

TTK m. 783/1 lafzında, çekin düzenlenmesi için muhatabın elinde düzenleyenin emrine tahsis edilmiş bir "karşılık" bulunması gerektiği belirtilmiştir. Karşılık, düzenleyenin muhatap nezdindeki hesabında fiilen mevcut bulunan nakit mevduat olabileceği gibi, muhatap bankanın düzenleyen lehine tahsis etmiş olduğu ve üzerinde çek düzenlemek yoluyla tasarrufta bulunulmasına cevaz verilen bir kredi limiti de (gayrinakdi/nakdi) olabilir [6].

Doktrinde, karşılığın çekin düzenlenip lehdara teslim edildiği anda mı, yoksa muhataba ibraz edildiği anda mı mevcut olması gerektiği hususunda tartışmalar mevcuttur. Kanunun lafzı ("düzenlenmesi için") tanzim anına işaret etse de, modern doktrinde ve uygulamada fiili olarak tanzim anında var olmayan karşılığın sonradan sağlanması ve ödeme (ibraz) anında hazır olmasının yeterli olduğu kabul edilmektedir [7]. Önemli olan, çekin ibraz süresi içinde ibraz edildiği anda ödenebilir bir fonun bulunmasıdır [7].

2.2. Çek Anlaşması ve Hukuki Niteliği

Çek anlaşması, düzenleyen ile muhatap banka arasında akdedilen, muhataba çeki ödeme, düzenleyene ise karşılık üzerinde çek vasıtasıyla tasarruf etme yetkisi veren iki taraflı bir sözleşmedir. Bu anlaşmanın hukuki niteliği doktrinde tartışmalıdır; temsil, üçüncü kişi lehine akit veya hizmet akdi gibi görüşler ileri sürülmüşse de, baskın görüşe göre çek anlaşması vekâlet sözleşmesi unsurları barındıran kendine özgü (sui generis) atipik bir sözleşmedir [8-10].

Madde metninde çek anlaşmasının "açık veya zımni" olabileceği ifade edilmişse de, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun (ÇekK) 2/3. maddesi gereğince çek hesabı, ilgilinin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamaz. Bu durum, TTK'daki zımni anlaşma imkânını mülga kılmış ve çek anlaşması fiilen sıkı bir yazılı şekil şartına bağlanmıştır [11, 12]. Yine de, çek anlaşmasının yokluğu yahut karşılığın bulunmaması, senedin "çek" olarak nitelendirilmesine ve geçerliliğine halel getirmez [3, 13].

2.3. Muhatabın Kısmi Ödeme Yükümlülüğü

Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, muhatap nezdinde çekin yalnızca bir kısım karşılığı hazır ise, banka bu tutarı ödemekle yükümlüdür. Kıymetli evrak hukukunun genel kurallarına ve TTK m. 709/2'nin çekler hakkında da kıyasen uygulanmasına istinaden, hamil kısmi ödemeyi reddedemez [14, 15]. Kısmi ödemeyi reddeden hamil, reddettiği tutar oranında müracaat borçlularına (cirantalar, avalistler) başvurma hakkını kaybeder [15, 16]. Banka, hesabındaki kısmi meblağı öder ve Çek Kanunu uyarınca yasal yükümlülük miktarını da ekleyerek karşılıksızlık işlemini bakiye üzerinden tesis eder [17].

