Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 317

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

Madde 317


Madde 317 - (1) Şirket ve ortakların üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde, bu Bölümdeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, kollek tif şirkete ilişkin 232 ilâ 242 nci maddeler uygulanır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) İkinci Kitabı "Ticaret Şirketleri" başlığını taşımakta olup, şahıs şirketlerinden olan komandit şirketler bu kitabın Üçüncü Kısmında (m. 304 vd.) düzenlenmiştir [1], [2]. Komandit şirket, kural olarak kollektif şirketin farklılaştırılmış bir türü olarak kabul edilmektedir. Bu farklılaştırmanın temel noktasını, şirket ortaklarından en az birinin (komandite) sorumluluğunun şirket alacaklılarına karşı sınırsız, diğer ortak veya ortakların (komanditer) sorumluluğunun ise belirli bir sermaye ile sınırlandırılmış olması oluşturur [2].

TTK m. 317, komandit şirketlerin ve ortaklarının üçüncü kişilerle olan ilişkilerinin hangi hukuki rejime tabi olacağını belirleyen temel atıf normudur [3]. Madde metninde yer alan "bu Bölümdeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, kollektif şirkete ilişkin 232 ilâ 242 nci maddeler uygulanır" ibaresi, kanun koyucunun normatif ekonomiyi sağlamak amacıyla şahıs şirketleri arasında kurduğu sistematik köprüyü ifade etmektedir. Doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Ersin Çamoğlu gibi otoritelerin de sıklıkla vurguladığı üzere, komandit şirket esasen "komanditeri olan bir kollektif şirkettir". Bu nedenle, dış ilişkilerde (temsil, şirketin tüzel kişilik kazanması, alacaklılara karşı sorumluluk dereceleri ve takas gibi) kollektif şirkete ilişkin genel kaideler aynen komandit şirkete de tatbik edilir. Ancak, sınırlandırılmış sorumluluk prensibinin zedelenmemesi adına, komanditer ortağın hukuki durumunu koruyan "özel hükümler" atfın istisnasını teşkil eder [3].

Bu düzenleme, ticaret hayatındaki işlem güvenliğini (transactional security) ve üçüncü kişilerin korunması ilkesini tesis etmektedir. Şirket ile akdi veya haksız fiil boyutunda ilişkiye giren üçüncü kişilerin, karşılarındaki tüzel kişiliğin ehliyeti, temsili ve borçlarından doğan sorumluluk rejimi bakımından belirsizliğe düşmeleri, TTK m. 317'nin yaptığı atıf ile engellenmiştir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. "Üçüncü Kişilerle Olan İlişkiler" Kavramı ve Kapsamı

Kanun koyucu "üçüncü kişilerle olan ilişkiler" kavramıyla, iç ilişkiden (ortakların birbirleriyle ve şirketle olan yönetim, kâr payı, denetim ilişkileri) farklı olarak; şirketin dış dünyadaki hukuki eylem ve işlemlerini kastetmektedir. Bu kapsamda, TTK m. 232 ila 242 arasındaki hükümlerin tatbiki suretiyle şu hususlar üçüncü kişilerle ilişki bağlamında değerlendirilir:

  1. Tüzel Kişiliğin Kazanılması (m. 232): Şirketin dış dünyada bir hak süjesi olarak belirmesi ticaret siciline tescil ile mümkündür [4].
  2. Temsil Yetkisinin Kapsamı ve Sınırları (m. 233-235): Şirketi kimlerin temsil edeceği, bu yetkinin işletme konusu ile bağlı olup olmadığı ve temsil yetkisinin kaldırılması hususları bu atıf kapsamında komandit şirketlerde de uygulanır [4], [5].
  3. Sorumluluk ve Derecesi (m. 236-237): Alacaklıların şirkete ve ortaklara başvuru sırası, birinci derecede şirket, ikinci derecede ortaklar kuralı [6], [7].
2.2. "Özel Hükümler Saklı Kalmak Şartıyla" İbaresinin Sınırlandırıcı Etkisi

TTK m. 317'nin en kritik unsuru, kollektif şirket hükümlerine yapılan atfın mutlak olmamasıdır [3]. Komandit şirketin ontolojik yapısı gereği, sermaye koyan ancak yönetime ve dış temsile karışmayan "komanditer" ortağın korunması gerekir. "Özel hükümler" şunlardır:

