9. Alacaklıların ve çalışanların korunması
Madde 190 - (1) Ortakların kişisel sorumlulukları hakkında 158 inci ve iş sözleşmelerinden doğan borçlar hakkınd a 178 inci madde uygulanır.
9. Alacaklıların ve çalışanların korunması
Madde 190 - (1) Ortakların kişisel sorumlulukları hakkında 158 inci ve iş sözleşmelerinden doğan borçlar hakkınd a 178 inci madde uygulanır.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Ticaret Şirketleri” başlıklı ikinci kitabında yer alan yapısal değişiklikler (birleşme, bölünme ve tür değiştirme), şirketlerin ekonomik ve hukuki formasyonlarını yenilemelerine imkân tanıyan temel müesseselerdir [1]. TTK m. 190 hükmü, tür değiştirmeye ilişkin “Alacaklıların ve çalışanların korunması” başlığı altında yer almakta olup, niteliği itibarıyla bir atıf maddesidir [2].
Tür değiştirme, bir ticaret şirketinin tasfiye edilmeksizin, ekonomik ayniyetini ve devamlılığını koruyarak hukuki kılıfını (türünü) değiştirmesidir [3]. Hukuki varlık sona ermediği için, kural olarak şirketin alacaklıları ve borçluları değişmez; tüzel kişilik aynı kalır [4]. Ancak tür değiştirme işlemi, şahıs şirketinden sermaye şirketine geçiş gibi durumlarda ortakların kişisel sorumluluk rejimini [5] veya şirketin yönetim mekanizmasını kökten değiştirebilir. Bu ihtimalde, şirketin alacaklılarının ve çalışanlarının eski türün sağladığı güvencelerden mahrum kalmamasını temin etmek amacıyla kanun koyucu, TTK m. 190 vasıtasıyla birleşme hükümlerinden m. 158’e ve bölünme hükümlerinden m. 178’e atıf yaparak menfaat sahiplerini koruma altına almıştır [2].
Şirketlerin tür değiştirmesi, bilhassa ortakların sorumluluk rejimlerinin değiştiği durumlarda alacaklılar için ciddi bir risk oluşturur. Örneğin; sınırsız sorumlu ortaklardan oluşan bir kollektif şirketin, ortakların sadece taahhüt ettikleri sermaye ile sorumlu olduğu bir anonim veya limited şirkete dönüşmesi halinde, alacaklıların başvuru kaynakları daralır [5, 6].
TTK m. 190’ın atfı doğrultusunda tür değiştirmeye de uygulanan TTK m. 158/1 gereğince, tür değiştiren şirketin borçlarından yapısal değişiklik kararı öncesinde bizzat sorumlu olan ortakların bu sorumlulukları, tür değiştirmeden sonra da aynı şekilde devam eder [7]. Bu devamlılığın önkoşulu, söz konusu borçların tür değiştirme kararının ilanından önce doğmuş olması veya borçları doğuran hukuki sebeplerin bu tarihten önce teşekkül etmiş bulunmasıdır [7, 8]. Kanun koyucu, tüzel kişilik perdesinin ve şekil değiştirmenin, alacaklılardan mal kaçırma veya sorumluluktan kurtulma aracı olarak kullanılmasını bu katı kuralla engellemiştir [9].
Yapısal değişiklikler neticesinde işverenin hukuki statüsünün değişmesi, işçiler açısından doğrudan etkiler doğurur [10]. TTK m. 190, iş ilişkileri bakımından bölünmeye ilişkin TTK m. 178 hükmüne gönderme yapmaktadır [2, 11].
TTK m. 178/1 uyarınca, tür değiştirme halinde işçilerle yapılmış olan iş sözleşmeleri, işçi itiraz etmediği sürece, devir gününe kadar doğmuş olan bütün hak ve borçlarla birlikte "yeni türe" geçer [12]. İşçiye tanınan en temel yasal güvence "itiraz hakkı"dır [13]. İşçi tür değiştirmeye itiraz ederse, iş sözleşmesi yasal ihbar süresinin (işten çıkarma süresinin) sonunda kendiliğinden sona erer ve o tarihe kadar işçi ve işveren sözleşmeden doğan edimlerini ifa ile yükümlü olmaya devam eder [14, 15]. Bu süre zarfında doğacak alacaklar için hem eski türdeki işveren hem de yeni türdeki işveren müteselsilen sorumlu kılınmıştır [15, 16].
Yargıtay kararlarında, şirketlerin tür değiştirmesi de dâhil olmak üzere tüm yapısal değişiklikler kural olarak İş Kanunu m. 6 anlamında işyeri devri olarak nitelendirilmektedir [10].
