Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 279

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

2. Devir yasağı ve vekil etme


Madde 279 - (1) Bir tasfiye me muru görevini diğer bir tasfiye memuruna veya üçüncü kişilere devredemez. Ancak, bazı belirli iş ve işlemlerin yürütülebilmesi için tasfiye memurları içlerinden birini veya bazılarını ya da üçüncü kişiyi vekil edebilirler.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) İkinci Kitap, İkinci Kısım, Birinci Bölümünün Tasfiyeye ilişkin Beşinci Ayrımında yer alan 279. maddesi, kollektif şirketlerde tasfiye memurlarının görevlerini bizzat ifa etme yükümlülüğünü ve bu görevin devredilmezliğini (devir yasağı) düzenlemektedir [1]. TTK m. 279, şahıs şirketlerinin yapısal özüne ve kollektif şirket ortaklarının şirket borçlarından dolayı müteselsil ve bütün malvarlıklarıyla sorumlu olmaları ilkesine (TTK m. 236) [2] sıkı sıkıya bağlı bir emredici normdur.

Tasfiye süreci, şirketin aktiflerinin paraya çevrilmesi, alacakların tahsili, borçların ödenmesi ve kalan net bakiyenin ortaklara dağıtılması gibi son derece hassas ve hukuki sorumluluk doğuran işlemler silsilesini ifade eder. Bu işlemlerin ifası için atanan tasfiye memurları (gerek şirket sözleşmesiyle, gerek ortaklar kararıyla gerekse mahkemece atanmış olsunlar [3]), kendilerine duyulan güven (intuitu personae) ilişkisi çerçevesinde göreve gelirler. Kanun koyucu, TTK m. 279 ile tasfiye memurunun "organsal işlev" (organ function) niteliğindeki bu yönetsel ve temsili görevini bir bütün olarak bir başkasına (ister diğer bir tasfiye memuruna ister üçüncü bir kişiye) devretmesini kesin olarak yasaklamıştır [1]. Ancak modern ticari hayatın gerekleri ve işbölümü ihtiyacı gözetilerek, "belirli iş ve işlemlerin yürütülebilmesi" şartıyla vekâlet verilmesine istisnai bir alan açılmıştır [1].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Tasfiye Görevinin Devredilemezliği Karinesi (Devir Yasağı)

TTK m. 279/1'in ilk cümlesinde yer alan "Bir tasfiye memuru görevini diğer bir tasfiye memuruna veya üçüncü kişilere devredemez" [1] şeklindeki kesin ifade, tasfiye memurluğunun şahsa sıkı sıkıya bağlı bir görev olduğunu teyit eder. Türk ticaret hukuku doktrininde (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Bahtiyar, Arkan) sıklıkla vurgulandığı üzere, şirket organlarına kanunla verilmiş devredilemez yetkiler, ancak kanunun açıkça izin verdiği çerçevede başkasına aktarılabilir [4]. Tasfiye memurunun görevi, ticari mümessil atamak veya genel yetkili bir vekil tayin etmek suretiyle bir bütün halinde başkasına bırakılamaz. Eğer birden fazla tasfiye memuru varsa, kural olarak birlikte hareket etmeleri gerekir (TTK m. 278) [1]. Bir memurun tüm yetkisini (imza ve karar yetkisini) diğer memura devrederek süreçten çekilmesi, bu hüküm tahtında batıldır.

2.2. Belirli İş ve İşlemler İçin Vekil Tayin Etme (İstisnai Yetki)

Maddenin ikinci cümlesi olan "Ancak, bazı belirli iş ve işlemlerin yürütülebilmesi için tasfiye memurları içlerinden birini veya bazılarını ya da üçüncü kişiyi vekil edebilirler" [1] düzenlemesi, katı devir yasağının pratik sınırını çizer. "Belirli iş ve işlemler" kavramından anlaşılması gereken; genel ve sınırları belirsiz bir yönetim yetkisi değil, spesifik, münferit veya çerçevesi net çizilmiş icrai işlemlerdir. Örneğin; şirkete ait belirli bir taşınmazın tapuda devri, gümrükteki bir malın çekilmesi, belirli bir alacağın dava ve icra yoluyla takibi için bir avukatın yetkilendirilmesi bu kapsamdadır. Burada "yetki devri" (delegation of power) değil, "temsil yetkisi verilmesi" (representation/proxy) söz konusudur. Vekil edilen kişi, tasfiye organı sıfatını kazanmaz; sadece vekâlet sözleşmesi (TBK m. 504 vd.) çerçevesinde tasfiye memurunun iradesini hukuken hayata geçiren bir aracı olur.

