III - Uygulanacak hükümler
Madde 569 - (1) Kuruluşa, anonim şirketlerin kuruluşuna ilişkin hükümler uygulanır.
III - Uygulanacak hükümler
Madde 569 - (1) Kuruluşa, anonim şirketlerin kuruluşuna ilişkin hükümler uygulanır.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirket” başlıklı Beşinci Kısmı altında yer alan 569. maddesi, bu şirket türünün kuruluş aşamasında hangi yasal rejimin tatbik edileceğini kesin bir çerçeveye bağlamaktadır. TTK m. 569/1 hükmü, "Kuruluşa, anonim şirketlerin kuruluşuna ilişkin hükümler uygulanır" şeklindeki amir ve yollayıcı (atıf yapan) düzenlemesiyle, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin (SPBKŞ) kuruluş prosedürünü bütünüyle anonim şirketlerin (AŞ) statüsüne entegre etmiştir.
Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler, bünyesinde birbirine zıt iki farklı ortak tipini barındıran melez (sui generis) bir şirket modelidir. Şirket alacaklılarına karşı bütün malvarlığı ile müteselsilen sorumlu olan "komandite" ortaklar ile, sorumluluğu yalnızca taahhüt ettiği sermaye payı ile sınırlı "komanditer" ortakların bir arada bulunduğu bu yapıda, sermaye yapısının paylara bölünmüş olması onu anonim şirketlere yaklaştırmaktadır [1]. Kanun koyucu, sermaye şirketlerinin alacaklılarını korumaya matuf katı kuruluş ilkelerinin (örneğin asgari sermaye, ayni sermayenin değerlemesi, tescil ve ilan yükümlülükleri) SPBKŞ'ler için de tavizsiz bir şekilde uygulanmasını amaçlamıştır. Bu sebeple, kuruluş sürecinde bağımsız bir yasal rejim ihdas etmek yerine, kanun yapma tekniği açısından anonim şirketlerin kuruluş hükümlerine (TTK m. 335 ve devamı) atıf yapılması tercih edilmiştir.
Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket, TTK m. 564'te sermayesi paylara bölünen ve ortaklarından bir veya birkaçı şirket alacaklılarına karşı bir kollektif şirket ortağı (komandite), diğerleri bir anonim şirket pay sahibi (komanditer) gibi sorumlu olan şirket olarak tanımlanmıştır [1]. Bu bağlamda "kuruluş", şirket esas sözleşmesinin hazırlanmasından, kurucuların sermaye taahhüdünde bulunmasına, ayni ve nakdi sermayenin tevdiinden tüzel kişiliğin Ticaret Siciline tesciline kadar geçen hukuki süreçlerin tamamını ifade eder. TTK m. 569 uyarınca, bu sürecin her bir aşamasında AŞ kuruluşuna dair katı formaliteler aranacaktır.
Madde metnindeki yollamanın pratikteki en önemli yansımaları şunlardır:
Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin Türk ticari hayatında niceliksel olarak çok kısıtlı bir orana sahip olması nedeniyle, münhasıran TTK m. 569'a dayanan spesifik bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında benimsenen en temel ilke, "atıf yapılan normun emrediciliğinin korunması" ilkesidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin anonim şirket kuruluşlarına (dolayısıyla TTK m. 569 aracılığıyla SPBKŞ kuruluşlarına) ilişkin kararlarında vurgulanan temel husus, ayni sermayenin değerlemesinde mahkemece atanan bilirkişi raporunun bağlayıcılığı ve pay bedellerinin TTK m. 344 uyarınca %25'inin kuruluştan önce bankaya bloke edilmesinin tüzel kişiliğin doğumu (tescil) için kesin bir kurucu unsur olduğudur. Yargıtay, bu kurucu unsurların eksikliğinin Ticaret Sicil Memurluğu tarafından resen gözetilmesi gerektiğini ve eksiklik durumunda tescil işleminin iptali ve TTK m. 353 kapsamında kuruluşun feshi davalarının dinlenebilir olduğunu hükme bağlamaktadır.
