c) İlan
Madde 154 - (1) Birleşme kararı, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur.
c) İlan
Madde 154 - (1) Birleşme kararı, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Ticaret Şirketleri" kitabında, şirketlerin yapısal değişiklikleri bölümünde yer alan m. 154 hükmü, ticaret şirketlerinin birleşme sürecinin tamamlayıcı ve aleniyeti sağlayıcı en temel aşamasını teşkil etmektedir. Kanun metninde "(1) Birleşme kararı, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan olunur." şeklinde son derece yalın bir biçimde ifade edilen bu kural, yapısal değişikliklerin şirketler hukuku, sermaye piyasası hukuku, iş hukuku ve alacaklıların korunması bağlamındaki geniş etkileri nedeniyle kritik bir işlev görmektedir [1], [2].
Birleşme süreci; hazırlık aşaması (birleşme sözleşmesinin ve raporunun düzenlenmesi), inceleme aşaması (TTK m. 149) [3], karar aşaması (TTK m. 151) [4] ve nihayet tescil ve ilan (TTK m. 152, 153, 154) aşamalarından oluşmaktadır [5], [6], [1]. TTK m. 152/3 ve m. 153/1 uyarınca devrolunan şirketin ticaret sicilinden silinmesi ve aktif-pasif tüm malvarlığının devralan şirkete külli halefiyet yoluyla geçmesi "tescil" anında gerçekleşir [5], [6], [7]. Bu nedenle, TTK m. 154 uyarınca Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde (TTSG) yapılan "ilan", birleşmenin kurucu bir unsuru değil; tescil ile doğmuş olan hukuki sonuçların üçüncü kişilere, alacaklılara ve pay sahiplerine duyurulmasını sağlayan "bildirici (açıklayıcı)" bir unsurdur. Ancak aşağıda sistematik ilişkiler başlığında detaylandırılacağı üzere, bu bildirici unsur, kanun koyucu tarafından birçok hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin başlangıç anı olarak belirlendiği için usul ve maddi hukuk bağlamında hayati bir önem taşır [8], [9].
Maddede zikredilen "birleşme kararı", kural olarak TTK m. 151'de öngörülen nitelikli toplantı ve karar nisapları çerçevesinde birleşmeye katılan şirketlerin genel kurullarında (veya şahıs şirketlerinde ortaklar kurulunda) alınan, birleşme sözleşmesini onaylayan karardır [4], [10]. Sermaye şirketlerinin kolaylaştırılmış şekilde birleşmesinde ise genel kurul kararı aranmayabileceğinden (TTK m. 156), bu durumda yönetim organının aldığı karar "birleşme kararı" hüviyetini taşır [11], [12]. Söz konusu karar alınır alınmaz, yönetim organları birleşmenin tescili için ticaret siciline başvurmakla yükümlüdür (TTK m. 152/1) [5].
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi, TTK m. 35/4 uyarınca Türkiye genelinde sicil kayıtlarının ilanına özgülenmiş resmi yayın organıdır [13]. TTK m. 154 gereğince, birleşme kararının bu gazetede yayımlanması zorunludur [1]. İlanın amacı; şeffaflığı tesis etmek, şirket alacaklılarını, intifa senedi sahiplerini, çalışanları ve özellikle toplantıya katılmamış veya muhalif kalmış pay sahiplerini durumdan haberdar etmektir. Doktrinde Tekinalp, Poroy ve Çamoğlu tarafından da sıklıkla vurgulandığı üzere, yapısal değişiklikler malvarlığı ve ortaklık statüsü üzerinde dramatik sonuçlar doğurduğundan, aleniyetin sağlanması hukuk güvenliğinin ayrılmaz bir parçasıdır [14].
TTK m. 154 hükmü, izole bir düzenleme olmayıp, Türk Ticaret Kanunu'nun pek çok maddi hukuk ve usul hukuku kurumuyla sıkı bir organik bağ içerisindedir:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış içtihatlarında, TTK m. 154 uyarınca yapılan ilanın, pay sahiplerinin hak arama hürriyeti bağlamında kesin bir süre başlangıcı olduğu vurgulanmaktadır. Yargıtay önüne gelen iptal ve denkleştirme (TTK m. 191, m. 192) uyuşmazlıklarında; mahkemelerin TTSG ilan tarihini resen dikkate alması gerektiğini ve hak düşürücü süre olan 2 aylık sürenin geçmesinden sonra açılan davaların esasa girilmeksizin usulden reddedilmesi gerektiğini hüküm altına almıştır [21], [22].
