Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 642

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

2. Ödeme


Madde 642 - (1) Ayrılma akçesi; a) Şir ket kullanılabilir bir özkaynak üzerinde tasarruf ediyorsa, b) Ayrılan kişinin esas sermaye payları devredilebiliyorsa, c) Esas sermaye, ilgili hükümlere göre azaltılmışsa, ayrılma ile muaccel olur. (2) (Mülga: 26/6/2012 - 6335/43 md.) (3) Ayrılan ortağın ay rılma akçesinin ödenmeyen kısmı, şirkete karşı, bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak oluşturur. Bu husus yıllık raporda kullanılabilir özkaynak tutarının tespiti ile muaccel hâle gelir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) limited şirketlere ilişkin hükümlerini ihtiva eden Altıncı Kısmı’nın, "Çıkma ve Çıkarılma" başlığını taşıyan (C) alt bölümünde yer alan TTK m. 642 hükmü, şirketten ayrılan ortağa ödenecek olan ayrılma akçesinin muacceliyet anını ve ödeme kaynaklarını düzenlemektedir [1]. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (eTTK), ayrılma akçesinin ödenme şekline ve muacceliyetine ilişkin açık bir düzenleme barındırmamaktaydı [2]. Bu durum, eTTK döneminde ortaklıktan ayrılan kişinin ekonomik menfaatlerinin korunması hususunda kanun boşluğu doğurmaktaydı [2].

TTK m. 642 hükmü, "sermayenin korunması ilkesi" ile "ayrılan ortağın malvarlıksal haklarının korunması" arasındaki hassas dengeyi kurmayı amaçlamaktadır. Bir limited şirkette ortaklıktan ayrılma (çıkma veya çıkarılma yoluyla), bozucu yenilik doğuran bir hakkın kullanımı niteliğindedir [3]. Ortaklık sıfatının sona ermesiyle birlikte ortağın, esas sermaye payının gerçek değerine uyan bir ayrılma akçesini talep hakkı doğar (TTK m. 641/1) [1]. Ancak bu alacak hakkının derhal ve nakden şirket kasasından tahsil edilmesi, şirketin ekonomik yapısını sarsabileceği gibi, şirket alacaklılarının teminatı olan esas sermayeyi zedeleyebilir [4]. Bu sebeple kanun koyucu, TTK m. 642 ile ayrılma akçesinin muacceliyetini belirli şartlara ve katı bir sıraya tabi olmamakla birlikte üç temel alternatife bağlamıştır: (a) Kullanılabilir özkaynak, (b) Payların devredilebilirliği, (c) Sermaye azaltımı [1].

Eğer ayrılma akçesi, bu üç kaynak ile tamamen karşılanamıyorsa, bakiye kısım "bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak" (subordine/tali alacak) statüsüne dönüşür (TTK m. 642/3) [5]. Bu düzenleme, ayrılma akçesinin ödenme kaynakları açısından emredici niteliktedir ve şirket sözleşmesiyle bertaraf edilemez [6].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Şirketin Kullanılabilir Bir Özkaynak Üzerinde Tasarruf Etmesi (TTK m. 642/1-a)

Ayrılma akçesinin ödenmesinde ilk ve en doğal kaynak, şirketin serbestçe tasarruf edebileceği özkaynaklarıdır [3]. TTK m. 642/1-a bendi gerekçesinde, kullanılabilir özkaynakların; şirketin herhangi bir amaca bağlanmamış serbest yedek akçeleri ile şirketin bilançodaki mevcut zararları gözetilerek belirleneceği ifade edilmektedir [3].

Özkaynaklardan ödeme yapılabilmesi için, TTK m. 519 uyarınca ayrılması zorunlu genel kanuni yedek akçeler ve TTK m. 520 uyarınca şirketin kendi paylarını iktisap etmesi halinde ayırmak zorunda olduğu yedek akçelerin dışındaki serbest (ihtiyari) fonların bulunması şarttır [4]. Şirketin kullanılabilir bir özkaynağı mevcutsa, ayrılma akçesi bu tutar nispetinde derhal muaccel olur.

2.2. Esas Sermaye Paylarının Devredilebilmesi (TTK m. 642/1-b)

İkinci muacceliyet sebebi, ayrılan ortağın paylarının devredilebilmesidir [1]. Bu bent lafzında "devredilmişse" yerine "devredilebiliyorsa" (devredilebilme kabiliyeti) ifadesi kullanılmıştır [7]. Kanun koyucu, esas sermaye paylarının devredilebilir nitelik taşımasını alacağın muaccel olması için yeterli görmüş, pay devrinin fiilen gerçekleşmesini mutlak bir ön şart olarak aramamıştır [7].

Bu ihtimalde, ayrılan ortağın esas sermaye payını bizzat devretme yetkisi bulunmadığından, devir işlemlerini ayrılan ortağı temsilen değil, kendi adına hareket eden şirket gerçekleştirecektir [7]. Payların devrinden elde edilecek bedel, ayrılma akçesine tahsis edilir. Elde edilen bedel ayrılma akçesini karşılamaya yetmezse, bakiye kısım için diğer muacceliyet kaynaklarına (özkaynak veya sermaye azaltımı) yahut m. 642/3 uyarınca tali alacak statüsüne başvurulur [7].

