Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 255

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

3. Haklı sebepler


Madde 255 - (1) Bir ortağın kendisinden kaynaklanan sebeplerden dolayı şirketin feshinin istenebileceği durumlarda, diğer ortakların tümü o ortağın şirketten çıkarılmasına ve şirketin devamına karar verebilir. Şirket sözleşmesinde bu kararın çoğunlukla alınması öngörülebilir. (2) Çıkarılan ortak, bu kararın noter aracılığıyla tebliğinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde şirkete karşı çıkarılmanın iptali davasını a çabilir. (3) Birinci fıkra uyarınca çıkarma kararı alınamadığı takdirde, her ortak, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden söz konusu ortağın şirketten çıkarılmasını ve ayrılma payının belirlenmesini isteyebilir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) şahıs şirketlerine (özelinde kollektif şirketlere) ilişkin kısmında yer alan 255. maddesi, şirketler hukukunun temel prensiplerinden biri olan "ortaklığın devamlılığı" (süreklilik) ilkesinin somut bir tezahürüdür. Madde, bir ortağın şahsından kaynaklanan ve esasen şirketin haklı sebeple feshini gerektirebilecek ağırlıktaki durumların varlığında, şirketin tasfiyeye girmesini önleyerek tüzel kişiliğin ayakta kalmasını sağlayan "ortaklıktan çıkarma" müessesesini düzenlemektedir.

Maddenin ratio legis'i (konuluş amacı), bir ortağın kusurlu eylemleri veya şahsında meydana gelen imkânsızlıklar (hastalık, ehliyet kaybı vb.) yüzünden, ticari işletmenin ve diğer dürüst/kusursuz ortakların cezalandırılmasını engellemektir. Kollektif şirketler, kişi unsurunun (intuitu personae) son derece yoğun olduğu, ortakların müteselsil ve sınırsız sorumluluk taşıdığı yapılardır. Bu yapı içerisinde güven ilişkisinin sarsılması, tüm sistemi çökertebilecek bir potansiyel taşır. Kanun koyucu, TTK m. 245 delaletiyle haklı sebebin doğduğu hallerde, feshin "son çare" (ultima ratio) olması gerektiği prensibinden hareketle, kusurlu veya engelli ortağın bünye dışına atılarak sağlıklı yapının korunmasına (Sanierungsfusion benzeri bir iyileştirme mantığıyla) olanak tanımıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Maddenin uygulanabilmesi için kanun koyucu birtakım maddi ve şekli şartlar öngörmüştür. Bu kavramların doktriner temelleri aşağıda incelenmiştir:

2.1. Kendisinden Kaynaklanan Sebep (Haklı Sebep İrtibatı)

Maddenin birinci fıkrasında yer alan "kendisinden kaynaklanan sebeplerden dolayı şirketin feshinin istenebileceği durumlar" ifadesi, doğrudan TTK m. 245 hükmüne atıf yapmaktadır. Haklı sebep; şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin, şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır. Bir ortağın şirkete ihanet etmesi, rekabet yasağını ihlal etmesi, asli edimlerini (sermaye koyma veya yönetim borcu) yerine getirmemesi, şirket unvanını kişisel menfaatine kullanması veya ağır bir hastalığa düçar olup ehliyetini kaybetmesi (TTK m. 245/1) çıkarma için yeterli şahsi hallerdir. Çıkarmanın hukuka uygun olması için bu sebebin illiyet bağı çerçevesinde bizzat çıkarılacak ortağın şahsında doğmuş olması şarttır.

2.2. Oy Hakkından Yoksunluk ve Karar Yetersayısı (Nemo Iudex in Causa Sua)

Madde metnindeki "diğer ortakların tümü o ortağın şirketten çıkarılmasına... karar verebilir" ifadesi, doktrinde çokça tartışılan "kendi davasında hâkim olamama" (Nemo iudex in causa sua) ilkesinin şahıs şirketlerindeki net yansımasıdır. Kanun koyucu, çıkarma kararında, çıkarılacak olan ortağın oy hakkı bulunmadığını açıkça ihdas etmiştir (Prof. Dr. Ersin Çamoğlu bu durumu limited şirketlerle kıyaslarken, kollektif şirketlerdeki bu açık hükmün emredici karakterine vurgu yapmaktadır). Çıkarma kararı kural olarak diğer ortakların "oybirliği" ile alınır. Ancak madde, emredici nitelikte olmayıp, şirket sözleşmesine konulacak bir hükümle bu kararın "diğer ortakların çoğunluğu" ile de alınabileceğine cevaz vermiştir.

