**II
- Muacceliyet**
Madde 795 - (1) Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. (2) Düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan çek, ibraz günü ödenir.
**II
Madde 795 - (1) Çek görüldüğünde ödenir. Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir. (2) Düzenlenme günü olarak gösterilen günden önce ödenmek için ibraz olunan çek, ibraz günü ödenir.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 795. maddesi, kambiyo senetleri hukukunda çekin hukuki niteliğini tayin eden ve onu poliçe ile bonodan ayıran en temel prensibi, "ödeme aracı olma" vasfını düzenlemektedir. Kıta Avrupası hukuk sistemi ve Cenevre Tekdüze Çek Kanunu (m. 28) esas alınarak ihdas edilen bu madde [1], [2], [3], çekin bir kredi aracı (kredi vasıtası) olmadığını, aslen bir ödeme (tediye) aracı olduğunu yasal güvence altına almaktadır [4], [5].
Maddenin birinci fıkrası, çekin "görüldüğünde ödeneceğini" emredici bir dille ifade ederek çekte vadeyi kesin bir biçimde yasaklamış; buna aykırı konulacak her türlü kayıt ve şartın, senedin çek vasfını etkilemeden "yazılmamış hükmünde" sayılacağını hükme bağlamıştır [6], [7], [8], [9]. İkinci fıkra ise, uygulamada sıklıkla karşılaşılan "ileri keşide tarihli (post-dated) çek" kurumunu ele alarak, çekin üzerinde yazılı düzenlenme tarihinden önce muhatap bankaya ibrazı halinde dahi ibraz günü ödeneceği kuralını (erken ibraz) getirmekte ve böylece senedin ödeme aracı olma niteliğine mutlak bir üstünlük tanımaktadır [10], [11], [12], [13], [14].
Ancak belirtmek gerekir ki, TTK m. 795 hükmünün ortaya koyduğu bu salt ödeme aracı işlevi, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 3. maddesinin 8. fıkrası ve Geçici 3. maddesinin 5. fıkrası gibi özel kanun hükümleriyle uygulamada ciddi şekilde sekteye uğratılmış ve adeta çekin bir "kredi aracı" olarak kullanılması yasallaştırılmıştır [15], [16], [17], [18], [19].
TTK m. 795/1 gereğince çek görüldüğünde ödenir. Bonoda ve poliçede karşılaştığımız "belirli bir günde", "düzenlenme gününden belirli bir süre sonra" veya "görüldükten belirli bir süre sonra" gibi vade türleri çekte bulunmaz [6], [20]. Maddenin kenar başlığında yer alan "muacceliyet" kavramı da bu durumu işaret eder [6], [21]. Çek, kanuni ibraz süreleri içerisinde muhatap bankaya ibraz edildiği anda alacak hukuken ve fiilen muaccel hâle gelir [21], [22].
Madde, "Buna aykırı herhangi bir kayıt yazılmamış hükmündedir" ifadesi ile senet üzerine konulan vade kayıtlarını yaptırıma bağlamıştır. Çek üzerinde yazılacak “... gününde geçerlidir”, “... tarihinden önce ibraz edilemez” veya açık bir vade tarihi gibi kayıtlar, TTK m. 795/1 uyarınca yazılmamış (yok) sayılır [23], [8]. Bu yaptırım, geçersizliğin sadece vade kaydına sirayet etmesi anlamına gelir; senedin çek olma geçerliliği (vasfı) bu durumdan etkilenmez [7], [8].
TTK m. 795/2, çeke gerçekte düzenlendiği günden daha ileri bir tarihin atılması durumunu (ileri tarihli çek) zımnen geçerli kabul etmiş ve yasal bir zemine oturtmuştur [11], [24], [25]. Ancak yasa koyucu, çekin vade aracı olarak kullanılmasını engellemek saikiyle, söz konusu senedin üzerinde yazan tarihten önce ibraz edilmesi hâlinde de ödenmesi gerektiğini (erken ibraz) emretmiştir [26], [13]. Hükümde yer alan "ödenir" ibaresi, doktrinde Tekinalp, Bahtiyar ve Kendigelen tarafından; muhatap bankanın karşılığı bulunması hâlinde, ödemeyi iradesine bırakmaksızın mutlaka ödeme yapması zorunluluğu şeklinde açıklanmıştır [1], [27], [3], [28].
