4. Saklama zorunluluğu
Madde 290 - (1) Tasfiyenin sonunda belgelerin ve defterlerin saklanması hakkında 82 nci madde hükmü uygulanır.
4. Saklama zorunluluğu
Madde 290 - (1) Tasfiyenin sonunda belgelerin ve defterlerin saklanması hakkında 82 nci madde hükmü uygulanır.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) sistematiği içerisinde ticaret şirketlerinin tasfiye süreçleri, alacaklıların, ortakların ve kamu düzeninin menfaatlerini dengeleyecek sıkı şekil şartlarına ve emredici kurallara bağlanmıştır. Bu kapsamda, şahıs şirketlerinden olan kollektif şirketlerin tasfiyesinin sona ermesini düzenleyen hükümler arasında yer alan TTK m. 290, "Tasfiyenin sonunda belgelerin ve defterlerin saklanması hakkında 82 nci madde hükmü uygulanır" şeklindeki açık lafzıyla, tüzel kişiliğin ticaret sicilinden terkininden sonra dahi hukuki güvenliğin ve ispat vasıtalarının korunmasını amaçlamaktadır [1].
Söz konusu hüküm, salt kollektif şirketler bakımından değil, sermaye şirketlerinin tasfiyesine ilişkin TTK m. 544 hükmü ile birlikte okunduğunda, Türk şirketler hukukuna hâkim olan "tasfiye sonrası şeffaflık ve ispat güvencesi" (ratio legis) ilkesinin temel taşlarından birini oluşturur [2, 3]. Tüzel kişiliğin sona ermesi, şirketin ticari defterlerinin ve belgelerinin de derhal yok edilebileceği anlamına gelmemektedir; zira sicilden silinmiş bir şirketin dahi ileride ortaya çıkabilecek borçları, ek tasfiye (ihya) gerektiren durumları veya kamu hukuku niteliğindeki vergi incelemeleri ihtimal dâhilindedir [4, 5]. Bu itibarla kanun koyucu, TTK m. 82 hükmüne atıf yaparak, ticari işletme hukuku kapsamında düzenlenen defter saklama yükümlülüğünü tasfiye sonrasına da teşmil etmiştir.
Tasfiyenin sonu, tasfiye memurlarının şirketin faaliyette bulunduğu dönemde başlanmış olup da henüz sonuçlandırılmamış işlemleri tamamlaması, aktifleri paraya çevirmesi, borçları ifa etmesi ve tasfiye bakiyesini ortaklara dağıtması neticesinde şirketin ticaret unvanının sicilden silinmesi aşamasıdır [6, 7]. TTK m. 303 uyarınca, tasfiyenin sona ermesi üzerine unvanın sicilden silinmesi (terkini) ve bunun ilanı, tasfiye memurlarınca ticaret sicili müdürlüğünden istenir [7, 8]. Defterlerin saklanması yükümlülüğü de tam bu noktada, tüzel kişiliğin varlığını hukuken yitirdiği evrede devreye girer.
TTK m. 290 hükmünün atıf yaptığı TTK m. 82 uyarınca, saklanması zorunlu belgelerin kapsamı son derece geniştir. Bunlar; ticari defterler, envanterler, açılış bilançoları, ara bilançolar, finansal tablolar, yıllık faaliyet raporları, alınan ticari mektuplar, gönderilen ticari mektupların suretleri ve defter kayıtlarının dayandığı belgelerdir [9-11]. Tasfiye hâlindeki bir şirket için bu belgelere ek olarak tasfiye dönemine ait son bilanço (TTK m. 289) ve tasfiye evrakları da dâhil edilmelidir [1-3].
TTK m. 82/5 uyarınca, saklama süresi kural olarak on yıldır [12]. Tasfiye edilen şirketler bakımından bu on yıllık sürenin başlangıç anı, TTK m. 82/6'da net bir şekilde "ticari defterlere son kaydın yapıldığı, envanterin çıkarıldığı, (...) yılsonu finansal tablolarının hazırlandığı, ticari yazışmaların yapıldığı veya muhasebe belgelerinin oluştuğu takvim yılının bitişiyle başlar" şeklinde ifade edilmiştir [12, 13].
Türk Ticaret Kanununun şirketler hukuku uygulamasında en kritik unsurlarından biri, tüzel kişiliğin sona ermesi hâlinde defterlerin kimin uhdesinde kalacağı hususudur. TTK m. 82/8 açıkça; "tüzel kişi sona ermişse defter ve kâğıtlar birinci fıkra gereğince on yıl süreyle sulh mahkemesi tarafından saklanır" emredici kuralını amirdir [14]. Dolayısıyla, tasfiye memurları tasfiye bitiminde bu defterleri kendi şahsi arşivlerine değil, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki görevli sulh hukuk mahkemesine teslim etmekle yükümlüdürler.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve bilhassa ticaret davalarına bakan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında, ticaret sicilinden terkin edilen bir şirket hakkında sonradan ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıklarda "ek tasfiye (ihya)" kurumuna başvurulması gerektiği, bu başvuru neticesinde mahkemece yapılacak denetimlerde eski tasfiye evraklarının ve defterlerinin incelenmesinin zorunlu olduğu vurgulanmaktadır [4, 17].
