Resmi Metin

B) Çekin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesi


Madde 813 - (1) Hamiline yazılı çekler hariç olmak üzere; bir ülkede düzenlenip de diğer bir ülkede veya aynı ülkenin denizaşırı bir kısmında ödenmesi şart olan ve aksine, bir ülkenin denizaşırı bir kısmında düzenlenip o ülkede ödenmesi şart olan ya da aynı ülkenin denizaşırı olan aynı kısmında yahut çeşitli kısımlarında düzenlenip ödenmesi şart olan he r çek, birbirinin aynı olarak çeşitli nüshalar hâlinde düzenlenebilir. Bu nüshalar senet metninde teselsül eden sıra numaraları ile gösterilir. Aksi takdirde her nüsha ayrı bir çek sayılır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) dördüncü kitabında yer alan "Kıymetli Evrak" hukuku kapsamında, çekin poliçe ve bonodan ayrılan en belirgin özelliklerinden biri ödeme aracı olmasıdır. TTK m. 813, "Çekin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesi" başlığı altında, istisnai bir durumu, yani çekin uluslararası dolaşımındaki fiziki riskleri bertaraf etmeye yönelik nüshalandırma kurumunu düzenlemektedir [1, 2].

Kambiyo senetlerinde kural, hakkın senede sıkı sıkıya bağlı olması ve senet metninin tekliği ilkesidir. Poliçelerde birden fazla nüsha düzenlenmesi (TTK m. 743 vd.) daha genel bir kural olarak yer alırken, kanun koyucu çekin bir ödeme aracı olma vasfını ve tedavül süratini dikkate alarak, çekte nüsha düzenlenmesini oldukça dar ve coğrafi bir takım katı şartlara bağlamıştır [3, 4]. Madde hükmü, Cenevre Yeknesak Çek Kanunu'nun (CYK) ilgili hükümlerinin Türk hukukuna yansımasıdır.

Maddenin amacı; özellikle posta veya kargo yoluyla uzak mesafelere, denizaşırı ülkelere gönderilen çeklerin zıyaa uğraması (kaybolması, çalınması, yıpranması) riskine karşı lehtar ve hamili korumaktır. Bir nüsha kaybolsa dahi, diğer nüshanın muhatap bankaya ibrazı ile ödeme elde edilebilecek ve ticari hayatın kesintiye uğraması engellenecektir [5]. Ancak modern bankacılık sistemleri, elektronik fon transferleri ve SWIFT gibi uygulamaların gelişmesiyle, TTK m. 813'ün pratik uygulama alanı günümüzde oldukça daralmış olmakla birlikte, kambiyo hukukunun dogmatik yapısı içinde taşıdığı teorik önem halen güncelliğini korumaktadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Hamiline Yazılı Çekler İstisnası

Maddenin girişinde yer alan "Hamiline yazılı çekler hariç olmak üzere" ibaresi son derece kritik bir hukuki sınırlamadır. Türk Ticaret Kanunu m. 785 uyarınca çekler emre, nama veya hamiline yazılı olarak düzenlenebilir [6]. Hamiline yazılı çekler, senedin zilyetliğinin devri ile tedavül ederler. Eğer hamiline yazılı bir çekin birden fazla nüshası olsaydı, her bir nüsha zilyetlik devri yoluyla farklı kişilerin eline geçebilirdi. Bu durum, piyasada aynı alacak hakkı için birbirinden bağımsız ve meşru görünen birden fazla talep hakkı sahibinin (hamilin) ortaya çıkmasına neden olarak ticari güveni temelinden sarsardı. Reha Poroy ve Ünal Tekinalp'in de eserlerinde vurguladığı üzere, hamiline yazılı senetlerin teşhis fonksiyonu salt zilyetlik üzerine kuruludur; bu nedenle nüshalandırma, hamiline senetlerin hukuki doğası ile ontolojik bir çelişki yaratır.

2.2. Coğrafi ve Sınır Aşan İşlem Şartı (Milletlerarası Nitelik)

Poliçenin aksine, yurt içi (dahili) çeklerde birden fazla nüsha düzenlenmesi yasaklanmıştır. TTK m. 813, nüsha düzenlenebilmesi için açıkça sınır aşan veya denizaşırı bir unsur aramıştır [1]:

  • Bir ülkede düzenlenip diğer bir ülkede ödenmesi şart olan,
  • Aynı ülkenin denizaşırı bir kısmında ödenmesi şart olan,
  • Bir ülkenin denizaşırı kısmında düzenlenip o ülkede ödenmesi şart olan,
  • Aynı ülkenin çeşitli denizaşırı kısımları arasında düzenlenip ödenmesi şart olan çekler çeşitli nüshalar halinde düzenlenebilir. Bu koşulları taşımayan, örneğin İstanbul'da düzenlenip Ankara'da ödenecek (muhatap bankası Ankara olan) bir çekte nüsha düzenlenemez.
2.3. Teselsül Eden Sıra Numaraları

Kanun koyucu, nüshaların birbirinin tekrarı olduğunu ve tek bir alacak hakkını (kambiyo taahhüdünü) temsil ettiğini göstermek adına, senet metninde açıkça teselsül eden (ardışık) sıra numaralarının bulunmasını emretmiştir ("Birinci nüsha", "İkinci nüsha" vb.) [1, 2, 7].

