1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 484. maddesi, anonim ortaklıklar hukukunun en temel kurumlarından biri olan pay senetlerinin türlerini ve hamiline yazılı pay senetlerinin çıkarılabilmesi için öngörülen emredici sermaye ödeme şartını düzenlemektedir. Madde metni, mülga 6762 sayılı Eski Türk Ticaret Kanunu’nun (“ETTK”) 409. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarından dili güncelleştirilerek aynen alınmıştır [1, 2].
Maddenin birinci fıkrasında, anonim şirketlerin çıkarabilecekleri pay senetlerinin "hamiline" veya "nama yazılı" olmak üzere iki türde olabileceği kuralı vazgeçilmez bir temel ilke olarak ifade edilmiştir [3]. İkinci fıkrada ise, anonim ortaklıklarda sermayenin korunması ilkesinin en katı yansımalarından biri yer almaktadır: Pay bedelleri tamamen ödenmeden hamiline yazılı pay senedi çıkarılması kesin bir dille yasaklanmış ve bu yasağa aykırı hukuki işlemler geçersizlik (butlan) yaptırımına tabi tutulmuştur [3].
Kanun koyucu, hamiline yazılı pay senetlerinin anonim ve son derece hızlı tedavül kabiliyetini dikkate alarak, ortaklığın henüz tahsil edemediği sermaye alacağını güvence altına almayı amaçlamıştır. Zira hamiline yazılı senetlerde senedin zilyedi pay sahibi sayılacağından, bakiye sermaye borcunun kimden talep edileceğinin tespiti imkânsız hale gelebilir. Bu nedenle, bedeli tamamen ödenmemiş paylar için hamiline yazılı senet ihdas edilemez [1, 3]. Buna karşın, piyasa güvenini ve hukuki işlem güvenliğini korumak adına, geçersiz senetleri devralan iyiniyetli üçüncü kişilerin tazminat hakları kanun koyucu tarafından açıkça saklı tutulmuştur [2, 4].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Nama Yazılı ve Hamiline Yazılı Pay Senetleri
Anonim şirket pay senetleri, payın kıymetli evraka bağlanmış halini ifade eder [5]. TTK m. 484/1 uyarınca pay senetleri nama veya hamiline yazılı olarak iki tipe ayrılır [3].
Nama yazılı pay senetleri, belirli bir kişinin adına düzenlenmiş olup sahibinin adını da içeren kıymetli evraktır [6]. İsminde "nama" kelimesi geçmesine rağmen, TTK m. 490/2 uyarınca bu senetler ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredildiklerinden kıymetli evrak hukuku dogmatiği bakımından "kanunen emre yazılı senet" niteliği taşırlar [5, 7].
Hamiline yazılı pay senetleri ise TTK m. 658 bağlamında, senedin metninden veya şeklinden hamili kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı anlaşılan kıymetli evraktır [7]. Hamiline yazılı senetlerin mülkiyeti zilyetliğin devri ile geçer; ancak 7262 sayılı Kanun ile TTK m. 489'da yapılan reform uyarınca, devrin şirkete ve üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmesi Merkezi Kayıt Kuruluşuna (MKK) yapılacak bildirime bağlanmıştır [8].
2.2. Bedeli Tamamen Ödenmemiş Paylar
TTK m. 344 uyarınca, anonim şirketlerin kuruluşunda nakden taahhüt edilen payların itibarî değerlerinin en az yüzde yirmi beşi tescilden önce, gerisi de şirketin tescilini izleyen yirmi dört ay içinde ödenmelidir [9]. Şirket, bakiye %75'lik kısım ödenmeden nama yazılı pay senedi ihraç edebilir. Zira nama yazılı senetler pay defterine kaydedilir ve şirket bakiye alacağı için kime başvuracağını bilir [10, 11]. Ancak TTK m. 484/2 gereği, hamiline yazılı pay senetleri için pay bedelinin tamamının ödenmiş olması emredici bir şarttır [2, 7].
2.3. Geçersizlik (Butlan) Yaptırımı
Kanunun "geçersizdir" lafzı ile kastettiği husus, emredici normlara aykırılık nedeniyle mutlak butlandır [2, 4]. Pay bedeli tamamen ödenmeden basılan hamiline yazılı pay senetleri, kıymetli evrak vasfı kazanmaz ve pay sahipliği haklarını bünyesinde barındırmaz. Bu senetlerin devri, pay sahipliği statüsünün devri sonucunu doğurmaz.
