Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 432

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

4. Birden çok hak sahibi


Madde 432 - (1) Bir pay, birden çok kişinin ortak mülkiyetindeyse, bunlar içlerinden birini veya üçüncü bir kişiyi, g enel kurulda paydan doğan haklarını kullanması için temsilci olarak atayabilirler. (2) Bir payın üzerinde intifa hakkı bulunması hâlinde, aksi kararlaştırılmamışsa, oy hakkı, intifa hakkı sahibi tarafından kullanılır. Ancak, intifa hakkı sahibi, pay sahib inin menfaatlerini hakkaniyete uygun bir şekilde göz önünde tutarak hareket etmemiş olması dolayısıyla pay sahibine karşı sorumludur.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 432. maddesi, anonim ortaklıklar hukukunda "Bir pay üzerinde birden çok kişinin hak sahibi olması" durumunu düzenlemektedir. İlgili madde, Kanun’un "Anonim Şirket" başlıklı dördüncü kısmının, "Genel Kurul" alt başlığında ve "Oy Hakkı" bölümünde sistematize edilmiştir. Madde temelde iki farklı hukuki durumu ele almaktadır: Birincisi, bir pay üzerinde birden fazla kişinin mülkiyet hakkına (paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyeti) sahip olması (TTK m. 432/1); ikincisi ise payın mülkiyetinin bir kişide (kuru mülkiyet sahibi) bulunmasına karşın, pay üzerinde bir başkası lehine intifa hakkı tesis edilmiş olmasıdır (TTK m. 432/2) [1-4].

Anonim şirketlerde payın bölünmezliği ilkesi, şirketler hukukunun temel prensiplerinden biridir. TTK m. 477 uyarınca pay şirkete karşı bölünemez [1, 5]. Bu kuralın bir yansıması ve tamamlayıcısı olarak TTK m. 432/1, ortak mülkiyete konu olan paylardan doğan hakların ancak ortak bir temsilci aracılığıyla kullanılabileceğini hükme bağlamaktadır. Böylelikle ortaklığın iç işleyişinde, özellikle genel kurul mekanizmasında karmaşanın önüne geçilmesi ve şirket ile pay sahipleri arasındaki hukuki ilişkilerin tek bir muhatap üzerinden yürütülmesi amaçlanmıştır [1, 5].

Maddenin ikinci fıkrası ise sermaye şirketlerinde sıklıkla başvurulan bir kurumsal yönetim ve malvarlığı planlaması aracı olan "pay üzerinde intifa hakkı" kurumunu düzenlemektedir. Kural olarak intifa hakkı, sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi veren ayni bir haktır. Anonim şirket payları üzerinde tesis edilen intifa hakkında, idari hakların (özellikle oy hakkının) kim tarafından kullanılacağı sorunu, TTK m. 432/2 ile açıkça çözüme kavuşturulmuştur. Kanun koyucu, yedek hukuk kuralı niteliğinde bir düzenleme ihdas ederek, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece oy hakkının intifa hakkı sahibi tarafından kullanılacağını hükme bağlamış; ancak intifa hakkı sahibine, kuru mülkiyet sahibinin menfaatlerini hakkaniyete uygun şekilde gözetme yükümlülüğü getirerek menfaatler dengesini tesis etmiştir [4, 6].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Pay Üzerinde Ortak Mülkiyet (Paylı Mülkiyet ve Elbirliği Mülkiyeti)

TTK m. 432/1 hükmü, bir payın birden çok kişinin ortak mülkiyetinde (paylı mülkiyet veya iştirak halinde/elbirliği mülkiyeti) olması durumunu kapsamaktadır [1]. Miras yoluyla intikal, eşler arasındaki mal rejimi tasfiyesi veya payın birden fazla kişi tarafından ortaklaşa satın alınması gibi durumlarda bir pay üzerinde birden fazla malik ortaya çıkabilmektedir. Payın bölünmezliği ilkesi (TTK m. 477) gereği, bu kişiler paydan doğan mali ve idari haklarını anonim şirkete karşı ayrı ayrı oranlar dâhilinde kullanamazlar [1, 5].

