Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 396

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

**VII

  • Rekabet yasağı**

Madde 396 - (1) Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğr aşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan s özleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir. (2) Bu haklardan birinin seçilmesi birinci fıkra hükmüne aykırı harekette bulunan üyenin dışındaki üyelere aittir. (3) Bu haklar, söz konusu ticari işlemlerin yapıldığını veya yönetim kurulu üyesinin diğer bir şirkete girdiğini, diğer üyelerin öğrendikleri tarihten itibaren üç ay ve her hâlde bunların gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçince zamanaşımına uğrar. (4) Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarıyla ilgili hükümler saklıdır. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Denetleme A) Genel olarak


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 396. maddesi, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin şirketle rekabet etmeme yükümlülüğünü düzenleyen, kurumsal yönetim ilkelerinin ve sadakat borcunun en temel yansımalarından biridir [1-3]. Madde, şirket yönetiminde söz sahibi olan ve şirketin tüm ticari sırlarına, müşteri çevresine ve stratejik planlarına vakıf konumda bulunan yönetim kurulu üyelerinin, bu imtiyazlı konumlarını kendi veya üçüncü kişilerin menfaatine, şirketin ise aleyhine olacak şekilde kullanmalarını engellemek amacıyla ihdas edilmiştir.

Anonim şirket, bir sermaye şirketi olarak kâr elde etme ve bu kârı pay sahiplerine dağıtma gayesi güder. Yönetim kurulu üyeleri, TTK m. 369 uyarınca şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmekle yükümlüdür [4]. Rekabet yasağı, bu genel sadakat ve özen yükümlülüğünün somutlaştırılmış, alt ve özel bir tezahürüdür. Madde metninde kanun koyucu, yasağın kapsamını, istisnasını (genel kurul izni), ihlal hâlinde başvurulabilecek hukuki çareleri ve bu hakların kullanım usulü ile tabi olduğu zamanaşımı sürelerini oldukça katı bir kurgu içerisinde sistematize etmiştir [1-3].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İşletme Konusuna Giren Ticari İş Türü ve Rekabet Yasağının Kapsamı

Madde metni uyarınca yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağı iki temel fiili kapsamaktadır: Birincisi, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapması; ikincisi ise aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla girmesidir [1]. Burada "işletme konusu" kavramı, esas sözleşmede yazılı olan tüm soyut faaliyet alanlarını değil, şirketin fiilen iştigal ettiği ve iktisadi anlamda rekabet potansiyeli taşıyan "aynı tür ticari işleri" ifade eder. Yönetim kurulu üyesinin başka bir sermaye şirketine (örneğin başka bir anonim şirkete veya limited şirkete) salt pay sahibi (sorumluluğu sınırlı) olarak katılması kural olarak bu yasağın ihlali sayılmaz; zira hüküm açıkça "sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla" (örneğin kollektif şirket ortağı veya komandit şirkette komandite ortak olarak) girmeyi yasaklamıştır [1].

2.2. Genel Kurulun İzni (Yasağın İstisnası)

Yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağı mutlak değildir. TTK m. 396/1, "genel kurulun iznini almaksızın" ibaresiyle, rekabet yasağının genel kurul kararı ile kaldırılabileceğini öngörmüştür [1]. Genel kurul, bu izni önceden verebileceği gibi, sonradan icazet (onay) şeklinde de verebilir. Bu yetki devredilemez nitelikte olup, yönetim kurulunun kendi üyelerinden birine rekabet yasağından muafiyet tanıması hukuken geçersizdir.

2.3. Şirketin Seçimlik Hakları ve Yaptırım Sistemi

Rekabet yasağının ihlali hâlinde TTK m. 396/1, şirkete üç adet yenilik doğuran (inşai) nitelikte ve birbirine alternatif seçimlik hak tanımıştır [1, 2]:

  1. Tazminat talep etmek: Şirket, ihlal dolayısıyla uğradığı müspet zararların tazminini genel hükümler çerçevesinde talep edebilir.
  2. İşlemi şirket adına yapılmış saymak: İhlal eden üye işlemi kendi adına yapmışsa, şirket bu işlemin kendi adına yapılmış sayılmasını talep ederek işlemin tarafı hâline gelebilir (hukuki devralma).
  3. Menfaatlerin devrini talep etmek: İhlal teşkil eden sözleşme üçüncü kişiler hesabına yapılmışsa, şirket bu sözleşmelerden doğan menfaatlerin (komisyon, kâr, prim vb.) kendisine aidiyetini dava edebilir.
2.4. Karar Mekanizması (Hakların Kullanımı)

