Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 609

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

II - Faiz yasağı ve hazırlık dönemi faizi MADDE 609- (1) Esas sermayeye ve ek ödemelere faiz verilemez. Şirket sözleşmesiyle hazırlık dönemi faizi ödenmesi öngörülebilir. Bu hâlde anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır [1, 2].



FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 609. maddesi, limited şirketlerde sermayenin korunması ve ortaklığın finansal yapısının güvence altına alınması bağlamında kritik bir işleve sahiptir. Madde, limited şirket ortaklarının şirkete getirdikleri esas sermaye payları ile şirketin finansal darboğazları aşması amacıyla öngörülen ek ödemeler üzerinden herhangi bir ad altında faiz talep etmelerini kesin olarak yasaklamaktadır [1, 3].

Bu mutlak yasağın yegâne istisnası, işletmenin kuruluş aşamasında ve henüz tam faaliyete geçerek gelir elde etmediği hazırlık döneminde ortaklara ödenebilecek olan "hazırlık dönemi faizi"dir [1, 2]. Söz konusu istisna, sermaye şirketlerinin uzun süren yatırım dönemlerinde yatırımcıyı teşvik etmek amacı taşımakta olup, sıkı kanuni şartlara bağlanmıştır.

Hükmün konuluş amacı (ratio legis), anonim şirketler hukukuna da hâkim olan "sermayenin korunması" ilkesidir. Sermaye, ortakların şirkete ödünç (karz) olarak verdikleri ve karşılığında sabit bir getiri (faiz) bekledikleri bir meblağ değil; ticari riskin üstlenildiği ve ancak net kâr elde edildiğinde temettü olarak getiri sağlayan bir özkaynaktır. Aynı şekilde, TTK m. 603 vd. hükümlerinde düzenlenen ek ödemeler de şirketi kurtarmaya yönelik bir finansman aracı niteliğinde olup, faiz getirisi olan bir ikraz aracı olarak kullanılamaz [3, 4].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Esas Sermayeye Faiz Verilmesi Yasağı

Ticaret şirketlerinin doğası gereği, ortakların şirkete taahhüt edip ödedikleri sermaye üzerinden faiz talep etmeleri mümkün değildir. Zira şirket sözleşmesi bir karz (ödünç) sözleşmesi değildir. Ortak, sermayesini ticari faaliyete tahsis ederek, bu faaliyetin sonucunda doğacak müspet (kâr) ya da menfi (zarar) sonuca katlanmayı baştan kabul eder. Esas sermayeye faiz işletilmesi, şirketin elde ettiği kârdan bağımsız olarak şirketi bir borç yükü altına sokacağı için sermayenin korunması ilkesine ve alacaklıların tatmin kabiliyetine doğrudan aykırılık teşkil eder [1, 4]. Bu nedenle, sözleşmeye konulacak her türlü "sermayeye faiz yürütülür" şeklindeki kayıt kesin hükümsüzdür.

2.2. Ek Ödemelere Faiz Verilmesi Yasağı

TTK m. 603 hükmü uyarınca, şirket esas sermayesi ve kanuni yedek akçelerin zararı karşılayamaması veya şirketin işlerine gereği gibi devamının mümkün olmaması hallerinde ortaklardan ek ödeme istenebilir [5, 6]. TTK m. 609 hükmü, bu ek ödemeler için de faiz ödenmesini kesin bir dille yasaklamıştır [4]. Kanun koyucunun buradaki temel amacı, darda kalan ortaklığa destek aracı olarak işlev görmesi gereken ek ödeme yükümlülüğünün, hukuki semeresi faiz olan bir kredi (ikraz) işlemine dönüştürülmesini engellemektir [3]. Ortakların, şirketin zor durumunu fırsat bilerek ek ödemeyi bir faiz geliri kapısı haline getirmeleri ve müesseseyi amacından saptırmaları tehlikesi bu açık yasakla bertaraf edilmiştir [3]. Böylece ortaklar, ne ortaklık tüzel kişiliğinden ek ödemeleri sebebiyle faiz talep edebilirler ne de ortaklık ifa edilen ek ödemeler için faiz ödeyebilir [3].

