**III
- Faiz isteme hakkı**
Madde 118 - (1) Avans ve olağanüstü giderler hakkında 20 nci maddenin birin ci fıkrasının ikinci cümlesi hükmü uygulanır.
**III
Madde 118 - (1) Avans ve olağanüstü giderler hakkında 20 nci maddenin birin ci fıkrasının ikinci cümlesi hükmü uygulanır.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Birinci Kitabının, Yedinci Kısmı olan "Acentelik" bölümünde yer alan 118. madde, acentenin haklarını düzenleyen sistematik içerisinde konumlandırılmıştır [1, 2]. Madde metni, "Faiz isteme hakkı" başlığı altında, acentenin müvekkili nam ve hesabına yaptığı avans niteliğindeki ödemeler ile olağanüstü giderler için faiz talep etme hakkını, TTK m. 20/1 hükmüne atıf yaparak düzenlemektedir [2].
Ticari vekillik, ticari temsilcilik veya pazarlamacılık gibi diğer tacir yardımcılarından farklı olarak acente, kural olarak bağımsız bir tacir sıfatını haizdir [3]. Acentenin bağımsız bir ticari işletme işletmesi, onun kendi işletme giderlerine (olağan giderler) bizzat katlanmasını gerektirir [4]. Ancak ticari ve ekonomik hayatın olağan akışı içinde acente, müvekkilinin işlerini yürütürken veya onun menfaatlerini korurken bazen kendi cebinden avans ödemek veya olağanüstü masraflar yapmak durumunda kalabilir. TTK m. 118, acentenin yaptığı bu tür spesifik ödemeler bakımından, paranın müvekkil lehine sermaye olarak bağlandığı andan itibaren (ödeme tarihi) anapara faizi (kapital faiz) işlemeye başlayacağını açıkça hüküm altına alarak acentenin mali menfaatlerini koruma altına almıştır [2, 5, 6].
Hukuki niteliği itibarıyla avans, ileride muaccel olacak bir borca veya yapılacak bir hizmete mahsuben önceden yapılan ödemedir [7, 8]. Acentelik sözleşmeleri bağlamında avans; acentenin müvekkili adına üçüncü kişilere yaptığı ödemeleri, gümrük vergilerini, navlun bedellerini veya müvekkilin talimatıyla peşin olarak ödenen her türlü ticari meblağı ifade eder. Acentenin müvekkil namına yaptığı bu ödemeler, acentenin kendi ticari işletme sermayesinden çıkmakta olup, bu sermayenin mahrumiyet bedeli olarak faiz talep edilmesi ticari hayatın doğası gereğidir.
TTK m. 117 uyarınca, acente bağımsız bir tacir yardımcısı olduğu için kendi işletmesinin olağan masraflarını (kira, personel, iletişim, mutad seyahat giderleri vb.) kendisi karşılamakla yükümlüdür [4, 9]. Acentenin müvekkilinden talep edebileceği masraflar yalnızca "olağanüstü" masraflardır [4]. Olağanüstü masraf kavramı doktrinde, müvekkilin açık talimatıyla veya acentenin vekâletsiz iş gören sıfatıyla müvekkilinin çıkarlarını korumak amacıyla giriştiği işlere ilişkin yapılan zorunlu ve fevkalade giderler olarak tanımlanmaktadır [4, 5]. Sigorta acentesinin aracılık ettiği bir sözleşmenin konusunu oluşturan menfaatin değerinin tespiti için yapılan ekspertiz inceleme giderleri veya risk durumu analizi masrafları olağanüstü gidere örnektir [6]. Yapılan masrafın olağanüstü olup olmadığı her somut olayın koşullarına göre objektif olarak değerlendirilmelidir [5].
TTK m. 118, faizin başlangıç anı ve niteliği konusunda TTK m. 20/1'in ikinci cümlesine atıf yapmaktadır. TTK m. 20/1 ikinci cümlesi: "Ayrıca, tacir, verdiği avanslar ve yaptığı giderler için, ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanır." şeklindedir [10]. Bu atfın doktriner önemi şudur: Genel hükümlerde borçlunun faiz ödemekle yükümlü tutulabilmesi için kural olarak temerrüde düşürülmesi (ihtar) gerekirken, TTK m. 118 ve 20/1 bağlamında acentenin yaptığı avans ve olağanüstü giderlerde faiz, paranın fiilen elden çıktığı ödeme tarihinden itibaren işlemeye başlar [5, 6, 10]. Bu faiz, hukuki niteliği itibarıyla bir temerrüt faizi değil, anapara (kapital) faizidir [11, 12].
