1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 510. maddesi, anonim ortaklıklar hukukunun en temel prensiplerinden biri olan "sermayenin korunması" ve bu ilkenin doğrudan bir yansıması olan "sermayeye faiz ödenmesi yasağı"nın yegâne kanuni istisnasını teşkil eden "hazırlık dönemi faizi"ni düzenlemektedir. Madde, TTK’nın İkinci Kitabının (Ticaret Şirketleri), Anonim Şirketlere ayrılan Dördüncü Kısmının, "Kâr, Kazanç ve Tasfiye Payı" başlıklı Sekizinci Bölümü altında sistematize edilmiştir.
TTK m. 509/1 uyarınca anonim şirketlerde "sermaye için faiz ödenemez" [1]. Zira pay sahibinin şirkete getirdiği sermaye, bir ödünç (karz) niteliği taşımamakta olup, şirketin özvarlığını oluşturan ve risk taşıyan bir yatırımdır [2]. Faiz yasağı, sermayenin iade edilmesi yasağına dayanır ve pay bedellerinin faiz adı altında örtülü yollarla ortaklara geri dönmesini engeller [2].
Ancak kanunkoyucu, TTK m. 510 ile ekonomik gerçeklikleri dikkate alarak katı faiz yasağına istisnai bir alan açmıştır. Büyük çaplı yatırımların (örneğin baraj, otoyol, fabrika inşası vb.) faaliyete geçmesi ve kâr üretmeye başlaması yıllar alabilmektedir. Bu "steril" veya "ölü" dönemde, sermayesini bu yatırıma bağlayan pay sahiplerinin katlandığı fırsat maliyetini telafi etmek ve büyük yatırımları teşvik etmek amacıyla "hazırlık dönemi faizi" ödenmesine olanak tanınmıştır. Hüküm, şirket kuruluşunda (m. 510/1) ve sermaye artırımında (m. 510/2) olmak üzere iki farklı aşamada bu imkânı spesifik şartlara bağlamıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Özellikli Varlık (Qualifying Asset) Niteliğindeki Yatırım
TTK m. 510’un en kritik kavramı "özellikli varlık"tır. Kanun, bu faizin ancak Türkiye Muhasebe Standartları'na (TMS) uygun olarak "özellikli varlık niteliğindeki yatırımların maliyetine yüklenmek üzere" ödenebileceğini şart koşmuştur [3], [4]. TMS 23 uyarınca özellikli varlık; amaçlanan kullanıma veya satışa hazır duruma getirilebilmesi zorunlu olarak uzun bir süreyi gerektiren varlıklardır [3]. İmalat tesisleri, enerji üretim tesisleri, maddi olmayan duran varlıklar ve yatırım amaçlı gayrimenkuller bu kapsamdadır [5]. Kısa sürede üretilen stoklar veya elde edildiğinde kullanıma hazır olan finansal varlıklar özellikli varlık sayılmaz ve bunlar için hazırlık dönemi faizi ödenemez [5].
2.2. Kuruluş Aşamasında Hazırlık Dönemi Faizi (m. 510/1)
Şirketin kuruluş aşamasından işletmenin tam anlamıyla faaliyete geçmesine kadar olan dönem için öngörülen faizdir. Bu faizin ödenebilmesi için öncelikli şart, esas sözleşmede bu yönde sarih bir hükmün bulunmasıdır [6]. Genel kurul veya yönetim kurulu kararıyla kuruluştaki hazırlık dönemi faizinin ihdası mümkün değildir [6]. Esas sözleşmede, faizin oranının ve faiz ödemelerinin "en geç ne zamana kadar süreceğinin" (sürenin) açıkça gösterilmesi zorunludur [6], [4]. Doktrindeki yerleşik görüşe göre, bu sürenin mutlaka takvim günü olarak belirtilmesi şart değildir; "deneme üretimi sona erene kadar", "makine parkı çalışmaya hazır duruma getirilene kadar" gibi belirlenebilir bir kıstasın esas sözleşmeye yazılması yeterlidir [6], [3]. Hazırlık dönemi faizi, payın itibari (nominal) değerine göre değil, pay bedeline mahsuben fiilen yapılmış olan ödeme oranına göre hesaplanır [2].