TTK m. 813/1'in son cümlesindeki yaptırım son derece ağırdır: "Aksi takdirde her nüsha ayrı bir çek sayılır." Doktrinde Mehmet Bahtiyar ve Sabih Arkan gibi yazarların sıklıkla işaret ettiği üzere, teselsül numaralarının senet metninin (zorunlu şekil şartlarının bulunduğu gövdenin) dışına veya sadece alonja yazılması geçerli kabul edilmez. Sıra numarasını içermeyen her bir kopya, bağımsız, mücerret birer kambiyo senedi vasfı kazanır ve düzenleyeni, her bir senet için ayrı ayrı borç altına sokar [8, 9].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 743 ve m. 744 (Poliçede Nüshalar): Poliçelerde nüshalandırma müessesesini düzenleyen kurallar, çekteki nüshalandırma ile dogmatik bir temel birliğine sahiptir [3, 4]. TTK m. 744/1 uyarınca, nüshalardan biri üzerine yapılacak ödeme bütün nüshalardan doğan hakları düşürür. Bu kural, kıyasen çek nüshaları bakımından da geçerlidir.
  • TTK m. 784 (Kabul Yasağı): Poliçede, nüshalardan biri muhataba "kabul" için gönderilirken diğerleri ciro ile tedavül edebilir. Çekte ise TTK m. 784 gereğince muhatabın (bankanın) kabulü yasaktır; çek üzerinde yazılmış bir kabul kaydı yazılmamış sayılır [6]. Dolayısıyla çekte nüsha düzenlenmesinin yegane amacı "kabul" değil, tamamen ibraz ve tahsil güvenliğini sağlamaktır.
  • TTK m. 796 (İbraz Süreleri): Çek nüshalarından herhangi birinin, TTK m. 796'da öngörülen kanuni ibraz süreleri (farklı kıtalar için 3 ay vb.) içinde muhatap bankaya ibraz edilmesi zorunludur [10].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Daireleri (özellikle Yargıtay 11. ve 12. Hukuk Daireleri), kıymetli evrakın sıkı şekil şartlarına tabi olduğu prensibinden hareketle, kambiyo senetlerindeki nüsha uygulamalarını oldukça dar yorumlamaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, kambiyo senedinin birden fazla "kopyası" veya "nüshası" şeklinde düzenlenen belgelerin, şayet kanunun aradığı teselsül eden sıra numarasını senet metninde barındırmıyorsa, asıl borçlu yönünden birbirinden tamamen bağımsız ve ayrı borç ikrarı (kambiyo taahhüdü) niteliğinde olduğu kabul edilmektedir.

Nitekim Yargıtay kararlarında, bir kambiyo senedinin benzer içerikli (aynı tarih, aynı bedel, aynı taraflar) kopyasının tedavüle sokulması durumunda, eğer senedin metninde "İşbu birinci nüsha ödendiğinde ikinci nüsha hükümsüzdür" şeklinde açık veya zımni bir teselsül kaydı yoksa, "birbirinin aynı olan bu senetlerin dahi teselsül numaralarını içermemesi durumunda ayrı birer kambiyo senedi vasfı kazanacağı" açıkça benimsenmektedir [8, 9]. Bu noktada, borçlunun, "Bu senet diğerinin sadece nüshasıydı, aynı temel ilişki için verilmişti" şeklindeki şahsi defi niteliğindeki iddiaları, senedi iyiniyetle iktisap eden (TTK m. 792) hamillere karşı ileri sürülememektedir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Milletlerarası Dolaşım ve Nüsha): Merkezi İstanbul'da bulunan (A) İthalat A.Ş., satın aldığı hammaddeler karşılığında, İspanya'da yerleşik (B) GMBH lehine, muhatap bankası (X) Bankası Berlin Şubesi olan emre yazılı bir çek düzenlemiştir. Çekin posta yolunda zıyaa uğraması riskine binaen senet metninde "Birinci Nüsha" ve "İkinci Nüsha" ibareleri yer alan iki adet özdeş çek hazırlanmış ve her ikisi de (B)'ye gönderilmiştir. (B), birinci nüshayı tahsilat için bankasına vermiş, ikinci nüshayı ise ticari ilişkisi olan (C)'ye ciro etmiştir. Hukuki analiz: Olayda TTK m. 813 şartları gerçekleşmiştir (farklı ülkeler ve emre yazılı çek). Çeklerin üzerinde teselsül numarası bulunduğu için bunlar tek bir çek hükmündedir. Birinci nüshanın muhatap bankaca ödenmesi ile birlikte çekten doğan borç ilişkisi sona erer. Şekli hak sahibi olan (C)'nin elindeki ikinci nüsha hukuken bedelsiz kalır ve (C), ödenmiş bir nüsha üzerinden asıl borçlu (A)'ya karşı müracaat hakkını kullanamaz.

