1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 195. maddesi, şirketler topluluğu hukukunun temelini oluşturan “hâkim şirket” ve “bağlı şirket” kavramlarını tanımlayarak, bu hukuki yapının normatif sınırlarını çizmektedir. Şirketler topluluğu (Konzernrecht) müessesesi, Türk hukukuna 6102 sayılı TTK ile sistematik olarak dâhil edilmiş olup, modern ticari hayatta işletmelerin ekonomik bütünlüklerini hukuki bağımsızlık kisvesi altında birleştirmelerinin doğurduğu karmaşık ilişkileri düzenlemeyi amaçlamaktadır [1], [2].
Madde 195, şirketler topluluğunun oluşabilmesi için asgari şart olan hâkimiyet ilişkisinin (Control/Beherrschung) tesis edilme biçimlerini nesnel ölçütlere bağlamıştır. Hükmün sistematiği incelendiğinde; ilk fıkrada hâkimiyetin doğrudan veya dolaylı yollarla tesis edilebileceği durumlar (oy çoğunluğu, organ çoğunluğunu sağlama hakkı veya hâkimiyet sözleşmesi) tahdidi olmayan bir yaklaşımla örneklenmiş [1], [3], ikinci fıkrada fiili hâkimiyetin varlığına ilişkin bir yasal karine ihdas edilmiş [4], müteakip fıkralarda ise dolaylı hâkimiyet, ana-yavru şirket konumu ve en nihayetinde "teşebbüs" (enterprise) kavramı ile hâkimiyetin sübjektif sınırları genişletilmiştir [4], [2]. Söz konusu düzenleme, şirketler topluluğunun salt bir ortaklık sözleşmesi ağı olmadığını; ekonomik bir komuta ve sevk (Leitung) birimi olduğunu hukuken tescil etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Hâkim ve Bağlı Şirket Kavramları
Hâkim şirket, TTK m. 195/1 uyarınca başka bir ticaret şirketinin karar alma mekanizmalarını doğrudan veya dolaylı olarak kendi sevk ve idaresi altında tutma kudretine sahip olan şirkettir [1]. Bağlı şirket ise, hukuki bağımsızlığını korumakla birlikte, ekonomik ve yönetsel olarak hâkim şirketin iradesine tâbi hale gelmiş olan şirkettir. Şirketler topluluğu organizasyonunda hâkimiyetin kurulmasının başlıca yolları; bağlı şirketin oy haklarının çoğunluğuna sahip olmak veya bağlı şirketin yönetim organında karar alabilecek çoğunluğa sahip olmaktır (TTK m. 195/1-a, 1-2) [5].
2.2. Doğrudan ve Dolaylı Hâkimiyet
Kanun koyucu, hâkimiyet ilişkisinin tespitinde şekilcilikten uzaklaşarak ekonomik gerçekliği esas almıştır. Doğrudan hâkimiyet, hâkim şirketin bizzat kendi payları veya sözleşmesel haklarıyla bağlı şirketi yönetmesini ifade ederken; dolaylı hâkimiyet, TTK m. 195/3 uyarınca bir hâkim şirketin, bir veya birkaç bağlı şirket aracılığıyla bir diğer şirkete hâkim olması durumudur [4].
2.3. Hâkimiyet Karinesi
TTK m. 195/2, uygulamada ispat kolaylığı sağlamak maksadıyla önemli bir yasal karine öngörmüştür. Bir ticaret şirketinin, başka bir ticaret şirketinin paylarının çoğunluğuna veya onu yönetebilecek kararları alabilecek miktarda paylarına sahip bulunması, hâkimiyetin varlığına karinedir [4]. Bu karine, adi karine niteliğinde olup aksi her türlü delille ispat edilebilir; ancak fiili kontrolün tespitinde temel dayanak noktasıdır.