TTK m. 396/2, söz konusu seçimlik haklardan hangisinin kullanılacağına karar verme yetkisini, rekabet yasağını ihlal eden üye dışındaki diğer yönetim kurulu üyelerine vermiştir [2]. Bu kural, ihlalde bulunan üyenin kendi aleyhine alınacak kararlara etki etmesini engellemek ve objektif karar alınmasını sağlamak amacını taşır.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 369 (Özen ve Bağlılık Yükümlülüğü) — TTK m. 396, yöneticilerin şirkete karşı taşıdıkları sadakat borcunun (TTK m. 369) özel bir düzenlemesidir [4]. Rekabet yasağı ihlali, aynı zamanda sadakat borcunun da ağır bir ihlalidir.
  • TTK m. 553 (Yöneticilerin Sorumluluğu) — TTK m. 396/4, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına ilişkin hükümlerin saklı olduğunu belirtmektedir [3]. Bu bağlamda, rekabet yasağını ihlal eden üye aleyhine, şirketin uğradığı zararlar nedeniyle TTK m. 553 kapsamında sorumluluk davası da açılabilir.
  • TTK m. 436 (Oydan Yoksunluk) — Genel kurulun bir yönetim kurulu üyesine rekabet yapma izni vermesi işlemi, ortak ile şirket arasında "kişisel nitelikte bir iş" olduğundan, ilgili yönetim kurulu üyesi genel kurulda kendi rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin oylamada TTK m. 436/1 uyarınca oy hakkından yoksundur [5-7].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas dairesi (11. Hukuk Dairesi), anonim şirket genel kurullarında rekabet yasağının kaldırılmasına (izne) ilişkin alınan kararlarda oy yoksunluğu müessesesini son derece titiz bir biçimde uygulamaktadır.

Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre; genel kurul gündeminde yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağının kaldırılması hususu görüşülürken, bu karar şirket ile üye arasındaki şahsi bir işlem (ibra niteliğine benzer) kabul edilmektedir [6]. Yargıtay 11. HD kararlarında açıkça vurgulandığı üzere, oylamanın tüm yönetim kurulu üyeleri için "toptan (blok) oylama" şeklinde yapılması hukuka aykırıdır [5-7]. Her bir üye bakımından ayrı ayrı oylama yapılmalı ve hangi üyenin rekabet yasağı kaldırılıyorsa, o üye bizzat ve TTK m. 436 gereği alt/üst soyu gibi yakınlarıyla birlikte o oylamada oydan yoksun kalmalıdır [5-7]. Tüm üyelerin oylamaya katılıp birbirlerinin rekabet yasağını kaldırdıkları genel kurul kararları, yeterli nisabın sağlanamaması ve emredici oydan yoksunluk kuralının ihlali gerekçesiyle iptal edilebilir yaptırımıyla karşılaşmaktadır [5-7].

Ayrıca Yargıtay, rekabet yasağı ihlallerinde sürenin katı bir biçimde uygulandığını; seçimlik hakların kullanılabilmesi için üç aylık ve bir yıllık sürelerin hak düşürücü süre değil, "zamanaşımı" süresi olduğunu TTK m. 396/3 lafzı uyarınca kabul etmekle birlikte [2, 3], uygulamanın esasına etki eden sıkı bir takvime bağlandığını işaret etmektedir [2, 8].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Türkiye pazarında büyük çaplı tıbbi cihaz ithalatı ve satışı yapan (A) Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu üyesi olan (B), genel kuruldan herhangi bir izin almaksızın, tıbbi cihaz ve sarf malzemeleri tedariki yapan (C) Kollektif Şirketi'ne kurucu (sınırsız sorumlu) ortak sıfatıyla dâhil olmuş ve (A) A.Ş.'nin müşteri portföyünü kullanarak önemli kamu ihalelerine (C) Kollektif Şirketi adına girip ihaleleri kazanmıştır. (A) A.Ş. yönetim kurulunun diğer üyeleri durumu iki ay sonra fark etmiştir. Hukuki analiz: (B)'nin fiili TTK m. 396/1 uyarınca açık bir rekabet yasağı ihlalidir. Zira (B), işletme konusuna giren aynı tür ticari işle uğraşan bir şirkete "sorumluluğu sınırsız ortak" sıfatıyla girmiştir [1]. (A) A.Ş., diğer yönetim kurulu üyelerinin alacağı kararla, TTK m. 396/1'deki seçimlik haklardan birini kullanabilir. Şirket, ihale kârlarının çok yüksek olması durumunda, (B)'nin üçüncü kişiler (kamu idaresi) hesabına/ile yaptığı sözleşmelerden doğan kârların (menfaatlerin) doğrudan (A) A.Ş.'ye ait olduğunu dava edebilir [2]. Bu dava hakkı, öğrenmeden itibaren 3 ay ve işlemin yapıldığı tarihten itibaren 1 yıl içinde kullanılmalıdır [2, 3].

