Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 132

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

MADDE METNİ BAŞLIĞI

Madde 132

(1) Kanunlarda aksine hüküm yoksa, şirket sözleşmesiyle ortakların, koydukları sermayeler için faiz ve şirketteki hizmetleri sebebiyle kendilerine ücret verilmesi kabul olunabilir [1].



FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Ticaret Şirketleri" başlıklı İkinci Kitabının "Genel Hükümler" kısmında yer alan 132. madde, ticaret şirketlerinde ortakların şirkete özgüledikleri sermaye ve sundukları hizmetler karşılığında elde edebilecekleri mali hakları düzenlemektedir [1].

Şirketler hukukunun temel prensibi, ortakların şirkete getirdikleri sermaye karşılığında şirketin elde edeceği kârdan pay almalarıdır (kâr payı / temettü hakkı). Sermaye, şirketin ticari faaliyetlerini yürütebilmesi ve alacaklılara karşı bir teminat oluşturması amacıyla tahsis edildiğinden, kural olarak bu sermaye üzerinden faiz işletilmesi ticari risk ve sermayenin korunması ilkeleriyle bağdaşmaz. Ancak kanun koyucu, TTK m. 132 hükmü ile sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde, ortakların koydukları sermaye için faiz alabilmelerine ve şirkete sundukları ek hizmetler için ücret talep edebilmelerine cevaz vermiştir [1].

Bununla birlikte, bu kural mutlak ve sınırsız değildir. Hükmün girişinde yer alan "Kanunlarda aksine hüküm yoksa" ibaresi, özellikle sermaye şirketlerinde (anonim ve limited şirketler) sermayenin korunması ilkesinin (Kapitalerhaltungsgrundsatz) emredici kuralları karşısında bu genel hükmün uygulama alanının daralacağına işaret etmektedir [1, 2].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Sermaye İçin Faiz Ödenmesi

Sermaye, ortakların şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettikleri, şirketin malvarlığının temelini oluşturan ekonomik değerdir [3]. TTK m. 132 uyarınca ortaklara koydukları sermaye üzerinden faiz ödenebilmesi için iki temel şartın kümülatif olarak gerçekleşmesi aranır:

  1. Şirket Sözleşmesinde Açık Hüküm Bulunması: Faiz ödenmesi kendiliğinden doğan bir hak değildir; şirket anasözleşmesinde (şahıs şirketlerinde şirket sözleşmesi, sermaye şirketlerinde esas sözleşme) bu yönde sarih bir düzenlemenin varlığı şarttır [1].
  2. Kanunlarda Aksine Bir Hüküm Bulunmaması: Bu hak, ancak ilgili şirket türünü düzenleyen özel kuralların faiz ödemesini yasaklamadığı hallerde kullanılabilir [1]. Özellikle şahıs şirketlerinde (kollektif ve komandit şirketler) ortakların şahsi emek ve sermayelerinin iç içe geçmesi sebebiyle sermayeye faiz ödenmesi daha olağan karşılanırken, sermaye şirketlerinde alacaklıların tek teminatı şirket malvarlığı olduğundan kanun koyucu katı kısıtlamalar getirmiştir.
2.2. Şirketteki Hizmetler Sebebiyle Ücret Verilmesi