2.3. Esas Sermayenin Azaltılması (TTK m. 642/1-c)

İlk iki yöntemin (özkaynak ve pay devri) ayrılma akçesini karşılamaya yetmediği durumlarda, üçüncü alternatif olarak sermayenin azaltılması gündeme gelir [8]. Esas sermayenin azaltılması, şirket alacaklılarının yegâne teminatını zayıflatan bir işlem olduğundan, TTK m. 592 yollamasıyla anonim şirketlerin sermaye azaltımına ilişkin (TTK m. 473 vd.) katı prosedürlerin izlenmesini gerektirir [9].

Kanunun sistematiğinde bu bendin son sırada yer alması, şirketlerin en son çare (ultima ratio) olarak sermaye azaltımına gitmesi amacına hizmet etmektedir [8]. Alacaklılara çağrı yapılması, alacakların ödenmesi veya teminata bağlanması gibi aşamalar tamamlandıktan sonra sermaye fiilen azaltıldığında, ayrılma akçesi muacceliyet kesbeder [8].

2.4. Bütün Alacaklılardan Sonra Gelen Alacak (Subordinasyon) (TTK m. 642/3)

Yukarıda zikredilen üç ihtimal ile ayrılma akçesinin tamamı karşılanamazsa, ödenmeyen bakiye kısım niteliksiz bir alacak olarak kalmaz; bilakis kanun gereği "bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak" (tali/subordine alacak) statüsüne indirgenir [6]. Bu alacak, şirketin yıllık faaliyet raporunda "kullanılabilir özkaynak tutarının tespiti" şartına talik edilmiş (bağlanmış) olup, ancak bu tespitin yapıldığı anda muaccel hâle gelir [5].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 641 (İstem ve Tutar) İlişkisi: TTK m. 641, ayrılan ortağın payının "gerçek değerine" uyan bir ayrılma akçesi isteme hakkını maddi hukuk yönünden temellendirirken [1], TTK m. 642 bu hakkın tahsil edilebilirliğini (muacceliyetini) ve icrasını usul ve zaman bakımından sınırlandırmaktadır.
  • TTK m. 612 (Şirketin Kendi Paylarını İktisabı) İlişkisi: TTK m. 612 uyarınca, şirket kendi paylarını ancak serbestçe kullanabileceği özkaynaklara sahipse iktisap edebilir. Şirketten çıkma ya da çıkarılma dolayısıyla payların iktisabı hâlinde, bu iktisap üst sınırı sermayenin %20'si olarak uygulanır [10]. Bu durum, TTK m. 642/1-a bendindeki "kullanılabilir özkaynak" şartının organik bir tamamlayıcısıdır.
  • TTK m. 592 ve m. 473 vd. (Sermaye Azaltımı) İlişkisi: TTK m. 642/1-c bendi uyarınca yapılacak sermaye azaltımı, TTK m. 592 atfıyla anonim şirketlerin sermaye azaltım rejimine tabidir [9]. Bu bağlamda, alacaklıların korunması (TTK m. 474) prosedürleri işletilmeden ayrılma akçesinin muacceliyetinden ve tahsilinden söz edilemez.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay içtihatlarında, ayrılma akçesinin muacceliyet anı, doktrindeki tartışmalarla paralel bir evrim geçirmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.06.2018 tarihli, E. 2016/13339, K. 2018/4864 sayılı ilamında ifade edildiği üzere; kural olarak ayrılma akçesi, ayrılma anında muaccel olmaktadır [3]. Ancak bu tarih, bir mahkeme kararı (haklı sebeple fesih/çıkma davası) ile meydana gelmişse, Yargıtay muacceliyet anını "hükmün kesinleştiği tarih" olarak kabul etmektedir [3].

Ayrıca, ayrılma akçesine temel teşkil edecek gerçek değerin tespiti bakımından da Yargıtay (ve TTK m. 641 gerekçesi), şirketin yaşayan bir işletme olarak (going concern value) değerlemesinin yapılması gerektiğini ve karar tarihine en yakın hesaplamanın (örneğin farazi bir bilanço ile) dikkate alınmasını şart koşmaktadır [11].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: A, B ve C tarafından kurulan X Limited Şirketi'nde A, haklı sebeplere dayanarak şirketten çıkma davası açmış ve mahkeme A'nın çıkmasına, payının gerçek değerinin (1.000.000 TL) ayrılma akçesi olarak ödenmesine hükmetmiştir. Karar kesinleştiği tarihte X Limited Şirketi'nin bilançosunda serbestçe tasarruf edilebilir (kullanılabilir) özkaynak tutarı yalnızca 300.000 TL'dir. Şirket yönetimi, sermaye azaltımına gitmeyi veya A'nın paylarını devretmeyi reddetmektedir. Hukuki Analiz: TTK m. 642/1-a uyarınca, 300.000 TL'lik kısım karar kesinleştiği anda derhal muaccel olmuştur ve A, bu tutar için icra takibi başlatabilir. Geriye kalan 700.000 TL ise, TTK m. 642/3 uyarınca "bütün alacaklılardan sonra gelen" bir alacak statüsüne bürünür. Şirket yönetimi pay devri veya sermaye azaltımı yapmadığı sürece bu 700.000 TL'lik kısım, ileriki yıllarda onaylanacak yıllık bilançolarda/raporlarda "kullanılabilir özkaynak" tespit edilene dek muaccel olmaz ve talep edilemez.

