1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 332. maddesi, anonim şirketler hukukunun temel yapıtaşlarından biri olan "sermaye" unsurunu ve bunun asgari sınırlarını düzenlemektedir. Madde, İkinci Kitap (Ticaret Şirketleri), Dördüncü Kısım (Anonim Şirket) ve Birinci Bölüm (Genel Hükümler, Kuruluş ve Temel İlkeler) başlıkları altında sistematize edilmiştir. Bu hüküm, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu döneminden farklı olarak, yalnızca asgari sermaye tutarlarını belirlemekle kalmamış; Türk şirketler hukuku uygulamasında devrim niteliğinde bir yenilik olarak "kayıtlı sermaye sistemini" halka kapalı anonim şirketler için de ihdas etmiştir [1-3].
Madde lafzı incelendiğinde, anonim şirketlerin kuruluşunda ve devamlılığında esas alınacak sermaye sistemleri (esas sermaye ve kayıtlı sermaye sistemleri) kesin çizgilerle birbirinden ayrılmış ve her bir sistem için farklı asgari sermaye eşikleri öngörülmüştür [4, 5]. Kanun koyucu, ticari hayatta anonim şirketlerin finansman ihtiyaçlarını daha hızlı, esnek ve genel kurulun ağır bürokratik süreçlerine takılmadan karşılayabilmeleri amacıyla, daha önce mülga 2499 sayılı ve mevcut 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SerPK) uyarınca yalnızca halka açık anonim şirketlere tanınan kayıtlı sermaye sistemini, kapalı anonim şirketlerin de kullanımına sunmuştur [3, 6-9].
Ayrıca madde, asgari sermaye tutarlarının günün ekonomik koşullarına uyarlanabilmesi için Cumhurbaşkanına (eski metinde Bakanlar Kuruluna) yetki vermiş olup [5, 10], bu yetki kullanılarak 2023 yılında asgari tutarlar güncellenmiştir [11]. Bu yönüyle TTK m. 332, hem statik (kuruluş sermayesi) hem de dinamik (sermaye artırımı ve sistem değişikliği) bir hukuki çerçeve sunmaktadır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Esas Sermaye ve Asgari Tutar
TTK m. 332/1 uyarınca "esas sermaye", tamamı esas sözleşmede taahhüt edilmiş bulunan sermayeyi ifade etmektedir [4, 5]. Esas sermaye sisteminde, anonim şirketin kuruluşu sırasında kurucular tarafından taahhüt edilen ve ticaret siciline tescil ile hukuki varlık kazanan bu tutar, şirket alacaklıları için temel teminat niteliğindedir. Madde metninde asgari esas sermaye tutarı elli bin Türk Lirası olarak belirlenmiş olsa da, 24/11/2023 tarihli ve 7887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu tutar ikiyüz elli bin Türk Lirasına yükseltilmiştir [11]. Bu tutarın altındaki bir sermaye ile anonim şirket kurulması veya sermayenin bu tutarın altına indirilmesi mutlak surette yasaktır [12].
2.2. Kayıtlı Sermaye Sistemi ve Halka Kapalı Anonim Şirketler
Kayıtlı sermaye sistemi, anonim şirketlerin esas sözleşmelerinde hüküm bulunmak şartıyla, yönetim kuruluna belirli bir tavan (kayıtlı sermaye tavanı) dâhilinde ve en çok beş yıl süreyle yeni paylar ihraç ederek sermayeyi artırma yetkisi tanıyan modern bir finansman modelidir [3, 7, 13, 14]. Mülga kanun döneminde yalnızca Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) denetimindeki halka açık şirketlere tanınan bu imkân, TTK m. 332 ve TTK m. 460 ile halka kapalı anonim şirketlere de teşmil edilmiştir [1, 3]. Bu sistem sayesinde, her sermaye artırımı kararı için genel kurulun toplanmasına, toplantı ve karar nisaplarının sağlanmasına gerek kalmaksızın yönetim kurulu kararıyla esnek sermaye artırımları yapılabilmektedir [3].
2.3. Başlangıç Sermayesi ve Çıkarılmış Sermaye (TTK m. 332/2)
Kanun, kayıtlı sermaye sistemine özgü iki temel alt kavramı tanımlamıştır:
- Başlangıç Sermayesi: Kayıtlı sermayeli anonim şirketlerin kuruluşu sırasında veya esas sermaye sisteminden kayıtlı sermaye sistemine ilk geçişlerinde sahip olmaları zorunlu olan asgari sermayedir [5, 15]. Madde metninde yüz bin Türk Lirası olarak belirtilen bu tutar, güncel Cumhurbaşkanı Kararı (Karar No: 7887) ile beş yüz bin Türk Lirasına çıkarılmıştır [11].
