Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 223

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

**II

  • Yönetimin kapsamı**

Madde 223 - (1) Şirketin yönetimi kapsamındaki hususlar, şirketin amacını ve konusunu elde etmek için yapılması gereken olağan işlem ve işler ile sınırlıdır. Şirketi yönetenler, şirket menfaatine uygun gördükleri işlerde, olağan işle m ve işlerle sınırlı olmak şartıyla, sulh, feragat ve kabul ile tahkime de yetkilidirler. Şu kadar ki, bağışta bulunmak, kefil olmak, üçüncü kişi lehine garanti vermek, ticari mümessil tayin etmek ve şirket konusuna girmiyorsa taşınmazları satmak, satın al mak, teminat göstermek, şirketin özüne ilişkin üretim araçlarını elden çıkarmak, rehnetmek veya ticari işletme rehni kurmak gibi olağan iş ve işlemler dışında kalan hususlarda ortakların oybirliği şarttır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 223. maddesi, kollektif şirketlerde ortaklar arasındaki iç ilişkileri düzenleyen bölüm altında yer almaktadır [1]. Kollektif şirketler, ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklarından hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlandırılmamış olan şahıs şirketleridir [2-4]. Sorumluluğun sınırsız ve müteselsil olması, bu şirket türünde ortakların birbirlerine duydukları güveni (intuitu personae) en üst düzeye çıkarmakta ve yönetim yetkilerinin sınırlarının hassasiyetle çizilmesini zorunlu kılmaktadır [5].

TTK m. 223, şirket yönetiminin sınırlarını "olağan işlemler" ve "olağanüstü işlemler" olmak üzere ikili bir ayrıma tabi tutarak belirlemiştir [1]. Kural olarak, kollektif şirket ortaklarından her biri, ayrı ayrı şirketi yönetme hakkına ve görevine haizdir (TTK m. 218) [6, 7]. Ancak kanun koyucu, yöneticilerin bu geniş yetkisini şirketin amacı ve işletme konusu ile sınırlandırmış; şirketin yapısına veya malvarlığına derin etkilerde bulunabilecek işlemleri ise tüm ortakların "oybirliğine" bağlamıştır [1, 8]. Bu hüküm, yönetici ortağın tek başına alacağı riskli kararlarla, sınırsız sorumlu olan diğer ortakların malvarlıklarını tehlikeye atmasını önlemeyi amaçlayan emredici ve koruyucu bir mekanizmadır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Olağan İşlem ve İşler (Yönetimin Sınırı)

Maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesinde ifade edildiği üzere, yönetimin kapsamı "şirketin amacını ve konusunu elde etmek için yapılması gereken olağan işlem ve işler" ile sınırlandırılmıştır [1]. Olağan işlemler, şirketin günlük faaliyetlerinin yürütülmesi, işletme konusunun gerçekleştirilmesi ve mutat ticari döngünün sağlanması için düzenli olarak yapılan işlemleri ifade eder. Bir işlemin "olağan" sayılıp sayılmayacağı, ortaklığın faaliyet hacmi, sektörel özellikleri, sermaye yapısı ve piyasa teamülleri dikkate alınarak objektif ve somut olayın şartlarına göre belirlenmelidir.

2.2. Sulh, Feragat, Kabul ve Tahkim Yetkisi

Maddenin ikinci cümlesi uyarınca yönetici ortaklar, "şirket menfaatine uygun gördükleri işlerde, olağan işlem ve işlerle sınırlı olmak şartıyla, sulh, feragat ve kabul ile tahkime" yetkili kılınmıştır [1]. Kural olarak usul hukukunda özel yetki gerektiren ve tasarrufi nitelik taşıyan bu işlemler, eğer şirketin olağan faaliyetleri çerçevesinde ortaya çıkan bir uyuşmazlığın giderilmesi amacını taşıyor ve şirket menfaatine hizmet ediyorsa, yönetici ortak tarafından tek başına yapılabilecektir. Ancak bu işlemler olağanüstü bir nitelik taşıyorsa (örneğin şirketin en büyük alacağından feragat edilmesi), artık olağan iş sınırları aşılmış kabul edilecek ve oybirliği şartı gündeme gelecektir.