2.3. Sermaye Artırımı Aşamasında Hazırlık Dönemi Faizi (m. 510/2)
İşletmenin yeni paylar çıkarılarak (dış kaynaklardan sermaye artırımı) genişletilmesi halinde de hazırlık dönemi faizi ödenebilir [7], [4]. Kuruluş aşamasından farklı olarak, sermaye artırımında hazırlık dönemi faizi ödenebilmesi için esas sözleşmede bir hüküm bulunmasına gerek yoktur; sermaye artırımına dair genel kurul kararında bu hususun öngörülmesi yeterlidir [8], [9]. Ancak doktrinde de altı çizildiği üzere, bu imkân yalnızca "dış kaynaklardan" yapılan sermaye artırımları için geçerlidir. İç kaynaklardan (yedek akçeler, fonlar vb.) yapılan sermaye artırımında hazırlık dönemi faizi ödenemez; zira m. 510/2'deki düzenlemenin asli amacı, iç kaynaklardan sermaye artırımında hazırlık dönemi faizi ödenerek sermaye koruma ilkesinin ihlal edilmesini engellemektir [8].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 509/1 (Sermayeye Faiz Yasağı): TTK m. 510, anonim şirketlerde sermayeye faiz ödenemeyeceği şeklindeki mutlak emredici kuralın yegâne kanuni istisnasıdır [10], [2]. Bu istisna dar yorumlanmalıdır.
- TTK m. 512 (Haksız Yere Alınan Hazırlık Dönemi Faizinin İadesi): Haksız yere ve kötüniyetle hazırlık dönemi faizi alan pay sahipleri bunları şirkete iade etmekle yükümlüdür [9], [11]. Hazırlık dönemi faizinin kanuni şartlar (örneğin özellikli varlık şartı) oluşmadan ödenmesi halinde, m. 512 devreye girer.
- TTK m. 609 (Limited Şirketlere Atıf): Limited şirketlerde de ortaklara esas sermaye payları ve ek ödemeleri karşılığında faiz verilemez. Ancak şirket sözleşmesiyle hazırlık dönemi faizi ödenmesi öngörülebilir ve bu durumda TTK'nın anonim şirketlere ilişkin m. 510 hükmü kıyasen limited şirketlere de uygulanır [12], [13], [14].
- TMS 23 (Borçlanma Maliyetleri Standardı): TTK m. 510, doğrudan Türkiye Muhasebe Standartlarına atıf yapmaktadır. Faizin ödenebilmesi için TMS 23 kapsamındaki "özellikli varlık" tanımının karşılanması ve ödenen faizin muhasebe tekniği açısından doğrudan o yatırımın maliyetine aktifleştirilmesi (yüklenmesi) hukuki bir zorunluluktur [3], [5].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay, ticaret şirketlerinde "sermayenin korunması" ilkesini en üst düzeyde uygulayan bir içtihat politikası benimsemiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, anonim ve limited şirketlerde pay sahiplerine sermaye getirileri karşılığında sabit veya garantili bir getiri (faiz) ödenmesini öngören gizli anlaşmalar, kâr garantisi taahhütleri ve sermaye iadesi sonucunu doğuran işlemler mutlak butlanla batıldır [2].
Hazırlık dönemi faizinin TTK m. 510'daki (ve ETTK'daki karşılığı olan hükümlerdeki) sıkı şekil şartlarına (esas sözleşmede açıkça yer alması, işletmenin tam faaliyete geçişiyle sınırlı olması) riayet edilmeksizin, örtülü kâr dağıtımı veya sermayenin iadesi kastıyla yapıldığı durumlarda Yargıtay, ödenen tutarların TTK m. 512 kapsamında "haksız alınan kâr payı veya faiz" olarak değerlendirilip iadesine hükmetmektedir. Keza, faaliyete geçmiş ve rutin üretim yapan bir şirketin sonradan sadece mevcut varlıklarını modernize etmesi işlemi "özellikli varlık yatırımı" olarak değerlendirilmeyip, bu süreçte ödenen faizler Yargıtay denetiminde sermayenin iadesi yasağına aykırılık olarak nitelendirilmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
X Enerji Yatırımları A.Ş., sıfırdan bir rüzgâr gülü ve hidroelektrik santrali kompleksi inşa etmek üzere kurulmuştur. Santralin inşası, test süreçleri ve tam kapasite elektrik üretimine geçişi için öngörülen süre 4 yıldır. Kurucular, bu 4 yıllık süre zarfında yatırdıkları sermayenin atıl kalmaması için, esas sözleşmeye "Santralin Enerji Bakanlığı kabulü yapılıp ticari faaliyete geçişine kadar geçen süre için, pay sahiplerine fiilen ödedikleri pay bedelleri üzerinden yıllık %6 oranında hazırlık dönemi faizi ödenecektir." şeklinde bir madde koymuşlardır.
