Resmi Metin

**III

  • Ödeme için ibraz
  1. Genel olarak**

Madde 796 - (1) Bir çek, düzenlendiği yerde ödenecekse on gün; düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse bir ay içinde muhataba ibraz edilmelidir. (2) Ödeneceği ülkeden başka bir ülkede düzenlenen çek, düzenlenme yeri ile ödeme yeri aynı kıtada ise bir ay ve ayrı kıtalarda ise üç ay içinde muhataba ibraz edilmelidir. Bu bakımdan, bir Avrupa ülkesinde düzenlenip de Akdenize sahili bulunan bir ülkede ödenecek olan ve aynı ş ekilde Akdenize sahili olan bir ülkede düzenlenip bir Avrupa ülkesinde ödenmesi gereken çekler aynı kıtada düzenlenmiş ve ödenmesi şart kılınmış sayılır. (3) Birinci ve ikinci fıkralarda yazılı süreler, çekte yazılı olan düzenlenme tarihinin ertesi günü ba şlar.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Kıymetli Evrak Hukuku kitabında düzenlenen çek, kanuni tanımı ve fonksiyonu itibarıyla bir ödeme aracıdır [1], [2]. Kanun koyucu, poliçe ve bononun aksine çeki bir kredi aracı olarak tasarlamamış; TTK m. 795/1 hükmünde çekin "görüldüğünde ödeneceği" kuralını emredici bir şekilde vazetmiştir [3], [4]. Çekin bu temel niteliğinin bir sonucu olarak, senet üzerinde yer alan alacağın muhatap bankadan derhal tahsil edilebilmesi ve ciro zincirindeki belirsizliklerin uzun süre devam etmemesi amacıyla ödeme için ibraz aşaması kısa ve kesin sürelere bağlanmıştır [5], [6].

TTK m. 796 hükmü, çekin yasal ibraz sürelerini düzenleyerek coğrafi mesafelere göre üçlü bir ayrıma gitmiştir:

  1. Düzenlenme ve ödeme yeri aynı olan çekler için 10 gün,
  2. Düzenlenme ve ödeme yeri farklı olan (ancak aynı ülke sınırları içindeki) çekler için 1 ay,
  3. Düzenlenme ve ödeme yeri farklı kıtalarda yer alan ülkelerde bulunan çekler için (istisnalar saklı kalmak kaydıyla) 3 ay [7], [8], [9].

Bu süreler, emredici nitelikteki hak düşürücü süreler olup, süresi içinde usulüne uygun bir ibraz yapılmaması, hamilin müracaat borçlularına (cirantalar ve düzenleyene) karşı sahip olduğu başvuru haklarını kaybetmesine neden olur [10], [11]. Kanun koyucu, ibraz sürelerini belirlerken hem ticari hayatın hızını hem de hamil ile muhatap banka arasındaki fiziki veya teknik engelleri gözetmiş; Avrupa ülkeleri ve Akdeniz'e kıyısı olan ülkeleri hukuki bir kurgu (fiksiyon) ile "aynı kıta" kabul ederek bu ülkeler arasında dolaşan çekler için süreyi 1 ay olarak sabitlemiştir [7], [9].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İbraz Kavramı ve Hukuki İşlevi

İbraz, çekin yetkili hamil veya vekili tarafından muhatap bankaya ödeme talebiyle fiziken veya teknik imkanlar (takas odası vb.) aracılığıyla sunulmasıdır [12], [13]. Çekte ibraz, alacağın muacceliyet kazanması ve muhatap nezdindeki karşılığın tahsili için zorunlu bir işlemdir. İbraz, yalnızca muhatap bankaya yapılabilir; zira çekte asıl borçlu kavramı (poliçedeki kabul eden muhatap gibi) bulunmadığından, bankanın ödeme yükümlülüğü çekin usulüne uygun ibrazına ve hesapta karşılık bulunmasına bağlıdır [11]. TTK m. 798 uyarınca çekin bir takas odasına (Türkiye'de Bankalararası Takas Odası Merkezi) ibrazı da ödeme için ibraz yerine geçer ve yasal süreyi keser [13], [14].

