MADDE 215- (1) Kollektif şirketi kuranlar, şirket sözleşmesinin noterlikçe onaylı bir suretini onay tarihinden itibaren onbeş gün içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret siciline vererek şirketin tescilini istemek zorundadır. Suret, sicil müdürlüğünce saklanır ve 213 üncü madde gereğince sözleşmeye konması zorunlu olan kayıtlar ile kanunun emreylediği diğer hususlar tescil ve ilan olunur. (Ek cümle: 15/7/2016-6728/67 md.) Şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü veya yardımcısı huzurunda imzalanması hâlinde de sureti ticaret sicili müdürlüğü tarafından saklanarak yukarıda öngörülen tescil ve ilan sağlanır [1].
TTK Madde 215
Resmi Metin
Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi
Akademik Değerlendirme
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 215, şahıs şirketlerinin temel prototipi olan kollektif şirketlerin kuruluş aşamasındaki en kritik usuli işlemi, yani "tescil ve ilan" yükümlülüğünü düzenlemektedir [1]. Hukuk sistemimizde ticaret şirketlerinin tüzel kişilik kazanması, kurucuların salt irade beyanlarının birleşmesiyle değil, bu iradenin ticaret siciline tescil edilmesiyle gerçekleşir [2]. Bu bağlamda m. 215, kurucuların iç ilişkide kurdukları akdi bağın, dış ilişkide tüzel kişiliğe bürünerek hukuk âleminde bağımsız bir süje olarak doğmasını sağlayan mekanizmayı norm altına almaktadır.
Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Ersin Çamoğlu gibi otoritelerin de sıklıkla vurguladığı üzere, tescil işlemi ticaret şirketleri hukukunda kurucu (inşai) bir etkiye sahiptir. Tescil yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, ortaklığın TTK anlamında bir kollektif şirket sıfatı kazanamaması ve TTK m. 214 delaletiyle Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) adi şirkete ilişkin hükümlerine tabi olması sonucunu doğurur [3]. TTK m. 215, aleniyet ilkesini tesis ederek, üçüncü kişilerin ve ticari hayatın güvenliğini sağlama misyonunu üstlenmektedir. 2016 yılında 6728 sayılı Kanun ile maddeye eklenen cümle ise, şirket kuruluş süreçlerinin kolaylaştırılması ve işlem maliyetlerinin düşürülmesi amacına hizmet eden çağdaş bir reform niteliğindedir [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Tescil ve İlan Yükümlülüğü
Tescil, şirket sözleşmesinin kanuni şartları taşıdığının sicil memurunca denetlenmesi ve sicil kütüğüne kaydedilmesidir. İlan ise, bu durumun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanarak üçüncü kişilerin bilgisine sunulmasıdır. TTK m. 215 uyarınca, bu yükümlülük doğrudan "kollektif şirketi kuranlar" (kurucular) üzerinde bırakılmıştır [1]. Yükümlülüğün yerine getirilmemesi, şirketin tescil edilmemiş sayılmasına ve dış ilişkide tüzel kişilik perdesinin kurulamamasına yol açar.
2.2. Onbeş Günlük Hak Düşürücü Olmayan Süre
Kanun koyucu, sözleşmenin noterlikçe onaylanmasından veya ticaret sicili müdürü/yardımcısı huzurunda imzalanmasından itibaren tescil talebi için "onbeş günlük" bir süre öngörmüştür [1]. Doktrinde Mehmet Bahtiyar ve Sabih Arkan'ın da işaret ettiği üzere, buradaki onbeş günlük süre hak düşürücü bir süre niteliğinde değildir. Bu sürenin aşılması tescil talebinin reddedilmesini gerektirmez; ancak sürenin aşılması ve bu arada şirket adına işlemlere girişilmesi, TTK m. 216 bağlamında kurucuların şahsi ve müteselsil sorumluluğunu tetikler [4].
2.3. Şekil Şartı ve Ticaret Sicili Müdürü Huzurunda İmza
Şirket sözleşmesinin geçerliliği, yazılı şekle ve imzaların noter tarafından onaylanmasına yahut yetkili sicil personeli huzurunda atılmasına bağlanmıştır. TTK m. 215'e eklenen ibare, noter zorunluluğunu alternatifli hale getirerek, kurucuların bizzat ticaret sicili müdürü veya yardımcısı huzurunda sözleşmeyi imzalamalarına imkân tanımıştır [1]. Bu düzenleme, "Tek Durak Ofis" (One-Stop Shop) vizyonunun şirketler hukuku pratiğine yansımasıdır.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 232 (Tüzel Kişiliğin Kazanılması): TTK m. 215'te öngörülen tescil yükümlülüğünün nihai hukuki sonucu TTK m. 232'de düzenlenmiştir. Maddeye göre, "Kollektif şirket ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır" [2]. Tescilden önce yapılan aksine sözleşmeler üçüncü kişilere karşı geçersizdir.
- TTK m. 214 (Sözleşmedeki Noksanlıklar): Sözleşmesi kanuni şekilde yapılmayan veya m. 215 uyarınca tescili talep edilmeyen ortaklıklar, TTK m. 214 gereğince "adi şirket" hükmünde sayılır [3].
- TTK m. 216 (Yükümlülüğün İhlali): Tescil yükümlülüğü yerine getirilmeden şirket adına işlemlere başlanması halinde, işleme girişen ortakların üçüncü kişilere karşı müteselsil sorumluluğu doğar [4].
