MADDE 372- (1) Şirket adına imza yetkisini haiz kişiler şirketin unvanı altında imza atarlar. 40 ıncı maddenin ikinci fıkrası hükmü saklıdır. (2) Şirket tarafından düzenlenecek belgelerde şirketin merkezi, sicile kayıtlı olduğu yer ve sicil numarası gösterilir [1].
TTK Madde 372
Resmi Metin
Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi
Akademik Değerlendirme
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 372. maddesi, anonim şirketlerde temsil yetkisinin dışa vurum şeklini ve kurumsal şeffaflık ilkelerini ihtiva eden temel bir normdur [1]. Tüzel kişilerin fiil ehliyetini organları aracılığıyla kullanması kuralı (TMK m. 50), anonim şirketler özelinde yönetim kurulu marifetiyle gerçekleşir [2]. TTK m. 371 hükmüyle çerçevesi çizilen temsil yetkisinin [3], üçüncü kişilerle kurulan hukuki işlemlerde ortaklığı bağlayabilmesi için, irade beyanının usulüne uygun şekilde "şirket unvanı altında" yapılması yasal bir zorunluluk olarak ihdas edilmiştir [1].
Madde, salt bir şekil kuralı olmanın ötesinde, hukuki işlem güvenliğini, alacaklıların korunmasını ve tüzel kişilik perdesinin ardındaki gerçek kişilerin şahsi sorumlulukları ile şirketin tüzel kişi sorumluluğunun kesin hatlarla birbirinden ayrılmasını amaçlamaktadır. Aynı zamanda maddenin ikinci fıkrası, Avrupa Birliği şirketler hukuku yönergelerine ve modern kurumsal yönetim (corporate governance) ilkelerine uyum çerçevesinde, anonim şirketin düzenleyeceği ticari belgelerde bulunması gereken asgari unsurları emredici nitelikte sayarak piyasa şeffaflığını tesis etmiştir [1].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Şirket Unvanı Altında İmza Atma Kuralı
Maddenin birinci fıkrasına göre, şirket adına imza yetkisini haiz olan yöneticiler veya temsilciler, irade beyanlarını mutlaka şirketin ticaret unvanı altına imza atarak tekemmül ettirmelidirler [1]. Tüzel kişiyi borç ve yükümlülük altına sokan her türlü sözleşme, senet veya ticari evrakta, işlemin tüzel kişi nam ve hesabına yapıldığının üçüncü kişilerce tereddüde mahal vermeyecek şekilde anlaşılması gerekir. Salt gerçek kişinin imzasının bulunması, kural olarak tüzel kişiyi bağlamaz; bu durum, temsilcinin bizzat ve şahsen sorumluluğunu doğurur. Bu kural, TTK m. 39'da düzenlenen "Her tacir, ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorundadır" amir hükmünün anonim şirketler özelindeki yansımasıdır [4].
2.2. Kurumsal Belgelerde Gösterilmesi Zorunlu İbareler
TTK m. 372/2 uyarınca, anonim şirket tarafından düzenlenecek tüm belgelerde; şirketin merkezi, sicile kayıtlı olduğu yer (ticaret sicili müdürlüğü) ve ticaret sicil numarası gösterilmek zorundadır [1]. Bu zorunluluk, şirketin ticari kimliğinin (identity) karşı tarafça net olarak bilinmesini ve muhtemel uyuşmazlıklarda husumetin yöneltileceği tüzel kişiliğin sicil kayıtları üzerinden kolayca denetlenebilmesini sağlar. İlgili evrakın kapsamına, faturalar, sipariş mektupları, ticari yazışmalar, ihtarnameler ve elektronik ortamda üretilen ticari belgeler dâhildir.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 39 ve m. 40: TTK m. 372/1 hükmü, genel hükümler arasında yer alan tacirin ticaret unvanı kullanma zorunluluğuna (m. 39) doğrudan atıf yapmakta ve bu kuralı anonim şirket yönetim organı bakımından özelleştirmektedir [1, 4]. TTK m. 40/2 hükmünün saklı tutulması, tacirin sicile tescil edilen unvanı ile birlikte kullanacağı imza sirkülerinin sicil müdürlüğüne verilmesi usulüne işaret eder.
- TTK m. 371: Temsil yetkisinin kapsamını çizen m. 371 ile imza şeklini belirleyen m. 372, etle tırnak gibi birbirine bağlıdır [1, 3]. Temsilcinin işletme konusuna dâhil veya m. 371/2 gereği ultra vires (konu dışı) sayılsa bile iyi niyetli üçüncü kişileri bağlayacak işlemlerinde [3, 5], bu bağlayıcılığın formel unsuru m. 372'deki unvan altı imza şartının yerine getirilmesidir. Doktrinde de işaret edildiği üzere, TTK m. 339/2-g hükmünde "şirketi temsile yetkili kimseler" ifadesinin esas sözleşme içeriğinde yer alması, yetki ile imza kuralı arasındaki bağın kuruluş aşamasından itibaren tesis edildiğini gösterir [6].