3. Sistematik İlişkiler

Bu maddenin Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve diğer mevzuat ile dikey ve yatay düzlemde derin sistematik bağları bulunmaktadır:

  • TTK m. 539/1 (Anonim Şirketlerde Tasfiye Memurlarının Yetki Devri): TTK m. 279'un anonim şirketler hukukundaki tam karşılığı TTK m. 539'dur. İlgili hükümde, "Tasfiye memurlarına Kanunla tanınmış yetkiler devredilemez; ancak, belirli uygulama işlemlerinin yapılabilmesi için, tasfiye memurlarından biri diğerine veya üçüncü bir kişiye temsil yetkisi verebilir" [5] denilerek, şahıs ve sermaye şirketlerinde tasfiye memurluğunun devredilmezliği bakımından yeknesak bir normatif zemin oluşturulmuştur.
  • TTK m. 285/2 ve TBK m. 116 (Yardımcı Kişilerin Eylemlerinden Sorumluluk): TTK m. 279 uyarınca tayin edilen vekilin işlemleri tasfiye memurunun sorumluluk sahasındadır. Nitekim TTK m. 285/2, tasfiye memurlarının atadıkları ve hizmete aldıkları kimselerin kanuna aykırı hareketlerinden dolayı TBK m. 116 (yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk) uyarınca ortaklara ve üçüncü kişilere karşı müteselsil sorumlu olacaklarını açıkça hükme bağlamaktadır [6].
  • TTK m. 278 (Birlikte Hareket İlkesi): Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse tasfiye memurları birlikte hareket etmek zorundadır [1]. TTK m. 279 uyarınca içlerinden birini vekil tayin etmeleri, esasen "birlikte hareket" ilkesinin işlemsel bazda yumuşatılmasına olanak tanıyan tamamlayıcı bir düzenlemedir.
  • TTK m. 1087/2 (Donatma İştiraki Tasfiyesi): Gemi mülkiyetine ilişkin donatma iştirakinin tasfiyesinde mahkemece atanan tasfiye memurunun hak, görev ve sorumlulukları hakkında da kollektif şirket tasfiye memurları hükümleri (ve dolayısıyla m. 279) kıyasen uygulanır [7].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve bilhassa 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, şirket organlarının "organsal işlev" niteliğindeki yetkilerini genel bir vekâletname ile üçüncü kişilere devretmeleri kesin olarak reddedilmektedir. Yargıtay uygulamasına göre:

  1. Genel Tasfiye Vekâletnamesinin Geçersizliği: Bir tasfiye memurunun noterde düzenlenmiş, şirketin tasfiyesi ile ilgili "ahzu kabz, sulh, ibra, her türlü malı satma, tahsilat yapma" gibi ucu açık ve sınırsız ifadeler içeren bir vekâletname ile üçüncü kişiyi yetkilendirmesi, TTK m. 279 (eski TTK dönemindeki muadili dâhil) bağlamında devir yasağının ihlali sayılmaktadır.
  2. Kapsamın Belirliliği İlkesi: Yargıtay, vekil tayininin geçerli olabilmesi için işlemin "belirli" olmasını aramaktadır. Örneğin "Ankara İli, Çankaya İlçesi, X ada Y parseldeki taşınmazın satışı ve bedelinin tahsili" şeklindeki bir özel vekâletname geçerli iken; "şirketin tüm taşınmazlarını dilediği bedelle satmaya" şeklindeki yetkilendirme devir yasağına takılmaktadır.
  3. İç İlişki - Dış İlişki Ayrımı: Organ sıfatının devredilemezliğine rağmen, iyiniyetli üçüncü kişilerin vekille yaptığı bazı borçlandırıcı veya tasarruf işlemlerinin şirket tüzel kişiliğini bağlayıp bağlamayacağı TTK'nın temsil hükümlerine göre çözümlenmektedir. Ancak yetki devrinin yasaya aykırılığı, tasfiye memurunun (TTK m. 285 [6]) doğrudan şahsi ve müteselsil hukuki sorumluluğuna gitmesi için yeterli bir kusur (ağır ihmal) teşkil eder.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): X Kollektif Şirketinin tasfiye memurları olan (A) ve (B), şirketin tasfiye sürecinin uzaması ve şahsi işlerinin yoğunluğu sebebiyle, alanında uzman bir mali müşavir olan (C)'ye "şirketin tüm tasfiye işlemlerini yürütmek, aktifleri satmak, borçları ödemek ve son bilançoyu hazırlamak" üzere genel bir vekâletname vermişlerdir. (C), şirketin sahip olduğu en değerli depo binasını (D) isimli bir alıcıya piyasa değerinin altında satmıştır. Hukuki Analiz: Somut olayda (A) ve (B)'nin mali müşavir (C)'ye verdiği yetki, TTK m. 279'da emredici şekilde ifade edilen "tasfiye görevinin devri yasağına" [1] açıkça aykırıdır. Zira (C)'ye verilen yetki "belirli iş ve işlemlerin yürütülmesi" [1] istisnası kapsamında değerlendirilemez; bu, tasfiye organının işlevinin külliyen devridir. İşlemin niteliği gereği organ sıfatı (C)'ye geçmeyeceğinden, yetkisiz temsil veya haksız fiil bağlamında sorumluluk doğar. (A) ve (B), bu hukuka aykırı yetki devri neticesinde şirketin uğradığı zarardan TTK m. 285/1 ve 285/2 (TBK m. 116 atfı) uyarınca müteselsilen sorumludurlar [6].

