Madde 794
Madde 794 - (1) Çekte yazılı bedelin ödenmesi, kısmen veya tamamen aval ile teminat altına alınabilir. (2) Bu teminat, muhatap hariç olmak üzere üçüncü bir kişi veya çek üzerinde imzası bulunan bir kişi tarafından da verilebilir.
Madde 794
Madde 794 - (1) Çekte yazılı bedelin ödenmesi, kısmen veya tamamen aval ile teminat altına alınabilir. (2) Bu teminat, muhatap hariç olmak üzere üçüncü bir kişi veya çek üzerinde imzası bulunan bir kişi tarafından da verilebilir.
Akademik Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 794. maddesi, kambiyo senetlerinden biri olan çekte "aval" müessesesini düzenlemektedir. Kıymetli evrak hukukunda aval, bir kambiyo senedi borçlusunun (çek bağlamında düzenleyen, ciranta vb.) senet bedelini ödeme borcunun, kural olarak üçüncü bir kişi veya senette halihazırda imzası bulunan bir başka kişi tarafından kambiyo hukukuna özgü, bağımsız bir taahhütle güvence altına alınmasıdır [1-3].
Maddenin birinci fıkrası, çek bedelinin tamamen veya kısmen aval ile teminat altına alınabileceğini hükme bağlayarak, cüz'i (kısmi) avalin geçerliliğini açıkça tanımıştır [4-6]. İkinci fıkra ise, avalin kimler tarafından verilebileceğini belirlerken, çekin hukuki doğası gereği son derece kritik bir istisna getirmiştir: Muhatap (banka) hariç olmak üzere. Bu istisna, poliçeden farklı olarak çekte kabul yasağının (TTK m. 784) zorunlu ve sistematik bir yansımasıdır [7, 8]. Çekin bir ödeme vasıtası olma işlevi, muhatap bankanın çek üzerinde asli veya fer'i bir kambiyo borçlusu sıfatını kazanmasını engellemektedir [9].
Aval, niteliği itibarıyla borçlar hukukundaki kefaletten (TBK m. 581 vd.) derin yapısal farklılıklarla ayrılan, kambiyo senetlerine özgü, soyut ve asli bir teminat taahhüdüdür [10-12]. Avalist, lehine aval verdiği kişinin borcu maddi hukuk bakımından geçersiz olsa dahi (örneğin imzanın sahte olması, ehliyetsizlik vb.), senedin şekil şartlarındaki eksiklikler haricinde kendi sorumluluğundan kurtulamaz (TTK m. 702/2) [13-15]. Çekte avalist, çek yetkili hamile süresi içinde ibraz edildiğinde ve karşılıksız kaldığında, doğrudan ve müteselsilen takip edilebilecek bir müracaat borçlusu haline gelir [16].
TTK m. 794/1 uyarınca aval, çek bedelinin tamamı için verilebileceği gibi belirli bir kısmı (örneğin 100.000 TL bedelli çekin 40.000 TL'si) için de verilebilir [5, 6, 17]. Ancak kısmi avalin geçerli olabilmesi için bu hususun poliçe/çek üzerinde açık ve net bir beyanla (örn. "Avalim 40.000 TL içindir") belirtilmesi şarttır; aksi takdirde yasal karine gereği avalin tüm bedel için verildiği kabul edilir [5, 18].
TTK m. 794/2, muhatabın (çekte daima banka olmak zorundadır, TTK m. 782) aval vermesini kesin olarak yasaklamıştır [6, 8]. Poliçede muhatap poliçeyi kabul edip asıl borçlu sıfatını kazanabilirken veya muhatap sıfatıyla aval verebilirken, çekte bu durum mümkün değildir. Doktrinde Reha Poroy ve Ünal Tekinalp'in de haklı olarak vurguladığı üzere, bankanın çekin borçlusu konumuna girmesi, çekin banknot (para) benzeri bir nitelik kazanmasına ve devletin para emisyonu tekeline tecavüz edilmesine yol açabileceği endişesiyle kanun koyucu tarafından engellenmiştir [19]. Muhatap banka, kendi üzerine çekilmiş bir çeke aval veremez; verirse bu kayıt TTK m. 784 (kabul yasağı) ve 794 gereği yazılmamış sayılır [7, 9]. (Ancak muhatap banka dışındaki başka bir banka çeke avalist olarak katılabilir [8]).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve bilhassa 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kambiyo senetlerinde (çek, bono, poliçe) "aval" ile "kefalet" kesin çizgilerle birbirinden ayrılmıştır.