Kanun, idari hakların, bilhassa oy hakkının, genel kurula katılımın, bilgi alma ve inceleme hakkı ile özel denetçi atanması talebinin kullanılabilmesi için bu paydaşların içlerinden birini veya üçüncü bir kişiyi "ortak temsilci" olarak atamalarını zorunlu kılmıştır [3, 4, 7]. Temsilcinin atanması usulü, mülkiyetin türüne göre Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) ilgili hükümlerine (paylı mülkiyette olağan yönetim işleri bağlamında pay ve paydaş çoğunluğu, elbirliği mülkiyetinde ise oybirliği) tabidir. Temsilcinin atanmaması halinde paya bağlı idari hakların şirket genel kurulunda kullanılması askıda kalacaktır [7].

2.2. Pay Üzerinde İntifa Hakkı ve Oy Hakkının Kullanımı

İntifa hakkı, hak sahibine eşya veya hak üzerinde tam yararlanma yetkisi veren irtifak hakkıdır. TTK m. 432/2 uyarınca pay üzerinde intifa hakkı bulunması halinde oy hakkı, intifa hakkı sahibi tarafından kullanılır [2, 4]. Bu kural emredici nitelikte olmayıp, "aksi kararlaştırılmamışsa" ibaresi ile tarafların irade serbestisine bırakılmıştır [4, 8]. İntifa hakkı sahibi ile pay sahibi (kuru mülkiyet sahibi) aralarında yapacakları bir sözleşme veya esas sözleşmeye konulacak bir hüküm ile oy hakkının pay sahibi tarafından kullanılmasını veya birlikte kullanılmasını kararlaştırabilirler [8].

Oy hakkının intifa hakkı sahibine ait olması, bu hakkın uzantısı olan diğer idari hakların da kural olarak intifa hakkı sahibince kullanılmasını beraberinde getirir. Zira doktrinde ifade edildiği üzere, özel denetçi atanması istemi, bilgi alma ve inceleme hakkı ve genel kurul kararlarının iptali davası açma hakkı gibi haklar, oy hakkı ile sıkı sıkıya bağlantılıdır [6, 9].

2.3. İntifa Hakkı Sahibinin Hakkaniyete Uygun Davranma ve Özen Yükümlülüğü

TTK m. 432/2'nin son cümlesi, intifa hakkı sahibine "pay sahibinin menfaatlerini hakkaniyete uygun bir şekilde göz önünde tutarak hareket etme" yükümlülüğü getirmektedir [4]. İntifa hakkı sahibi, genel kurulda oy kullanırken yalnızca kendi kısa vadeli kar payı maksimizasyonunu düşünemez; aynı zamanda şirketin uzun vadeli bekasını ve kuru mülkiyet sahibinin malvarlıksal değerini (payın değerini) korumak zorundadır. Bu yükümlülüğe aykırı hareket edilmesi oyu geçersiz kılmaz; ancak intifa hakkı sahibinin pay sahibine karşı tazminat sorumluluğunu doğurur [4, 10]. Bu sorumluluk, bir nevi vekaletsiz iş görme, haksız fiil ve hakkın kötüye kullanılması yasağı prensiplerinin şirketler hukukuna yansımasıdır.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 477 (Payların Bölünememesi): TTK m. 432/1 hükmü, payların bölünemezliği ilkesini düzenleyen TTK m. 477 ile doğrudan organik bir bağa sahiptir. 477. madde, payın şirkete karşı bölünemeyeceğini ve birden fazla sahibin haklarını ancak ortak temsilci aracılığıyla kullanabileceğini belirterek 432. maddeyi tamamlar [1, 5]. Ortak temsilci atanmadığı durumlarda şirketin maliklerden birine yapacağı tebligatın tümü hakkında geçerli olacağı da 477. maddede ifade edilmiştir [5].
  • TTK m. 438 (Özel Denetçi Atanmasını İsteme Hakkı) ve m. 437 (Bilgi Alma Hakkı): Oy hakkının kime ait olduğu hususu, pay sahipliğine bağlı diğer idari hakların da kim tarafından kullanılacağının tespitinde anahtar role sahiptir. Doktrinde kabul edildiği üzere, aksi kararlaştırılmamışsa intifa hakkı sahibi, bilgi alma ve inceleme hakkını kullanabilir ve bunun neticesinde özel denetçi atanmasını mahkemeden talep edebilir [2, 6].
  • TTK m. 445 ve 446 (İptal Davası): Genel kurul kararlarının iptali davasını açma hakkı, genel kurula katılarak oy kullanan ve muhalefet şerhini tutanağa geçirten kişiye aittir. Oy hakkı kural olarak intifa hakkı sahibine ait olduğundan, genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma aktif husumet ehliyeti de intifa hakkı sahibindedir [9, 11].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay içtihatları incelendiğinde, pay üzerinde intifa hakkı tesis edilmiş olması durumunda genel kurul kararlarının iptali davasını kimin açabileceği hususu büyük önem taşımaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, aksi kararlaştırılmadıkça oy hakkı intifa hakkı sahibine ait olduğundan, genel kurul kararlarının iptali davasını açma ehliyeti (aktif husumet) de yalnızca oy hakkını haiz olan intifa hakkı sahibine aittir [9, 11]. Kuru mülkiyet sahibinin, genel kurula katılarak oy kullanma yetkisi bulunmadığından bahisle, kural olarak iptal davası açma hakkı bulunmadığı Yargıtay tarafından kabul edilmektedir [12].