Olay 2 (İç Piyasada Nüsha Düzenlenmesi ve Şekil Eksikliği): (Y) İnşaat A.Ş., tedarikçisi (Z) Çimento Ltd. Şti.'ye vermek üzere, Ankara'da düzenlenip Ankara'da ödenecek 100.000 TL bedelli hamiline yazılı bir çek hazırlamıştır. Taraflar güven duygusuyla aynı senedin birebir aynısını bilgisayar çıktısı olarak iki kez almış, kaşelemiş ve imzalamıştır ancak senetlerin üzerinde "nüsha" olduğuna dair bir sıra numarası yazmamışlardır. Hukuki analiz: Bu olayda TTK m. 813 iki yönden ağır biçimde ihlal edilmiştir: 1) Çek hamiline yazılıdır, nüshalandırılamaz. 2) Denizaşırı veya milletlerarası bir unsur yoktur (Ankara-Ankara). Hepsinden önemlisi, teselsül eden sıra numaraları yoktur. Bu nedenle TTK m. 813/1 son cümlesi gereğince, bu iki belge birbirinden tamamen bağımsız 100.000 TL'lik iki ayrı hamiline yazılı çek olarak doğmuştur. (Y) İnşaat A.Ş. kambiyo hukuku bakımından 200.000 TL tutarında borç altına girmiştir ve iyiniyetli üçüncü kişilere karşı "bu bir nüshaydı" def'ini öne süremeyecektir [8, 9].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Çeklerin birden fazla nüsha halinde düzenlendiğinin ve ibraz edilen senedin bir nüsha olup diğer bir nüshaya istinaden önceden ödeme yapıldığının ispat yükü, senedi ödemekten kaçınan borçluya (veya muhatap bankaya) aittir. Sıra numarası yoksa ispat külfeti ağırlaşır; senetlerin illiyet bağından kopuk mücerret iki ayrı taahhüt olduğu karinesi geçerli olur.
  • Zamanaşımı / Süreler: Nüsha olması TTK m. 814 uyarınca geçerli olan üç yıllık zamanaşımı süresini [2] ve TTK m. 796'daki kanuni ibraz sürelerini [10] değiştirmez. Süreler, her nüsha için aynı olan keşide tarihinden itibaren hesaplanır.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Çek nüshalarından kaynaklı uyuşmazlıklarda açılacak menfi tespit, istirdat veya kambiyo senetlerine özgü haciz yoluna itirazlarda görevli mahkeme kural olarak Asliye Ticaret Mahkemeleri ve İcra Mahkemeleridir.
  • Yaygın uygulama hataları: Hamiline çeklerde nüsha tanzim edilmesi veya sıra numarası koyma (teselsül) işleminin "senet metni" yerine fiziken arka yüze (ciro şerhlerinin bulunduğu alana) yazılması uygulamada karşılaşılan en kritik hatalardır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Kıymetli evrak hukuku alanındaki akademik tartışmalarda (özellikle Prof. Dr. Fırat Öztan ve Prof. Dr. Abuzer Kendigelen'in eserlerinde [11]), kambiyo senetlerinin kağıt tabanlı ve statik doğası sıklıkla eleştirilmektedir. TTK m. 813, 1930'ların Cenevre Konferansı ruhunu, dönemin posta gemilerinin batması veya gecikmesi endişesini taşımaktadır. Günümüzde karekodlu çek (TTK m. 780/1-h) uygulamasının zorunlu hale gelmesi, Çek Takas Odası işlemleri ve elektronik ibraz olanakları karşısında nüshalandırma kurumunun fiili işlevi tamamen yok olmaya yüz tutmuştur.

Ayrıca, kanun koyucunun iç ticarette (yurt içi) çek nüshalandırmayı kati biçimde dışlamış olması isabetli olmakla birlikte; TTK m. 813'ün lafzında yer alan "denizaşırı" (overseas) tabiri, Türk coğrafyası ve idari yapılanması (Türkiye'nin denizaşırı bir toprağının bulunmaması) bakımından ölü bir kavramdır. Maddenin salt Cenevre Yeknesak Kanunu'ndan tercüme edilirken bu ifadelerin aynen iktibas edilmesi, doktrin tarafından kanun yapma tekniği (legistik) açısından haklı eleştirilere maruz bırakılmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.