- TTK m. 36 (Tescil ve İlanın Etkisi): Tescil ve ilan edilen hususların üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmeye başlaması TTK m. 36 genel hükmü çerçevesinde şekillenir [5], [6].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, bir ticaret şirketinin tüzel kişilik kazanabilmesi mutlak surette ticaret siciline tesciline bağlıdır. Yargıtay, tescil yükümlülüğü yerine getirilmeden (TTK m. 215 ihlal edilerek) ticari işletme faaliyete geçirilmişse, ortada tüzel kişiliği haiz bir kollektif şirket değil, TBK anlamında bir "adi ortaklık" (adi şirket) bulunduğunu kabul etmektedir. Bu durumda mahkemeler, uyuşmazlığa ticaret şirketleri hukukunu değil, adi şirketin müteselsil sorumluluk ve tasfiye hükümlerini uygulamaktadır. Ayrıca, ticaret siciline güven ilkesi gereği, sicildeki kayıtlar ile fiili durum arasında çelişki varsa, iyiniyetli üçüncü kişilerin sicil kayıtlarına (ve TTK m. 215 gereği ilan edilen hususlara) dayanan işlemleri korunur.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: (A), (B) ve (C), bir lojistik işletmesi kurmak amacıyla kollektif şirket sözleşmesi hazırlamış, sözleşmeyi noterde onaylatmışlardır. Ancak sözleşmenin onay tarihinden itibaren 15 günlük süre geçmesine rağmen ticaret siciline tescil başvurusu yapılmamıştır. Bu arada (A), "ABC Lojistik Kollektif Şirketi" unvanı altında (X) bankasından kredi çekmiş ve sözleşmeyi imzalamıştır. Hukuki analiz: TTK m. 215 uyarınca tescil yükümlülüğü yerine getirilmemiştir [1]. Ortada TTK m. 232 anlamında tüzel kişilik kazanmış bir kollektif şirket yoktur [2]. TTK m. 216/1 gereğince, tescil yükümlülüğü yerine getirilmeksizin şirket adına işlere girişilmiş olduğundan, bu krediden dolayı (A), (B) ve (C) üçüncü kişi konumundaki (X) bankasına karşı şahsen, sınırsız ve müteselsilen sorumlu olacaklardır [4]. Ortaklık iç ilişkide ise adi şirket (TTK m. 214) hükümlerine tabi olacaktır [3].
Olay 2: (Y) ve (Z), ticaret sicili müdürlüğüne giderek hazırladıkları kollektif şirket sözleşmesini doğrudan ticaret sicili müdürü huzurunda imzalamış ve aynı gün tescil ve ilan harçlarını yatırmışlardır. Noter onayı alınmamıştır. Hukuki analiz: 15.07.2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanun ile TTK m. 215'e eklenen cümle uyarınca, şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü veya yardımcısı huzurunda imzalanması, noter onayının yerini tutmaktadır [1]. Şekil şartı yerine getirilmiş olup, sicil müdürlüğünce yapılacak tescil ve ilan ile şirket hukuka uygun şekilde tüzel kişilik kazanacaktır [1], [2]. İşlem tamamen geçerlidir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Şirketin kuruluşuna ve tüzel kişilik kazanıp kazanmadığına dair ispat yükü, bunu iddia eden tarafa aittir. Tescil ve ilan hususu, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi nüshası ile kesin olarak ispat edilir (TTK m. 36) [5].
- Zamanaşımı / Süreler: Tescil talebi için öngörülen onay tarihinden itibaren 15 günlük süre düzenleyici (nizami) bir süredir [1]. Aşılması tescili imkânsız kılmaz ancak m. 216 uyarınca fiili faaliyetlere başlanması halinde şahsi sorumluluk riskini doğurur [4].
- Görevli/yetkili mahkeme: Tescilin reddi kararlarına karşı itirazlar ve ticaret sicili ile ilgili tüm kuruluş uyuşmazlıklarında, sicilin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesi görevli ve kesin yetkilidir (TTK m. 5) [7].
- Yaygın uygulama hataları: Kurucuların, sadece sözleşmeyi noterde onaylatmayı şirketin kuruluşu için yeterli sanmaları ve tescil işlemi tamamlanmadan ticari faaliyete başlayarak kendilerini adi şirket ortağı sıfatıyla sınırsız ve müteselsil borç riskine sokmaları uygulamada sık karşılaşılan dogmatik bir hatadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 215 hükmü, aleniyet ve hukuki güvenlik ilkelerini sağlama noktasında son derece başarılı bulunmaktadır. Ne var ki, maddenin lafzında yer alan onbeş günlük sürenin hukuki niteliğinin kanun metninde "hak düşürücü mü" yoksa "düzenleyici mi" olduğunun açıkça yazılmamış olması, teorik tartışmalara zemin hazırlamaktadır. Her ne kadar doktrin ve yargı bu süreyi düzenleyici süre olarak nitelendirse de, kanun koyucunun sürenin aşılmasının salt sonuçlarını (m. 216) düzenlemekle yetinmesi normatif bir eksiklik olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, m. 215'te 2016 yılında yapılan "sicil müdürü huzurunda imza" reformu, Anglo-Sakson hukuku pratiklerine yaklaşma ve bürokrasiyi azaltma bağlamında doktrin tarafından takdirle karşılanmıştır. Şirketler hukuku dogmatiği açısından, "tescil" müessesesi, kurucu iradenin tüzel kişiliğe dönüşümündeki en temel kurucu unsur olma vasfını bu hükümle sağlam bir temele oturtmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.