2.3. Noter Aracılığıyla Tebliğ ve İptal Davası

İkinci fıkra, çıkarılan ortağın hukuki dinlenilme ve savunma hakkını güvence altına almaktadır. Karar, ancak noter aracılığıyla tebliğ edildiğinde sonuç doğurmaya başlar. Şekil şartı geçerlilik unsurudur. Tebliğden itibaren işlemeye başlayan üç aylık hak düşürücü süre içerisinde, çıkarılan ortak şirkete (tüzel kişiliğe) karşı çıkarma kararının iptali davası açabilir. Bu dava, bozucu yenilik doğuran (inşai) bir davanın engellenmesine matuf bir tespit/iptal davası niteliğindedir. Davacı ortak, iddia edilen haklı sebebin bulunmadığını, sebebin kendisinden kaynaklanmadığını veya usul kurallarına (nisap vb.) uyulmadığını ileri sürebilir.

2.4. Mahkeme Kararıyla Çıkarma (İkame Yetki)

Ortaklık bünyesinde oybirliği veya sözleşmede öngörülen çoğunluk sağlanamazsa (örneğin üç ortaklı bir yapıda bir ortağın kusurlu ortağı koruması halinde), üçüncü fıkra devreye girer. Bu durumda, dürüstlük kuralı uyarınca şirkete devamı beklenemeyecek olan "her ortak", asliye ticaret mahkemesinden kusurlu ortağın çıkarılmasını ve ayrılma payının belirlenmesini talep edebilir. Bu, organın işlevsiz kaldığı noktada yargısal müdahale ile şirketin feshini önleyen sübjektif bir haktır.

3. Sistematik İlişkiler

Bu maddenin sağlıklı bir şekilde yorumlanabilmesi için Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili diğer normlarıyla dikey ve yatay düzlemde bağdaştırılması zaruridir:

  • TTK m. 245 (Haklı Sebeple Fesih): Çıkarmanın maddi dayanağıdır. Çıkarma kararı alınabilmesi için TTK m. 245'te zikredilen ve feshin talep edilebileceği ağırlıkta bir haklı sebebin vücut bulması şarttır.
  • TTK m. 259 - 262 (Ayrılan Ortağın Payı ve Tescil): Çıkarılan ortağın ayrılma payının (muhasebe değeri değil, karar tarihine en yakın gerçek şirket varlığı üzerinden) hesaplanması TTK m. 260'a göre yapılır. Çıkarmanın üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmesi, TTK m. 259 uyarınca ticaret siciline tescil ve ilan edilmesine bağlıdır.
  • TTK m. 264 (Zamanaşımı): Çıkarılan ortak, tescil ve ilandan önce doğmuş şirket borçlarından ötürü üçüncü kişilere karşı ilan tarihinden itibaren 3 yıl daha müteselsilen sorumludur.
  • TBK m. 639 - 640 (Adi Şirkette Fesih ve Çıkarma): Şahıs ortaklıklarının temelini oluşturan adi şirket hükümlerine göre de (TBK m. 640), haklı sebep varsa mahkeme fesih yerine kusurlu ortağın çıkarılmasına karar verebilir. TTK m. 255, bu genel prensibin kollektif ortaklıklardaki özel tezahürüdür.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; şahıs şirketlerinde ortağın şirketten çıkarılabilmesi için öne sürülen haklı sebebin "somut, ispatlanabilir ve ortaklık ilişkisini çekilmez kılan" nitelikte olması gerekir.

Yargıtay, çıkarma davalarında şu ilkeleri benimsemiştir:

  1. İlliyet Bağı İlkesi: Şirketin feshini gerektirecek sebep, bizzat çıkarılmak istenen ortaktan kaynaklanmalıdır. Her iki ortağın da kusurlu olduğu (müşterek kusur) hallerde, ağır kusurlu olanın çıkarılması talep edilebilir, ancak eşit kusur varsa çıkarma yerine TTK m. 243 vd. uyarınca fesih kararı verilmesi gerekir.
  2. Gerçek Değer Üzerinden Ödeme: Çıkarılan ortağın ayrılma akçesi (tasfiye payı) hesaplanırken, şirketin kayıtlı/defter (nominal) değeri değil, mahkeme kararı veya çıkarma kararı tarihindeki serbest piyasa (rayiç) değeri dikkate alınmalıdır. Şerefiye (peştemallık), marka değeri ve taşınmazların güncel ekspertiz değerleri hesaba katılmalıdır.
  3. Teminat ve Ödeme: Çıkarılan ortağın payı nakden ödenmelidir (TTK m. 261). Yargıtay, payı ödenmeyen ortağın, şirketin malvarlığı üzerindeki haklarının tamamen ortadan kalktığını kabul etmemekte, ödeme gerçekleşene kadar bir nevi alacaklı sıfatıyla şirketi takip hakkı bulunduğunu teyit etmektedir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo - Ortaklar Kurulu Kararıyla Çıkarma): Üç ortaklı (A, B ve C) bir kollektif şirkette, ortak C, şirketin faaliyet alanına giren konularda şirketin müşteri portföyünü kendi adına kurduğu şahıs işletmesine yönlendirmiştir (rekabet yasağının ihlali). Ortaklar A ve B, toplanarak C’nin oy hakkı bulunmaksızın oybirliğiyle C’nin şirketten çıkarılmasına karar vermişlerdir. Karar C'ye noter vasıtasıyla tebliğ edilmiştir. C, kararın kendisine bildirilmesinden 4 ay sonra iptal davası açmıştır. Hukuki analiz: Olayda C’nin eylemi TTK m. 245/1-c (kişisel menfaatler uğruna şirketi kötüye kullanma) kapsamında net bir haklı sebeptir. A ve B'nin, C'nin oyu olmaksızın (TTK m. 255/1 uyarınca) aldıkları karar usule uygundur. Ancak C, TTK m. 255/2'de öngörülen 3 aylık hak düşürücü süreyi kaçırmıştır. Mahkeme, esasa girmeksizin davayı süre yönünden reddedecektir. C'nin ortaklık sıfatı tebliğ ile sona ermiş olup, geriye yalnızca TTK m. 260 uyarınca ayrılma payını talep hakkı kalmıştır.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo - Mahkeme Kararıyla Çıkarma): Dört ortaklı (X, Y, Z, W) bir kollektif şirkette ortak X, sermaye koyma borcunu uzun süredir yerine getirmemektedir. Y ve Z, X'i şirketten çıkarmak istemekte, ancak X ile yakın bağları olan W bu karara muhalif kalarak "oybirliği" şartının (sözleşmede aksi bir çoğunluk hükmü yoktur) oluşmasını engellemektedir. Hukuki analiz: İç işleyişte TTK m. 255/1 uyarınca karar alınması tıkanmıştır. Bu durumda TTK m. 255/3 devreye girer. Y veya Z (tek başlarına dahi) asliye ticaret mahkemesinde şirket tüzel kişiliğine ve X'e husumet yönelterek "ortağın çıkarılması" davası ikame edebilir. Mahkeme, sermaye borcunun ödenmemesini (TTK m. 246 usullerine de dikkat ederek) haklı sebep kabul edecek ve W'nin muhalefetine rağmen X'in şirketten çıkarılmasına hükmedecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Çıkarma kararının haklı sebebe dayandığını ispat yükü (ister iptal davasında davalı sıfatıyla, ister TTK m. 255/3 davasında davacı sıfatıyla olsun) şirkete ve çıkarma talep eden diğer ortaklara aittir.
  • Zamanaşımı / Süreler: İptal davası için öngörülen 3 aylık süre salt bir zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir. Hâkim tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınır.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlığın çözüm yeri, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir (TTK m. 5 ve m. 255/3).
  • Yaygın uygulama hataları:
    1. Çıkarma kararının noter aracılığıyla değil, elden veya adi posta ile tebliğ edilmesi (şekil şartına aykırılık iptal sebebidir).
    2. Ayrılma payının bilançodaki kayıtlı değerler üzerinden hesaplanıp ödenmek istenmesi (Yargıtay'ın "gerçek değer" ilkesine aykırıdır).
    3. Hakkında haklı sebep iddiası bulunan ortağın genel kurulda oy kullanmasına müsaade edilmesi veya nisabın bu ortak dâhil edilerek hesaplanması.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 255 hükmü, şahıs ortaklıkları sistematiği açısından başarılı ve koruyucu bir düzenlemedir. Maddenin birinci fıkrasının, çıkarılacak ortağı oy hakkından mahrum bırakması, İsviçre ve Alman menşeili "nemo iudex in causa sua" ilkesinin doktriner (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu) tartışmalarına yer bırakmaksızın pozitif hukuka derç edilmesini sağlamıştır. Zira aynı sorun limited şirketlerde TTK m. 640 ve 621 kapsamında tartışmalı iken (bir ortağın ihracında kendi oyunu kullanıp kullanamayacağı hususu), kollektif şirketlerde bu konu lafzi olarak netleştirilmiştir.

Ancak normun eleştiriye açık yönleri de mevcuttur. Üçüncü fıkrada düzenlenen "ayrılma payının belirlenmesini isteyebilir" ibaresi, şirketin likidite durumu gözetilmeksizin, çıkarılan ortağa derhal nakit ödeme yapılması zorunluluğu doğurabilmektedir (TTK m. 261). Bilhassa sermaye bağlamı zayıf olan şahıs şirketlerinde, yüksek bir ayrılma akçesinin nakden ödenmesi, şirketin fiilen iflasına (ekonomik felcine) yol açabilir. Doktrinde (Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar) bu husus, hakimin ayrılma payını taksitlendirebilmesi veya teminata bağlayabilmesi yönünde bir yetkiyle donatılması gerektiği şeklinde eleştirilmektedir. Feshin son çare olması ilkesi gereği, çıkarılan ortağın hakkı ile şirketin yaşama menfaati arasında daha adil bir ödeme dengesinin kanunda normatif olarak düzenlenmesi, gelecekteki reform çalışmalarında değerlendirilmelidir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.