4. Görev süresi
Madde 362 - (1) Yönetim kurulu üyeleri en çok üç yıl süreyle görev yapmak üzere seçilir. Esas sözleşmede aksine hüküm yoksa, aynı kişi yeniden seçilebilir. (2) 334 üncü madde hükmü saklıdır.
4. Görev süresi
Madde 362 - (1) Yönetim kurulu üyeleri en çok üç yıl süreyle görev yapmak üzere seçilir. Esas sözleşmede aksine hüküm yoksa, aynı kişi yeniden seçilebilir. (2) 334 üncü madde hükmü saklıdır.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 362. maddesi, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin görev süresini ve yeniden seçilebilme koşullarını düzenleyen temel bir normdur [1]. Madde, TTK'nın "İkinci Kitap" (Ticaret Şirketleri), "Dördüncü Kısım" (Anonim Şirket) ve "İkinci Bölüm" (Yönetim Kurulu) sistematiği içerisinde, yönetim kurulunun atama ve seçimine ilişkin hükümler (m. 359 vd.) arasında yer almaktadır.
Sermaye şirketlerinin temelini oluşturan kuvvetler ayrılığı ve organlar arası denge ilkesi uyarınca, anonim şirketlerin icra ve temsil organı olan yönetim kurulu, karar organı olan genel kurul tarafından seçilir ve ibra edilir [2]. TTK m. 362, yönetim kurulu üyelerinin süresiz veya belirsiz sürelerle seçilmelerini engelleyerek, genel kurulun yönetim üzerindeki periyodik denetim ve hesap sorma yetkisini güvence altına almaktadır. Mülga 6762 sayılı eTTK'nın 314. maddesinin temel prensiplerini koruyan ve devamı niteliğinde olan bu düzenleme [3], kurumsal yönetim ilkelerinin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle doğrudan uyumludur. Madde hükmü emredici nitelikte olup, genel kurulun yetkilerini devre dışı bırakacak şekilde uzun süreli veya ömür boyu üyelik tahsis edilmesini kesin bir dille yasaklamaktadır.
TTK m. 362/1 hükmünde yer alan "en çok üç yıl süreyle" ibaresi, yönetim kurulu üyeliğinin azami süresini belirten emredici bir kuraldır [1]. Söz konusu kuralın bir yansıması olarak, genel kurul kararıyla veya esas sözleşme hükmüyle bir yönetim kurulu üyesinin üç yıldan daha uzun bir süre için (örneğin beş yıl veya ömür boyu) atanması mümkün değildir. Öğretide ve yargı içtihatlarında, yönetim kurulu üyelerinin üç yılı aşan bir süreyle seçilmelerine yönelik genel kurul kararlarının, anonim şirketin temel yapısına aykırılık teşkil ettiği ve bu yönüyle TTK m. 447 çerçevesinde butlan (kesin hükümsüzlük) yaptırımına tabi olacağı kabul edilmektedir [4]. Kurucu üyeler dahil olmak üzere hiç kimse için bu kuralın istisnası yaratılamaz; ilk yönetim kurulu üyeleri dahi esas sözleşmeyle en fazla üç yıl için atanabilir.
Maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, "Esas sözleşmede aksine hüküm yoksa, aynı kişi yeniden seçilebilir" kuralını ihdas etmiştir [1]. Buna göre kural olarak, görev süresi dolan bir yönetim kurulu üyesinin genel kurul tarafından müteaddit defalar yeniden seçilmesinin önünde kanuni bir engel yoktur [5]. Ancak kanun koyucu, TTK m. 340 ile getirilen emredici hükümler ilkesinin [6] bir yansıması olarak, yeniden seçilebilme kuralının aksinin esas sözleşme ile kararlaştırılabileceğini açıkça ifade etmiştir. Böylece pay sahipleri, yönetimde rotasyonu sağlamak amacıyla, esas sözleşmeye "bir üye en fazla iki dönem üst üste seçilebilir" veya "görev süresi dolan üye bir dönem geçmedikçe yeniden seçilemez" gibi kısıtlayıcı şerhler koyabilirler [7].
TTK m. 362/2, "334 üncü madde hükmü saklıdır" diyerek bir istisnaya işaret etmiştir [1]. TTK m. 334, işletme konusu kamu hizmeti olan anonim şirketlerde, Devlet, il özel idaresi, belediye gibi kamu tüzel kişilerine, pay sahibi olmasalar dahi yönetim kurulunda temsilci bulundurma hakkı tanınmasına ilişkindir [8]. Bu temsilciler yalnızca kendilerini atayan kamu tüzel kişisi tarafından görevden alınabilir [9]. Dolayısıyla, kamu tüzel kişisini temsilen atanan bu kişilerin görev süresi, 362. maddede öngörülen üç yıllık genel kuraldan bağımsız olarak, kendilerini atayan idarenin iradesine tabidir.