Bir ticaret şirketinde ortak, sermaye koyma borcunun yanı sıra şirketin idaresi, temsili veya teknik işleyişi ile ilgili fiili veya fikri hizmetler sunabilir. TTK m. 132, ortağın bu şahsi emeğinin karşılıksız kalmamasını temin etmek üzere, yine şirket sözleşmesinde öngörülmesi koşuluyla ücret (maaş/huzur hakkı vb.) ödenmesine olanak tanımaktadır [1]. Ortaklık sıfatı ile işgörme (hizmet/vekalet) ilişkisi birbirinden hukuken bağımsızdır; nitekim hizmet karşılığı olarak verilecek ücretin kısmen veya tamamen kâra iştirak suretiyle ifası kararlaştırılmış olsa dahi, bu durum tek başına o çalışana ortak sıfatı kazandırmaz [1, 4].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 128 (Sermaye Koyma Borcu) ve TTK m. 129 (Temerrüt Faizi): TTK m. 128 uyarınca her ortak taahhüt ettiği sermayeyi getirmekle yükümlüdür [3]. Zamanında ifa edilmeyen sermaye para ise, şirketin tescili anından veya muacceliyet tarihinden itibaren temerrüt faizi ödenir [5]. TTK m. 129'daki temerrüt faizi, ortağın şirkete ödemekle yükümlü olduğu bir yaptırım niteliğindeyken; TTK m. 132'deki faiz, ortağın şirketten talep edebileceği bir iradi getiri niteliğindedir [1, 5].
  • TTK m. 609 (Limited Şirketlerde Faiz Yasağı): TTK m. 132'deki "Kanunlarda aksine hüküm yoksa" istisnasının en somut yansıması limited şirketlerde görülür. TTK m. 609 hükmü emredici nitelikte olup, limited ortaklıklarda ortakların koymuş olduğu esas sermayeye ve ek ödemelere faiz verilmesini kesin olarak yasaklamıştır [2]. Ortakların ek ödeme yükümlülüğünü şirkete destek aracı olmaktan çıkarıp hukuki semeresi faiz olan bir kredi aracına dönüştürmeleri tehlikesi bu emredici yasak ile önlenmiştir [2].
  • TTK m. 509 vd. (Anonim Şirketlerde Kâr Payı ve Hazırlık Dönemi Faizi): Anonim şirketlerde pay sahiplerine kural olarak sadece safi kârdan ve serbest yedek akçelerden pay dağıtılabilir (TTK m. 509). Kâr yoksa sermaye üzerinden faiz ödenmesi, sermayenin iadesi yasağına aykırılık teşkil eder [6]. İstisnai olarak, şirket tesislerinin yapılma sürecinde (hazırlık dönemi) pay sahiplerine belirli bir süre için faiz ödenmesi (hazırlık dönemi faizi) kanundaki sıkı şartlara bağlanmıştır.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay kararlarında ticaret şirketleri hukuku bağlamında "şirket sözleşmesi serbestisi" ile "emredici kanun hükümleri" arasındaki hassas denge titizlikle gözetilmektedir (TTK m. 340, Emredici Hükümler İlkesi) [7, 8]. Yargıtay uygulamasına göre, şirket sözleşmesinde ortaklara hizmetleri mukabilinde bir ücret veya sermayeleri için faiz öngörülmüşse, bu alacak hakkı ortağın şahsi alacağı niteliğine bürünür. Ancak mahkemeler, bu tür ödemelerin şirketin içini boşaltma (örtülü kazanç aktarımı) kastıyla yapılıp yapılmadığını, alacaklıların menfaatlerini ihlal edip etmediğini ve özellikle limited/anonim şirketler yönünden sermayenin korunması ilkelerine aykırılık teşkil edip etmediğini re'sen denetlemektedir. Limited şirketlerde ana sözleşmede yer alsa dahi faiz ödenmesine dair hükümler, kanunun emredici kuralı (TTK m. 609) karşısında batıl (geçersiz) kabul edilir [2].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bir kollektif şirkette ortak A, şirkete 500.000 TL nakdi sermaye getirmiş ve aynı zamanda şirketin üretim bandının idaresini fiilen üstlenmiştir. Şirket sözleşmesinde, "Ortak A'ya, getirdiği sermaye üzerinden yıllık %10 faiz ödenecek ve idari hizmetleri mukabili aylık 20.000 TL ücret verilecektir" şeklinde bir madde bulunmaktadır. Hukuki analiz: Kollektif şirket bir şahıs şirketi olup, sermayenin korunmasına ilişkin anonim ve limited şirketlerdeki katı yasaklar burada tam olarak uygulanmaz. TTK m. 132 uyarınca, şirket sözleşmesinde açıkça öngörüldüğü ve kollektif şirketler hukukunda bunu engelleyen aksine emredici bir hüküm bulunmadığı için, Ortak A'nın hem sermayesi üzerinden faiz alması hem de hizmetleri karşılığında ücret talep etmesi hukuka uygundur [1].