  • Temsil Yetkisinin Aidiyeti (TTK m. 318): Komandit şirketler kural olarak yalnızca komandite ortaklar tarafından temsil edilir [3]. Kollektif şirketlerdeki her ortağın kural olarak temsilci sayılması ilkesi burada işlemez.
  • Komanditerin Sorumluluğunun Sınırı (TTK m. 319 vd.): Komanditer ortaklar, alacaklılara karşı ancak koydukları veya koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarına kadar sorumludurlar [3]. Bu durum, kollektif şirketteki sınırsız ve müteselsil sorumluluk (TTK m. 236) kuralının en büyük istisnasıdır [6].
  • Gizli Temsil İstisnası (TTK m. 321): Bir komanditer ortak, eğer ticari mümessil, ticari vekil veya seyyar tacir memuru sıfatıyla hareket ettiğini üçüncü kişilere açıkça bildirmeden şirket adına işlem yaparsa, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı komandite ortak gibi (sınırsız ve müteselsil) sorumlu olur [8]. Bu hüküm, üçüncü kişinin "görünüşe güven" ilkesini koruyan özel bir yaptırımdır.
2.3. Sorumlulukta Fer'ilik ve Müteselsillik (Kollektif Şirket Atfı)

TTK m. 237 uyarınca, şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı birinci derecede şirket sorumludur [7]. Ancak şirkete karşı yapılan icra takibi semeresiz kalmışsa veya şirket sona ermişse, alacaklılar ortakların şahsi malvarlığına yönelebilirler. Bu kural, TTK m. 317 yollamasıyla komandite ortaklar için aynen geçerlidir. Doktrinde Mehmet Bahtiyar ve Sabih Arkan tarafından da vurgulandığı üzere, bu "ikinci derecede (fer'i) fakat müteselsil" sorumluluk yapısı, şahıs şirketlerinin kredi temin kabiliyetinin belkemiğidir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 125 ve TMK m. 48: Ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği haiz olduğu ve bütün haklardan yararlanıp borçları üstlenebilecekleri kuralı [9]. TTK m. 317, komandit şirket tüzel kişiliğinin borç altına girmesinin pratik mekanizmasını temsil yollamaları (m. 233) ile kurar.
  • TTK m. 304 (Komandit Şirketin Tanımı): Maddede yer alan komandite ve komanditer ayrımı, TTK m. 317'deki "özel hükümler" yollamasının varlık sebebidir [2].
  • TTK m. 242 (Takas): TTK m. 317 atfıyla komandit şirketlerde de uygulanır. Şirkete borçlu olan kişi, bu borcunu komandite ortaklardan birinden olan alacağı ile takas edemez. Ancak alacaklı hem şirketten hem de ortaktan talepte bulunabilme aşamasına gelmişse takas hakkı doğar [10].
  • TTK m. 264 (Zamanaşımı): Ortağın şirketten ayrılması veya şirketin sona ermesi halinde ortaklara yöneltilecek talepler, ilandan itibaren 3 yıllık zamanaşımına tabidir [11]. Komandite ortakların sorumluluğu bakımından m. 317 atfı olmasa da bu genel zamanaşımı rejimi etkilidir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ticaret dairelerinin (özellikle Yargıtay 11. Hukuk Dairesi) müstakar içtihatları incelendiğinde, TTK m. 317 uyarınca komandit şirkete uygulanan kollektif şirket hükümlerinin katı biçimde yorumlandığı görülmektedir.

  1. Önce Şirkete Başvuru (İkinci Derece Sorumluluk) Kuralı: Yargıtay, şirket alacaklılarının, şirket tüzel kişiliği aleyhine takip yapıp aciz vesikası almadan (veya takip semeresiz kalmadan) doğrudan komandite ortağa veya taahhüdünü ödememiş komanditer ortağa karşı dava açmasını dava şartı yokluğu (husumet/aktif-pasif ehliyet yönünden) sebebiyle reddetmektedir (TTK m. 237 atfıyla) [7]. Ortakların sorumluluğu fer'i niteliktedir.
  2. Görünüşe Güven ve Komanditerin Sorumluluğu: Yargıtay, TTK m. 321 uyarınca komanditer ortağın ticari mümessil sıfatını açıkça belli etmeden imza atması halinde, üçüncü kişilerin iyiniyetli sayılacağını ve bu durumda komanditerin tıpkı komandite ortak gibi tüm şahsi malvarlığıyla borçtan sorumlu tutulacağına hükmetmektedir [8]. Burada ispat yükü, komanditer ortağa düşmekte olup, üçüncü kişinin onun yalnızca komanditer olduğunu bildiğini ispat etmesi gerekir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Ağır sanayi makinaları ticareti ile iştigal eden "X Makina İmalat Komandit Şirketi"nde, A ve B sınırsız sorumlu komandite ortak, C ise 500.000 TL sermaye koymuş komanditer ortaktır. Şirketi temsile A ve B yetkilidir. Ancak, şirketin büyük bir ithalat anlaşması sırasında komanditer C, karşı şirket yetkilileri ile görüşmeleri yürütmüş ve sözleşmeyi şirket adına hiçbir vekâlet veya ticari mümessillik ibaresi kullanmadan "şirket ortağı" sıfatıyla imzalamıştır. Karşı şirket, makinaları teslim etmesine rağmen bedelini tahsil edememiştir. Hukuki analiz: TTK m. 317 uyarınca dış ilişkilerde kollektif şirket hükümleri (m. 232 vd.) geçerli olsa da, somut olayda TTK m. 321'deki özel hüküm devreye girer [3], [8]. Komanditer C, yetkili temsilci sıfatını açıkça belli etmeden işlem yaptığı için, üçüncü kişi olan satıcıya karşı sınırlı sorumluluk zırhından faydalanamaz. C, tıpkı A ve B (komandite ortaklar) gibi borcun tamamından sınırsız ve müteselsilen sorumlu olacaktır.