2.3. Oybirliği Gerektiren Olağanüstü İşlemler

Maddenin son cümlesi, kanun koyucunun "olağanüstü" nitelikte gördüğü ve yönetici ortağın tek başına yapma yetkisini elinden alarak tüm ortakların "oybirliğini" şart koştuğu hukuki işlemleri örnekleyici ve kısmen tahdidi bir yaklaşımla saymıştır [1, 8]. Bunlar:

  • Bağışta bulunmak: Kar amacı güden ticaret şirketlerinde malvarlığının karşılıksız devri niteliğindeki bağış işlemleri, ortakların malvarlığını doğrudan tehlikeye soktuğundan tek başına gerçekleştirilemez. Doktrinde (örneğin Ansay) anonim şirketlerde işletme konusu ve şirketin menfaatleri doğrultusunda yönetim kurulunun belirli bağışları yapabileceği ifade edilmekle birlikte, TTK m. 223 kollektif şirketler için bağışı katı bir şekilde olağanüstü işlem saymış ve tüm ortakların oybirliğini aramıştır [9].
  • Kefil olmak ve üçüncü kişi lehine garanti vermek: Sınırsız sorumlu ortakların şahsi malvarlıklarına başvurulma riskini doğuran bu tür şahsi teminat işlemleri açıkça oybirliğine tabi tutulmuştur [1].
  • Ticari mümessil tayin etmek: Şirketi en geniş anlamda temsil yetkisine sahip ticari mümessillerin (BK m. 547 vd.) tayini, şahıs şirketi yapısı içinde güven unsurunu zedeleyebileceğinden, ortakların oybirliği ile yapılabilir. Nitekim doktrinde İsmail Kırca ve H. Oruç Şener de ticari mümessil atanmasının önemine ve oybirliği şartına vurgu yapmaktadır [9].
  • Şirket konusuna girmiyorsa taşınmaz satmak, satın almak, teminat göstermek: Taşınmaz alım-satımı veya ipotek tesisi, eğer şirketin faaliyet konusu (örneğin emlak ticareti) değilse, olağanüstü işlem sayılır [1, 8].
  • Şirketin özüne ilişkin üretim araçlarını elden çıkarmak, rehnetmek veya ticari işletme rehni kurmak: İşletmenin sürekliliğini, faaliyet kapasitesini ve üretim gücünü doğrudan etkileyen araçların (fabrika makinesi, ana üretim tesisi vb.) elden çıkarılması veya rehnedilmesi, ticari yaşamını tehlikeye düşüreceğinden ortakların tamamının katılımını gerektirir [1, 8].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 218 (Yönetim Hakkı) ve TTK m. 212 (Sözleşmenin Şekli): TTK m. 218 kollektif şirketlerde her ortağın yönetici olduğunu belirtir [6]. Ancak m. 223 bu yöneticiliğin sınırını olağan işler olarak çizer [1].
  • TTK m. 233 (Temsil Yetkisinin Kapsamı): TTK m. 223 iç ilişkide yönetimin sınırlarını belirlerken, m. 233 dış ilişkide şirketi temsile yetkili olanların işletme konusuna giren her türlü işi yapabileceğini düzenler [10]. Yönetim yetkisi ile temsil yetkisi arasındaki en önemli kesişim noktası şudur: Oybirliği gereken bir olağanüstü işlemi tek başına yapan yönetici ortağın işlemi, şirket ile üçüncü kişi arasındaki dış ilişkide "yetkisiz temsil" boyutunda tartışmalara yol açar.
  • TTK m. 225 (Denetim Hakkı): TTK m. 223 uyarınca yönetici olmayan veya yönetime katılamayan ortakların, yapılan işlemlerin olağanüstü olup olmadığını ya da oybirliği şartına uyulup uyulmadığını denetleyebilmesi için TTK m. 225 onlara bilgi edinme ve belgeleri inceleme hakkı vermiştir [11, 12].