2.4. Teşebbüs Kavramı ve Tacir Sıfatı
Maddenin 5. fıkrası, şirketler topluluğu hukukunun en yenilikçi ve kapsayıcı hükümlerinden biridir. Buna göre, şirketler topluluğunun hâkiminin, merkezi veya yerleşim yeri yurt içinde veya dışında bulunan bir "teşebbüs" olması hâlinde de, topluluğa ilişkin hükümler uygulanır ve söz konusu hâkim teşebbüs tacir sayılır [2]. Bu hüküm, vakıflar, dernekler veya gerçek kişiler gibi ticaret şirketi formunda olmayan ancak ekonomik bir üniteyi (teşebbüsü) sevk ve idare eden yapıların da hâkim işletme olarak sorumluluk rejimine dâhil edilmesini sağlamaktadır.
3. Sistematik İlişkiler
TTK m. 195, şirketler topluluğuna ilişkin diğer müesseselerle organik bir bütünlük içindedir:
- TTK m. 198 (Bildirim, Tescil ve İlan Yükümlülükleri): Bir teşebbüsün, bir sermaye şirketinin sermayesinin belirli yüzdelerine (doğrudan veya dolaylı olarak) sahip olması veya bu oranların altına düşmesi durumunda bildirim ve tescil yükümlülüğü doğar. Bu yükümlülüğün ihlali, oy hakkı dâhil diğer hakların donmasına sebebiyet verir [6], [7].
- TTK m. 199 ve m. 200 (Bağlı Şirket Raporu ve Bilgi Alma Hakkı): Hâkimiyet ilişkisinin mevcudiyeti, bağlı şirketin yönetim kuruluna, hâkim şirketle olan ilişkiler hakkında şeffaf bir rapor hazırlama yükümlülüğü getirir [8], [9]. Pay sahiplerine de bu işlemlerin sonuçları hakkında bilgi alma hakkı tanınmıştır [10], [11].
- TTK m. 202 (Hâkimiyetin Hukuka Aykırı Kullanılması): TTK m. 195 kapsamında hâkim durumunda olan şirket, bu hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz (örneğin; kârı aktarma, haksız kefalet verme vb.) [12], [13]. Aksi halde denkleştirme veya tazminat yükümlülüğü gündeme gelir [14].
- TTK m. 208 (Satın Alma / Ortaklıktan Çıkarma Hakkı - Squeeze Out): Hâkim şirket, bağlı şirketin paylarının ve oy haklarının en az yüzde doksanına sahipse, belirli şartlar altında azlığın paylarını satın alarak onları ortaklıktan çıkarabilir [15], [16], [17].
- TTK m. 360 (Belirli Grupların Yönetim Kurulunda Temsili): Yönetim organında çoğunluğu oluşturacak üye seçim hakkı (TTK m. 195/1-a-2), TTK m. 360 çerçevesinde imtiyazlı paylar veya grup imtiyazları yoluyla güvence altına alınabilir [18], [19], [5].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Türk şirketler hukuku uygulamasında şirketler topluluğu kavramı ve hâkimiyet ilişkileri, bilhassa "tüzel kişilik perdesinin aralanması" ve "grup imtiyazı" bağlamında Yargıtay kararlarına konu olmuştur. Yargıtay'ın 6102 sayılı TTK öncesinde de var olan ve 30 yılı aşkın süredir uygulanan yerleşik içtihatlarında "grup imtiyazı" kabul edilmekteydi [20]. Kanun koyucu, Yargıtay'ın bu içtihadını TTK m. 360 ile yasal zemine kavuşturmuş ve böylece TTK m. 195'te zikredilen "yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu sağlama" aracına normatif bir dayanak oluşturmuştur [20], [21]. Yargıtay kararlarında, hâkim şirketin bağlı şirket üzerindeki sevk ve idaresinin tespitinde, yalnızca kâğıt üzerindeki pay oranlarına değil, oy sözleşmelerine ve yönetim kuruluna hâkim olma iradesine (fiili hâkimiyet) de bakıldığı görülmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
Merkezi Almanya'da bulunan X GmbH, Türkiye'de mukim Y Anonim Şirketi'nin %45 oranında payına sahiptir. Ayrıca, X GmbH ile Y A.Ş.'nin diğer iki küçük pay sahibi arasında yapılan bir oy sözleşmesi gereğince, yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğu X GmbH'nin belirlediği adaylar arasından seçilmektedir.
