Resmi Metin

**III

  • Kimin lehine çekilebileceği**

Madde 785 - (1) Çek; a) “Emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişiye, b) “Emre yazılı değildir” kaydıyla veya buna benzer bir kayıtla belirli bir kişiye, c) Veya hamile, ödenmek üzere çekilebilir. (2) Belirli bir kişi lehine “veya hamiline” kelimelerinin veya b una benzer başka bir ibarenin eklenmesiyle düzenlenen çek, hamiline yazılı çek sayılır. (3) Kimin lehine düzenlendiği gösterilmemiş olan bir çek, hamiline yazılı çek hükmündedir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 785 hükmü, Dördüncü Kitap (Kıymetli Evrak), Üçüncü Bölüm (Çek) ve Birinci Ayırım (Düzenlenme ve Şekil) başlığı altında yer almakta olup, çekin kimin lehine düzenlenebileceğini, yani senedin devir kabiliyeti ve hak sahipliği rejimi bakımından türlerini belirlemektedir [1]. Bir kambiyo senedi türü olan çek, poliçe ve bonoda olduğu gibi kanunen emre yazılı bir kıymetli evraktır [2]. Ancak kanun koyucu, çekin iktisadi işlevini, yani bir ödeme aracı olma niteliğini [3-5] ve tedavül hızını dikkate alarak poliçe ve bonodan daha esnek bir düzenleme sevk etmiş ve çekin "emre", "nama" veya doğrudan "hamiline" yazılı olarak düzenlenebilmesine olanak tanımıştır [1].

TTK m. 785, çekte lehtarın gösterim biçimine göre senedin hukuki niteliğinin nasıl şekilleneceğini ortaya koyar. İlgili madde, sadece lafzi bir tanımlama yapmamakta; aynı zamanda hamiline veya emre yazılı olma iradesinin senet metninden tam anlaşılamadığı durumlara (örneğin lehtar kısmının boş bırakılması veya "veya hamiline" kaydının eklenmesi) ilişkin yasal karineleri düzenleyerek tedavül güvenliğini temin etmektedir [1, 6, 7].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. "Emre Yazılı" Çekler (m. 785/1-a)

Kambiyo senetleri kural olarak kanunen emre yazılı senetlerdir [2, 8]. Çekin belirli bir kişi lehine, "emre yazılı" olduğu belirtilerek veya bu yönde bir kayıt düşülmeksizin (sadece lehtarın adı yazılarak) düzenlenmesi halinde senet emre yazılı çek niteliğini kazanır [1]. TTK sistemi uyarınca bu tür çekler, ciro ve zilyetliğin geçirilmesi yoluyla tedavül eder (TTK m. 788/1) [9]. Kanun koyucu, çekin üzerinde açıkça "emre" kaydı bulunmasa dahi salt belirli bir ismin bulunmasını senedin emre yazılı doğması için yeterli görmüştür.

2.2. "Nama Yazılı" Çekler ve Menfi Emre Kaydı (m. 785/1-b)

Kanunen emre yazılı bir senedin nama yazılı hale dönüştürülmesi mümkündür. TTK m. 785/1-b hükmü, belirli bir kişinin adının yanına "emre yazılı değildir" veya buna benzer bir kayıt (menfi emre kaydı) konulması halinde çekin nama yazılı bir kıymetli evraka dönüşeceğini hüküm altına almıştır [1, 9, 10]. Bu kaydın varlığı, senedin kambiyo senetlerine özgü ciro mekanizması ile devrini engeller. Senedin devri ancak Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen "alacağın temliki" hükümlerine ve zilyetliğin devrine tabi olur [9, 10]. Nama yazılı çeklerde borçlu, temel borç ilişkisinden kaynaklanan kişisel def'ileri (şahsi def'iler), senedi temlik alan üçüncü kişilere karşı da kural olarak ileri sürebilir [11-13].

2.3. "Hamiline Yazılı" Çekler (m. 785/1-c)

Senet üzerinde belirli bir lehtar isminin gösterilmemesi ve açıkça "hamiline" kaydının bulunması durumunda çek, hamiline yazılı olarak doğar [1]. Hamiline yazılı senetlerin en belirgin özelliği, senedin devrinin hiçbir şekli işleme (ciro veya temlik beyanı) gerek kalmaksızın, sadece senedin zilyetliğinin devri ile (teslim yoluyla) gerçekleştirilebilmesidir [14-16]. Bu durum, çeke muazzam bir sirkülasyon hızı kazandırır. Senedi fiilen elinde bulunduran kişi, maddi hak sahibi sayılır ve borçlu kural olarak bu kişinin meşruiyetini araştırmakla yükümlü değildir [16, 17].

2.4. Alternatif Gösterimler ve Kanuni Karineler (m. 785/2 ve m. 785/3)

TTK m. 785/2, senedin üzerinde hem belirli bir şahsın adı hem de "veya hamiline" (ya da buna benzer bir ibare) bulunması halinde, senedin hukuki niteliğinin "hamiline yazılı çek" olacağını öngörmüştür [1].