  • TBK m. 504 vd. (Vekâlet Sözleşmesi): Kollektif şirkette yönetici ortak ile diğer ortaklar arasındaki hukuki ilişki, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça TBK'nın vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlerine (özellikle özen ve sadakat borcu, hesap verme yükümlülüğü) tabidir [13, 14]. TTK m. 223’e aykırı işlem, vekâlet sınırlarının aşılması demektir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin (özellikle 11. HD) yerleşik içtihatlarına göre, şahıs şirketlerinde temsilcilerin yaptıkları "konu dışı" veya "oybirliği gereken konularda tek başına" yaptıkları işlemler, üçüncü kişilerin iyiniyetli olup olmamasına göre değerlendirilmektedir. Yargıtay kararlarında vurgulandığı üzere, TTK m. 223 hükmünden hareketle, ticari mümessil atamak veya kefil olmak gibi açıkça oybirliği gerektiren ve tek bir yönetici tarafından gerçekleştirilen işlemler, kural olarak askıda hükümsüzlük ve yetkisiz temsil doğurur [15, 16]. Bu aşamada, işlem geçersiz olduğundan, daha sonra diğer ortakların icazeti (onayı) olmazsa işlemi yapan yönetici şahsen sorumlu olur. Ayrıca Yargıtay, şirketin taşınmazlarının veya üretim araçlarının, şirketin faaliyeti durduracak nitelikte üçüncü kişilere rehnedilmesi ya da devredilmesi hususunda TTK m. 223 hükmündeki oybirliği aranan istisnaları katı bir şekilde incelemekte; muvazaalı devirlerde TMK m. 2 uyarınca dürüstlük kuralı ekseninde hükümsüzlük kararı verebilmektedir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Türkiye çapında tekstil ürünleri pazarlayan bir kollektif şirketin (A ve B ortaklarından oluşan) yönetici ortağı A, kendi şahsi dostluk ilişkileri çerçevesinde, üçüncü bir kişinin bankadan çekeceği ticari krediye şirket unvanını kullanarak kefil olmuş ve şirketi müteselsil kefil olarak göstermiştir. Hukuki analiz: TTK m. 223 uyarınca kefil olmak ve üçüncü kişi lehine garanti vermek kesinlikle "olağan iş ve işlemler" dışında kalmaktadır ve diğer ortak B'nin onayı olmaksızın yapılamaz [1, 8]. Bu olayda A'nın tek başına şirketi kefalet altına sokması, ortakların oybirliği şartının açıkça ihlalidir. Söz konusu işlem dış ilişkide yetkisiz temsil kurallarına tabi olacak, B'nin onay vermemesi halinde şirket kefalet ile bağlı olmayacak ve oluşacak zararlardan yönetici ortak A şahsen sorumlu olacaktır.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Üretim bandına sahip bir demir-çelik kollektif şirketinde yönetici ortak C, şirketin en önemli ve özüne ilişkin makinelerinden birini, vadesi gelmiş bir şirket borcunun tasfiyesi amacıyla alacaklıya devreder (elden çıkarır). Diğer ortak D bu işleme itiraz eder. Hukuki analiz: TTK m. 223 hükmü çok açıktır; "şirketin özüne ilişkin üretim araçlarını elden çıkarmak" için ortakların oybirliği şarttır [1]. Her ne kadar işlem bir şirket borcu için yapılmış olsa da, üretim aracı olan makinenin elden çıkarılması şirketin faaliyetlerini sekteye uğratacak nitelikte bir olağanüstü işlemdir. Ortak D'nin açık onayı veya sonradan vereceği icazet bulunmadığından yapılan devir, şirketin tüzel kişiliğini bağlamaz ve işlemi yapan ortak C'nin sorumluluğunu (ve üçüncü kişinin durumuna göre istirdat veya tazminat davalarını) doğurur.