- Çıkarılmış Sermaye: Kayıtlı sermaye sisteminde, yönetim kurulu tarafından ihraç edilmiş (çıkarılmış) payların tümünün itibari değerlerinin toplamını temsil eden sermayedir [5, 16].
2.4. Sistemden Çıkma ve Çıkarılma (TTK m. 332/3)
Kayıtlı sermaye sistemini benimseyen halka kapalı anonim şirketler, gerekli şartları taşımadıkları takdirde Gümrük ve Ticaret Bakanlığının (güncel adıyla Ticaret Bakanlığı) izniyle bu sistemden çıkabilirler. Ayrıca, sisteme girerken aranan nitelikleri sonradan kaybetmeleri halinde, şirketin bir talebi olmasa dahi Ticaret Bakanlığı tarafından resen sistemden çıkarılırlar [17].
3. Sistematik İlişkiler
Bu madde, anonim şirketlerin sermaye yapısını düzenleyen diğer temel TTK ve SerPK hükümleriyle doğrudan bağlantılıdır:
- TTK m. 460 (Kayıtlı Sermaye Sisteminde Sermaye Artırımı): TTK m. 332'de tanımlanan kayıtlı sermaye sisteminin işleyişi, TTK m. 460'ta somutlaşır. Yönetim kurulunun kayıtlı sermaye tavanına kadar sermayeyi artırma yetkisi, bu yetkinin süresi (en çok 5 yıl) ve imtiyazlı pay ihdası ile rüçhan haklarının sınırlandırılması gibi konular bu madde kapsamında değerlendirilir [7, 14, 18, 19].
- TTK m. 473 ve m. 474 (Sermayenin Azaltılması): Sermayenin azaltılması durumunda dahi, TTK m. 332'de belirlenen asgari sermaye tutarlarının altına inilmesi hukuken mümkün değildir [12, 20]. Azaltım işlemleri bu sınırda durmak zorundadır.
- SerPK m. 18 (Halka Açık Ortaklıklarda Kayıtlı Sermaye): TTK m. 332/4 hükmü açıkça Sermaye Piyasası Kanunu hükümlerini saklı tutmuştur [17]. Halka açık anonim şirketler veya paylarını halka arz etmek üzere Kurula başvuran şirketler, kayıtlı sermaye sistemine geçişte Ticaret Bakanlığından değil, SPK'dan izin alırlar [21, 22].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, TTK m. 332 uyarınca belirlenen asgari sermaye tutarlarının emredici nitelikte olduğu vurgulanmaktadır. Sermayenin azaltılmasına yönelik genel kurul kararlarının iptali davalarında Yargıtay, azaltım sonrasında şirketin esas sermayesinin TTK m. 332'de öngörülen kanuni asgari sınırın (güncel tutarlarla 250.000 TL) altına inip inmediğini re'sen denetlemektedir.
Kayıtlı sermaye sistemi bağlamında ise Yargıtay, yönetim kurulunun TTK m. 460 ve m. 332 kapsamında yetkilendirilmiş olmasının, bu kurula mutlak ve sınırsız bir takdir yetkisi vermediğini kabul etmektedir. Yönetim kurulunun, kayıtlı sermaye tavanı içerisinde sermaye artırımı yaparken pay sahiplerinin rüçhan haklarını kısıtlaması (TTK m. 461) veya imtiyazlı pay ihraç etmesi hallerinde, dürüstlük kuralına (TMK m. 2) ve eşit işlem ilkesine uygun davranması gerektiği, aksi takdirde alınan yönetim kurulu kararlarının iptalinin talep edilebileceği içtihat edilmiştir [23].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kuruluştan Sonra Kayıtlı Sermaye Sistemine Geçiş):
A Anonim Şirketi, 300.000 TL esas sermaye ile 2024 yılında esas sermaye sisteminde kurulmuştur. Şirket yönetimi, yeni yatırımlar için esnek bir finansman yapısı kurmak amacıyla kayıtlı sermaye sistemine geçmek istemektedir.