Buna karşın, intifa hakkı sahibinin kuru mülkiyet sahibinin menfaatlerini kasten ihlal ettiği ve dürüstlük kuralına aykırı davranarak şirket çoğunluğu ile muvazaalı kararlar aldığı istisnai durumlarda, kuru mülkiyet sahibinin iç ilişkide intifa hakkı sahibine rücu (tazminat) hakkı mahfuz tutulmakta olup, bu husus TTK m. 432/2'deki "hakkaniyete uygun davranma" kriteri çerçevesinde değerlendirilmektedir [4]. Ayrıca, Yargıtay elbirliği mülkiyetine tabi paylarda ortak temsilci atanmaksızın genel kurulda oy kullanılmasını geçersiz saymaktadır. Ortaklığa karşı hukuki işlemlerde temsilcinin açıkça yetkilendirilmiş olması şarttır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Ortak Temsilci Atanmaması): Bir anonim şirkette %20 oranında paya sahip (A)’nın vefatı üzerine, paylar yasal mirasçıları olan (B), (C) ve (D)’ye elbirliği mülkiyeti şeklinde intikal etmiştir. Şirketin yıllık olağan genel kurul toplantısına mirasçılardan yalnızca (B) katılmış ve payların tamamı adına sermaye artırımı kararına olumsuz oy kullanmak istemiştir. Toplantı başkanı, (B)'nin elinde diğer mirasçılar tarafından verilmiş bir temsil belgesi bulunmadığı gerekçesiyle oyu geçersiz saymıştır. Hukuki analiz: TTK m. 432/1 ve m. 477 uyarınca bir payın birden çok sahibinin bulunması halinde haklar ancak ortak bir temsilci ile kullanılabilir [1, 3, 5]. Mirasçı (B), diğer mirasçıların açık veya zımni ortak temsilci yetkilendirmesi olmaksızın, elbirliği mülkiyetine tabi paylar üzerinde tek başına idari hak (oy hakkı) kullanamaz. Dolayısıyla toplantı başkanının, yetki belgesi ibraz edilmemesi nedeniyle oyları geçersiz sayması TTK hükümlerine uygundur.

