Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 579

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

MADDE 579- (1) Şirket sözleşmesi, bu Kanunun limited şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak kanunda buna açıkça cevaz verilmişse sapabilir. Diğer kanunların öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı nitelikteki şirket sözleşmesi hükümleri, o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar. [1]



FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) limited şirketlere ilişkin hükümlerinin yer aldığı Altıncı Kısım'da düzenlenen 579. madde, limited şirketler hukukuna hâkim olan "Emredici Hükümler İlkesi"ni (Sıkı Bağlılık İlkesi) normatif düzleme taşımaktadır. Mülga 6762 sayılı Kanun döneminde, kanunda açıkça yasaklanmayan hususların şirket sözleşmesi ile düzenlenebileceği kuralı geçerli iken; 6102 sayılı Kanun, TTK m. 340 ile anonim şirketler için getirdiği emredici hükümler ilkesini, TTK m. 579 ile limited şirketler için de aynen kabul etmiştir [2, 3].

Bu düzenleme ile limited şirket sözleşmesinin içeriği kanun koyucu tarafından sıkı bir şekilde sınırlandırılmış ve öğreti ile doktrinde ifade edildiği üzere, anonim şirketlerde olduğu gibi limited şirketlere de adeta bir "çelik korse" giydirilmiştir [4, 5]. Hükmün ratio legis’i (konuluş amacı), sermaye şirketlerinin yapısal özelliklerinin ortakların keyfi iradeleriyle bozulmasını engellemek, azınlık pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının haklarını güvence altına almak ve ticaret sicilinde yeknesak, standart ve öngörülebilir bir şirket sözleşmesi rejimini tesis etmektir [6, 7].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. "Açıkça Cevaz Verilmişse Sapma" İlkesi

Maddenin ilk cümlesi, sözleşme özgürlüğünün şirketler hukuku alanındaki daralımını en net şekilde ortaya koymaktadır. Borçlar hukukuna hâkim olan irade muhtariyeti prensibi, TTK m. 579 ile limited şirket sözleşmeleri bakımından tersine çevrilmiştir. Buna göre, ortaklar şirket sözleşmesini hazırlarken veya değiştirirken, kanun metninde yer alan bir kuralın aksini ancak ve ancak kanun metni "aksi kararlaştırılabilir", "şirket sözleşmesiyle ağırlaştırılabilir" veya "şirket sözleşmesinde öngörülmek şartıyla" gibi ifadelerle açıkça bir sapmaya izin veriyorsa düzenleyebilirler [2, 8]. Kanunda bu yönde bir "açık kapı" (cevaz) bulunmuyorsa, kural mutlak emredici kabul edilir ve sözleşme ile değiştirilemez.

2.2. "Tamamlayıcı Nitelikteki Şirket Sözleşmesi Hükümleri"

Maddenin ikinci cümlesi, "Diğer kanunların öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı nitelikteki şirket sözleşmesi hükümleri, o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar" şeklindedir [1]. Bu istisnai ibare, Sermaye Piyasası Kanunu, Bankacılık Kanunu veya çeşitli idari düzenlemeler gibi özel kanunların, kendi sistematiği gereği şirket sözleşmesinde bulunmasını istediği hükümlere hukuki geçerlilik kazandırmak için kaleme alınmıştır [9]. Ancak bu tamamlayıcı hükümler, sadece ilgili özel kanunun uygulama alanıyla sınırlı ("o kanuna özgülenmiş olarak") bir etkiye sahip olup, TTK'nın ana sistematiğini genel itibarıyla değiştiremezler [9, 10].

2.3. "Çelik Korse" Etkisi ve Tip Sözleşme Dayatması

Moroğlu'nun literatüre kazandırdığı ve doktrinde geniş kabul gören "çelik korse" metaforu, TTK m. 579'un limited şirketler üzerindeki etkisini tanımlar [4, 5]. Düzenleme, anonim ve limited şirket anasözleşmelerini fiilen bir örnek (tip) hâle getirmekte, ortakların şirket içi dengeleri gözeterek kendilerine özgü (sui generis) kurallar ihdas etmesini büyük ölçüde imkânsız kılmaktadır [4, 6].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 340 (Anonim Şirketlerde Emredici Hükümler): TTK m. 579'un anonim şirketler hukuku alanındaki tam karşılığıdır. TTK 579, TTK 340'a paralel olarak limited şirketler için emredici hükümler ilkesini kabul etmiştir [3]. Alman Anonim Şirketler Kanunu (AktG) § 23/5'ten esinlenilen bu kuralın her iki sermaye şirketi türü için de geçerli kılınması, yasa koyucunun sermaye şirketlerini tek bir normatif mantık altında toplama iradesini yansıtmaktadır [10, 11].
  • TBK m. 27 (Kesin Hükümsüzlük / Butlan): Emredici hükümlere (TTK m. 579) aykırı olarak şirket sözleşmesine konulan düzenlemeler, Türk Borçlar Kanunu m. 27 bağlamında kesin hükümsüzlük (butlan) yaptırımı ile karşılaşır [12, 13]. Zira TTK, TBK'nın özel bir uygulama alanıdır ve kanunun emredici hükümlerine aykırı sözleşme maddeleri baştan itibaren batıldır.
  • TTK m. 577 (Bağlayıcı Hükümler): Kanun, m. 579 ile katı bir kural getirmekle birlikte, m. 577'de "şirket sözleşmesinde öngörülmeleri şartıyla bağlayıcı olan hükümleri" sayarak, sözleşme özgürlüğünün kullanılabileceği sınırlı oyun alanını (örneğin ek ödeme yükümlülükleri, rekabet yasağı sınırları, çıkma hakkı) peşinen tayin etmiştir [14, 15]. Bu maddeler birbirini tamamlayan niteliktedir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri (özellikle 11. Hukuk Dairesi), mülga kanun döneminden farklı olarak, 6102 sayılı TTK'nın yürürlüğe girmesinden sonra şirket sözleşmelerinin kanunun emredici lafzına tam uyumunu aramaktadır.

