2. Kaydın silinmesi
Madde 500 - (1) Şirket, iktisap edenin yanlış beyanı sonucu pay defterine yapılan kaydı, ilgililerin görüşlerin i alarak silebilir. Söz konusu kişilere, silinmeye ilişkin yazılı bilgi derhâl verilir.
2. Kaydın silinmesi
Madde 500 - (1) Şirket, iktisap edenin yanlış beyanı sonucu pay defterine yapılan kaydı, ilgililerin görüşlerin i alarak silebilir. Söz konusu kişilere, silinmeye ilişkin yazılı bilgi derhâl verilir.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Pay Defteri" başlığını taşıyan alt ayrımında yer alan 500. madde, anonim şirketlerde pay defterine yapılan gerçeğe aykırı kayıtların şirket tarafından silinmesi usulünü ve bunun şartlarını düzenleyen son derece kritik bir hukuki müessesedir. Madde lafzı şu şekildedir: "Şirket, iktisap edenin yanlış beyanı sonucu pay defterine yapılan kaydı, ilgililerin görüşlerini alarak silebilir. Söz konusu kişilere, silinmeye ilişkin yazılı bilgi derhâl verilir" [1].
Anonim şirketler hukukunda, şirketle ilişkilerde yalnızca pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edilir [2]. Pay defterine kayıt, kurucu değil, bildirici (açıklayıcı) bir etkiye sahip olmakla birlikte, pay sahipliğinden doğan mali ve idari hakların (özellikle genel kurula katılma ve oy hakkı) şirkete karşı ileri sürülebilmesi bakımından mutlak bir şeklî meşruiyet aracıdır. TTK m. 500, pay defterinin maddi gerçeği yansıtması ilkesi (doğruluk ilkesi) ile pay sahibinin hukuki güvenliği arasındaki hassas dengeyi kurmayı amaçlamaktadır.
Söz konusu hükmün ratio legis’i (konuluş amacı), şirketin kendi ortaklık yapısını kontrol altında tutabilmesi ve kanundan veya esas sözleşmeden doğan bağlam (devir sınırlaması) kurallarının dolanılmasını engellemektir. Özellikle borsaya kote nama yazılı paylarda, iktisap edenin payları kendi ad ve hesabına aldığını açıkça beyan etmesi aranmaktadır [3]. Bu beyanın gerçeğe aykırı (yanlış) olduğunun sonradan ortaya çıkması hâlinde, yönetim kuruluna yargı kararına gerek kalmaksızın defter kaydını düzeltme (silme) yetkisi tanınarak, "şirket içi şeffaflık" ve "dürüstlük kuralı" güvence altına alınmıştır.
Hükmün kalbini oluşturan "yanlış beyan" kavramı, fiili durum ile şirkete sunulan irade açıklaması arasındaki uyumsuzluğu ifade eder. Türk Ticaret Kanunu m. 495/2 uyarınca, devralan kişi, payları kendi ad ve hesabına aldığını açıkça beyan etmekle yükümlüdür [3]. Eğer devralan, aslında bir başkası adına (örneğin inançlı işlem/saman adam vasıtasıyla) hareket ettiği hâlde payları kendi ad ve hesabına aldığını beyan etmişse veya şirket esas sözleşmesindeki yüzdesel iktisap üst sınırlarını (TTK m. 495/1) aşmamak adına gerçeğe aykırı bilgi sunmuşsa, ortada "yanlış beyan" vardır. Bu yanlış beyan, kayıt işleminin illiyet bağını oluşturan temel sakatlıktır.
Kanun koyucu, yönetim kuruluna bir nevi yargısal yetki bahşederken, bunu keyfiliğe karşı katı bir usul şartına bağlamıştır: İlgililerin görüşlerinin alınması. Bu ifade, usul hukukumuzdaki "hukuki dinlenilme hakkı"nın şirketler hukuku zeminindeki tezahürüdür [1]. Şirket yönetim kurulu, silme kararını almadan önce mutlaka ilgili pay sahibine (ve varsa intifa hakkı sahibine) durumu bildirmeli ve beyanın neden yanlış olduğu yönündeki iddialara karşı savunmasını talep etmelidir. Bu usul şartı emredici olup, atlanması hâlinde silme işlemi hukuka aykırı hâle gelir.
Kayıt silme işlemi yapıldıktan sonra, söz konusu kişilere derhâl yazılı bilgi verilmesi şarttır [1]. Bu bildirim, hem ilgilinin şirket nezdindeki idari ve mali haklarının (örneğin oy kullanma, kâr payı alma) donduğunu haber vermesi hem de ilgilinin bu idari nitelikteki yönetim kurulu kararına karşı yargı yoluna başvurabilmesi için hak düşürücü/zamanaşımı sürelerinin veya dava açma gerekliliğinin tetikleyicisi olarak işlev görür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında pay defterinin hukuki niteliği ve yönetim kurulunun takdir yetkisi titizlikle sınırlandırılmaktadır. Yargıtay'a göre pay defteri, anonim şirketlerin iç işleyişine dair bir kayıt olmakla birlikte, pay sahipliğinin ispatı açısından bir "karine" teşkil eder.