2.4. Çek Tazminatı

Üçüncü fıkra, karşılıksız çek keşidesini sivil yoldan yaptırıma bağlar. Çeki karşılıksız çıkan düzenleyen, çekin karşılıksız kalan bedelinin %10'u oranında bir tazminat ödemekle yükümlüdür [5]. Ayrıca hamilin bu oranı aşan bir zararı varsa, bunu da (genel ispat kuralları dairesinde) tazmin etmelidir [4]. %10 oranındaki tazminat kanuni ve maktu bir götürü tazminat olup, hamilin herhangi bir zararını ispat etmesine gerek yoktur. Bu hükmün amacı, piyasadaki ödeme aracı olan çeke duyulan güveni sarsan keşideciyi cezalandırmak ve hamilin mağduriyetini bir nebze telafi etmektir [5, 18].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 780 ve 781 (Çekin Şekil Şartları): TTK m. 783 maddi şartları düzenlerken, m. 780 ve 781 senedin geçerliliğine dair mutlak ve alternatif zorunlu şekil şartlarını gösterir. 783. maddedeki unsurların eksikliği 780 bağlamında senedi sakatlamaz (Mücerretlik ilkesi) [3].
  • 5941 sayılı Çek Kanunu m. 2 ve m. 3: TTK m. 783'te zımni olarak kurulabileceği belirtilen çek anlaşması, ÇekK m. 2/3 ile imzalı ve dolayısıyla yazılı hale getirilmiştir [12]. Kısmi ödemeye ilişkin TTK m. 783/2 hükmü, ÇekK m. 3'te yer alan muhatap bankanın yasal garanti/yükümlülük tutarı ile birlikte hesaplanarak tatbik edilir [19].
  • Türk Borçlar Kanunu m. 555 vd. (Havale): Çek, yapısal olarak bir ödeme emri ilişkisi olup, TBK anlamında havalenin kambiyo senedine bağlanmış "nitelikli havale" türüdür [20]. TTK m. 783/1'de belirtilen "düzenleyenin emrine tahsis edilmiş karşılık", havale ilişkisindeki karşılık ilişkisini (Deckungsverhältnis) ifade eder.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay uygulamasında TTK m. 783 ile ilgili en önemli tartışma %10 çek tazminatının kimlerden talep edilebileceğine yöneliktir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; TTK m. 783/3 uyarınca öngörülen %10 çek tazminatından sadece senedin asli sorumlusu gibi görünen keşideci (düzenleyen) ve keşideci lehine teminat veren avalist sorumludur [21, 22]. Hamilin cirantalardan (müracaat borçluları) bu tazminatı talep etme hakkı bulunmamaktadır [4, 22].

Yargıtay 12. HD, 28.02.2017, E. 11110, K. 2847: Kararda, 6102 sayılı TTK m. 783/3 referans gösterilerek, çeki karşılıksız çıkan düzenleyenin %10 tazminatla yükümlü olduğu ifade edilmiştir. Aynı kanunun 702/1. maddesinin 818. madde yollamasıyla çeklerde uygulanacağı; aval verenin kimin için taahhüt altına girmişse onun gibi sorumlu olacağı hatırlatılmıştır. Buna göre, "keşideci ve aval veren dışında, cirantaların çek tazminatından sorumlu olmayacakları açıktır. Bu nedenle, borçlu (lehtar) cirantanın çek tazminatına yönelik itirazının kabulü gerekir." denilerek cirantaların tazminattan muaf olduğu içtihat edilmiştir [21, 22].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: (A) Anonim Şirketi, ham madde alımı sebebiyle (B)'ye 500.000 TL tutarında bir çek keşide ederek teslim etmiştir. Ancak (A) A.Ş. ile muhatap (X) Bankası arasında geçerli bir çek hesabı açılış sözleşmesi imzalanmamış olup, bankada (A) A.Ş.'ye ait herhangi bir mevduat da bulunmamaktadır. Çek, (B) tarafından süresinde ibraz edilmiş ve ödenmemiştir. (A) A.Ş., banka ile arasında çek anlaşması ve karşılık bulunmadığından bahisle senedin çek vasfında olmadığını ve bu sebeple kambiyo senetlerine özgü yolla takip yapılamayacağını iddia etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 783/1 hükmünün açık lafzı ve kıymetli evrak hukukundaki mücerretlik ilkesi uyarınca, çek anlaşmasının ve karşılığın bulunmaması, üzerinde TTK m. 780'deki şekli unsurları barındıran senedin çek olarak geçerliliğini etkilemez [3, 13]. (A) A.Ş.'nin iddiası hukuken mesnetsizdir. Senedin çek vasfı tamdır ve kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile tahsili, ayrıca m. 783/3 gereği %10 çek tazminatının talebi mümkündür.