Olay 2: Y Limited Şirketi'nden çıkarılan ortak D'nin içeride ödenmemiş 500.000 TL tutarında subordine (m. 642/3 kapsamında) ayrılma akçesi alacağı bulunmaktadır. Şirketin işleri kötüye gitmiş ve X Bankası'na olan kredi borçlarını ödeyemediğinden iflasına karar verilmiştir. D, iflas masasına 500.000 TL'lik alacağı için başvurarak sıra cetveline kaydedilmeyi talep etmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 642/3 son derece açıktır; ödenmeyen ayrılma akçesi kısmı şirkete karşı bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak oluşturur [5]. Bu subordinasyon gereğince, D'nin alacağı iflas tasfiyesinde ancak şirket alacaklılarının (X Bankası, işçi alacakları, kamu borçları vb.) tamamı tatmin edildikten sonra bakiye bir meblağ kalırsa ödenebilir. Şirketin borca batık olması hasebiyle D'nin bu alacağını fiilen tahsil etme ihtimali hukuken ortadan kalkmış gibidir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Ayrılma akçesinin tamamının veya bir kısmının muaccel olduğunu ileri süren ayrılan ortak, bilançolarda "kullanılabilir özkaynak" bulunduğunu veya esas sermaye paylarının piyasada devredilebilir nitelikte olduğunu ispat külfeti altındadır. Bu husus, genellikle mahkeme safahatında mali müşavir veya işletme bilirkişileri marifetiyle incelenir [4].
  • Zamanaşımı / Süreler: Ayrılma akçesi alacağı, kanunda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, genel ticari zamanaşımı kurallarına tabidir. Ancak muacceliyet, TTK m. 642/3 gereği her yılın yıllık faaliyet raporu ve finansal tablolarıyla tespit edilecek özkaynak durumuna bağlı olduğundan, zamanaşımı süresi ancak bu tespitin yapıldığı (alacağın muaccel olduğu) andan itibaren işlemeye başlar.
  • Görevli ve Yetkili Mahkeme: Limited şirketlerde ortaklıktan çıkma, çıkarılma ve ayrılma akçesinin tespiti ile tahsiline ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir [12].
  • Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada mahkemelerin, şirketin ödeme gücünü (TTK m. 642'deki muacceliyet şartlarını) incelemeksizin ayrılma akçesinin tamamının derhal (karar tarihi itibarıyla faiziyle) ödenmesine şeklinde infaz kabiliyeti tartışmalı hükümler kurduğu görülmektedir. Oysa TTK m. 642'nin emredici yapısı gereği, tahsilatın şirketin özkaynak durumu, pay devri veya sermaye azaltımı aşamalarına göre kademelendirilmesi gerekmektedir.

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 642 hükmü, doktrin nezdinde şirketin ekonomik bekası ile ayrılan ortağın menfaatleri arasındaki dengeyi sağlaması bakımından olumlu bulunsa da, ciddi uygulama boşlukları barındırmaktadır.

En temel eleştiri, 6335 sayılı Kanun ile m. 642/2'de yer alan "işlem denetçisi" kurumunun yürürlükten kaldırılmasına (mülga olmasına) yöneliktir [4]. Orijinal metinde, kullanılabilir özkaynakların nasıl belirleneceği hususu bağımsız bir "işlem denetçisinin" raporuna bağlanmıştı [4]. Bu fıkranın ilga edilmesiyle birlikte, yıllık raporda "kullanılabilir özkaynak" tespitini yapacak olan organ şirket müdürü/müdürler kurulu haline gelmiştir [4].

Bu durum, objektiflikten uzak, ağır bir menfaat çatışması doğurmaktadır [4]. Zira ayrılan ortağa ödeme yapmak istemeyen şirket müdürleri, bilançoyu şekillendirerek (kârı farklı yatırımlara yönlendirerek veya ihtiyari yedek akçe ayrımlarını manipüle ederek) özkaynakların "kullanılabilir" statüye geçmesini kolaylıkla engelleyebilir. Ayrılan ortağın, müdürün bu taraflı finansal tablolarına karşı tespit davası açması ise son derece meşakkatli ve masraflıdır [4]. Doktrinde haklı olarak, bu boşluğun kanun koyucu tarafından bağımsız denetim mekanizmalarıyla ivedilikle doldurulması gerektiği savunulmaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.