1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 505. maddesi, anonim şirketlerin finansman ihtiyaçlarını karşılamak üzere ihraç edecekleri menkul kıymetlere (tahvil, finansman bonosu, varlığa dayalı senet vb.) ilişkin yetki devrini düzenlemektedir [1]. Anonim şirketlerde menkul kıymet ihraç etme yetkisi, kural olarak şirketin en üst karar organı olan genel kurula aittir (TTK m. 504) [2, 3]. Ancak ticari hayatın gerektirdiği hız ve esneklik ihtiyacı göz önüne alınarak, TTK m. 505 hükmü ile genel kurulun bu yetkisini belirli şartlar ve süre sınırları dâhilinde icra organı olan yönetim kuruluna devredebilmesine imkân tanınmıştır [1, 4].
Hükmün sistematiği incelendiğinde, düzenlemenin TTK'nın "Kıymetli Evrak" kitabı altında değil, "Anonim Şirketler" kısmında "Borçlanma Senetleriyle Alma ve Değiştirme Hakkını İçeren Menkul Kıymetler" başlığı altında konumlandırıldığı görülmektedir [1]. Bu yerleşim, kanun koyucunun meseleyi yalnızca bir kıymetli evrak ihracı olarak değil, doğrudan doğruya anonim şirketin sermaye yapısı, finansmanı ve organlar arası yetki dağılımı (corporate governance) temelinde ele aldığını göstermektedir. TTK m. 505, genel kurulun yetki devrini "en çok onbeş ay" ile sınırlandırarak ve karar nisabını TTK m. 421/3-4 hükümlerine atıf yaparak son derece ağırlaştırarak, azınlık pay sahiplerinin ve şirket sermayesinin korunması ile ticari esneklik arasında hassas bir denge kurmayı hedeflemiştir [1, 5, 6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yetki Devri ve Onbeş Aylık Sınır
Maddede ifade edilen "yetki devri", genel kurulun münhasır yetki alanına giren menkul kıymet ihracı konusunda karar alma salahiyetinin yönetim kuruluna bırakılmasıdır [1]. Kanun koyucu, bu yetki devrinin süresiz veya ucu açık bir şekilde yapılmasını engellemek amacıyla süreyi "en çok onbeş ay" olarak emredici bir şekilde sınırlandırmıştır [1]. Bu süre, yetkilendirme kararının alındığı genel kurul toplantı tarihinden itibaren başlar ve sürenin bitimiyle yetki kendiliğinden düşer. Söz konusu zaman sınırı, pay sahiplerinin mülkiyet haklarını doğrudan etkileyebilecek borçlanma aracı ihraçlarının, pay sahiplerinin güncel iradelerinden kopuk bir şekilde icra edilmesinin önüne geçmeyi amaçlar.
2.2. Hüküm ve Şartların Saptanması
Genel kurul tarafından yönetim kuruluna bırakılan yetki, yalnızca menkul kıymetin çıkarılması ile sınırlı olmayıp, aynı zamanda bu kıymetlerin "hükümleriyle şartlarını saptamak" yetkisini de kapsar [1]. Bu bağlamda yönetim kurulu; ihraç edilecek menkul kıymetin türünü (tahvil, finansman bonosu vb.), nominal değerini, faiz oranını, vade yapısını, itfa koşullarını ve varsa değiştirme (convertible) veya alım (warrant) haklarına ilişkin teknik detayları belirleme ehliyetini haiz olur.
2.3. Toplantı ve Karar Yetersayıları (TTK m. 421/3-4 Atfı)
Maddenin uygulamadaki en kritik unsuru, yetki devri kararı için öngörülen genel kurul toplantı ve karar nisaplarıdır. TTK m. 505, yetkilendirme kararı için TTK m. 421/3 ve 4. fıkralarına açık bir yollama yapmaktadır [1, 5]. İlgili atıf uyarınca, menkul kıymet çıkarılmasında yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin genel kurul kararları, şirket sermayesinin en az yüzde yetmiş beşini (%75) oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınmak zorundadır [5-7]. Bu nisaplar hem toplantı hem de karar nisabı niteliğini taşır ve ilk toplantıda ulaşılamadığı takdirde, izleyen (ikinci veya daha sonraki) toplantılarda da aynen aranır, yani nisapta bir hafiflemeye gidilemez [5, 8, 9].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 504 ve m. 421/3-4 Bağlantısı: TTK m. 504 uyarınca genel kurulun bizzat menkul kıymet ihraç kararı alması da m. 421/3-4'teki ağırlaştırılmış nisaba (%75) tabidir [3, 5]. TTK m. 505, bu yetkinin devri kararının da aynı ağır nisapla alınmasını zorunlu kılarak, organlar arası hiyerarşide yetki devrinin asli işlemden daha hafif şartlara tabi olamayacağı (actus contrarius / paralellik) ilkesini yansıtmaktadır [6].