Yargıtay, yönetim kurulunun pay defteri üzerinde yapacağı tek taraflı silme veya değişiklik işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetlerken öncelikle usul kurallarına riayet edilip edilmediğine bakmaktadır. Yönetim kurulu, pay sahibinin defterden silinmesi işlemini keyfi olarak gerçekleştiremez. "Yanlış beyan" olgusunun nesnel ve somut delillere dayanması, ayrıca silme işleminden önce pay sahibine mutlaka savunma (görüş bildirme) imkânı tanınması Yargıtay denetiminin temel eksenleridir. Aksi hâlde alınan yönetim kurulu kararı yokluk veya butlan ile sakat olabileceği gibi, silinen pay sahibi tarafından açılacak "pay defterine kayıt/kaydın düzeltilmesi" ve "ortaklık sıfatının tespiti" davası mutlak surette kabul ile sonuçlanmaktadır.
Olay 1 (Yanlış Beyan ve Usulüne Uygun Silme): A Anonim Şirketi'nin esas sözleşmesinde, bir kişinin şirket sermayesinin %5'inden fazlasına sahip olamayacağına dair bir bağlam (devir sınırlaması) kuralı bulunmaktadır. Şirketin hâlihazırda %4 payına sahip olan X, bu sınırı aşmamak adına arkadaşı Y ile bir inançlı işlem sözleşmesi yapar. Y, borsadan A Şirketi'ne ait %3 oranında pay satın alır ve şirkete başvurarak "payları kendi ad ve hesabıma satın aldım" diyerek TTK m. 495 kapsamında beyan verir [3]. Şirket, Y'yi pay defterine kaydeder. Bir süre sonra X ile Y arasındaki uyuşmazlık neticesinde inançlı işlem sözleşmesi ifşa olur. Hukuki Analiz: Yönetim kurulu, Y'nin pay defterine kaydının "yanlış beyan" (başkasının hesabına hareket ettiği hâlde kendi hesabına hareket ettiğini söylemesi) sonucu yapıldığını tespit etmiştir. TTK m. 500 uyarınca yönetim kurulu, Y'ye bir yazı göndererek durumu bildirir ve savunmasını/görüşünü talep eder [1]. Y geçerli bir argüman sunamazsa, yönetim kurulu pay defterindeki Y'ye ait kaydı siler ve kendisine derhâl yazılı bildirimde bulunur. Y'nin pay sahipliği hakları şirket nezdinde donar.
Olay 2 (Usul Kurallarının İhlali ile Silme): Z Anonim Şirketi yönetim kurulu, şirkette muhalif bir tutum sergileyen azınlık pay sahibi T'nin, paylarını aslında rakip bir firma hesabına elinde tuttuğundan şüphelenmektedir. Yaklaşan olağanüstü genel kurul öncesinde, T'nin oy kullanmasını engellemek maksadıyla, yönetim kurulu hiçbir bildirimde bulunmadan ve T'nin görüşünü almadan "yanlış beyan" gerekçesiyle T'nin kaydını pay defterinden siler. T'ye genel kurul günü kapıda içeri alınmayacağı söylenir. Hukuki Analiz: TTK m. 500'de yer alan "ilgililerin görüşlerini alarak" ibaresi emredici bir şekil şartıdır [1]. Yönetim kurulu, bu usul adımını atladığı için yaptığı silme işlemi hukuka aykırıdır. T, derhâl asliye ticaret mahkemesine başvurarak silme işleminin haksızlığı ile ortaklık haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek genel kurul kararının iptalini (veya yokluğunun tespitini) talep edebilir. Zira T'nin genel kurula katılım hakkı haksız bir işlemle engellenmiştir.
Türk Ticaret Hukuku doktrininde Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu ve Abuzer Kendigelen gibi otoritelerin de sıklıkla işaret ettiği üzere, pay defterine kayıt işlemi kurucu değil açıklayıcıdır. Ancak şirkete karşı idari ve mali hakların kullanımında yegâne şekli meşruiyet belgesi olması sebebiyle defter kayıtları "kader tayin edici" bir etkiye sahiptir [2].
TTK m. 500 hükmü, anonim şirket yönetim kuruluna adeta bir mahkeme gibi "kendi defterini tasfiye etme" yetkisi bahşetmektedir. Doktrinde bu durumun, yetkinin kötüye kullanılması riski taşıdığı haklı olarak eleştirilmektedir. "Yanlış beyan" kavramının geniş yorumlanması, yöneticilerin pay sahipliği haklarına keyfi müdahalelerine kapı aralayabilir. Kanun koyucunun "ilgililerin görüşlerini alarak" şeklindeki lafzı olumlu bir fren mekanizması olsa da; bazı doktrin mensupları, kaydın silinmesinin ancak bir mahkeme kararı (tespit kararı) üzerine şirket tarafından yapılabileceği yönünde de lege ferenda (olması gereken hukuk) önerilerinde bulunmaktadırlar. Mevcut sistemde ise, silme işlemi bir "önlem" olarak çalışmakta, asıl yargılama silinen pay sahibinin şirkete karşı dava açmasıyla başlamaktadır. Bu da pay sahibini, uzun yargılama süreçleri boyunca oy hakkından ve kâr payından mahrum bırakma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.