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): X, Y ve Z bir araya gelerek bir Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirket kurmak isterler. X komandite ortak, Y ve Z ise komanditer ortaktır. Şirket esas sözleşmesi hazırlanır, ancak sözleşme yalnızca "kurucu" sıfatıyla AŞ mantığıyla Y ve Z tarafından imzalanarak notere tasdik ettirilir. X, komandite ortak sıfatıyla sözleşmeyi imzalamamıştır. Ayrıca Z, sermaye olarak koymayı taahhüt ettiği taşınmazın değerini, dışarıdan anlaştığı özel bir gayrimenkul değerleme uzmanına tespit ettirerek sicile sunmuştur. Hukuki analiz: Bu kuruluş işlemi iki yönden TTK'ya aykırıdır. Birincisi, TTK m. 569 AŞ hükümlerine atıf yapsa da, SPBKŞ'ye özel TTK m. 566 uyarınca esas sözleşmenin komandite ortakların tümü (X) tarafından da imzalanması amir hükümdür [5]. İkincisi, TTK m. 569 yollamasıyla SPBKŞ'lere uygulanan TTK m. 343 uyarınca ayni sermaye (taşınmaz) değerlemesi özel bir değerleme uzmanıyla değil, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce yapılmak zorundadır [3]. Tescil talebi Ticaret Sicil Müdürlüğünce reddedilmelidir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir SPBKŞ'nin kuruluşu usulüne uygun şekilde gerçekleştirilmiş ve Ticaret Sicili'ne tescil edilmiştir. Tescilden iki ay sonra, şirket alacaklılarından (A) Bankası A.Ş., kuruluş aşamasında yatırılması gereken nakdi sermayenin %25'lik bloke kısmının sahte evraklarla ödenmiş gibi gösterildiğini ve aslında şirketin sermayesinin fiilen mevcut olmadığını tespit etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 569 aracılığıyla tatbik edilen TTK m. 353 (Kuruluşta Fesih Davası) uyarınca, A Bankası, kanun hükümlerine aykırı hareket edilerek alacaklı menfaatinin önemli ölçüde ihlal edilmesi sebebine dayanarak, tescil ve ilandan itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içinde asliye ticaret mahkemesinde SPBKŞ'nin feshini talep edebilir [6].
Türk Ticaret Kanunu'nun 569. maddesi, kanun koyucunun "yollama (atıf) tekniğini" tercih ettiği tipik örneklerden biridir. Doktrinde (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Pulaşlı, Bahtiyar gibi otoriteler) bu atıf tekniği, kanun metninin gereksiz yere uzamasını engellediği için olumlu bulunmakla birlikte, nitelikleri itibarıyla birbirinden çok farklı şirket tipleri arasındaki bu geçişlerin uygulama zorlukları yarattığı vurgulanmaktadır.
Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket, teorik zeminde anonim şirketin bir alt türü veya varyasyonu gibi kurgulanmış olsa da, sorumluluk hukuku bağlamında şahıs şirketlerinin dinamiklerini taşır. Yalnızca tek maddelik "Kuruluşa, anonim şirketlerin kuruluşuna ilişkin hükümler uygulanır" şeklindeki katı ifade, komandite ortakların kurucu sıfatıyla üstlendikleri riskin büyüklüğüne dair özel koruyucu normların eksik kalmasına yol açmaktadır. Örneğin, AŞ'lerde kuruluşta fesih davası 3 aylık katı bir hak düşürücü süreye bağlanmıştır. Bütün malvarlığıyla sınırsız sorumlu olan komandite ortakların bulunduğu bir şirkette, kuruluştaki bir hilenin tespitinin 3 ayı geçmesi halinde fesih davası açılamaması, komandite ortak aleyhine telafisi imkansız haksızlıklara yol açabilme potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle, melez yapılı bu şirketin kendine has (sui generis) bir kuruluş ve fesih rejimine tabi tutulması gerektiği doktrinde savunulan ciddi bir reform önerisidir.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.