- TTK m. 125: Ticaret şirketlerinin tüzel kişiliğine ve hak ehliyetine dair temel kural olan TTK m. 125 [5], şirketin hak iktisap edebilmesi ve borç altına girebilmesi için organlarının usulüne uygun eylemlerine ihtiyaç duyar; m. 372 bu uygunluğun şekli görünümüdür.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay’ın temsil ve ilzama ilişkin yerleşik içtihatlarında, şirket tüzel kişiliğinin bir kambiyo senedi (poliçe, bono, çek) veya adi sözleşme ile borç altına sokulabilmesi için, atılan imzanın muhakkak surette şirketi temsile yetkili kişi veya kişilerce ve şirket unvanı (kaşesi veya el yazısı ile yazılmış unvan) üzerine atılmış olması gerektiği vurgulanmaktadır. Yüksek Mahkeme, kaşe veya unvan bulunmaksızın atılan imzaların, kural olarak tüzel kişiyi değil, imzayı atan gerçek kişiyi şahsen bağlayacağı yönünde istikrarlı kararlar tesis etmektedir. Ancak Yargıtay, ticari hayatın gereklilikleri ve dürüstlük kuralı (TMK m. 2) çerçevesinde, belgenin bütünü, taraflar arasındaki ticari teamül ve işin mahiyeti gereği iradenin açıkça şirket adına hareket etmek olduğu anlaşılan istisnai (ve dar yorumlanan) durumlarda şirketin sorumluluğuna da hükmedebilmektedir. Yine de şekli katılık gerektiren kıymetli evrak hukukunda, unvan altına atılmayan imzanın şirketi ilzam etmeyeceği kuralı tavizsiz uygulanır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1: Gıda sektöründe faaliyet gösteren (A) Anonim Şirketi'nin tek imza yetkilisi olan yönetim kurulu başkanı (B), tedarikçi (C) A.Ş. ile yüklü miktarda mal alım sözleşmesi imzalamıştır. Ancak (B), sözleşmenin son sayfasında şirketin matbu kaşesini basmayı unutmuş, salt kendi isim ve soyismini yazarak altını imzalamıştır. Tedarikçi (C) A.Ş., mal bedeli ödenmeyince (A) Anonim Şirketi'ne karşı icra takibi başlatmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 372/1 amir hükmü gereği, şirket adına imza yetkisini haiz kişiler şirket unvanı altında imza atmak zorundadır [1]. Şekli incelemede sözleşmede şirketin unvanı yer almadığından, işlemin şahsi mi yoksa kurumsal mı olduğu tartışması doğacaktır. Kıymetli evrak söz konusu olsaydı (A) şirketi kesinlikle sorumlu tutulamazdı; ancak adi sözleşmelerde, (B)'nin (A) şirketinin temsilcisi sıfatıyla hareket ettiği sözleşmenin içeriğinden ve taraflar arasındaki ticari ilişkiden anlaşılabiliyorsa (TBK temsil hükümleri bağlamında), şirket borçtan sorumlu tutulabilir. Ne var ki (B), TTK m. 372 kuralını ihlal ederek gereksiz bir hukuki itilafa mahal vermiştir.
Olay 2: (X) Teknoloji A.Ş., potansiyel müşterilerine gönderdiği ticari teklif mektuplarında ve antetli kâğıtlarında sadece "X Teknoloji" ibaresi ile şirket logosunu kullanmakta; ticaret sicili numarasını, merkezini ve tescilli olduğu müdürlüğü belirtmemektedir. Hukuki analiz: TTK m. 372/2, şirket tarafından düzenlenecek belgelerde merkezin, sicile kayıtlı olunan yerin ve sicil numarasının gösterilmesini emredici olarak düzenlemiştir [1]. Bu eksiklik, kurumsal şeffaflık ilkesinin ihlalidir. Söz konusu durum, aynı zamanda TTK'nın ticari defterler ve belgelere ilişkin yaptırımlarını (idari para cezaları vb.) gündeme getirebilir ve haksız rekabet/ticari doğruluk kuralları çerçevesinde yaptırımlara tabi tutulabilir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Unvansız atılan bir imzanın şirket adına atıldığını iddia eden taraf (ister imza sahibi, ister üçüncü kişi olsun), bu iddiasını yazılı delillerle ispat etmek külfeti altındadır.
- Zamanaşımı / Süreler: Yönetim kurulu üyelerinin TTK m. 372 gibi yasal yükümlülüklerini ihlal ederek şirketi veya üçüncü kişileri zarara uğratmaları halinde, sorumluluk davası (TTK m. 553 vd.) zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir (TTK m. 560) [7, 8].
- Görevli/yetkili mahkeme: İmzanın şirketi ilzam edip etmediğine veya ticari belgenin hukuki sonuçlarına dair uyuşmazlıklarda, TTK m. 4 uyarınca nispi ticari dava niteliği gereği görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir [9, 10].
- Yaygın uygulama hataları: Yöneticilerin, acele veya özensizlik nedeniyle sadece isimlerinin üzerine imza atması; şirket antetli kağıtlarında, faturalarda ve e-posta alt yazılarında (signature) MERSİS numarası ve şirket merkezine yer verilmemesi uygulamada en sık karşılaşılan hatalardandır.
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 372, kurumsal yönetişim ve şeffaflık bakımından son derece isabetli bir normdur [1]. Bununla birlikte, maddenin ikinci fıkrasındaki "düzenlenecek belgeler" kavramının sınırlarının ne kadar geniş olduğu öğretide tartışmalıdır. Elektronik posta yazışmalarının, geçici irade beyanlarının veya şirket içi informel yazışmaların bu zorunluluk kapsamında olup olmadığı noktasında kanunun lafzı oldukça geniştir. Kurumsal iş akışını yavaşlatmaması adına bu ibarenin; ticari sonuç doğuran, üçüncü kişilere yöneltilmiş, şirketin hukuki durumunu etkileyecek dışsal işlemlerle sınırlandırılarak teleolojik (amaca uygun) bir yoruma tabi tutulması doktriner bir gerekliliktir. Öte yandan, TTK m. 367 ve m. 371/7 ile getirilen iç yönerge sistemi ile yetki devri kuralları dikkate alındığında [11, 12], imza şeklinin ve yetki sınırlarının ticaret sicilinde ilan edilmesinin (m. 373) [1], üçüncü kişilerin iyiniyetini ortadan kaldırma ve güvenin korunması prensipleri arasında dengeli bir sistem inşa ettiği söylenebilir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.