Olay 2: Bir limited şirkette, nakit sıkışıklığı sebebiyle ortakların kararıyla TTK m. 577 vd. uyarınca "ek ödeme yükümlülüğü" ihdas edilmiş ve ortak B şirkete 300.000 TL ek ödemede bulunmuştur. Genel kurul, bu ek ödemenin teşvik edilmesi maksadıyla Ortak B'ye %15 faiz ödenmesine karar vermiştir. Hukuki analiz: TTK m. 132 "Kanunlarda aksine hüküm yoksa" şartını amirdir [1]. Sınırlı sorumlu sermaye şirketlerinden olan limited şirketlerde, kanun koyucu TTK m. 609 ile "ortakların koymuş olduğu esas sermayeye ve ek ödemelere faiz verilemez" şeklinde emredici bir yasak getirmiştir [2]. Bu yasağın temel rasyosu, ortaklığa destek amacıyla öngörülen ek ödemelerin, hukuki semeresi faiz olan bir kredi (ikraz) aracına dönüştürülmesini engellemektir [2]. Dolayısıyla, limited şirket genel kurulunun faiz ödenmesine ilişkin bu kararı kanunun emredici hükmüne aykırı olup mutlak butlanla batıldır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Şirketten faiz veya ücret talep eden ortak, bu hakkın şirket sözleşmesinde (esas sözleşmede) yer aldığını ispatla mükelleftir. Zımni anlaşmalar veya sadece genel kurul kararları (şirket sözleşmesi değişikliği yapılmadığı sürece) bu hakkın tesisi için yeterli kabul edilmez [1].
  • Zamanaşımı / Süreler: Ortaklık sözleşmesinden doğan dönemsel edim niteliğindeki faiz ve ücret alacakları, Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) m. 147/4 bendi delaletiyle ve ticari alacaklar çerçevesinde kural olarak 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir [9].
  • Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 4 uyarınca şirketler hukukundan kaynaklanan bu tür uyuşmazlıklar mutlak ticari dava niteliğinde olup [10], görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir [11]. Yetkili mahkeme ise kural olarak şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir [12].
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada en sık karşılaşılan hata, limited şirket sözleşmelerine "ortaklara koydukları sermaye üzerinden faiz ödenir" şeklinde TTK m. 132'ye dayanılarak hüküm eklenmesidir. TTK m. 609'daki özel yasağın gözden kaçırılması [2], bu sözleşme maddelerinin ticaret sicili müdürlüklerince reddedilmesine veya ileride açılacak butlan davalarına mesnet teşkil etmesine neden olmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 132'nin ihdas amacı, şahıs şirketlerinin esnek yapısını korumak ve sözleşme özgürlüğünü şirketler hukukuna yansıtmaktır [1]. Ancak kanun metninde "Kanunlarda aksine hüküm yoksa" ibaresiyle sermaye şirketlerine ilişkin emredici kısıtlamaların (örneğin TTK m. 609 faiz yasağı) [2] dışarıda bırakılması, sistematik açıdan eleştiriye açıktır. Doktrinde bazı yazarlar, ticaret şirketleri genel hükümleri içerisinde yer alan bu tarz kuralların ağırlıklı olarak şahıs şirketlerini ilgilendirdiğini, sermaye şirketlerinin kendilerine özgü (anonim ve limited şirketler gibi) bölümlerinde zaten katı bir "sermayenin korunması" rejimi benimsendiği için, bu kuralın genel hükümlerde yer almasının uygulamada kafa karışıklığı yarattığını ifade etmektedirler. Nitekim "Emredici Hükümler İlkesi"ni düzenleyen TTK m. 340 karşısında [7], anonim şirketlerde de esas sözleşmeye keyfi olarak faiz ödeme kuralları konulamamaktadır. Normun sınırlarının belirginleştirilmesi açısından, öğretide "Sermaye şirketlerine ilişkin sermayenin korunması kuralları saklı kalmak kaydıyla" şeklinde daha spesifik bir yasal ibarenin eklenmesi faydalı bir reform önerisi olarak değerlendirilmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.