Daha kritik bir karine ise TTK m. 785/3 hükmünde yer alır: "Kimin lehine düzenlendiği gösterilmemiş olan bir çek, hamiline yazılı çek hükmündedir" [1]. Lehtar hanesi boş bırakılarak senedin tedavüle çıkarılması, uygulamada sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu norm sayesinde lehtar unsuru çek için "mutlak zorunlu bir şekil şartı" olmaktan çıkarılmış, boş bırakıldığı takdirde senedin geçerliliği korunarak doğrudan "hamiline yazılı" çek vasfı kazandırılmıştır [7, 18].

3. Sistematik İlişkiler

  • 5941 Sayılı Çek Kanunu (ÇekK) m. 2 ve TCMB 2010/2 Sayılı Tebliğ: TTK m. 785/3'ün, ÇekK sistemi ile girdiği sistematik ilişki doktrinde geniş bir tartışma zeminidir. Çek Kanunu ve ilgili tebliğ uyarınca, bankaların hamiline çek defterlerini farklı renkte (örneğin kırmızı) ve üzerinde matbu "hamiline" ibaresi bulunacak şekilde ayrı bir hesap türü olarak basması zorunludur [19, 20]. Emre yazılı bir çek yaprağının üzerine lehtarın yazılmaması veya üzerinin çizilerek "hamiline" ibaresinin eklenmesi durumunda, ÇekK açısından idari/cezai sorumluluk (ÇekK m. 7/9) doğar [21-23]. Ancak TTK m. 785/3 hükmü uyarınca, yanlış matbu yaprakta da olsa bu senet, kıymetli evrak hukuku bakımından tamamen "geçerli" bir hamiline çek sonuçlarını doğurur (ÇekK m. 2/9) [21, 24, 25].
  • TTK m. 788: Çekin devir usulünü belirleyen m. 788 hükmü, 785. madde ile doğrudan bağlantılıdır. Madde 785'te nama yazılı olduğu saptanan çek, 788/2 uyarınca alacağın temliki ile; emre yazılı olduğu saptanan çek 788/1 uyarınca ciro ile devredilir [9].
  • Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 183 vd. (Alacağın Devri): TTK m. 785/1-b uyarınca "emre yazılı değildir" kaydı içeren nama yazılı çekin temliki halinde devir, bütünüyle TBK m. 183 ve devamında düzenlenen alacağın temliki rejimine ve def'i sistemine (TBK m. 188) tabi tutulur [10, 26, 27].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay kararlarında, TTK m. 785/3 (eski TTK m. 697/3) hükmünün en çok uygulama alanı bulduğu senaryolar, lehtar isminin eksik, kısaltılmış veya tüzel kişi unvanının hatalı yazıldığı ihtimallerdir.

  • Lehtarın Tam Gösterilmemesi: Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, çekin lehtar kısmında tüzel kişinin ticaret unvanının hukuken tam ve doğru yazılmadığı (örneğin sadece "A Market" gibi bir işletme adının yazılıp unvan türünün belirtilmediği) durumlarda, kimin lehine keşide edildiği tam anlaşılamadığı gerekçesiyle çek geçersiz sayılmaz. Yargıtay, bu senetleri TTK m. 785/3 (eski TTK m. 697/3) uyarınca "kimin lehine düzenlendiği gösterilmemiş" kapsamında değerlendirmekte ve doğrudan hamiline yazılı çek saymaktadır [18, 28].
  • Geçerlilik ve Şekil: Yargıtay (özellikle 12. Hukuk Dairesi), zorunlu unsurlar (keşidecinin imzası, düzenlenme yeri vb.) tamamsa, lehtarın hiç yazılmamış olmasının senedin kambiyo vasfına halel getirmeyeceği, belgenin doğrudan hamiline ödenmesi gerektiği yönünde hüküm kurmaktadır [18, 29, 30].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Emre Yazılı Yaprağa Hamiline Çek Düzenlenmesi): A (tacir), B'ye olan borcuna karşılık olarak bankadan kendi adına tahsis edilmiş lacivert zeminli (tacir/emre yazılı) matbu çek yaprağını kullanır. A, çekin meblağını ve imzasını tamamlar ancak aceleyle lehtar hanesini boş bırakarak senedi B'ye teslim eder. B, senedi C'ye sadece teslim yoluyla (ciro yapmaksızın) devreder. C çeki ibraz ettiğinde banka, matbu yaprağın emre yazılı olduğunu ve lehtarın boş olduğunu öne sürerek ödemeden imtina etmek ister. Hukuki analiz: TTK m. 785/3 gereği, lehtar hanesi boş bırakılan bu senet hukuken geçerli bir "hamiline yazılı çek" hükmündedir [7, 24]. Senedin yanlış renkli veya formatlı matbu kâğıtta düzenlenmesi, TTK sistematiği içinde çekin geçerliliğini etkilemez (ÇekK m. 2/9) [21, 25]. Zilyetliğin teslimi devir için yeterli olduğundan C meşru hamildir [15, 16]. Banka ödemeyi hamiline çek kuralları çerçevesinde yapmakla mükelleftir. Ancak, A hakkında hamiline çek yaprağı kullanmaksızın hamiline çek keşide etmesi nedeniyle ÇekK m. 7/9 kapsamında idari para cezası uygulanması için mercilere ihbarda bulunulabilir [23, 31, 32].