Olay 2: Lehdar (C), keşideci (D)'nin düzenlediği 100.000 TL bedelli çeki süresi içinde muhatap bankaya ibraz etmiştir. Muhatap banka, (D)'nin hesabında yalnızca 40.000 TL bulunduğunu, Çek Kanunu gereği bankanın yasal yükümlülük bedeli olan maktu tutarın da eklenmesiyle toplam 45.000 TL ödeyebileceğini belirtmiş; bakiye için "karşılıksızdır" şerhi vurmayı teklif etmiştir. (C), çek bedelinin tamamını alamadığı için kısmi ödemeyi reddetmiş, çekin tamamı için karşılıksız işlemi yapılmasını talep etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 783/2 ve TTK m. 709/2 hükümleri uyarınca hamil kısmi ödemeyi reddedemez [14, 15]. Hamil (C)'nin kısmi ödemeyi reddetmesi halinde, reddettiği tutar kadar (45.000 TL) müracaat borçlularına (varsa ciranta ve avalistlere) başvurma hakkını zayi eder [15, 16]. Banka kısmi ödeme tutarı üzerinden işlemi yapar ve arkasına yazar; çekin kalan tutarı üzerinden yasal süreç devam eder [17, 23].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Çek anlaşmasının varlığını ispat yükü, senedin değil ama muhatap bankanın sözleşmesel yükümlülüğünün tespitinde bankaya veya hesap sahibine düşer. Çekin ibrazında %10 tazminatı aşan "munzam zararın" mevcudiyetini ispat yükü ise, genel hükümler çerçevesinde iddia eden hamile aittir.
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 783/3'e dayalı %10 çek tazminatı, asıl kambiyo alacağına bağlı, kanundan doğan fer'i bir hak niteliğinde olduğundan, çekin tabi olduğu 3 yıllık müracaat zamanaşımı (TTK m. 814) süresine tabidir [24]. İbraz süresinin bitiminden itibaren bu süre işlemeye başlar.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Çek tazminatı ve kambiyo senedinden doğan alacakların tahsilinde, icra takiplerine yönelik itirazlarda İcra Mahkemeleri; itirazın iptali, menfi tespit veya doğrudan alacak davalarında ise Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir. Yetkili mahkeme senedin ödeme yeri, borçlunun ikametgahı veya icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Çek tazminatının (%10) icra takibinde sadece keşideci (ve keşideci avalisti) yerine cirantalardan da müştereken ve müteselsilen talep edilmesi uygulamada en sık rastlanan hukuki hatadır [4, 22]. Bu durumda cirantalar icra mahkemesinde şikayet yoluyla tazminat talebini iptal ettirebilirler.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 783'ün yapısı ile 5941 sayılı Çek Kanunu'nun ilgili maddeleri arasında doktrinde sıkça eleştirilen bir sistematik uyumsuzluk mevcuttur. TTK m. 783/1, çek anlaşmasının "zımni" olarak da kurulabileceğine olanak tanırken; Çek Kanunu m. 2/3, çek hesabı açılmasını zorunlu olarak imzalı ve yazılı beyanlara, oldukça teferruatlı bildirimlere tabi tutmuştur [11, 12]. Nitekim doktrinde, Çek Kanunu'nun kamu hukuku ve ceza hukuku karakterli katı yapısının (bankalara basiret ve özen yükümlülüğü yüklenmesi, karekod ve matbu zorunluluğu gibi), TTK'nın özel hukuk ve serbest iradeye dayalı esnek yapısını fiilen ortadan kaldırdığı ifade edilmektedir [2, 12, 25].

Bununla birlikte, karşılığın teorik olarak "çeki düzenleme anında" hesapta bulunmasını amir olan 783. maddenin lafzı da ticari gerçekliklerle (özellikle Türkiye'deki yaygın "ileri tarihli çek" uygulaması) çelişmektedir. ÇekKanunu geçici m. 3/5 ve m. 3/8 ile ileri tarihli çek kurumu resmen kanunlaşmış olduğundan, karşılığın çekin tanzim tarihinde değil; gerçek ibraz tarihinde bankada bulunmasının yeterli olduğu öğretide ağırlıklı olarak savunulmaktadır [7, 26-28]. Kanun koyucunun çekin "kredi aracı değil ödeme aracı olduğu" teorik ön kabulü ile piyasanın fiili işleyişi arasındaki makas, m. 783 bağlamında süregelen doktriner eleştirilerin temel kaynağıdır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.