Hukuki Analiz: TTK m. 195/1-a-3 uyarınca, X GmbH kendi oy hakları yanında bir sözleşmeye dayanarak diğer pay sahipleriyle birlikte oy haklarının çoğunluğunu ve yönetim kurulu çoğunluğunu oluşturduğundan, X GmbH "hâkim şirket", Y A.Ş. ise "bağlı şirket"tir [1], [3]. En az birinin merkezi Türkiye'de olduğu için TTK'nın şirketler topluluğu hükümleri uygulanır [3].
Olay 2:
Türkiye'de faaliyet gösteren gerçek kişi (A), bizzat şahsına ait olan Z A.Ş., W Ltd. Şti. ve Q A.Ş.'nin paylarının %80'ine sahiptir ve bu şirketleri entegre bir biçimde yönetmektedir.
Hukuki Analiz: TTK m. 195/5 uyarınca, şirketler topluluğunun hâkiminin bir "teşebbüs" olması halinde de topluluk hükümleri uygulanır [2]. Burada gerçek kişi (A)'nın ekonomik faaliyetleri bir teşebbüs niteliğinde olup, (A) kanun gereği hâkim teşebbüs sıfatıyla "tacir" sayılacaktır [2]. (A)'nın, bağlı şirketleri zarara uğratıcı talimatları durumunda TTK m. 202 anlamında tazminat sorumluluğu doğacaktır [12].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: TTK m. 195/2 uyarınca hâkimiyet karinesi mevcuttur. Çoğunluk paylarına sahip olunduğunda hâkimiyetin varlığı karine olarak kabul edilir [4]. Bu durumun aksini (örneğin; oydan yoksunluk halleri veya paylara rağmen kontrolün bulunmadığını) iddia eden taraf ispat yükü altındadır.
- Zamanaşımı / Süreler: Şirketler topluluğu ilişkilerinde pay edinim ve elden çıkarmalarına ilişkin bildirimler, işlemin tamamlanmasını izleyen "on gün" içinde yapılmalıdır (TTK m. 198) [6]. Bildirim yapılmadığı sürece pay sahipliği hakları donar [7].
- Görevli/yetkili mahkeme: Şirketler topluluğu hukukundan ve hâkimiyetin hukuka aykırı kullanımından doğan sorumluluk davaları, kural olarak şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açılır (TTK m. 202/1-e, m. 561) [22], [23]. Özel denetçi atanması talepleri de yine asliye ticaret mahkemesine yöneltilir (TTK m. 207) [24].
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, ana-yavru şirket ilişkisi kuran yapıların TTK m. 199 uyarınca düzenlenmesi zorunlu olan "bağlı şirket raporunu" her faaliyet yılı ilk üç ayı içinde hazırlamamaları veya rapor sonuç bölümünü denetleme raporuna eklememeleri sıklıkla karşılaşılan mevzuata aykırılıklardır [8], [9].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 195 ve devamındaki hükümler (Gül Okutan Nilsson gibi yazarların katkılarıyla) incelenirken [25], [26], [27], en çok tartışılan hususlardan biri "teşebbüs" (enterprise) kavramının genişliğidir. TTK m. 195/5 hükmünün gerçek kişileri veya ticari amacı bulunmayan dernek/vakıfları sırf iştirakleri üzerinden "tacir" vasfına sokmasının, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanunu'nun klasik kişi ayrımıyla ne derece örtüştüğü eleştirilmektedir [2]. Ayrıca, hâkimiyetin haksız kullanımında TTK m. 202 hükmünde öngörülen "denkleştirme" (Ausgleich) kurumunun işleyişinde (özellikle yıl içinde nasıl yapılacağı noktasında) kanun lafzının oldukça ağır ve uygulamasının karmaşık olduğu belirtilmektedir [12], [14]. Kanun koyucunun, Alman Paylı Ortaklıklar Kanunu'ndaki (AktG) "fiili topluluk - sözleşmesel topluluk" ayrımını Türk hukukuna uyarlarken kendine has hibrit bir sistem oluşturması, bilhassa ispat mekanizmaları bakımından yargı mercilerine büyük takdir marjı bırakmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.