Ayrıca Yargıtay, TTK m. 82/7 uyarınca açılacak zıya belgesi verilmesi davasında, şirketin defterlerinin yangın, sel veya hırsızlık gibi bir nedenle kaybolması durumunda otuz günlük (eski halinde on beş gün) yasal hak düşürücü süre içinde mahkemeye başvurulmasını katı bir şekilde aramaktadır [13]. Tasfiye memurunun veya tasfiye sonu itibariyle defterlerin tevdi edildiği merciin bu süreyi kaçırması, ilerideki sorumluluk davalarında ağır kusur olarak değerlendirilir. Sulh hukuk mahkemesine teslim yükümlülüğünün ihlali ise, tasfiye memurlarının sorumluluğuna (TTK m. 285 vd.) ilişkin içtihatlarda başlıca kusur sebebi sayılmaktadır [16].
Olay 1: ABC Kollektif Şirketinin tasfiye süreci 15 Kasım 2023 tarihinde tamamlanmış, tasfiye memuru (X) aynı gün ticaret sicilinden unvanın terkini işlemini gerçekleştirmiştir. Ancak (X), şirketin son on yılına ait on beş klasörlük ticari defterlerini ve elektronik muhasebe kayıtlarını, mahkemeye teslim etmenin prosedürel zorluğu nedeniyle kendi ofisinin bodrum katında saklamaya karar vermiştir. Ocak 2025'te, vergi müfettişleri şirketle ilgili eski bir vergi dönemi uyuşmazlığından ötürü kayıtların ibrazını istemiştir. Hukuki analiz: TTK m. 290'ın atıfta bulunduğu TTK m. 82/8 uyarınca tüzel kişi sona erdiğinde defterler on yıl süreyle sulh hukuk mahkemesince saklanmalıdır [1, 14]. Tasfiye memuru (X), bu emredici normu ihlal ederek defterleri kendisi muhafaza etmiştir. Bu usulsüz muhafaza, vergi kanunlarına muhalefet bir yana, Türk Ticaret Kanunu uyarınca tasfiye memurunun kanun ve esas sözleşmeden doğan özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil etmektedir (TTK m. 285) [16].
Olay 2: Tasfiyesi tamamlanan ve defterleri TTK m. 82/8 gereği İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi kasasına teslim edilen DEF Anonim Şirketi aleyhine, terkini takiben 3. yılda, şirketin aktifinde unutulmuş bir taşınmaz olduğu iddia edilerek TTK m. 547 uyarınca ek tasfiye (ihya) davası açılmıştır. Hukuki analiz: Ek tasfiye talebini inceleyen Asliye Ticaret Mahkemesi, şirketin malvarlığı kayıtlarını incelemek üzere, Sulh Hukuk Mahkemesinde 10 yıl süreyle muhafaza edilen (TTK m. 544 atfıyla m. 82) ticari defterlerin celbini talep edecektir [2, 3, 14]. Saklama zorunluluğunun yerine getirilmiş olması, ek tasfiye davasında taşınmazın şirketin aktifinde unutulup unutulmadığının maddi gerçeklik bağlamında ispatını sağlayacaktır.
Türk Ticaret Kanunu m. 290 ve paralelindeki m. 544'ün, TTK m. 82 uyarınca getirdiği sulh mahkemesinde saklama yükümlülüğü; doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Sabih Arkan gibi hocaların da zaman zaman işaret ettikleri pratik imkânsızlıkları barındırmaktadır. Türkiye gibi devasa bir ticaret hacmine sahip bir ülkede, her gün yüzlerce şirket tasfiye edilmekte olup, tüm bu şirketlerin fiziki klasörlerinin sulh hukuk mahkemelerinin arşivlerinde on yıl boyunca fiziken barındırılması ciddi bir lojistik ve mali kriz doğurmaktadır.
Nitekim E-Defter ve elektronik kayıt sistemlerinin (MERSİS) hızla yaygınlaşması, fiziki saklama zorunluluğunu kademeli olarak anlamsızlaştırmaktadır. TTK m. 82/4'te yer alan elektronik saklama imkânlarının [12], tasfiye sonrasında mahkemelere "dijital ortamda şifrelenmiş teslim" şeklinde yasal bir zemine oturtulması, sistemin tıkanıklığını çözecek en rasyonel reform önerisidir. Şu anki mevzuat düzeninde, elektronik defterler bir veri taşıyıcısı üzerinden teslim edilebilse dahi, fiziki belgelerin de korunması zorunluluğu, uygulamada adaletin işleyişini yavaşlatan idari bir angaryaya dönüşmüş durumdadır. İlerleyen yasama dönemlerinde, tasfiye sonu defter saklama kurumunun doğrudan elektronik arşiv sistemlerine entegre edilecek bir yapıya büründürülmesi, modern şirketler hukuku vizyonunun bir gereğidir.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.