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): X A.Ş. (Düzenleyen), tedarikçisi Y Ltd. Şti.'ne (Lehtar) mal alımı karşılığında 500.000 TL bedelli bir çek keşide etmiştir. Çekin güvenilirliğini artırmak amacıyla, X A.Ş.'nin hakim ortağı (A) gerçek kişisi, çekin ön yüzüne sadece imzasını atmış; ayrıca "Aval içindir" veya benzeri bir ibare yazmamıştır. Çek, Y Ltd. Şti. tarafından süresi içinde muhatap Z Bankası'na ibraz edildiğinde "karşılıksızdır" işlemi görmüştür. X A.Ş.'nin iflas aşamasında olması sebebiyle hamil, doğrudan (A)'ya başvurmuştur. (A), asıl borçlu X A.Ş.'ye başvurulmadan kendisine gelinemeyeceğini ve kefalet için eşinin rızası alınmadığını (TBK m. 584) savunmaktadır. Hukuki Analiz: TTK m. 818/1-f atfıyla uygulanan m. 701/3 gereği, çekin ön yüzüne atılan her imza (düzenleyenin imzası hariç) aval hükmündedir [18]. Kimin için verildiği belirtilmediğinden aval düzenleyen X A.Ş. lehine verilmiş sayılır (m. 701/4) [37, 38]. Aval, kefalet gibi tartışma def'ine (önce asıl borçluya başvurulması zorunluluğuna) imkân tanımaz; hamil doğrudan (A)'yı müteselsil borçlu olarak takip edebilir [39]. Ayrıca Yargıtay içtihatları gereği, avalde TBK m. 603 uyarınca eşin rızası aranmadığından (A)'nın bu yöndeki itirazı icra mahkemesince reddedilecektir [27, 28].
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): (K), (L)'ye olan borcuna karşılık muhatabı (M) Bankası olan bir çek düzenlemiştir. (L), çekin vadesinde ödenmeyeceğinden endişe duyarak, muhatap (M) Bankası'nın şube müdürü ile görüşmüş ve bankanın çeke "kefil" veya "avalist" olarak imza atmasını talep etmiştir. Şube müdürü, çekin ön yüzüne banka kaşesini basarak "Avalist sıfatıyla ödenmesi garanti edilmiştir" yazıp imzalamıştır. Çek karşılıksız çıktığında (L), avalist sıfatıyla (M) Bankası'na müracaat etmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 794/2 uyarınca muhatap bankanın çeke aval vermesi kesin olarak yasaklanmıştır [6, 8]. Bu husus, TTK m. 784'teki "çekte kabul yasağı"nın mutlak bir sonucudur [7, 8]. Muhatap banka tarafından yazılan bu aval şerhi, kanunun emredici hükmü karşısında "yazılmamış sayılır" [9, 23]. Dolayısıyla (L), aval hükümlerine dayanarak muhatap (M) Bankası'nı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip edemez. (Banka ile lehtar arasındaki ilişkinin genel hükümler uyarınca bir garanti sözleşmesi sayılıp sayılamayacağı doktrinde ayrı bir tartışma konusu olmakla beraber, çek hukuku zemininde bu aval batıldır).
Doktrinde Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar, Reha Poroy ve Ünal Tekinalp gibi kıymetli evrak hukuku otoriteleri, TTK m. 794'ün yapısını tartışırken özellikle muhatabın aval verme yasağına ve TBK m. 603'ün aval müessesesine uygulanabilirliği sorunlarına eğilmişlerdir.
Poroy ve Tekinalp, çekte muhatabın aval vermesinin yasaklanmasını, bankanın çekte asli bir borçlu konumuna gelerek çeki fiilen bir banknota dönüştürmesinin engellenmesi gayesine bağlamaktadır [19]. Buna karşılık, piyasanın güvenli ödeme vasıtası ihtiyacını karşılamak üzere doğan "teyitli çek" veya "garantili çek" (çek kartı) uygulamaları, kanundaki bu yasağın etrafından dolanan, Borçlar Hukuku temelli garanti sözleşmeleri olarak doktrinde kabul görmüştür [47-49].
Diğer temel tartışma, tüketici işlemleri bağlamında ve TBK m. 603 özelinde yaşanmıştır. Mehmet Bahtiyar ve İsmail Kırca gibi yazarlar, kambiyo hukukunun soyutluk ve mücerretlik vasfı ile tedavül güvenliği ilkesi gereğince, kefaletin şekline ve eşin rızasına dair kuralların avalde kesinlikle uygulanamayacağını savunmuşlardır [34, 50]. Kanun koyucunun TBK m. 603 hükmünü geniş tutması lafzi olarak avali de içine alır gibi görünse de, teleolojik (amaçsal) yorumla, kıymetli evrakta işlem güvenliği ağır basmış ve Yargıtay içtihatları da bu doğrultuda şekillenerek eş rızası şartını devre dışı bırakmıştır [27, 28, 51]. Doktrin ve Yargıtay arasındaki bu senkronizasyon, ticari hayatın akışını tıkayabilecek büyük bir kaosu önlemiş olmakla birlikte, kanun koyucunun ileriki reformlarda TBK m. 603'e, "kambiyo senetlerine özgü teminatlar hariçtir" şeklinde bir fıkra eklemesi hukuki belirlilik (belirlilik) ilkesi açısından isabetli olacaktır.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.