2.3. Hazırlık Dönemi Faizi

Yasağın tek yasal istisnası olan hazırlık dönemi faizi, işletmenin tesis edilip tam faaliyete geçmesine kadar geçen yatırım ve kuruluş aşamasında ortaklara sermayeleri karşılığında ödenen bir tür yasal teşviktir [1, 2]. Limited şirketlerde bu müessesenin işletilebilmesi için şirket sözleşmesinde sarih bir düzenleme bulunması şarttır [1, 2]. Kanun metninde de açıkça belirtildiği üzere, bu ihtimalde anonim şirketlere ilişkin hükümler (TTK m. 509 vd.) uygulama alanı bulacaktır [1, 2]. Hazırlık dönemi faizi, ancak hazırlık süresi boyunca ve şirketin yatırım maliyetleri kapsamından karşılanabilir. İşletme fiilen gelir elde etmeye başladıktan sonra bu faiz ödemesine devam edilemez.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 603 (Ek Ödeme Yükümlülüğü): Ek ödeme kurumu, şirketin bilânço açıklarını kapatmak ve darboğazları aşmak için ihdas edilmiş özgülenmiş bir araçtır [5, 6]. TTK m. 609 yasağı, 603. madde ile getirilen yükümlülüğün niteliğini koruyan tamamlayıcı bir kalkandır. Ek ödemelerin faizli borçlanma işlemi (TBK karz akdi) sayılmaması, m. 609'un getirdiği yasak sayesinde güvence altına alınmıştır [3, 4].
  • TTK m. 509, 510, 511 ve 512 (Anonim Şirketlerde Hazırlık Dönemi Faizi ve İadesi): TTK m. 609, hazırlık dönemi faizi bakımından doğrudan anonim şirket hükümlerine atıf yapmaktadır [1, 2]. Bu bağlamda, haksız veya kötüniyetle alınan hazırlık dönemi faizinin iadesine ilişkin TTK m. 512 hükmü de kıyasen limited şirketlerde uygulanacaktır [7].
  • TTK m. 611 (Haksız Alınan Kâr Paylarının Geri Verilmesi): Faiz yasağına aykırı olarak sermayeye veya ek ödemeye faiz adı altında bir ödeme yapılması halinde, bu ödeme esasen haksız alınmış bir meblağ teşkil eder. Bu tutarın şirkete iadesinde TTK m. 611 hükümleri işletilir ve ortak bu ödemeyi geri vermekle yükümlü olur [2].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas daireleri (özelikle 11. Hukuk Dairesi), sermaye şirketlerinde ortakların şirkete koydukları sermayeden faiz talep etmelerini öteden beri reddetmektedir. Yargıtay uygulamasına göre, ortaklık ilişkisinin doğası gereği kâr riskle birlikte yürür. Şirket ortaklarının kendi şirketleriyle borç-alacak ilişkisi kurarken, kanunun emredici hükümlerini dolanarak ek ödemeleri faizli krediye çevirmeleri "kanuna karşı hile" teşkil eder ve bu sözleşmeler Türk Borçlar Kanunu m. 27 uyarınca kesin hükümsüz kabul edilir. Şirketin sermayesinin geri verilmesi yasağı ve faiz yasağı, alacaklıların menfaatini koruyan ve kamu düzenine ilişkin olan emredici kurallardandır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): X Limited Şirketi'nin bilançosunda ciddi zararlar oluşmuş ve özkaynak ihtiyacı doğmuştur. Ortaklar kurulu, TTK m. 603 uyarınca şirket sözleşmesinde yer alan hükme istinaden her ortaktan 500.000 TL ek ödeme talep etmiştir. Ortak A, bu tutarı şirkete ödemek için bankadan kredi çekmek zorunda kalacağını belirterek, ödeyeceği 500.000 TL ek ödemeye yıllık %15 faiz işletilmesini talep etmiş ve genel kurulda bu yönde bir karar alınmıştır. Hukuki analiz: Alınan genel kurul kararı, TTK m. 609'un açık lafzına aykırıdır. Kanun, esas sermayeye ve ek ödemelere faiz verilmesini kesin olarak yasaklamaktadır [1, 3, 4]. Ek ödemeler, şirkete nakit enjeksiyonu sağlayarak zararı giderme işlevi görür, bir yatırım ve finansman (ikraz) aracı değildir [3, 4]. Bu sebeple, söz konusu genel kurul kararı, TTK m. 622'nin atfı ile TTK m. 447 uyarınca emredici hükümlere aykırılıktan dolayı batıldır. Şirket, bu karara istinaden Ortak A'ya faiz ödemesi yapamaz; yapmış ise TTK m. 611 uyarınca sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde iadesini talep etmelidir.