Hukuki analiz: İşlem bütünüyle TTK m. 510/1 ve TMS 23 hükümlerine uygundur. İnşa edilecek santral "özellikli varlık" niteliğindedir. Esas sözleşmede faiz oranı (%6) ve sürenin üst sınırı (ticari faaliyete geçiş) gösterilmiştir. Ortaklara yapılacak faiz ödemeleri kanunidir ve doğrudan santralin yatırım maliyetine eklenecektir.
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Uzun yıllardır tekstil sektöründe faaliyet gösteren Y Tekstil A.Ş., bilançosunda biriken olağanüstü yedek akçeleri sermayeye ekleyerek (iç kaynaklardan sermaye artırımı) sermayesini genişletme kararı almıştır. Genel kurul, bu artırım sırasında pay sahiplerine, "yeni makine parkuru alınacağı ve bunun kurulumunun 6 ay süreceği" gerekçesiyle hazırlık dönemi faizi ödenmesine karar vermiştir.
Hukuki analiz: Bu karar hukuka aykırıdır ve TTK m. 510/2'ye açıkça ters düşmektedir. Zira iç kaynaklardan yapılan sermaye artırımlarında hazırlık dönemi faizi ödenemez [8]. Hazırlık dönemi faizi, yalnızca dışarıdan yeni sermaye taahhüdü yoluyla (dış kaynaklardan) ortakların yeni bir külfet altına girdiği hallerde ödenebilir. Kaldı ki, sadece yeni bir makine parkuru alınması, genellikle TMS 23 anlamında uzun süre gerektiren "özellikli varlık" statüsüne girmeyeceğinden maddi şart bakımından da işlem sakattır. Yapılan ödemeler TTK m. 512 kapsamında iadeye tabidir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Hazırlık dönemi faizinin haksız yere ödendiği iddiasıyla açılacak iade davalarında (TTK m. 512), kural olarak şirketin (veya tasfiye memurlarının/iflas idaresinin) ödemenin haksızlığını (örneğin esas sözleşmede hüküm bulunmadığını veya varlığın özellikli varlık olmadığını) ispat etmesi gerekir. Ancak alınan bedelin kötüniyetle alındığı ve iade yükümü bağlamında, pay sahibinin bilançoyu ve şirketin mali yapısını bilebilecek durumda olduğu durumlarda kötüniyet karinesi gündeme gelebilir.
- Zamanaşımı / Süreler: Haksız alınan hazırlık dönemi faizinin geri verilmesi istemi, paranın alındığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TTK m. 512/2) [15], [11]. Limited şirketlere yönelik TTK 611/3 kıyasında, ortak iyiniyetli ise iade yükümü 2 yıllık daha kısa bir süreye tabidir [15].
- Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğindedir (TTK m. 4). Görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
- Yaygın uygulama hataları: Şirket kuruluşunda genel kurul kararıyla faiz ödenmeye çalışılması (esas sözleşme hükmü yokluğu), kısa sürede üretilip satılacak stok mallar için faiz ödenmesi, ödenen faizin dönem gideri olarak yazılması (muhasebe standartlarına göre bu tutar, ilgili özellikli varlığın doğrudan maliyetine yansıtılarak aktifleştirilmelidir [5]).
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk ticaret hukuku doktrininde (özellikle Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp ve Prof. Dr. Ersin Çamoğlu ekolünde) maddenin kaleme alınış biçimi ve kullanılan isimlendirme ciddi eleştirilere tabi tutulmuştur. Doktrinde "faiz" sözcüğünün kullanılması yanıltıcı bulunmakta; bu ödemenin borçlar hukuku veya finans anlamında gerçek bir karz faizi olmadığı, bilakis "sermaye yatırımının karşılığı" (bir tür avans veya ön kâr payı telafisi) niteliği taşıdığı vurgulanmaktadır [2]. Faiz yasağının temel mantığı sermayenin şirkette kalmasını sağlamaktır; oysa burada ödenen tutarlar yatırımın maliyetine aktifleştirildiğinden, bilançonun aktifini suni olarak şişirme potansiyeli taşır. Ayrıca, yeni TTK'nın konuyu TMS 23'e (Özellikli Varlıklar) endekslemesi, bağımsız denetime veya tam TMS/TFRS uygulamasına tabi olmayan küçük ve orta ölçekli şirketler (KOBİ) açısından karmaşık bir muhasebe yükü doğurmakta, kanunun lafzı ile muhasebe uygulamasının örtüştürülmesinde pratik zorluklar yaratmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.