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas daireleri (özellikle Yargıtay 11. Hukuk Dairesi), acentelik ilişkilerinden doğan alacak davalarında "olağan" ve "olağanüstü" gider ayrımını titizlikle incelemektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, acentenin bağımsız ticari işletmesini idame ettirebilmesi için yapmak zorunda olduğu sekreterlik, elektrik, mutad kırtasiye veya mutat müşteri ziyaretleri kapsamındaki ulaşım masrafları genel idare giderleri (olağan masraf) olup, bunlar müvekkilden talep edilemez ve bu bedellere faiz yürütülemez.
Ancak, Yargıtay, müvekkilin özel bir talimatıyla gerçekleştirilen reklam kampanyası masraflarını, müvekkilin mallarının haczedilmesini önlemek amacıyla acente tarafından acilen ödenen teminat bedellerini veya malların telef olmasını önlemek adına kiralanan geçici depo bedellerini "olağanüstü gider" olarak nitelendirmektedir. Bu nitelikteki taleplerde Yargıtay, faizin başlangıç tarihinin, alacağın muaccel olduğu veya dava açıldığı tarih değil; TTK m. 118 yollamasıyla TTK m. 20/1 gereğince acentenin parayı fiilen ödediği tarih olması gerektiğini bozma sebebi yapabilmektedir.
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): İstanbul'da mukim bir sigorta şirketi adına İzmir'de acentelik faaliyetini yürüten A Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti., İzmir'de meydana gelen büyük bir sel felaketi sonrasında, müvekkili sigorta şirketinin poliçe tanzim ettiği binalardaki hasar tespitinin derhal yapılabilmesi için müvekkilinin açık talimatıyla, bölgedeki bağımsız ekspertiz firmalarına 01.03.2024 tarihinde toplam 150.000 TL peşin ödeme yapmıştır. Müvekkil şirket bu bedeli acenteye aylarca ödememiştir. Hukuki Analiz: Sel felaketi sonrası hasar tespitinin yapılması amacıyla eksperlere ödenen meblağ, acentenin rutin ofis gideri değil, müvekkilinin menfaatlerini korumak ve talimatını yerine getirmek amacıyla yapılan bir "olağanüstü gider" niteliğindedir [4-6]. Acente, TTK m. 118'in TTK m. 20/1'e yaptığı atıf uyarınca, müvekkilini ayrıca temerrüde düşürmeye (ihtar çekmeye) gerek kalmaksızın, paranın fiilen elden çıktığı 01.03.2024 tarihinden itibaren anapara faizi talep etme hakkına sahiptir [2, 5, 6, 10].
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): X Lojistik A.Ş.'nin bölge acentesi olan Y Nakliyat A.Ş., müşteri portföyünü genişletmek amacıyla kendi inisiyatifiyle 3 adet lüks binek araç kiralamış ve aylık 50.000 TL kira bedeli ödemiştir. Sözleşmenin feshinden sonra Y Nakliyat A.Ş., kiralama bedelleri ile bu bedellerin ödeme tarihlerinden itibaren işlemiş ticari faizini müvekkilinden talep etmiştir. Hukuki Analiz: Acentenin kendi işletmesinin faaliyeti kapsamında ve pazar payını artırmak amacıyla araç kiralaması, bağımsız tacir sıfatının gereği olan "olağan işletme gideri"dir [4]. TTK m. 117 uyarınca müvekkilden sadece olağanüstü giderler istenebileceğinden, acentenin asıl alacağı talep etme hakkı yoktur. Asıl alacak hakkı doğmadığından, TTK m. 118 uyarınca faiz isteme hakkı da hukuken doğmamıştır [2, 4, 9].
Türk Ticaret Kanunu'nun 118. maddesinin, TTK 20/1'e atıf yaparak kaleme alınmış olması, kanun tekniği açısından kodifikasyon bütünlüğünü sağlayan isabetli bir yöntemdir. Ancak doktrinde, "olağan" ve "olağanüstü" gider ayrımının kanunda açıkça tanımlanmamış olması haklı eleştirilere konu olmaktadır. Ticari İşletme Hukuku doktrininde (örneğin Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar, Reha Poroy, Hamdi Yasaman vb. yazarlarca) vurgulandığı üzere, sınırların muğlaklığı yargılamalarda uzun bilirkişi incelemelerine yol açmaktadır [4-6].
Özellikle modern acentelik ilişkilerinde, müvekkilin acenteye yüklediği ağır pazar araştırması veya lokal promosyon kampanyalarının olağanüstü gider sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır. Kanun koyucunun, acentenin faaliyet alanının tamamen dışında kalan veya müvekkilin özel risk alanına giren harcamaları daha net kriterlere bağlaması, TTK m. 118 uyarınca işletilecek faiz alacağının belirlenebilirliği (muayyenliği) açısından hukuk güvenliğine katkı sağlayacaktır.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.