- SerPK m. 31/3 ile İlişkisi: Halka açık anonim şirketler bakımından Sermaye Piyasası Kanunu (SerPK) hükümleri lex specialis (özel kanun) niteliğindedir [10]. TTK m. 505'te öngörülen yetki devri mekanizması, SerPK m. 31/3 kapsamında esas sözleşme ile yönetim kurulunun yetkilendirilmesi kurumundan farklılık arz eder. Halka açık ortaklıklarda, TTK m. 418'deki nisabın uygulanıp uygulanmayacağı ve TTK m. 505 hükmünün SerPK karşısındaki konumu doktrinde ve uygulamada özel bir tartışma alanıdır [10, 11].
- TTK m. 391 (Yönetim Kurulu Kararlarının Butlanı): Genel kurul tarafından m. 505 çerçevesinde yetkilendirilen yönetim kurulunun, bu yetkinin dışına çıkarak (örneğin 15 aylık süre dolduktan sonra veya genel kurulun belirlediği sınırlar haricinde) karar alması durumunda, söz konusu yönetim kurulu kararı TTK m. 391/1-b uyarınca (anonim şirketin temel yapısına veya sermayenin korunması ilkesine aykırılık gerekçesiyle) butlanla sakat kabul edilebilir [12].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamaları, TTK m. 421/3 hükmündeki ağırlaştırılmış nisaplara (sermayenin %75'i) uyulmamasını, alınan kararların geçersizliği sonucunu doğuran temel bir sakatlık olarak değerlendirmektedir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2013/2094, K. 2015/3465 sayılı emsal teşkil eden bir kararında; kanun koyucunun özel karar nisabıyla belirlediği ve TTK m. 421/3 hükmüne atıf yaptığı kararların, sermayenin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oyu ile alınmasının emredici bir zorunluluk olduğu vurgulanmıştır [13].
Bu içtihat doğrultusunda, TTK m. 505 kapsamında yönetim kuruluna menkul kıymet ihraç yetkisi verilmesi amacıyla toplanan genel kurulda, %75'lik toplantı veya karar nisabı sağlanmaksızın olumlu yönde karar ihdas edilmesi halinde, ilgili genel kurul kararı TTK m. 445 vd. uyarınca iptale (veya eksikliğin niteliğine göre yokluk/butlan yaptırımına) tabi olacaktır. Yargıtay, izleyen toplantılarda dahi nisabın düşürülemeyeceği (TTK m. 421/4) kuralını katı bir şekilde uygulamakta, ticari kolaylık argümanını emredici kanun hükmünün önüne geçirmemektedir [8].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
ABC Teknoloji A.Ş. genel kurulu, şirket finansmanını esnek bir şekilde yönetebilmek adına "iki yıl (24 ay) süreyle, her türlü borçlanma aracının çıkarılması ve faiz/vade gibi şartlarının saptanması hususunda yönetim kurulunun yetkilendirilmesine" şirket sermayesinin %60'ının olumlu oyuyla karar vermiştir.
Hukuki analiz: Söz konusu karar, iki temel hukuka aykırılık barındırmaktadır. Birincisi, TTK m. 505 emredici olarak yetkilendirmenin "en çok onbeş ay" için yapılabileceğini öngörmüştür; 24 aylık bir yetkilendirme kanuna aykırıdır [1]. İkincisi, yetki devri kararı TTK m. 421/3 uyarınca sermayenin en az %75'inin olumlu oyunu gerektirir [5, 6]. Kararın %60 oyla alınması nisap eksikliği yaratır ve karar bu yönüyle geçersizdir.