Hukuki analiz: A Anonim Şirketi, TTK m. 332/2 ve ilgili güncel Cumhurbaşkanı Kararı gereğince kayıtlı sermaye sistemine geçebilmek için asgari 500.000 TL "başlangıç sermayesine" sahip olmak zorundadır [5, 11]. Dolayısıyla şirket, kayıtlı sermaye sistemine geçişe ilişkin esas sözleşme değişikliği ile birlikte veya bundan önce, sermayesini asgari 500.000 TL'ye yükseltmek mecburiyetindedir. Aksi takdirde Ticaret Bakanlığı bu sisteme geçişe izin vermeyecektir [24, 25].
Olay 2 (Sermayenin Asgari Tutarın Altına İndirilmesi):
B Anonim Şirketi (Esas sermaye sistemi, Sermaye: 400.000 TL), geçmiş yıl zararlarını bünyesinden atmak amacıyla TTK m. 474 uyarınca basitleştirilmiş sermaye azaltımı yapmak istemektedir. Genel Kurul, zararları mahsup etmek için sermayenin 200.000 TL'ye düşürülmesine karar vermiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 473/5 hükmü "Sermaye hiçbir suretle 332 nci madde ile belirlenen en az tutardan aşağı indirilemez" şeklindedir [20]. Güncel mevzuat uyarınca esas sermayeli anonim şirketler için asgari tutar 250.000 TL'dir [11]. Bu sebeple, genel kurulun sermayeyi 200.000 TL'ye indirme kararı, emredici nitelikteki TTK m. 332'ye aykırı olup, TTK m. 447 çerçevesinde butlanla sakattır veya iptal davasına konu olabilir [12, 20].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Kayıtlı sermaye sistemine geçişte başlangıç sermayesinin tam olarak ödendiğinin veya şirketin asgari sermaye tutarlarını karşıladığının ispatı, yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporları ile ticaret siciline ibraz edilmelidir [26, 27].
- Zamanaşımı / Süreler: Kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kuruluna tanınan sermaye artırım yetkisi en çok 5 yıl için geçerlidir [7, 14]. Bu süre dolduğunda, esas sözleşme değişikliği ile yetki süresi uzatılmadıkça yönetim kurulu sermaye artırımı yapamaz [28].
- Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 332 ve buna bağlı esas sözleşme değişiklikleri ile sermaye artırım/azaltım kararlarının iptali davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir [29, 30].
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, kayıtlı sermaye sistemindeki "başlangıç sermayesi" ile "çıkarılmış sermaye" kavramları sıklıkla karıştırılmaktadır. Şirketlerin, 5 yıllık yetki süresinin dolmasına rağmen yönetim kurulu kararıyla sermaye artırımı yapmaya teşebbüs etmeleri ve ticaret sicil müdürlüklerinden ret almaları sık karşılaşılan bir durumdur [28]. Ayrıca, asgari sermaye tutarlarının Cumhurbaşkanı Kararı ile güncellendiğinin gözden kaçırılması büyük hukuki sakatlıklara yol açmaktadır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 332 ile kayıtlı sermaye sisteminin halka kapalı anonim şirketlere de tanınması, Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu ve Mehmet Bahtiyar gibi doktrinin önde gelen isimleri tarafından Türk şirketler hukukunun dışa açılımı ve modernizasyonu açısından son derece isabetli bir adım olarak değerlendirilmiştir [1, 3, 8, 22]. Gerçekten de, hantal genel kurul mekanizmasının bertaraf edilmesi, şirketlere piyasa koşullarına anında reaksiyon verebilme kabiliyeti kazandırmıştır.
Ancak doktrinde (özellikle Manavgat ve Kendigelen tarafından) dile getirilen haklı eleştiriler de mevcuttur. Halka kapalı ve çoğunlukla aile veya dar bir pay sahibi çevresine sıkışmış şirketlerde, yönetim kuruluna 5 yıl gibi uzun bir süre için sermaye artırma, primli pay ihraç etme ve rüçhan haklarını kısıtlama yetkisi verilmesi, azınlık pay sahiplerinin haklarının ciddi şekilde zedelenmesi riskini barındırmaktadır [31, 32]. Sermaye Piyasası Kurulu'nun katı denetimine tabi olan halka açık şirketlerin aksine, kapalı şirketlerde azınlığın bu sisteme karşı korunması büyük ölçüde TTK'nın iptal davalarına ve dürüstlük kuralı denetimine bırakılmıştır. Bu durum, azınlık pay sahipleri açısından etkin ve proaktif bir koruma zafiyeti yaratmaktadır. De lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından, halka kapalı şirketlerde kayıtlı sermaye sistemine geçişin ve bu sistem dâhilindeki yönetim kurulu kararlarının daha sıkı yasal kısıtlamalara veya nitelikli nisaplara tabi tutulması gerektiği savunulmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.