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Büyük ölçekli bir enerji santrali kurmak maksadıyla kurulan Y Limited Şirketi'nin fabrika inşaatı ve lisans alma süreçleri 4 yıl sürecektir. Şirket kurucuları, uzun yıllar getiri elde edemeyecek olmaları sebebiyle, şirket sözleşmesine "Şirketin tesislerinin üretime başlayacağı tarihe kadar, ortakların yatırmış olduğu nakdi sermayeye her yıl sonunda %5 oranında hazırlık dönemi faizi ödenecektir" şeklinde bir hüküm koymuşlardır. Şirket ikinci yılın sonunda bu faizi ödemiştir. Hukuki analiz: TTK m. 609'un ikinci cümlesi gereğince, limited şirketlerde sözleşme ile hazırlık dönemi faizi ödenmesinin öngörülmesi mümkündür [1, 2]. Şirket sözleşmesinde bu hususun sarih olarak yer alması durumunda anonim şirket hükümlerine (TTK m. 509 vd.) tabi olunur [1, 2]. Kurulum aşaması henüz bitmediği için sözleşmedeki şartlara uygun biçimde sermayeye %5 oranında faiz ödenmesi yasaya uygundur ve ortaklar bakımından haksız veya kötüniyetli bir tahsilattan söz edilemez.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Bir ortağın şirketten faiz alacağı talep etmesi halinde, bu alacağın kaynağının "ek ödeme" veya "sermaye borcu ifası" olmadığını, tamamen şirketten bağımsız ticari bir borç (örneğin hammadde satışı faturası veya geçerli bir nakit kredi akdi) olduğunu ispat yükü, faiz talep eden ortaktadır.
  • Zamanaşımı / Süreler: Faiz yasağına aykırı olarak ödenmiş olan haksız kâr payı niteliğindeki meblağların geri istenmesi, TTK m. 611 ve genel sebepsiz zenginleşme (TBK m. 77 vd.) kurallarına tabidir. Şirketin, faizi ödediği ve yasağa aykırılığı öğrendiği andan itibaren geri alma davasını zamanında açması gerekir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Faiz yasağına aykırılıktan doğan genel kurul iptal/butlan davaları ve haksız tahsil edilen faizin iadesi davaları nispi ticari dava (TTK m. 4) niteliğinde olduğundan, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Şirket ortaklarının nakit ihtiyaçlarında şirkete para enjekte ederken bunu muhasebe kayıtlarında "331 Ortaklara Borçlar" hesabına alıp, daha sonra "ek ödeme" mantığıyla kurulan bu ilişki üzerinden yasal faiz veya reeskont faizi tahakkuk ettirerek kurumlar vergisi matrahından gider düşmeye çalışmaları sıklıkla karşılaşılan vergisel ve hukuki bir hatadır. Mali idare bunu örtülü kazanç dağıtımı sayabileceği gibi, TTK m. 609 nezdinde de emredici kural ihlalidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 609'da düzenlenen ek ödemelere faiz verilmesi yasağı, bazı yönlerden eleştiriye açık bir düzenlemedir (bkz. Pulaşlı, Tekinalp, Bahtiyar). Her ne kadar kanun koyucu ek ödemenin "hukuki semeresi faiz olan bir ikraz (borç) aracı" olarak görülmesini engellemek gibi makul bir amaca dayanmış olsa da [3], darda olan şirkete taze nakit girişi sağlayan ortağın bu sermaye bağlamasının sıfır maliyetli olması, ekonomik gerçekliklerle çatışabilmektedir. Ortak, söz konusu nakdi bankaya yatırıp risksiz faiz geliri elde edebilecekken, şirketin riskli durumuna bu parayı faizsiz enjekte etmeye zorlanmaktadır. Bu durum uygulamada ortakları, yasal ek ödeme müessesesini kullanmak yerine şirketi üçüncü kişi konumundaki bankalardan yüksek faizli ticari krediler kullanmaya mahkum bırakabilmekte veya tarafları muvazaalı ticari mal satım sözleşmeleriyle yapay borç/alacak yaratmaya itebilmektedir. Kanun koyucunun ek ödemeler için piyasa rayicini aşmayacak, sınırlı bir faiz imkânı tanıması veya enflasyonist ortamlarda anaparanın değerinin korunmasına yönelik bir mekanizma ihdas etmesi, doktriner çerçevede de tartışılması gereken önemli bir reform alanıdır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.