Yargıtay içtihatlarında, TTK m. 579 (ve anonim şirketler için m. 340) gereğince, kanunun öngördüğü asgari veya azami nisapları kanunun cevaz vermediği hâllerde değiştiren, örneğin pay sahibinin bilgi alma hakkını, haklı sebeple ortaklıktan çıkma veya fesih davası açma hakkını kaldıran şirket sözleşmesi hükümlerinin batıl olduğu vurgulanmaktadır. Keza Ticaret Sicil Müdürlükleri de TTK m. 32 uyarınca yapacakları incelemede, sözleşme değişikliklerinin TTK m. 579'a uygunluğunu re'sen denetlemekle mükelleftir; kanuna aykırı hükümler barındıran anasözleşme değişiklikleri tescil ve ilan edilmemektedir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (X) Limited Şirketi'nin kurucu ortakları (A) ve (B), şirketin kuruluşu aşamasında tanzim ettikleri şirket sözleşmesine, "Ortaklar hiçbir şekilde ve hiçbir nedene dayanarak şirketin haklı sebeple feshini mahkemeden talep edemezler" şeklinde bir hüküm dercetmiş ve bu sözleşmeyi ticaret siciline tescil ettirmek istemişlerdir. Hukuki Analiz: Haklı sebeple fesih davası açma hakkı (TTK m. 636/3), azınlık ve bireysel ortakları korumaya yönelik, kamu düzenine temas eden emredici bir haktır [16]. TTK m. 579 uyarınca, kanunda bu haktan feragat edilebileceğine dair açık bir cevaz bulunmadığından, sözleşmeye eklenen bu hüküm geçersizdir (batıldır). Ticaret Sicili Müdürü, tescil talebini bu kurala dayanarak reddetmelidir.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): (Y) Limited Şirketi'nin olağanüstü genel kurulunda, olağan kararlar için kanunda aranan "toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu" şeklindeki karar yetersayısı (TTK m. 620), şirket sözleşmesi tadil edilerek "toplantıda temsil edilen oyların %90'ı" şeklinde ağırlaştırılmak istenmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 621/2, belli kararların alınabilmesi için kanunda ağırlaştırılmış nisap aranıyorsa, bu nisabın sözleşme ile daha da ağırlaştırılabileceğini öngörmektedir [17, 18]. Kanun burada nisabın ağırlaştırılmasına açıkça cevaz vermiştir. Dolayısıyla, TTK m. 579 çerçevesinde, kanunun açıkça cevaz verdiği bu durum sözleşme özgürlüğü kapsamındadır ve bu tadil geçerlidir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Şirket sözleşmesinde yer alan bir kuralın TTK hükümlerinden saptığını ve geçersiz olduğunu iddia eden taraf, kanunda açıkça sapmaya cevaz verilmediğini göstermekle yükümlüdür. Emredici kuralın varlığı hukuki bir mesele olduğundan hâkim tarafından re'sen (HMK m. 33) uygulanır.
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 579'a aykırılık bir kesin hükümsüzlük (butlan) hâli yarattığı takdirde, bu tür sözleşme hükümlerinin veya bu hükümlere dayanılarak alınan genel kurul kararlarının geçersizliği (TTK m. 447 kıyasen) her zaman ileri sürülebilir; herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi değildir [13].
  • Görevli/Yetkili Mahkeme: Şirket sözleşmesinin geçersizliğine veya bu maddelere dayanılarak alınan kararların iptaline/butlanının tespitine ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada en sık karşılaşılan hata, mülga 6762 sayılı Kanun dönemindeki sözleşme hazırlama alışkanlıklarının devam ettirilerek, kanunun açıkça izin vermediği hususların (örneğin müdürlerin yetki devrine ilişkin kanuni prosedürlerin dışına çıkılması, çıkma hakkının şarta bağlanmasında kanuni sınırların aşılması) sözleşmelere yazılmasıdır. Bu durum, ticaret sicili müdürlüklerinde ciddi ret oranlarına ve sonrasında mahkemelerde iptal davalarına neden olmaktadır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 579 ve paraleli olan m. 340, sözleşme özgürlüğünü gereğinden fazla daralttığı gerekçesiyle şiddetli eleştirilere maruz kalmıştır [4, 6]. Alman Paylı Ortaklıklar Kanunu (AktG § 23/5) mehaz alınmasına rağmen, Alman kanununda yer alan "tamamlayıcı esas sözleşme hükümleri geçerlidir, meğer ki kanun konuyu sınırlayıcı bir şekilde düzenlemiş olsun" şeklindeki esneklik sağlayıcı ikinci cümlenin TTK'ya alınmamış olması büyük bir eksiklik olarak değerlendirilmektedir [10, 19].

Özellikle limited şirketlerin, özü itibarıyla "şahıs şirketi özellikleri ağır basan bir sermaye şirketi" olması sebebiyle, anonim şirketlere has bu kadar katı bir emredicilik zırhının (çelik korse) limited şirketlere de aynı şiddette giydirilmesi, ticari hayatın esneklik ihtiyacıyla bağdaşmamaktadır [5]. Hükmün, pay sahipleri arasında yapılabilecek özel düzenlemeleri kısıtlaması, tarafları "Pay Sahipleri Sözleşmesi" (Shareholders' Agreement) gibi şirketler hukuku dışında, borçlar hukuku alanında hüküm ifade eden yan sözleşmelere yöneltmekte, bu da kanunun yeknesaklık amacını pratik hayatta zedelemektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.