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre, devrolunan (tür değiştiren) işyerlerinde işçinin kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti gibi hakları hesaplanırken, işçinin her iki tür (eski ve yeni şirket formu) altındaki hizmet süreleri birleştirilerek dikkate alınır [18]. Kıdem tazminatı bakımından kural olarak devreden (eski türdeki sorumlular) ve devralan müteselsilen sorumlu tutulmakla birlikte, mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14/2. maddesi gereği devreden işverenin (varsa eski ortakların) sorumluluğu, işçiyi çalıştırdığı süre ve devir tarihindeki ücret düzeyi ile sınırlandırılmaktadır [19]. Tür değiştirme bir bütün halinde malvarlığı ve borçların külli halefiyet (veya hukuki form değişikliği ile ayni devamlılık) prensibiyle intikali olduğundan, yeni türdeki şirket, işçinin tüm işçilik alacaklarından bütünüyle sorumludur [10, 18].
Olay 1: Bir adi komandit şirket, genel kurul kararıyla anonim şirkete dönüşmüş ve tür değiştirme kararı ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmiştir. Tür değiştirmeden iki yıl önce, şirketin ticari faaliyeti kapsamında bankadan kullanılan kredinin geri ödemesi aksamıştır. Banka, anonim şirketin yanı sıra, eski komandit şirketin komandite (sınırsız sorumlu) ortağı olan ve yeni anonim şirkette pay sahibi olan (A)'ya karşı şahsi malvarlığı üzerinden takibe geçmiştir. (A), şirketin artık anonim şirket olduğunu ve kendisinin sınırlı sorumluluk ilkesinden yararlanması gerektiğini savunmuştur. Hukuki analiz: TTK m. 190 yollamasıyla uygulanan m. 158/1 uyarınca, tür değiştiren şirketin borçlarından karar öncesinde şahsen sorumlu olan ortakların sorumluluğu devam eder [7]. Borç tür değiştirmeden önce doğduğu için (A)'nın sınırsız kişisel sorumluluğu sürmektedir [8]. TTK m. 158/2 gereği bu kişisel sorumluluk, tür değiştirme kararının ilanından itibaren üç yıllık zamanaşımına tabidir [7]. Süre dolmadığı için bankanın takibi hukuka uygundur.
Olay 2: (X) Limited Şirketi, (Y) Anonim Şirketi türüne dönüşmüştür. Şirkette 10 yıldır makine operatörü olarak çalışan (İ), şirketin sermaye ve yönetim yapısındaki bu köklü değişiklikten rahatsızlık duyarak, TTK m. 190 yollamasıyla TTK m. 178'e dayanarak tür değiştirmeye itiraz etmiş ve iş sözleşmesinin devam etmeyeceğini bildirmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 178/2 gereğince, işçinin itirazı üzerine iş sözleşmesi, yasal işten çıkarma (ihbar) süresinin sonunda kendiliğinden sona erer [14, 15]. Bu, işçi açısından haklı bir fesih olarak değerlendirilmelidir [18]. İşçi (İ), sözleşmeyi feshetmiş sayılacak ve yasal şartları varsa (Y) Anonim Şirketinden kıdem tazminatını talep edebilecektir.
Doktrinde, TTK m. 190'ın işçi alacakları yönünden m. 178'e yaptığı atıf ile İş Kanunu m. 6'da düzenlenen "işyeri devri" kuralları arasındaki normlar hiyerarşisi (lex specialis - lex generalis çatışması) sıklıkla tartışılmaktadır [11].
İş Kanunu m. 6, işyeri devrinde devreden işverenin devir öncesi doğmuş borçlardan sorumluluğunu devir tarihinden itibaren iki (2) yıl ile sınırlandırmışken [19]; TTK m. 178'de eski işverenin sorumluluğuna ilişkin herhangi bir azami süre öngörülmemiştir [23]. Doktrindeki baskın görüş, ticaret şirketlerinin yapısal değişikliklerinde (birleşme, bölünme, tür değiştirme) ortaya çıkan uyuşmazlıklarda TTK m. 178 (ve dolayısıyla m. 190) hükümlerinin, İşK m. 6'ya nazaran "özel nitelikli hüküm" (lex specialis) olarak öncelikle uygulanması gerektiği yönündedir [11]. Zira TTK hükümleri, AB müktesebatına (özellikle 2001/23/EC sayılı İşletmelerin Devri Halinde İşçilerin Haklarının Korunması Yönergesi'ne) ve İsviçre Birleşme Kanunu'na daha uyumlu olup, işçiye "itiraz hakkı" gibi İş Kanununda yer almayan modern güvenceler temin etmiştir [10, 13].
Ayrıca, tür değiştirme müessesesinde tüzel kişilik aynı kaldığından (sadece şekil değiştirdiğinden), "eski işveren" ve "yeni işveren" ayrımının fiziken ve hukuken tek bir tüzel kişilik bünyesinde nasıl uygulanacağı tartışmalıdır. Bu noktada, tüzel kişilik aynı kalsa bile, TTK m. 178 atfı sayesinde işçinin, şirketin yeni hukuki formuna veya değişen yönetim anlayışına katlanmak zorunda bırakılmaması ve itiraz ederek ayrılabilmesi, iş hukukundaki "işçinin korunması" ilkesiyle tam bir paralellik arz eder.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.