Olay 2:
XYZ Sanayi A.Ş., kayıtlı sermaye sisteminde olmamasına rağmen, sermayesinin %80'ini temsil eden pay sahiplerinin katılımı ve tümünün olumlu oyuyla, yönetim kuruluna 12 ay süreyle finansman bonosu ihraç yetkisi vermiştir. Yönetim kurulu, yetki süresi içinde genel kurula tekrar gitmeksizin, piyasa koşullarını değerlendirerek faiz oranını belirlemiş ve ihraç kararı almıştır. Bazı azınlık pay sahipleri, ihraç edilecek bonoların şartları için ayrıca genel kurul onayı gerektiğini ileri sürmüştür.
Hukuki analiz: Azınlık pay sahiplerinin iddiası hukuki dayanaktan yoksundur. TTK m. 505 açıkça yönetim kuruluna "hükümleriyle şartlarını saptamak" yetkisinin de bırakılabileceğini düzenlemiştir [1]. Genel kurul yetki devrini kanuni süresi içinde ve emredici %75 nisabını sağlayarak geçerli bir şekilde yapmıştır. Yönetim kurulunun bu sınırlar dahilinde ayrıca bir onay aramaksızın şartları belirleme ve ihracı gerçekleştirme yetkisi kanuna tamamen uygundur.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: TTK m. 505 çerçevesinde yetki devrinin varlığını ve bu yetki kapsamında hareket edildiğini ispat yükü, işlemi savunan şirkete (yönetim kuruluna) aittir. Kararın %75 nisapla alındığının hazırun cetveli ve toplantı tutanağı ile tescili ispat açısından kritiktir.
- Zamanaşımı / Süreler: Yönetim kuruluna verilen yetki kesin olarak en fazla 15 aydır. 15 ayın dolmasıyla yetki kendiliğinden (ipso jure) düşer. İhraç kararının bu 15 ay içinde alınması ve uygulamaya sokulması şarttır.
- Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 505 kapsamında genel kurulun aldığı yetki devri kararının iptali veya bu yetkiye dayanan yönetim kurulu kararının butlanının tespiti davalarında görevli ve yetkili mahkeme, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir.
- Yaygın uygulama hataları: Kapalı anonim şirketlerde, özellikle kayıtlı sermaye sistemindeki yönetim kurulu yetkileriyle (TTK m. 460), menkul kıymet ihracındaki yetki devrinin karıştırılması. Ayrıca ilk genel kurul toplantısında %75 nisap bulunamayıp toplantı ertelendiğinde, ikinci toplantıda olağan toplantı nisabının (m. 418) uygulanacağının zannedilmesidir. Kanun m. 421/4 ile açıkça izleyen toplantılarda da %75 nisabının aranacağını hükme bağlamıştır [5, 9].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 505'in TTK m. 421/3'e yollama yaparak menkul kıymet ihracında yetki devrini "sermayenin %75'i" gibi oldukça ağır bir nisaba tabi tutması, modern şirketler hukuku doktrininde yoğun eleştirilere konu olmaktadır. Doktrinde Abuzer Kendigelen ve diğer bazı yazarların isabetle belirttiği üzere, sermaye artırımı kararlarının dahi kural olarak sermayenin "en az yarısı" (TTK m. 421/1) ile alınabildiği bir sistemde, şirketin salt bir finansman sağlama işlemi olan borçlanma aracı ihracının %75 gibi olağanüstü yüksek bir nisaba bağlanması çelişkilidir [14, 15].
Özellikle halka açık olmayan anonim şirketlerin borçlanma aracı ihracının, halka açık şirketlere kıyasla (SerPK m. 29/6 istisnaları hariç) çok daha ağır bir nisaba tabi kılınması, ticari hayatta finansmana erişimi zorlaştıran, şirketleri banka kredilerine mahkum eden ve Kanun'un dolanılmasına sebebiyet verebilecek nitelikte bir engel olarak görülmektedir [14]. Esas sözleşmede bu nisabın TTK m. 421/1 c. son hükmü kıyasen dahi hafifletilememesi [16], karar alma mekanizmalarını tıkayabilmektedir (gridlock). Olması gereken hukuk (de lege ferenda) açısından, salt borçlandırıcı işlem niteliğindeki menkul kıymet ihraçlarına ilişkin TTK m. 504 ve m. 505 kararlarının, TTK m. 418'deki basit nisaplara veya en azından TTK m. 421/1'deki adi çoğunluk nisabına indirilmesi; sermayenin sulanması riski taşıyan dönüştürülebilir (convertible) tahviller için ağır nisabın muhafaza edilmesi daha isabetli bir yasal mimari oluşturacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.