2.2. "Aynı Yer" ve "Başka Yer" Kavramları

İbraz süresinin 10 gün veya 1 ay olarak belirlenmesinde "yer" kavramının tespiti hayati önem taşır [15]. Öğretide ve Yargıtay içtihatlarında "yer" kavramından kastedilenin, idari teşkilatlanmadaki il veya ilçe sınırları olduğu kabul edilmektedir [16], [17]. Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde kalan ilçeler, büyükşehir bütünlüğü dikkate alınarak kural olarak "aynı yer" sayılmaktadır [18], [17]. Örneğin, düzenleme yeri Kadıköy/İstanbul, ödeme yeri Şişli/İstanbul olan bir çek için ibraz süresi 10 gündür [18]. Ancak Büyükşehir Belediyesi statüsünde olmayan illerde, il merkezi ile ilçeler veya iki farklı ilçe "başka yer" sayılarak ibraz süresi 1 ay olarak kabul edilir [18], [17]. Çekte ödeme yeri açıkça gösterilmemişse, muhatabın ticaret unvanı yanında yazılı olan yer veya muhatabın merkezinin bulunduğu yer ödeme yeri sayılır (TTK m. 781/2) [19], [20].

2.3. İbraz Süresinin Başlangıç Anı ve Sürenin Hesaplanması (TTK m. 796/3)

Sürecin hesaplanmasında TTK m. 796/3 hükmü, mülga 6762 sayılı eTK dönemindeki doktrinel tartışmalara son vermiştir. Eski Kanun m. 708 ve 729 arasındaki çelişkili düzenlemeler sebebiyle sürenin düzenleme gününden mi, yoksa ertesi günden mi başlayacağı ihtilaflı iken, mevcut yasa açıkça "birinci ve ikinci fıkralarda yazılı süreler, çekte yazılı olan düzenlenme tarihinin ertesi günü başlar" demek suretiyle tartışmayı sonlandırmıştır [21], [22], [23]. Süreler hesap edilirken iş günü değil, takvim günü esastır; ancak sürenin son gününün resmi tatil gününe denk gelmesi hâlinde ibraz süresi, tatili izleyen ilk iş gününün mesai bitimine kadar uzar (TTK m. 816/2) [24], [25], [26].

2.4. İleri Tarihli (Post-Dated) Çek ve İbraz Süresine Etkisi

Kambiyo hukuku teorisinde çekte vade bulunmamasına rağmen, Türk ticari hayatında düzenlenme tarihinin senedin fiilen düzenlendiği günden çok daha ileri bir tarih olarak yazılması sıklıkla karşılaşılan bir durumdur [5], [27], [28]. Çek Kanunu Geçici Madde 3/5 uyarınca "üzerinde yazılı düzenlenme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazının geçersiz olması" yönündeki hüküm [29], [30], [31], fiilen bir "vade" yaratmıştır. TTK m. 796/3 uyarınca ibraz süresi daima çekte yazılı olan düzenlenme tarihinin ertesi günü başlayacağından, hamil istese de ibraz süresinin işlemesini çek üzerinde yazılı tarihe kadar ertelemek durumunda bırakılmış; böylelikle ibraz süresi yapay olarak uzatılmıştır [32], [33], [34].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 795 (Muacceliyet): "Çek görüldüğünde ödenir" kuralının tamamlayıcısı TTK m. 796'dır. Çek, görüldüğünde ödenmekle birlikte sonsuza kadar elde tutulamaz; hukuki kesinlik için m. 796'daki sürelerde ibraz edilmelidir [1], [4], [5].
  • TTK m. 808 (Başvurma Hakkı): Çek TTK m. 796 uyarınca süresi içinde ibraz edilmezse, hamilin müracaat borçlularına (cirantalar ve düzenleyen) karşı başvurma hakkı düşer [10], [35].
  • TTK m. 814 (Zamanaşımı): Çekteki 3 yıllık zamanaşımı süresi, çekin fiili ibraz tarihinden değil, TTK m. 796'da belirlenen yasal ibraz süresinin bittiği tarihten itibaren işlemeye başlar [36], [37], [38], [39].
  • Çek Kanunu m. 3 ve m. 5: Bir çekin kısmen veya tamamen karşılıksız kalması sebebiyle kambiyo takibi yapılabilmesi, hamilin Çek Kanunu m. 3/3'teki yasal teminatı talep edebilmesi veya karşılıksız çek keşide etme suçu (ÇekK m. 5) sebebiyle idari/cezai yaptırımların uygulanabilmesi için, çekin mutlak surette TTK m. 796'ya göre hesaplanan "kanuni ibraz süresi içinde" muhatap bankaya ibraz edilmiş olması gerekir [40], [41], [42], [43].
  • TTK m. 799 (Çekten Cayma): Düzenleyen, ancak TTK m. 796'da belirtilen ibraz süresi geçtikten sonra çekten cayabilir (ödemeden men talimatı verebilir). İbraz süresi dolmadan yapılan cayma bildirimleri kural olarak hukuki sonuç doğurmaz [10], [44], [45].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre, ibraz süreleri kamu düzenindendir ve re'sen (doğrudan) gözetilir [46]. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin kararlarında istikrarla vurgulanan temel prensip şudur: Süresinde muhatap bankaya ibraz edilmeyen veya ibraz edildiği, banka kaşesi ve tarihi ile usulüne uygun şekilde belgelendirilemeyen senede dayanılarak çeklerin kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe konu edilmesi mümkün değildir [47], [48].

