Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 408

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

B) Görev ve yetkileri


Madde 408 - (1) Genel kurul, kanunda ve esas sözleşmede açıkça öngörülmüş bulunan hâllerde karar alır. (2) Çeşitli hükümlerde öngörülmüş bulunan devredilemez görevler ve yetkiler saklı kalmak üzere, genel kurula ait aşağıdaki görevler v e yetkiler devredilemez: a) Esas sözleşmenin değiştirilmesi. b) Yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları. c) (Değişik: 26/ 6/2012 - 6335/22 md.) Kanunda öngörülen istisnalar dışında denetçinin seçimi ile görevden alınması. d) Finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin serma yeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması. e) Kanunda öngörülen istisnalar dışında şirketin feshi. f) Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı. (3) Tek pay sahipli anonim şirketlerde bu pay sahibi genel kuru lun tüm yetkilerine sahiptir. Tek pay sahibinin genel kurul sıfatıyla alacağı kararların geçerlilik kazanabilmeleri için yazılı olmaları şarttır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 408. maddesi, anonim ortaklıklarda karar organı olan genel kurulun hukuki mahiyetini, görev ve yetkilerinin sınırlarını çizen temel bir normdur [1, 2]. Anonim şirketlerin yönetim ve temsili kural olarak yönetim kuruluna ait olmakla birlikte, mülkiyetin kontrolü ve şirket yapısının esaslı unsurlarına ilişkin haklar münhasıran genel kurula bırakılmıştır [3, 4]. Türk şirketler hukukunda organlar arası "işlevler ayrılığı" ilkesi geçerlidir; nitekim TTK m. 374'ün gerekçesinde genel kurulun bir üst kurul olmadığı, istediği görev ve yetkileri yönetim kurulundan her an geri alabileceği yönündeki eskimiş anlayışa kapıların kapatıldığı vurgulanmıştır [4]. Ancak TTK m. 408/2, bu işlevler ayrılığının kesin bir sınırını çizerek, genel kurulun mülkiyet ve yapısal kararlara dair görevlerinin yönetim kuruluna veya başka bir organa "devredilemez ve vazgeçilemez" olduğunu hükme bağlamaktadır [2, 5, 6].

Maddenin birinci fıkrası, genel kurulun yalnızca kanunda ve esas sözleşmede açıkça öngörülmüş bulunan hâllerde karar alabileceğini ifade ederek, genel kurulun yetkisinin sınırsız olmadığını, kanunilik ilkesine tabi olduğunu gösterir [2, 5]. İkinci fıkra ise, mutlak devredilemez yetkileri "numerus clausus" (sınırlı sayı) olmamak üzere, asgari bir liste halinde saymıştır [6]. Üçüncü fıkra ise, 6102 sayılı Kanun ile hukukumuza giren tek pay sahipli anonim şirketlerde genel kurul karar mekanizmasının işleyişini, karar güvenliği bakımından yazılılık şartına bağlayarak düzenlemiştir [7, 8].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Devredilemez Görev ve Yetkiler

TTK m. 408/2'de sayılan yetkiler, şirketin temel yapısını ve pay sahiplerinin mülkiyet haklarını doğrudan ilgilendiren tasarruflardır. Esas sözleşmenin değiştirilmesi, anonim ortaklığın temel sözleşmesel temelini oluşturduğundan yalnızca kurucu iradeyi temsil eden genel kurulca gerçekleştirilebilir [5, 6, 9]. Aynı şekilde yönetim kurulu üyelerinin ve kanunda öngörülen istisnalar dışında denetçilerin seçimi, görev sürelerinin tespiti, ücret ve huzur haklarının belirlenmesi, görevden alınmaları ve ibra edilmeleri münhasıran genel kurula aittir [6, 9]. Finansal tabloların onaylanması, yıllık kâr üzerinde tasarrufta bulunulması, kâr paylarının belirlenmesi ve yedek akçelerin kullanımı konularında yönetim kurulu yalnızca öneride bulunabilir; nihai karar yetkisi ve organları ibra etme iradesi genel kurulundur [6, 9]. Kanunda öngörülen istisnalar dışında şirketin feshi kararı da, tüzel kişiliğin varlığına son veren bir hukuki işlem olması haysiyetiyle, genel kurulun devredilemez yetkileri arasında konumlandırılmıştır [6, 8].