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik içtihatlarında, TTK m. 795/1 (eTTK m. 707) kapsamında çekte teknik anlamda bir vade olamayacağı hususu vurgulanmakla birlikte, ticari hayatın bir gerçeği olan "ileri tarihli çek" uygulaması geçerli kabul edilmektedir [43], [44], [45].
Yargıtay, gerçek ihdas (tedavüle çıkarılma) tarihinin ibraz süresi hesabında bir başlangıç olamayacağını, çekin geçerliliği ve ibraz sürelerinin hesaplanması bakımından senet üzerinde yazılı bulunan keşide (düzenlenme) tarihinin esas alınacağını açıkça hükme bağlamıştır [46], [47], [44], [48]. Yine Yargıtay (örneğin 11. HD. T. 07.05.1981, E. 1850 K. 2241 kararı); çeklerde "görüldüğünde ödenir" kuralının emredici olduğunu, bu sebeple senet üzerindeki "... tarihinden önce tahsil edilemez" vb. vade doğuran ilave kayıtların yazılmamış sayılacağını içtihat etmiştir [23], [8], [49].
Olay 1: Bir ticari mal alım satımı neticesinde alıcı (keşideci), satıcıya (lehtar) düzenlenme tarihi 15.11.2025 olan bir çek teslim etmiş; ancak senet metninin üst kısmına el yazısı ile "İşbu çek, 30.12.2025 tarihinden önce bankaya ibraz edilemez" kaydını düşmüş ve paraflamıştır. Hukuki analiz: TTK m. 795/1 hükmünün amir düzenlemesi gereği, çek görüldüğünde ödenir. Düzenleyenin senede koyduğu "30.12.2025 tarihinden önce ibraz edilemez" kaydı, ödeme aracı olan çeke vade (kredi fonksiyonu) bağlama amacını taşıdığından doğrudan "yazılmamış hükmünde" kabul edilir [7], [8], [50]. Çekin geçerliliği bu geçersiz kayıttan etkilenmeyeceği için, senet kambiyo senedi vasfını korur.
Olay 2: Tedarikçi firma yetkilisi, elindeki düzenlenme tarihi "20.10.2026" olan bir çeki, henüz bu tarih gelmeden (örneğin 05.08.2026 tarihinde) nakit ihtiyacı sebebiyle muhatap bankaya ibraz etmiş ve karşılığının ödenmesini ya da karşılıksızlık şerhi vurulmasını talep etmiştir. Hukuki analiz: Salt TTK m. 795/2 lafzına bakıldığında erken ibraz geçerlidir ve ibraz günü ödenmesi yahut karşılıksızlık işlemlerinin tesisi gerekir [10], [26], [13]. Ancak, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun ardışık yasal değişikliklerle uzatılan Geçici 3. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, ileri tarihli çeklerin üzerinde yazan tarihten önce ibrazı hukuken geçersiz sayılmıştır [34], [35], [36], [51], [38], [52]. Bu nedenle muhatap banka ödeme yapmaktan kaçınacak, karşılıksız işlemi de tesis edemeyecek ve bu erken ibraz kambiyo takibine mesnet oluşturamayacaktır [33], [41], [53].
Türk ticaret hukuku doktrininde TTK m. 795/2 ile Çek Kanunu'nun ilgili maddeleri (m. 3/8 ve Geçici m. 3/5) arasındaki sistematik uyumsuzluk ağır şekilde eleştirilmektedir [15], [16], [58], [59], [60], [61].
Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen ve Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler; "erken ibraz yasağının" (ve erken ibraz hâlinde hukuki/cezai takip yapılmasını engelleyen düzenlemelerin) senedi bir "ödeme aracı" olmaktan çıkarıp bonoya benzer bir "kredi aracına" dönüştürdüğünü ısrarla ifade etmişlerdir [62], [63], [64], [59], [65], [66]. Bilhassa Cenevre Tekdüze Çek Kanunu ile oluşturulan uluslararası yeknesak hukuktan ve mehaz İsviçre Hukukundan sapılması sonucunu doğuran [15], [67], [2], [65] bu torba yasa müdahaleleri, çekin hukuki doğasını (ratio legis) zedelemekte, hamil aleyhine ancak keşideci lehine adaletsiz bir denge yaratmaktadır [68], [59]. Doktrinde hâkim olan görüş, ödeme aracı olan çekin temel işlevine dönebilmesi için 5941 sayılı Çek Kanunu m. 3/8 ile Geçici m. 3/5'in ilk fırsatta yürürlükten kaldırılarak TTK m. 795/2 düzeninin amasız fakatsız işlemesine izin verilmesidir [69], [70], [60].
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.