2.4. İyiniyet Sahiplerinin Tazminat Hakkı
Söz konusu geçersiz pay senetlerini, bedelinin tamamen ödenmediğini bilmeksizin ve bilmesi de gerekmeksizin (TMK m. 3 çerçevesinde iyiniyetle) devralan üçüncü kişiler, senedin geçersizliği nedeniyle uğradıkları müspet menfaat zararlarının tazminini talep edebilirler [2, 4]. Bu tazminat talebinin muhatabı, geçersiz senedi ihraç eden şirket tüzel kişiliği ve kusurları oranında bu senetleri piyasaya süren yönetim kurulu üyeleridir.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 486 (Pay Senedi Bastırılması ve İlmühaberler): TTK m. 486/2, paylar hamiline yazılı ise yönetim kurulunun pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp dağıtmak zorunda olduğunu düzenler [12, 13]. Pay senetleri bastırılıncaya kadar çıkarılabilecek geçici kıymetli evrak niteliğindeki ilmühaberlere ise kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır [14]. Bu nedenle, bedeli tamamen ödenmemiş olsa dahi hamiline yazılı ilmühaber çıkarılamaz; zira yeni kanuni düzenlemede tüm ilmühaberler yasa gereği nama yazılı hükmündedir [14, 15].
- TTK m. 485 (Dönüştürme): Nama yazılı pay senetlerinin hamiline yazılı pay senetlerine dönüştürülebilmesi için de, TTK m. 484/2'deki temel kuralın bir uzantısı olarak, payların bedellerinin tamamen ödenmiş olması şart koşulmuştur (TTK m. 485/2) [16, 17].
- TTK m. 340 (Emredici Hükümler İlkesi): TTK m. 484'te yer alan hamiline yazılı pay senedi ihracı yasağı, TTK m. 340 bağlamında mutlak emredici niteliktedir [18]. Esas sözleşme ile bu kuralın aksine, pay bedeli ödenmeden hamiline yazılı senet çıkarılabileceğine dair bir hüküm konulamaz; konulursa batıldır [19, 20].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay içtihatları incelendiğinde, anonim şirketlerin çıkardıkları pay senetlerinin ve ilmühaberlerin niteliklerinin tespiti hususunda TTK m. 484 ve devamı maddelerine doğrudan atıf yapıldığı görülmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında belirtildiği üzere (örneğin; Y. 11. HD, 03.12.2014 T., E. 2014/8747, K. 2014/18895 sayılı kararı), senede bağlanmış paylar ve ilmühaberler 6102 sayılı TTK'nın 484. ve devamı maddeleri uyarınca "kıymetli evrak" mahiyetindedir [21-24].
Ayrıca Yargıtay, pay senetlerinin sadece bir ispat vasıtası olduğu limited şirket esas sermaye pay senedi uygulamasından farklı olarak, anonim şirket pay senetlerinin kurucu ve açıklayıcı fonksiyonlarını titizlikle ayırmaktadır. Geçersiz ihraç durumlarında Yargıtay, geçersiz senedin kıymetli evrak hukuku kuralları çerçevesinde tedavül edemeyeceğini, ancak iyiniyetli iktisap edenin haksız fiil ve sözleşme öncesi sorumluluk (culpa in contrahendo) ilkelerine göre tazminat talep edebileceğini kabul etmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
ABC Anonim Şirketi'nin nakdi sermaye ile kuruluşunda, ortaklar taahhüt ettikleri sermayenin yasal asgari sınırı olan %25'lik kısmını tescilden önce ödemiştir. Şirket esas sözleşmesinde payların hamiline yazılı olacağı belirtilmiştir. Tescilin hemen ardından şirket yönetim kurulu, pay senetlerinin basımını gerçekleştirip ortaklara "hamiline yazılı" pay senedi olarak teslim etmiştir. Ortak A, elindeki senedi iyiniyetli üçüncü kişi Ü'ye devretmiştir.
Hukuki analiz: Somut olayda, sermaye bedelinin %75'lik kısmı henüz ödenmemişken hamiline yazılı pay senedi bastırılmıştır. Bu işlem TTK m. 484/2 hükmüne açıkça aykırıdır [3]. İhraç edilen hamiline yazılı senetler geçersiz (batıl) olup, payın mülkiyeti Ü'ye geçmemiştir. Ancak TTK m. 484/2'nin son cümlesi gereğince, senedin geçersizliğini bilmeyen ve bilmesi gerekmeyen iyiniyetli üçüncü kişi Ü'nün, senedi devralırken ödediği bedel ve mahrum kaldığı kâr dâhil zararlarını şirketten tazmin etme hakkı saklıdır [2, 4].