Olay 2 (İntifa Hakkı Sahibinin Yükümlülük İhlali): (X) Anonim Şirketi pay sahibi (Y), elindeki payların kuru mülkiyetini oğlu (Z)'ye devretmiş, intifa hakkını ise kendi üzerinde saklı tutmuştur. Şirketin olağan genel kurulunda (Y), kendisine ait intifa hakkı sözleşmesinde oylama yetkisine dair bir kısıtlama olmamasına rağmen, şirketin çok kârlı bir taşınmazını piyasa değerinin oldukça altında bir bedelle kendi eşinin sahip olduğu bir başka şirkete satılması yönünde olumlu oy kullanmış ve karar geçmiştir. Kuru mülkiyet sahibi (Z), paylarının (şirket malvarlığının içinin boşaltılması neticesinde) değer kaybettiği gerekçesiyle babası (Y)'ye karşı dava açmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 432/2 uyarınca taraflarca aksi kararlaştırılmadığı için oy hakkı intifa hakkı sahibi (Y)'ye aittir [2, 4]. Ancak (Y), oy hakkını kullanırken kuru mülkiyet sahibi (Z)'nin menfaatlerini hakkaniyete uygun gözetmek zorundadır [4]. Şirket malvarlığının muvazaalı yollarla değer kaybetmesine sebep olan bu oylama, doğrudan (Z)'nin malvarlığına zarar vermektedir. Bu bağlamda (Z), TTK m. 432/2 delaletiyle intifa hakkı sahibi (Y)'den uğradığı değer kaybının tazminini talep edebilir. Zira (Y), hakkaniyet ve özen yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal etmiştir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Kuru mülkiyet sahibinin (pay sahibinin) menfaatlerinin ihlal edildiği iddiasıyla açılacak tazminat davalarında, intifa hakkı sahibinin hakkaniyete aykırı ve özensiz davrandığını ispat yükü davacı olan pay sahibindedir (TMK m. 6).
  • Zamanaşımı / Süreler: İntifa hakkı sahibine karşı açılacak tazminat davalarında, Kanun'da özel bir zamanaşımı öngörülmediğinden, haksız fiil ve vekaletsiz iş görme hükümlerine atıfla Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) ilgili genel zamanaşımı süreleri uygulanır. Genel kurul kararının iptali davaları ise toplantı tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü süreye tabidir (TTK m. 445).
  • Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 432/2'den doğan tazminat uyuşmazlıkları ile genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davalarda, şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesi kesin yetkili ve görevlidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Şirket pay defteri (TTK m. 499) kayıtlarında intifa hakkı veya ortak mülkiyet durumunun eksik işlenmesi uygulamada sıkça karşılaşılan bir sorundur [13, 14]. İntifa hakkı sahibinin veya ortak temsilcinin kimliğinin şirket pay defterine doğru kaydedilmemesi, genel kurul hazırun cetvellerinin (hazır bulunanlar listesi) düzenlenmesinde TTK m. 417 hükmüne aykırılıklar doğurmakta ve genel kurul kararlarının geçerliliğini tehdit etmektedir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 432/2 hükmü, intifa hakkı ile kuru mülkiyetin ayrıştığı durumlarda oylama yetkisini intifa hakkı sahibine vererek genel kurul süreçlerinin tıkanmasını önleme amacına hizmet etse de, doktrinde kuru mülkiyet sahibinin korunması açısından ciddi tartışmalara zemin hazırlamaktadır.

Yargıtay ve öğretideki hâkim görüşün, genel kurul kararlarının iptali davası açma hakkını (oy hakkı ile bütünleşik olduğu gerekçesiyle) sadece intifa hakkı sahibine tanıması [11, 12], kuru mülkiyet sahibini çoğunluk pay sahiplerinin ve intifa hakkı sahibinin olası muvazaalı işlemlerine karşı savunmasız bırakmaktadır. İptal davası açma ehliyetinden mahrum edilen kuru mülkiyet sahibinin tek hukuki koruması, TTK m. 432/2 uyarınca intifa hakkı sahibine karşı tazminat davası açmaktır [4, 10]. Ancak, hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı alınan bir genel kurul kararının (örneğin şirketin içinin boşaltılması veya yapısal bir değişiklik kararı) iptal edilemeyip sadece iç ilişkide tazminatla sınırlandırılması, telafisi imkansız zararlara yol açabilmektedir. Bu nedenle, doktrinde, kuru mülkiyet sahibinin en azından kendi malvarlıksal çıkarını doğrudan ilgilendiren ve payın özüne dokunan yeniden yapılandırma (birleşme, bölünme, tür değiştirme) ve sermaye artırımı/azaltımı gibi işlemlerde asli müdahil veya doğrudan davacı olarak iptal davası açabilmesi gerektiği yönünde haklı eleştiriler dile getirilmektedir [11].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.