2.2. Önemli Miktarda Şirket Varlığının Toptan Satışı (m. 408/2-f)

6102 sayılı TTK ile getirilen en dikkat çekici yeniliklerden biri, m. 408/2 (f) bendi ile "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı" kararının genel kurulun devredilemez yetkileri arasına alınmasıdır [10]. 6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanunu'nda (ETTK) bu yönde bir hüküm bulunmamakta olup, düzenleme Yargıtay'ın ETTK dönemindeki yerleşik içtihatlarının kanunlaştırılması niteliğindedir [11, 12]. Hükmün amacı, şirket yönetim kurulunun, pay sahiplerinin onayı olmaksızın şirketin malvarlığının çok büyük bir kısmını satarak şirketi fiilen tasfiye durumuna sokmasını (faktische Liquidation) engellemektir [13, 14].

"Önemli miktar" kavramı nispi (göreceli) bir kavramdır ve kanun koyucu tarafından kesin bir matematiksel orana bağlanmamıştır [15]. Doktrinde, işlemin şirketin faaliyet konusunu yerine getirmesini olanaksız kılıp kılmadığına veya malvarlığının ne kadarlık bir yüzdesinin devredildiğine bakılarak her somut olayda ayrı değerlendirme yapılması gerektiği savunulmaktadır [15, 16].

2.3. Tek Kişilik Anonim Şirketlerde Karar Alma Mekanizması

TTK m. 408/3 uyarınca, tek pay sahipli anonim şirketlerde bu pay sahibi genel kurulun tüm yetkilerine sahiptir [7, 8]. Tek pay sahibi, genel kurul sıfatıyla aldığı kararları "yazılı" olarak almak zorundadır [7, 8]. Bu husus, tek kişilik ortaklıklarda şirket iradesi ile kişisel iradenin birbirine karışmasını engellemek, ispat kolaylığı sağlamak ve şirket alacaklıları ile üçüncü kişilerin haklarını korumak amacıyla getirilmiş bir geçerlilik (kurucu şekil) şartıdır [7, 8].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 374 ve m. 375 — TTK m. 408, genel kurulun devredilemez yetkilerini sayarken, TTK m. 374 ve 375 ise yönetim kurulunun devredilemez yetkilerini düzenler. Kanun koyucu organlar arasında net bir işlevler ayrılığı öngörmüş olup, genel kurul m. 408 uyarınca kendi yetkilerini yönetim kuruluna devredemeyeceği gibi, m. 375 kapsamındaki icrai ve yönetimsel kararları da yönetim kurulunun elinden alamaz [4, 17, 18].
  • TTK m. 421 ve BTY m. 22/12 — Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı kararı TTK m. 408/2 (f)'de düzenlenmiş olmasına rağmen, kararın hangi yetersayı ile alınacağı maddede belirtilmemiştir [19, 20]. Tasfiye sürecindeki toptan satışları düzenleyen TTK m. 538/2 hükmü açıkça TTK m. 421/3 ve 4. fıkralarına (sermayenin %75'i) atıf yapmaktadır [19, 21-23]. İlgili Yönetmelik (BTY) m. 22/12, olağan faaliyet içindeki toptan satışlarda da sermayenin %75'inin olumlu oyunu arayarak bu boşluğu doldurmuşsa da, yönetmelikle maddi hukuk kuralı getirilmesi normlar hiyerarşisi bağlamında yoğun eleştiri almıştır [20, 24-26]. Ancak mantıken, tasfiye dışındaki satışlarda da m. 421/3'teki ağırlaştırılmış nisabın kıyasen uygulanması gerektiği doktrinde ağırlıklı olarak kabul görmektedir [15, 26].
  • TTK m. 616/1 (Limited Şirketler Açısından Kıyas Sorunu) — Limited şirketlerde genel kurulun devredilemez yetkilerini düzenleyen TTK m. 616/1 hükmünde, anonim şirketlere (m. 408/2-f) paralel bir "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı" ibaresi yer almamaktadır [27-29]. Bu durumun bilinçli bir tercih mi yoksa yasa yapma tekniğindeki bir ihmal mi olduğu tartışmalıdır. Ancak doktrindeki hâkim görüş, Yargıtay'ın eski içtihatlarının zaten limited şirketler üzerinden geliştiğini göz önüne alarak, TTK m. 408/2-f hükmünün limited şirketlere de kıyasen uygulanması gerektiği yönündedir [12, 19, 30].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay, 6762 sayılı ETTK döneminde açık bir yasal düzenleme olmamasına rağmen, özellikle şirket gayrimenkullerinin veya ana üretim tesislerinin, genel kurul kararı olmaksızın yönetim kurulu kararıyla devredilmesini hukuka aykırı bulmuş ve bu tür satışların "şirketin fiili tasfiyesi" anlamına geldiğine hükmetmiştir [11, 12]. TTK m. 408/2-f ile bu içtihat pozitif hukuka dâhil edilmiştir [11, 12].