Yargıtay bir kararında (Örn. 11. HD. 2011/2439 K. vb. kararlarına atıfla); birleşmenin ticaret siciline tescili ve TTSG'de ilanının ardından iptal davası açma süresinin kesin olduğunu, zira yapısal değişikliğin ticaret hayatında yarattığı domino etkisinin (külli halefiyetin) uzun süre askıda bırakılamayacağını, bu bağlamda TTK m. 154 çerçevesinde gerçekleşen ilanın hukuk güvenliği açısından kritik eşik olduğunu benimsemiştir [21], [22].
Olay 1 (Denkleştirme Davası ve Süre Aşımı): A A.Ş. ile B A.Ş.'nin birleşme süreci tamamlanmış ve birleşme kararı 1 Mart 2024 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiştir. Yönetim kurulu, tescil işlemini müteakip TTK m. 154 uyarınca 5 Mart 2024 tarihinde durumu Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan ettirmiştir. B A.Ş. pay sahibi (K), kendisine tahsis edilen devralan şirket paylarının değişim oranının adil olmadığını ileri sürerek, 10 Mayıs 2024 tarihinde denkleştirme davası açmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 191/1 hükmü gereğince denkleştirme davası açma süresi, birleşme kararının TTSG'de ilanından itibaren iki aydır [16]. Olayda ilan 5 Mart'ta gerçekleşmiş olup, iki aylık hak düşürücü süre 5 Mayıs'ta sona ermiştir. Mahkemenin, (K)'nın davasını süre aşımı (hak düşürücü süre) nedeniyle usulden reddetmesi gerekmektedir.
Olay 2 (Ortakların Kişisel Sorumluluğu): Kollektif Şirket yapısındaki (X) firması, (Y) A.Ş. tarafından devralınmak suretiyle birleşmiş ve karar 15 Ekim 2020'de TTSG'de ilan edilmiştir. (X) şirketinin alacaklısı olan (Z), devrolunan kollektif şirketin kişisel sorumluluğu bulunan ortağı (M)'ye karşı 20 Kasım 2023 tarihinde, birleşmeden önce doğmuş bir borç sebebiyle şahsi sorumluluk davası yöneltmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 158/2 uyarınca devrolunan şirketin borçlarından doğan ve ortakların kişisel sorumluluğuna ilişkin istemler, birleşme kararının ilanı tarihinden (15 Ekim 2020) itibaren üç yıl geçince zamanaşımına uğrar [20]. (Z)'nin talebi üç yıllık süreyi aştığından, ortak (M) zamanaşımı def'ini ileri sürerek davayı reddettirebilecektir [18], [19].
Türk Ticaret Kanunu'nun yapısal değişikliklere ilişkin mimarisi İsviçre Birleşmeler Kanunu'ndan ve AB Yönergelerinden mülhemdir [23], [24], [25]. Bu mimaride TTK m. 154'ün konumu, ticaret sicili tescilinin (TTK m. 152) maddi sonuçlarını hukuki aleniyetle taçlandırmasıdır.
Doktrinde Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp ve Prof. Dr. Ersin Çamoğlu gibi otoriteler tarafından işaret edildiği üzere, birleşme kural olarak tescil ile hukuken tamamlanır ve geri dönülemez bir yola (külli halefiyet) girilir [5], [6], [26]. Ancak uygulayıcılar açısından şöyle bir dogmatik problem doğabilmektedir: Eğer yönetim organı, kararı tescil ettirmiş (TTK m. 152) ancak TTSG müdürlüğündeki eksiklikler veya ihmaller neticesinde ilan (TTK m. 154) işlemi makul sürede gerçekleşmemişse ne olacaktır? Tescil ile şirket infisah etmiş, aktif ve pasif devralana geçmiş olmasına rağmen; ilan gerçekleşmediği için TTK m. 191 ve 192'deki pay sahibi davaları (2 ay) [16], [17] ve ortakların sorumluluğuna ilişkin zamanaşımı süreleri (3 yıl) (TTK m. 158) [20] işlemeye başlamayacaktır. Bu durum, devralan şirket bünyesinde "süreklilik arz eden bir askıda kalma ve hukuki güvensizlik" yaratma riski taşır. Kanun koyucunun, tescil ile ilanın eş zamanlılığını güvence altına alacak daha katı idari normlar ihdas etmesi, bu tür uygulamadaki boşlukları bertaraf edecektir.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.