Uygulamada ve doktrinde (özellikle Çamoğlu, Poroy, Tekinalp, Bahtiyar çizgisi) TTK m. 362 bağlamında en sık karşılaşılan sorun, "görev süresi dolan yönetim kurulunun akıbetinin ne olacağı" hususudur. Eğer üç yıllık süre dolar ve genel kurul yeni bir seçim yapmazsa, şirket "organsız" (organ yokluğu) mu kalmıştır?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında (Örn: 25.02.2014 tarihli ve E. 2012/13135, K. 2014/3515 sayılı karar ile diğer emsal kararları) bu konu kesin bir biçimde çözüme kavuşturulmuştur. Yargıtay'a göre: "Anonim şirketlerde görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair bir hüküm bulunmaması nedeniyle, yönetim kurulunun yeni yönetim seçilene kadar olağanüstü ve acil durumlar için görevlerine devam edeceklerinin kabulü gerekir." [14]. Yüksek mahkeme, TTK'nın 410. maddesinin (görev süresi dolan kurulun çağrı yetkisi) bu kabulü desteklediğini vurgulamaktadır [11]. Bu nedenle, süresi dolan kurul derhal "organ yokluğu" durumunu oluşturmaz. Ancak mevcut kurulun, makul bir süre içinde şirketin devamlılığını sağlamak amacıyla yeni üyelerin seçimi (veya kendilerinin yeniden seçimi) için genel kurulu toplantıya çağırması zorunludur. Aksi yöndeki tutum hukuka aykırıdır ve ancak o zaman TMK m. 427 uyarınca kayyım atanması söz konusu olabilir [15].
Olay 1 (Süreyi Aşan Seçim): X Anonim Şirketi'nin 2024 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan bir kararla, şirket kurucularından (A) ve (B)'nin, şirkete olan üstün hizmetlerinden ötürü 5 (beş) yıl süreyle yönetim kurulu üyesi olarak seçilmelerine oyçokluğuyla karar verilmiştir. Alınan karar ticaret siciline tescil için götürülmüştür. Hukuki analiz: Alınan bu genel kurul kararı, TTK m. 362'de yer alan "en çok üç yıl" şeklindeki emredici nitelikteki azami süre kuralına açıkça aykırıdır [1]. Anonim şirketlerin temel yapısına ve organ sistemine ilişkin emredici hukuk kurallarının ihlali söz konusu olduğundan, doktrindeki baskın görüş (Tekinalp/Poroy/Çamoğlu) ve TTK m. 447 gereğince söz konusu karar "butlan" (kesin hükümsüz) yaptırımına tabidir [4]. Sicil müdürü, TTK m. 32 uyarınca emredici kanun hükümlerine açık aykırılık teşkil eden bu kararı tescil etmekten kaçınmalıdır. Karar tescil edilmiş olsa dahi butlanı her zaman tespit ettirilebilir.
Olay 2 (Sürenin Dolması ve Kayyım Talebi): Y Anonim Şirketi'nin mevcut yönetim kurulunun 3 yıllık yasal görev süresi 01.03.2026 tarihi itibarıyla sona ermiştir. Ancak genel kurul, nisap yokluğu sebebiyle toplanamamış ve yeni üyeleri seçememiştir. Pay sahiplerinden (C), şirketin 02.03.2026 tarihi itibarıyla "yönetim organından yoksun kaldığını" (organ yokluğu) ileri sürerek TMK m. 427 uyarınca şirkete kayyım atanması için Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurmuştur. Hukuki analiz: Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, yönetim kurulu üyelerinin 3 yıllık süresinin sona ermesi, şirketin derhal ve kendiliğinden organsız kaldığı sonucunu doğurmaz [16]. Eski yönetim kurulunun, yeni yönetim oluşuncaya dek, şirketin zorunlu ve acil işlerini yürütme ve TTK m. 410 uyarınca yeni organların seçilmesi için genel kurulu toplantıya çağırma yetki ve yükümlülüğü devam eder [16], [11]. (C)'nin kayyım atanması talebi, sırf 3 yıllık yasal sürenin dolmuş olması gerekçesiyle mahkemece reddedilmelidir. Ancak eski yönetim, genel kurulu toplantıya çağırmaktan imtina ederse, pay sahibi TTK m. 410/2 ve m. 411 vd. prosedürleri işletebilecektir.
Doktrinde Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Ersin Çamoğlu ve Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar gibi isimler tarafından yoğunlukla ele alınan süre ve organ yokluğu tartışması, TTK'da kısmen çözülmüş olsa da yoruma muhtaç alanlar bırakmıştır. Kanun koyucu, TTK m. 410 ile "süresi dolmuş olsa bile" ibaresini ekleyerek, Yargıtay'ın eTTK dönemindeki pragmatik "fiili organın asgari devamı" (organların geçici fonksiyon icrası) çözümünü kanunlaştırmıştır.
Ancak eleştirilmesi gereken temel nokta, TTK m. 362 ile öngörülen üç yıllık sürenin katı karakteriyle, uygulamadaki ticari süreklilik ihtiyacı arasındaki gerilimdir. Üç yılın dolması akabinde yeni genel kurul icra edilemezse, yönetim kurulunun devam eden görevlerinin sınırının ("acil ve zorunlu işler") nerede başlayıp nerede bittiği Kanun'da tarif edilmemiştir. Doktrinde bir kısım yazar, 3 yıl bittikten sonra alınan ticari kararların dış ilişkide iyiniyetli üçüncü kişileri koruyacağını belirtirken; bir kısım yazar da bu temsil yetkisinin açıkça kadük olduğu görüşündedir. Hukuk güvenliği açısından, İsviçre veya Alman sistemlerindeki gibi, yetkinin yasal sınırlarının bitiş tarihini takip eden geçici (interim) süreç için yasal bir çerçeve veya bir "uzatma" normunun TTK m. 362'ye eklenmesi, "organ yokluğu" tespit davaları ile yaratılan ticari kaosu daha net bir zeminde çözecektir.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.