Mevcut uygulamada en temel tartışma, genel kurul kararı alınmadan yapılan toptan satış sözleşmesinin (örneğin üçüncü kişiyle akdedilen gayrimenkul satış vaadi veya devir sözleşmesi) geçerli olup olmadığıdır [10]. Yargıtay, genel kurul kararı eksikliğini genellikle bir "yetki eksikliği" olarak görme ve sözleşmeyi şirket açısından bağlayıcı kabul etmeme (batıl veya askıda hükümsüz sayma) eğilimindedir [31]. Buna karşın modern doktrinde (örn. Ayoğlu), m. 408/2 (f)'deki genel kurul kararının dış ilişkiye (üçüncü kişilere) değil, iç ilişkiye (organlar arası yetki dağılımına) yönelik olduğu, dolayısıyla iyiniyetli üçüncü kişilerin TTK m. 371/4 hükmü kapsamında korunması gerektiği, satışın kural olarak geçerli olacağı ve aykırılığın yalnızca yöneticilerin sorumluluğunu (TTK m. 553) doğuracağı güçlü argümanlarla savunulmaktadır [31-34].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Türkiye'de faaliyet gösteren tekstil üreticisi X A.Ş.'nin yönetim kurulu, şirketin sahip olduğu ve tüm üretimin %80'ini gerçekleştirdiği en büyük fabrikasını, piyasa şartlarının durgunluğu gerekçesiyle Y A.Ş.'ye satmak üzere bir satım sözleşmesi imzalamıştır. İşlem öncesinde genel kurula başvurulmamıştır. Hukuki analiz: İşlem, açıkça şirketin ana faaliyetini ciddi şekilde sınırlandıracak ve işletme kapasitesinin devri sonucunu doğuracak bir nitelikte olduğundan TTK m. 408/2 (f) bağlamında "önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı" sayılır [8, 10, 15]. Bu tasarrufun gerçekleştirilebilmesi için genel kurulun onayı şarttır. Yargıtay'ın katı yaklaşımına göre yetkisiz yapılan bu işlem batıl veya askıda hükümsüz kabul edilecekken [31, 35], doktrindeki güncel eğilim, Y A.Ş. yöneticilerinin bu kısıtlamayı bilmediği/bilebilecek durumda olmadığı ölçüde TTK m. 371/4 uyarınca satım sözleşmesinin X A.Ş.'yi bağlayacağı; ancak işlemi yapan X A.Ş. yönetim kurulu üyelerinin, şirketi uğrattıkları zararlardan ötürü TTK m. 553 kapsamında özen yükümlülüğünün ihlali nedeniyle sorumlu tutulacakları yönündedir [33, 34, 36].