Olay 2 (kurmaca senaryo): (X) Anonim Şirketi'nin olağan genel kurul toplantısında 5 kişilik yönetim kurulu ibra edildikten sonra, yönetim kurulu üyelerine "TTK m. 395 ve m. 396 uyarınca şirketle işlem yapma ve şirketle rekabet etme izni verilmesi" hususu tek bir gündem maddesi olarak oylanmıştır. Oylamada, yönetim kurulu üyelerinin kendileri ve eşleri de sahip oldukları paylar üzerinden olumlu oy kullanmış ve karar oyçokluğuyla kabul edilmiştir. Toplantıda olumsuz oy vererek muhalefet şerhini tutanağa yazdıran azınlık pay sahibi iptal davası açmıştır. Hukuki analiz: İptal davası kabul edilecektir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, şirketle rekabet yasağının kaldırılmasına ilişkin karar, ortak ile şirket arasındaki şahsi nitelikte bir iştir [6]. TTK m. 436/1 uyarınca, her bir yönetim kurulu üyesi kendisi, eşi ve diğer yakınları ile ilgili oylamada oydan yoksundur [5-7]. Toptan yapılan bu oylamada üyelerin oydan yoksunluk kuralına uymadan kendi izinleri için oy kullanmaları kararın alınmasında etkili olmuşsa (ki olayımızda oyçokluğu sağlanmasında oyları etkili olmuştur), bu genel kurul kararı TTK m. 445 ve m. 446/1-b uyarınca iptal edilebilir [6, 7].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Rekabet yasağının ihlal edildiğini, rakip faaliyetin şirketin fiili "işletme konusu" dâhilinde olduğunu ve yasağa konu eylemin gerçekleştiğini ispat yükü, iddia eden anonim şirkete aittir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Şirketin diğer yönetim kurulu üyelerinin ihlali (rekabet eylemini) öğrendikleri tarihten itibaren 3 ay ve her hâlükârda eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren 1 yıl geçmesiyle haklar zamanaşımına uğrar (TTK m. 396/3) [2, 3, 8]. Bu süreler oldukça kısadır ve yönetim kurulu üyelerince derhâl aksiyon alınmasını gerektirir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlığın çözümünde, davalı üyenin yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili mahkeme olmakla birlikte, haksız fiil niteliği gereği fiilin işlendiği yer veya TTK m. 561 kıyasen uygulanarak şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli ve yetkilidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Genel kurullarda m. 396 izni verilirken oydan yoksunluk kuralının (TTK m. 436) göz ardı edilmesi; "işletme konusu" kavramının esas sözleşmedeki kâğıt üzerindeki faaliyetlerle karıştırılıp, fiilen hiç icra edilmeyen bir sektördeki işlemin rekabet ihlali sayılarak gereksiz davalar ikame edilmesi; seçimlik haklardan hangisinin talep edildiğinin dava dilekçesinde açıkça terditli veya tekil olarak belirtilmemesi.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 396 düzenlemesi, ihlallerin ortaya çıkarılmasındaki güçlük göz önünde bulundurulduğunda, özellikle "3 aylık ve 1 yıllık" zamanaşımı süreleri yönünden sıklıkla eleştirilmektedir [8]. Nitekim şirket yöneticilerinin sadakat borcuna aykırı, örtülü şirket kurma veya üçüncü kişiler üzerinden ihaleye girme gibi ticari işlemleri oldukça karmaşık yapılarla gizlenebildiğinden, eylemin üzerinden 1 yıl geçmekle mutlak surette zamanaşımına uğraması (TTK m. 396/3) [2, 3], menfaat ihlalini ve kötü niyeti adeta himaye eder bir duruma neden olabilmektedir.

Bunun yanı sıra, maddedeki "karar verme yetkisinin ihlalde bulunan üye dışındaki üyelere ait olması" (m. 396/2) kuralı [2], yönetim kurulu üyelerinin tümünün veya çoğunluğunun rekabet yasağını sistematik ve organize bir şekilde ihlal ettiği (örneğin ana hissedar ile ortak hareket eden yönetici grubunun) durumlarda, iç denetim mekanizmasının kilitlenmesine neden olmaktadır. Bu ihtimalde, şirketi dava açmaya zorlayacak bağımsız bir azınlık hakkı (veya özel denetçi mekanizması) ile konunun doğrudan genel kurula taşınmasını sağlayacak acil mekanizmaların güçlendirilmesi, TTK'da yapılabilecek bir reform için isabetli bir doktrinel öneridir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.