Zamanaşımının hesabında Yargıtay; sürenin çek üzerinde yer alan gerçek dışı veya imkânsız tarihe göre değil, sadece yazılı tarihe göre belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir [49]. Eğer senedin üzerinde çift tarih (iki ayrı düzenlenme tarihi) varsa çek geçersiz (adi havale) sayılmaktadır [50], [51]. Ayrıca zamanaşımı süresi, ibraz süresi bitiminden itibaren başlatıldığından, Yargıtay ibraz tarihinin ibraz süresinden önce veya ibraz süresi içinde olmasının zamanaşımı süresinin başlangıç tarihini (ibraz süresinin son günü) öne çekmeyeceğini vurgulamaktadır [52], [53].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): İstanbul merkezli (X) A.Ş., ticari ilişkisi sebebiyle (Y) Ltd. Şti.'ne 15.09.2023 düzenleme tarihli, "Kadıköy/İstanbul" ödeme yerli, "Şişli/İstanbul" düzenlenme yerli bir çek keşide edip teslim etmiştir. (Y) şirketi bu çeki 28.09.2023 tarihinde muhatap bankanın Beşiktaş şubesine ibraz etmiştir. Hukuki Analiz: Çek, düzenlenme ve ödeme yeri aynı il (Büyükşehir Belediyesi) sınırları içinde olduğu için TTK m. 796/1 uyarınca 10 günlük ibraz süresine tabidir. İbraz süresi, düzenleme tarihinin ertesi günü (16.09.2023) başlar ve 25.09.2023 mesai bitiminde sona erer [7], [54]. Hamil (Y) şirketi çeki süresi geçtikten sonra (28.09.2023) ibraz ettiği için, muhatap banka ödeme yapmaktan kaçınabilir, karşılıksız işlemi yapılamaz, cirantalara ve düzenleyene karşı müracaat hakkı düşer [44]. Çek, kambiyo senedi vasfını kaybetmez ancak müracaat hakları bakımından etkisizleşir [55].