Olay 2:
XYZ Anonim Şirketi'nde sermaye taahhüdünün tamamı ödenmiştir. Yönetim kurulu, henüz nihai hamiline yazılı pay senetlerinin güvenlik özellikli basımı tamamlanmadığı için, ortaklara "hamiline yazılı ilmühaber" basıp dağıtma kararı almıştır.
Hukuki analiz: 6102 sayılı TTK m. 486/2 hükmü uyarınca, ilmühaberlere kıyas yoluyla nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır [14, 25]. ETTK döneminden farklı olarak, yeni TTK sistematiğinde bedeli tamamen ödenmiş dahi olsa "hamiline yazılı ilmühaber" çıkarılamaz. İlmühaberler her halükârda nama yazılı hükmünde basılmak zorundadır [14, 15]. Yönetim kurulunun bu yöndeki basım işlemi kanuna aykırı olacaktır.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Hamiline yazılı senedin geçersizliği nedeniyle zarar gören üçüncü kişi, tazminat talebiyle açacağı davada, zararın varlığını ve miktarını ispatla yükümlüdür. Türk Medeni Kanunu m. 3 uyarınca iyiniyet asıl olduğundan, üçüncü kişinin iyiniyetli olmadığını ispat yükü davalı şirkete/yönetim kuruluna düşer. Şirket, pay defteri ve tescil kayıtlarındaki ödenmemiş sermaye ilanlarını gerekçe göstererek davacının asgari özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını iddia edebilir.
- Zamanaşımı / Süreler: Geçersiz senet ihracı sebebiyle şirket yöneticilerine karşı açılacak tazminat davalarında TTK m. 560 uygulanır; davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıllık zamanaşımı süresi söz konusudur [26, 27].
- Görevli ve Yetkili Mahkeme: TTK m. 4 bağlamında bu uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğindedir [28]. Davalar, şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmalıdır.
- Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada, bedeli ödenmemiş paylar için hamiline ilmühaber düzenlenmesi ve bu ilmühaberlerin zilyetlik devriyle şirket hissesi satışına konu edilmesi büyük bir yanılgıdır. Yeni TTK, hamiline yazılı ilmühaberi tamamen ortadan kaldırmıştır [14, 15].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 484, anonim şirketler doktrininde özellikle sermayenin korunması prensibi ile kıymetli evrak hukukunun soyutluk/güven prensiplerinin kesiştiği bir alandır. Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Ersin Çamoğlu gibi yazarların ortaklıklar hukuku doktrininde vurguladığı üzere; hamiline yazılı pay senetlerinin anonimlik özelliği, şirketin iç işleyişinde, bilhassa ödenmemiş sermaye tahsilatında ciddi hukuki riskler barındırmaktadır. Bu nedenle bedel ödenmeden hamiline senet çıkarılmasının geçersizlik yaptırımına bağlanması son derece isabetlidir.
Bununla birlikte, doktrinde Şükrü Yıldız, Hasan Pulaşlı ve Mehmet Bahtiyar gibi akademisyenler tarafından tartışılan bir diğer husus, 7262 sayılı Kanun ile getirilen "MKK bildirim şartı" sonrası hamiline yazılı pay senedi konseptinin geçirdiği evrimdir [8, 29]. Hamiline yazılı pay senetlerinin devrinde MKK'ya bildirim şartının (TTK m. 489) getirilmesi, "hamiline" kavramının isimsiz ve gizli devir kabiliyeti (anonimite) esasına fiilen ciddi bir sınırlama getirmiştir [8, 30]. Ancak mülkiyetin intikali hâlâ zilyetliğin devrine dayandığından, senedin "hamiline yazılı kıymetli evrak" vasfı hukuken devam etmektedir [8].
TTK m. 484/2'deki "geçersizlik" yaptırımının mutlak butlan karakterinde olması, kıymetli evrakın görünüşte geçerliliğine dayanan ticaret hukuku ilkeleriyle yer yer çatışma potansiyeli taşısa da, kanun koyucunun "iyiniyetlilerin tazminat haklarını" saklı tutması adalet dengesini kurmaktadır. Yine de, yasa koyucunun, sahte ihraçları sicil denetimi mekanizmasıyla ex-ante (önceden) durduracak idari usulleri daha da güçlendirmesi gerektiği doktriner bir eleştiri olarak sunulabilir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.