Olay 2: "Y Lojistik Komandit Şirketi", Z Bankası'ndan yüklü miktarda kredi kullanmış ve borçlarını ödeyememiştir. Banka, şirket hakkında hiçbir icra takibi başlatmadan, şirketin son derece varlıklı olan komandite ortağı K aleyhine alacak davası açmış ve ihtiyati haciz talep etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 317 delaletiyle uygulanacak olan TTK m. 237/1 hükmü amirdir [7]. Buna göre, şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı birinci derecede şirket sorumludur. Z Bankası'nın şirkete karşı yaptığı bir icra takibinin semeresiz kalmış olması veya şirketin sona ermiş olması gerekir. Bu şartlar gerçekleşmeden K aleyhine açılan dava reddedilecektir. Ancak TTK m. 237/2 uyarınca bankanın, K'nın kişisel mallarına "ihtiyati haciz" koydurma hakkı mahfuzdur; ihtiyati haciz için takibin semeresiz kalması şartı aranmaz [7].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Şirket tüzel kişiliğini atlayarak doğrudan ortaklara başvurmak isteyen alacaklı, şirkete karşı yapılan icra takibinin semeresiz kaldığını ispatla mükelleftir (örneğin hacze kabil malı olmadığına dair haciz tutanağı veya aciz vesikası ile). Öte yandan, işlemi yapanın komanditer olduğu durumlarda, üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu (yani aslında o kişinin komanditer olduğunu ve temsil yetkisinin olmadığını bildiğini) ispat yükü, komanditer ortağa düşmektedir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Şirket alacaklılarının ortaklara (komandite veya ilgili şartlar dâhilinde komanditer) karşı yöneltecekleri talepler, ortağın şirketten ayrılmasının veya şirketin sona erdiğinin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren kural olarak 3 yıllık zamanaşımına tabidir (TTK m. 264) [11].
  • Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 4 ve 5 uyarınca, ticaret şirketlerinin tüzel kişiliğinden, ortaklık ilişkilerinden ve ticari temsilden doğan tüm davalar Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına girer [12]-[13].
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada sıkça yapılan en büyük hata, komandit şirketin borçları için alacaklıların doğrudan komanditer ortaktan şirkete taahhüt ettiği ancak henüz ödemediği sermayeyi talep etmeye çalışmalarıdır. Alacaklıların doğrudan komanditer ortağa dava açma hakkı kural olarak yoktur; komanditer ancak şirkete karşı sorumludur (istisnai haller dışında).

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu sistematiğinde şahıs şirketlerinin, özellikle de komandit şirketin, kollektif şirket iskeleti üzerine inşa edilmesi kanun yapma tekniği açısından (legislative drafting) isabetli ve ekonomiktir. Doktrinde Prof. Dr. Ünal Tekinalp'in de eserlerinde derinlemesine işlediği üzere, m. 317’deki atıf usulü gereksiz tekrarları önlemiştir.

Bununla birlikte eleştirilmesi gereken bir nokta, "bu Bölümdeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla" ibaresinin uygulayıcılar (avukatlar, hakimler) nezdinde zaman zaman karışıklığa yol açmasıdır. Zira komanditerin hukuki durumunu kollektif şirket normlarıyla bağdaştırmak yorumu zorlaştırmaktadır. Özellikle TTK m. 321 bağlamında komanditerin sınırsız sorumlu hale gelmesi, "görünüşe güven" ilkesini çok sert biçimde uygulamaktadır ve ağır bir yaptırımdır [8]. Avrupa Birliği şirketler hukuku direktifleri ve mukayeseli hukuk (örneğin İsviçre ve Alman hukuku) bağlamında, komanditerin dış işlem yapması halinde yalnızca bu işleme özgü mü yoksa şirketin tüm borçları için mi sınırsız sorumlu olacağı hususundaki dogmatik tartışmalar, kanunun lafzında hala tam bir netliğe kavuşmamış, geniş yorumlanmaya müsait bırakılmıştır. Kanun koyucunun ilerleyen dönemlerde, üçüncü kişilerin iyiniyet kriterini ve komanditerin sınırsız sorumluluk alanını daha belirgin sınırlarla çizmesi, hukuki öngörülebilirlik açısından yerinde olacaktır.


Metodolojik Not

[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]