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Bir işlemin olağanüstü olduğunu veya şirketin özüne ilişkin üretim araçlarını konu aldığını iddia ederek işlemin geçersizliğini ileri süren ortak veya şirket tüzel kişiliği, bu durumu (ispat külfeti genel ilkeleri uyarınca) ispat etmekle yükümlüdür. İşlemin TTK m. 223'teki yasaklı (oybirliği aranan) işlemler listesine girdiğinin ispatı yeterlidir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Yönetici ortağın TTK m. 223'e aykırı olarak yaptığı işlemler neticesinde şirkete veya diğer ortaklara verdiği zararlara ilişkin açılacak tazminat davaları, TTK'da özel bir düzenleme bulunmadığından TBK'nın genel hükümlerine ve haksız fiil / vekâletin kötüye kullanılmasına ilişkin zamanaşımı sürelerine tabidir (TBK m. 72, m. 146).
  • Görevli/yetkili mahkeme: Ortaklar arasındaki uyuşmazlıklardan veya yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan davalar nispi ticari dava niteliğindedir. TTK m. 1521 uyarınca ticaret şirketlerinde ortakların şirketle veya birbirleriyle olan davalarında Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir ve kural olarak basit yargılama usulü uygulanır [17].
  • Yaygın uygulama hataları: Şahıs şirketlerinde, ticaret sicilinde müstakil imza yetkisi bulunan bir yöneticinin her türlü işlemi yapabileceğinin zannedilmesi en yaygın hatadır. Sicildeki geniş yetki, TTK m. 223'ün emredici oybirliği kısıtlamasını ortadan kaldırmaz. Noterlikler veya tapu müdürlükleri işlem tesisinde "oybirliği kararını" aramak zorundadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 223 hükmü, kollektif şirket ortaklarının sonsuz ve müteselsil sorumluluk altında olmalarından kaynaklanan yüksek riski dengelemek amacı taşısa da, doktrinde birtakım eleştirilere ve tartışmalara konu olmaktadır. İlk olarak, kanun koyucu "bağışta bulunmak" gibi ticari yaşamda giderek kurumsal sosyal sorumluluk çerçevesinde normalleşen bir kavramı mutlak surette olağanüstü işlem olarak nitelendirmiştir. Doktrinde (örneğin Ansay), anonim şirketler için daha esnek değerlendirilebilen bağış mekanizmasının [9], şahıs şirketlerinde tamamen oybirliği ile yapılması kuralı ticari hayatın hızıyla bazen örtüşmeyebilmektedir. İkinci olarak, "ticari mümessil tayin etme" işleminin oybirliğine bağlanması (BK sistematiği ile beraber düşünüldüğünde) ticari işletmenin devasa boyutlara ulaşması halinde şirket işleyişini kilitleyebilme potansiyeline sahiptir [9]. Yine doktrinde, yetkisiz olarak (oybirliği olmadan) yapılan olağanüstü işlemlerin yaptırımı konusu, TBK'nın yetkisiz temsil (TBK m. 46 vd.) hükümleri ekseninde tartışılmaktadır. Yapılan bir bağış veya taşınmaz satışı işleminde, işlemi gerçekleştiren ortağın "şirket unvanını" kullanması karşısında, iyi niyetli üçüncü kişilerin ne ölçüde korunacağı meselesi, m. 233 (temsil) ile m. 223 (yönetim) hükümlerinin sınırında yer alan, yargı organları tarafından da hala TMK m. 2 süzgecinden geçirilerek çözülmeye çalışılan gri bir alandır [15, 16]. Oybirliği şartının ağırlığı, şahıs şirketlerinde güven unsurunu korurken; işlem güvenliğini zedeleme tehlikesi, normun revize edilmesi (belki çoğunluk kararına imkân veren sözleşmesel serbestilerin artırılması) ihtiyacını doğurmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.