Olay 2 (kurmaca senaryo): İzmir'de mukim (A), Ankara'daki bir banka şubesi üzerine 20.04.2024 düzenleme tarihli çek keşide etmiştir. (A)'nın alacaklısı olan (B), senedi 15.05.2024 tarihinde bankaya sunmuş ancak hesapta yeterli bakiye olmaması sebebiyle çekin arkasına karşılıksızdır şerhi işletmiştir. Hukuki Analiz: Düzenleme yeri (İzmir) ile ödeme yeri (Ankara) farklı yerler olduğundan TTK m. 796/1 uyarınca ibraz süresi 1 aydır [7], [8]. 1 aylık süre, düzenlenme tarihinin ertesi günü olan 21.04.2024'te başlar ve 20.05.2024 tarihinde sona erer [34]. Hamil (B), ibraz işlemini 15.05.2024'te yaparak kanuni ibraz süresi içindeki yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirmiştir. Çek için "karşılıksızdır" işlemi yapıldığından (B), Çek Kanunu'nun getirdiği hukuki ve cezai yollara başvurma ile müracaat borçlularını takip etme yetkisini kazanmıştır [56], [42].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Çekin kanuni ibraz süresi içinde bankaya ibraz edildiğini ispat yükü hamile aittir [57]. Hamil bu ispatı, çekin arka yüzüne muhatap banka tarafından vurulmuş ve tarih atılmış bir ödememe beyanı (karşılıksızdır şerhi) veya takas odası beyanı ile yerine getirmelidir (TTK m. 808). Sadece tanıkla ispat mümkün değildir [47].
  • Zamanaşımı / Süreler: İbraz süresi (10 gün, 1 ay veya 3 ay) tamamlandıktan sonra kambiyo senetlerine özgü 3 yıllık zamanaşımı süresi işlemeye başlar (TTK m. 814) [36], [37]. Başlangıcın ibraz süresinin "bitimi" olduğunun gözden kaçırılması sık karşılaşılan bir uygulama hatasıdır [58].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Çekin yasal ibraz süresinde ibraz edilmemesi sonucu kambiyo takibi yapılması halinde, İcra Mahkemesi borçlunun şikâyeti üzerine takibin iptaline karar verir [59], [60]. Temel ilişkiye dayalı alacak veya TTK m. 732 (TTK 818 atfıyla) kapsamında sebepsiz zenginleşme davalarında görevli mahkeme kural olarak Asliye Ticaret Mahkemesidir [61].
  • Yaygın uygulama hataları: Büyükşehir belediyesi statüsündeki illerin farklı ilçelerinin "başka yer" zannedilerek ibraz süresinin hatalı olarak 1 ay hesaplanması [18], veya sürenin ertesi gün yerine düzenleme gününden başlatılarak sürelerin yanlış sayılmasıdır [34], [22].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 796/3'teki "ertesi günü başlar" düzenlemesi yoğun şekilde tartışılmış ve eleştirilmiştir. Ömer Teoman, eTK 708'in uygulanmasında keşide gününün süre hesabına dâhil edilmesi gerektiğini, aksi hâlin ödeme aracı olan çeki kredi aracına dönüştüreceğini savunmuştur [22]. Mehmet Bahtiyar ve Abuzer Kendigelen de ibraz süresinin düzenlenme gününden bir gün sonra başlatılmasının, çek borçlusuna gereksiz bir ek gün kazandırdığını ve bunun çekin "ödeme aracı" olma temel fonksiyonuyla bağdaşmadığını, ibraz süresinin fiilen bir gün uzatılmasının hiçbir pratik hukuki yararı olmadığını ifade etmektedirler [62], [54].

Bir diğer eleştiri konusu, "yer" kavramına atfedilen hukuki sonuçların, günümüz coğrafi ve teknolojik koşullarında işlevini yitirmiş olmasıdır. Elektronik Takas Odası sisteminin aktif olduğu, bankacılık verilerinin anlık olarak senkronize edildiği bir çağda, bir ilçe ile diğer ilçe yahut iki komşu il arasındaki 10 gün ile 1 ay arasındaki farkın rasyonel bir temeli kalmamıştır [63], [64]. Kaldı ki Şafak Narbay'ın da haklı olarak ifade ettiği üzere, büyükşehir belediyelerindeki genişleme, 10 günlük sürenin ölçüsüz biçimde çok uzak mesafelerde uygulanmasına, 1 aylık sürenin ise komşu iller arasında (örn. Kocaeli-Düzce) gereksiz bir uzamaya yol açmasına sebebiyet vermektedir [15], [63].

Ayrıca, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun (ve 6273 sayılı Yasa gibi değişikliklerin) geçici maddeleriyle ileri tarihli çeklerin ibrazının kanunen yasaklanması/geçersiz sayılması, TTK m. 795 ve m. 796'nın yapısal zeminini zedelemiştir [29], [30], [65]. Çeki fiilen bir kredi (vade) aracına dönüştüren bu lokal düzenlemeler, Cenevre Yeknesak Çek Kanunu Anlaşması’nın (mehaz hukuk) benimsediği "ödeme aracı" ruhuna bütünüyle aykırı düşmekte [66], [67], ibraz süreleri ile ilgili hukuki rejimi sistematik bir kaosa sürüklemektedir [6], [68].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.