Olay 2 (Menfi Emre Kaydı): X, Y firması ile yaptığı sözleşme gereği ödeme yapmak üzere bir çek düzenler. Ancak X, olası bir ihtilafta şahsi def'ilerini (örneğin malların teslim edilmediği itirazını) senedi devralanlara karşı da kullanabilmek amacıyla, lehtar hanesine "Y Firması - Emre yazılı değildir" kaydını ekler. Y firması bu çeki alacaklısı Z'ye arka yüzünü ciro edip imzalayarak devreder. Z çeki ibraz ettiğinde X, malların ayılıp teslim edilmediği gerekçesiyle ödemeye itiraz eder. Hukuki analiz: TTK m. 785/1-b hükmü gereğince, senet metnine konulan menfi emre kaydı, senedin niteliğini "nama yazılı çek" haline dönüştürmüştür [10]. Nama yazılı senetler ancak TBK'daki "alacağın temliki" hükümlerine göre devredilebilir [9, 10]. Bu nedenle Y'nin yaptığı işlem teknik anlamda ciro niteliğinde değildir, alacağın temliki sonuçlarını doğurur. Alacağın devri rejiminde (TBK m. 188), borçlu (X), temlik edene (Y) karşı sahip olduğu def'ileri devralana (Z) karşı da ileri sürebileceği için, X'in "mal teslim edilmedi" şeklindeki şahsi def'isi Z'ye karşı ileri sürülebilir [11, 12, 27, 33].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Emre yazılı çeklerde, senedi elinde bulunduran kişi (hamil), şekli hak sahipliğini kopuksuz ve düzgün bir ciro silsilesi ile ispat etmek zorundadır (TTK m. 790) [34, 35]. Oysa TTK m. 785/1-c ve m. 785/3 uyarınca hamiline yazılı sayılan çeklerde, salt senedin zilyedi olmak, meşru hak sahibi sayılmak için yeterli bir karinedir [16, 17].
  • Zamanaşımı / Süreler: Lehtarın gösteriliş biçimi (emre, nama, hamiline) senedin ibraz sürelerini değiştirmez. Kanuni ibraz süresi (aynı yerde 10 gün, farklı yerde 1 ay vb.) tüm çek türleri için geçerlidir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Çekin devir şeklinden kaynaklanan ihtilaflar mutlak ticari dava niteliğindedir ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına girer [36, 37].
  • Yaygın uygulama hataları: Yukarıda Olay 1'de de belirtildiği gibi, uygulamada tacirlerin lehtar hanesini boş bırakması, Çek Kanunu'nun kayıt dışı ekonomiyi engelleme amacı taşıyan amir hükümlerini ihlal etmesi yönüyle ağır mali müeyyideler doğurmakta; fakat pek çok tacir bu durumun salt "kambiyo geçerliliğine" etkisini dikkate alarak cezai riski ihmal etmektedir [7, 38, 39].

7. Eleştirel Değerlendirme

Öğretide, TTK m. 785/3 hükmünün yarattığı "hamiline senet karinesi" ile, özel kanun olan 5941 sayılı Çek Kanunu m. 2/6 (hamiline çek defterlerinin ayrı hesap ve biçim şartlarına tabi kılınması) arasındaki gerilim sıklıkla eleştirilmektedir [20, 25, 38]. Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Abuzer Kendigelen ve Şafak Narbay gibi değerli yazarların tartıştığı bu hususta; kanun koyucunun ÇekK ile kara para aklamanın önlenmesi ve kayıt dışı ekonominin önüne geçilmesi amacıyla hamiline çekleri sıkı bir rejime bağlamasına rağmen, TTK m. 785/3'ün (ve dolayısıyla m. 697'nin) varlığı sebebiyle emre yazılı matbu yaprakla fiilen hamiline çek düzenlenmesi engellenememektedir [6, 7, 24, 38]. Prof. Dr. Mehmet Helvacı da konuya ilişkin, vergi ve idari ceza hukuku yaptırımı ile çekin kıymetli evrak hukuku bakımından geçerliliği arasındaki bu paradoksun, uygulamada Çek Kanunu hükümlerini atıl bırakma tehlikesi barındırdığı eleştirisini getirmiştir [38, 40]. Doktrinde bir kısım yazarlar, lehtarın hiç gösterilmemesi (emre yazılı yaprakta) halinin dahi senedi doğrudan hamiline yazılı yapması sonucunun, yeni ÇekK rejimi karşısında de lege ferenda (olması gereken hukuk bakımından) TTK metninde daraltıcı yönde revize edilmesi gerektiğini ifade etmektedirler. Ancak mevcut (de lege lata) düzenleme karşısında, Yargıtay'ın ve doktrin çoğunluğunun çekin geçerliliğini koruma yönündeki yaklaşımı kaçınılmazdır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.