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Tek pay sahipli (A) tarafından yönetilen Z A.Ş.'de, tek pay sahibi ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olan A, şirketin yılsonu finansal tablolarını onaylamak ve kâr dağıtımı yapmak amacıyla sadece sözlü olarak karar almış ve kar kısımlarını kendi hesabına geçirmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 408/3 gereğince, tek pay sahipli anonim şirketlerde genel kurul sıfatıyla alınan kararların geçerlilik kazanabilmesi için "yazılı olmaları şarttır" [7, 8]. Karar yazılı hale getirilmediğinden, kanunun aradığı kurucu şekil şartına uyulmamıştır. Alınan kâr dağıtım kararı şekil eksikliği nedeniyle yok hükmündedir (yokluk yaptırımı) ve yapılan ödemeler haksız fiil/sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabidir [7, 8].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: TTK m. 408/2-f uyarınca bir malvarlığı satışının "önemli miktarda" olduğunu ve genel kurul kararının arandığını iddia eden pay sahibi veya davacı bu durumu ispatlamakla yükümlüdür [15]. İyiniyetli üçüncü kişinin iyiniyeti asıl olup, TTK m. 371/4 kapsamında üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunu (şirketin devredilemez yetki alanını bildiğini) ispat yükü şirkete düşer [33, 37].
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 408/2'de belirtilen konulara ilişkin olarak kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı alınan genel kurul kararlarının iptali, kararın alındığı tarihten itibaren 3 ay içinde istenmelidir (TTK m. 445) [38, 39]. Buna karşın, organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin kararlar emredici hükümlere aykırılık teşkil edeceğinden butlan yaptırımına tabidir ve butlan davası (TTK m. 447) süreye tabi olmaksızın her zaman açılabilir [40-43].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Genel kurul kararlarının hükümsüzlüğüne (iptal veya butlan) yönelik tespit ve iptal davalarında görevli ve kesin yetkili mahkeme, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir (TTK m. 445) [38, 39].
  • Yaygın uygulama hataları: Yönetim kurulunun finansal tablolara ve bilançoya dayanarak doğrudan kâr dağıtımına karar vermesi sıklıkla yapılan bir hatadır. Dağıtım iradesi münhasıran genel kurula aittir (m. 408/2-d) [6, 9]. Ayrıca "önemli miktarda malvarlığı" satışlarında noter veya ticaret sicilinin kararı denetleyemeyeceği düşünülerek işlemin sicil dışı yapılması ve sonrasında pay sahiplerince yöneticilere karşı yüklü tazminat davaları açılması yaygın sorunlardandır [11, 44].

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 408 hükmünün en zayıf ve eleştiriye açık yönü "önemli miktarda şirket varlığı" (m. 408/2-f) ibaresindeki hukuki belirlilikten uzak ifadedir [15, 16, 45]. Şirket varlığının hangi noktasından sonrasının "önemli" kabul edileceğine dair kanunda bir eşik (örneğin SPKn m. 23 ve ilgili tebliğlerdeki gibi %50 gibi objektif rasyolar) bulunmaması, ticari hayatta hız ve işlem güvenliği arayan yatırımcıları ve yöneticileri büyük bir tereddütte bırakmaktadır [15, 45, 46]. Ayrıca, böylesi ağır sonuçlar doğuran (geçersizlik veya sorumluluk riski taşıyan) bir işlemde karar nisabının kanunda düzenlenmeyip (TTK m. 421'de bu bende atıf yapılmaması) Yönetmelik (BTY m. 22/12) ile %75 olarak belirlenmesi, Anayasa'nın kanunilik ve normlar hiyerarşisi ilkelerine açıkça aykırıdır [20, 24-26]. Doktrinde yasa koyucunun, limited şirketlerdeki boşluğu da giderecek şekilde (m. 616), TTK m. 408/2-f bendi için nisap ve tanım getiren acil bir yasal reform yapması gerektiği haklı olarak savunulmaktadır [15, 20, 30].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.