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Tasfiye halindeki Y Kollektif Şirketinin tek tasfiye memuru olan (M), şirketin tasfiye edilmek üzere elde kalan son ticari mallarının nakliyesi ve bir lojistik sözleşmesinin imzalanması hususunda, şirketin eski pazarlama müdürü (K)'ya yalnızca söz konusu parti malın teslimi ve gümrük işlemlerinin tesisi için özel bir yetki belgesi vermiştir. Hukuki Analiz: Somut olayda (M)'nin gerçekleştirdiği işlem, TTK m. 279 cümlesinin lafzına ve konuluş amacına ("Ancak, bazı belirli iş ve işlemlerin yürütülebilmesi için... üçüncü kişiyi vekil edebilirler" [1]) tam olarak uygundur. Sınırları ve konusu net bir biçimde belirlenmiş (spesifik) bir maddi veya hukuki fiil için üçüncü kişinin vekil tayin edilmesi, tasfiye memurluğu sıfatının devri anlamına gelmez. Bu işlem hukuken geçerlidir ve (K)'nın bu sınırlar içinde yaptığı işlemler şirketi doğrudan bağlar.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Bir işlemin TTK m. 279 anlamında geçerli bir vekil tayini (belirli iş ve işlem) olduğu veya kanuna aykırı bir "görev devri" teşkil ettiği hususunda ihtilaf çıkması halinde, ispat yükü bu işlemlerden hak iddia eden tarafa düşer. Üçüncü kişinin hukuka aykırı eylemi neticesinde sorumluluk davası açıldığında tasfiye memuru, kusursuzluğunu (yetki devrinin yasal sınırlar içinde kaldığını ve vekil seçiminde gerekli özeni gösterdiğini) ispatla mükelleftir (TTK m. 285/1) [6].
  • Zamanaşımı / Süreler: Tasfiye memurunun görevini yasalara aykırı devretmesi sebebiyle zarara uğrayan ortakların veya üçüncü kişilerin açacağı sorumluluk davası, zararı ve faili öğrendikleri tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zararı doğuran fiilden itibaren beş yıl içinde zamanaşımına uğrar (TTK m. 285/3) [8].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Tasfiye memurunun TTK m. 279'a aykırılığından doğan sorumluluk davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Tasfiye süreci başladığında tasfiye memurlarının noter kanalıyla düzenledikleri ucu açık, genel nitelikli "ahzu kabz, taşınmaz alım satımı, tasfiye yürütümü" vekâletnamelerinin bankalar veya tapu müdürlüklerince işleme konulması, uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve daha sonra çok ciddi yetki ve sorumluluk uyuşmazlıkları doğuran bir hatadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 279 hükmünün lafzı oldukça nettir. Ancak doktrinde, anonim şirketlerin (TTK m. 539 [5]) ve limited şirketlerin tasfiyesi ile kıyaslandığında kollektif şirketlerdeki bu hükmün kaleme alınış biçiminde bir modernleşme ihtiyacı olup olmadığı tartışılmalıdır. "Belirli iş ve işlem" kavramının genişliği, ticaret mahkemelerinin takdirine terk edilmiştir. Doktrinde (örneğin Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Ersin Çamoğlu ekolü bağlamında) organ sıfatının fonksiyonel bağımsızlığı savunulur. "Organsal işlevin devredilemezliği", sermaye şirketlerinde (TTK m. 367) olduğu gibi, tasfiye rejiminde de hukukun omurgalarından biridir [4]. Tasfiye memurlarının tasfiyeyi bizzat yürütme yükümlülüğü, şahıs şirketlerinin "şahsa bağlılık" unsurunun tasfiye sürecindeki devamıdır.

Bununla birlikte kanun koyucu, TTK m. 279'da vekâlet verilecek kişilerin ehliyetine veya vasıflarına (örneğin bir tasfiye işlemini yönetecek finansal liyakat vb.) ilişkin bir sınırlama getirmemiştir. Bu durum, niteliksiz üçüncü kişilere verilecek "belirli iş" vekâletlerinin dolaylı olarak tasfiyenin sağlıksız yürümesine yol açma riskini barındırmaktadır. Gelecekte yapılacak reform çalışmalarında, maddedeki devir yasağı ihlalinin yaptırımının (salt TTK m. 285 atfıyla bırakılmayıp [6]) yetkisiz temsil ve dış ilişkide şirketin bağlılığı bakımından daha sarih ifade edilmesi faydalı olacaktır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.