Resmi Metin

E) Müvekkilin borçları


Madde 120 - (1) Müvekkil, acenteye; a) Mallarla ilgili belgeleri vermek, b) Acentelik sözleşmesinin yerine getirilmesi için gerekli olan hususları ve özellikle iş hacminin acentenin normalde bekleyebileceğinden önemli surette düşük olabileceğini bildirmek, c) Acentenin yaptığı işleri kabul edip etmediğini ya da yerine getirilmediğini uygun bir süre içinde bildirmek, d) Acentenin istemeye hak kazandığı ücreti ödemek, e) Ücre t, avans ve olağanüstü giderler hakkında 20 nci madde hükümlerine göre faiz ödemek, zorundadır. (2) Bu maddeye aykırı şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde, geçersizdir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Acentelik başlıklı Yedinci Kısmında yer alan 120. maddesi, acentelik ilişkisinde müvekkilin (temsil olunanın) acenteye karşı asli ve yan edim yükümlülüklerini sistematik bir biçimde düzenleyen temel bir normdur. Mülga 6762 sayılı eTK döneminde müvekkilin bilgi ve belge verme yükümlülüklerine ilişkin kapsamlı ve özel bir hüküm öngörülmemişken, 6102 sayılı Kanun bu eksikliği gidererek konuyu ayrıntılı bir şekilde düzenlemiştir [1, 2].

Acentelik sözleşmesi, niteliği gereği taraflar arasında sürekli bir hukuki ilişki ve karşılıklı güvene dayalı sıkı bir sadakat bağı kurar [3, 4]. Acente, müvekkilin işlerini görmek ve menfaatlerini korumakla yükümlü iken (TTK m. 109), müvekkil de acentenin bu faaliyetleri gereği gibi ifa edebilmesi için gerekli altyapıyı, bilgiyi ve belgeyi sağlamak zorundadır [1, 3, 5]. TTK m. 120, müvekkilin sadakat borcunun somutlaşmış bir yansımasıdır ve kanun koyucu tarafından "müvekkilin borçları" üst başlığı altında emredici bir karakterle kaleme alınmıştır [2].

Hükmün ikinci fıkrasında yer alan "Bu maddeye aykırı şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde, geçersizdir" şeklindeki nispi emredici düzenleme, kanun koyucunun acentelik ilişkisinde ekonomik ve hukuki açıdan daha zayıf konumda bulunan acenteyi koruma iradesini (ratio legis) açıkça ortaya koymaktadır [2].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Belge Verme Yükümlülüğü (TTK m. 120/1-a)

Müvekkilin, acentelik faaliyetinin yürütülmesi esnasında acenteye somut olarak yardım etme borcunun bir gereği olarak, "mallarla ilgili belgeleri" acenteye teslim etmesi yasal bir zorunluluktur [6]. Kanun metninde bu belgelerin neler olduğu tahdidi (sınırlı) olarak sayılmamıştır. Doktrinde kabul edildiği üzere, numuneler, çizimler, fiyat listeleri, reklam basma materyalleri, kullanım talimatları ve işlem şartları gibi acentenin faaliyetini yürütmek için ihtiyaç duyduğu tüm belgeler bu kapsamdadır [6]. Ayrıca, somut olayın özelliklerine göre müşteriye teslim edilmesi gereken bilgisayar programları da acenteye sağlanmalıdır [6]. Müvekkil, bu belgeleri acenteye ücretsiz olarak teslim etmekle yükümlüdür ve belgelere ilişkin mülkiyet kural olarak müvekkilde kalmaya devam eder [6].

2.2. Bilgi Verme Yükümlülüğü ve İş Hacminde Düşüşün Bildirilmesi (TTK m. 120/1-b)

Müvekkil, acentelik sözleşmesinin başarıyla ifa edilebilmesi için objektif açıdan gerekli olan her hususu acenteye bildirmekle yükümlüdür [3]. Bu borcun kaynağı müvekkilin sadakat yükümlülüğüdür [3]. Doktrinde Rauf Karasu'nun da isabetle vurguladığı üzere; ürünün fiyat veya teslim koşullarındaki değişiklikler, taşıma imkânlarının kötüleşmesi, işletmenin veya bir üretim biriminin kapatılması gibi hususlar derhâl acenteye bildirilmelidir [3].

Hükmün getirdiği en kritik yenilik, "iş hacminin acentenin normalde bekleyebileceğinden önemli surette düşük olabileceğini bildirme" zorunluluğudur [7]. Bu bildirim sayesinde acente; kendi piyasasında zaman, emek ve masraf kaybından kurtulacak, personel ve organizasyon planlamasını değişen duruma göre ayarlayabilecek veya şartları oluşmuşsa acentelik sözleşmesini haklı nedenle feshedebilecektir [7].

Öte yandan, müvekkilin bilgi verme yükümlülüğünün sınırı "işletme sırlarının korunması" prensibidir [8]. Müvekkil, ticari sır veya üretim sırrı niteliğindeki ve başkaları tarafından öğrenilmesi şirketin haklı menfaatlerine zarar verecek bilgileri (örneğin; araştırma-geliştirme çalışmaları, üretim teknikleri, gizli pazar payları vb.) acenteye açıklamak zorunda değildir [8].

2.3. İşlemlerin Kabulü, Reddi veya İfa Edilmeyeceğinin Bildirilmesi (TTK m. 120/1-c)

Aracı acenteler, müvekkil adına sözleşme yapma yetkisine sahip olmadıklarından, müşteri ile hazırladıkları icapları (teklifleri) müvekkile iletirler [9, 10]. Müvekkilin serbestçe karar verme özgürlüğü bulunmakla birlikte, kendisine iletilen işlemleri kabul edip etmediğini "gecikmeksizin" veya "uygun bir süre içinde" acenteye bildirmesi şarttır [9]. Bu bildirim, acentenin müşteri nezdindeki itibarını koruması ve ücret (komisyon) hak edişini bilmesi bakımından hayati öneme sahiptir [9]. Ayrıca müvekkil, kabul ettiği bir işlemi daha sonra kısmen veya tamamen yerine getirmeyecekse, bu durumu da acenteye makul sürede bildirmelidir [11]. Aksi takdirde, dürüstlük kuralına aykırı hareket etmiş olur [9].

2.4. Ücret, Avans ve Olağanüstü Giderlerin Ödenmesi (TTK m. 120/1-d, e)

Müvekkilin asli edimi, acentenin hak kazandığı ücreti (komisyonu) ödemektir [12, 13]. Acente, TTK m. 113 çerçevesinde kendi çabasıyla veya kendi bölgesinde kurulan işlemler yerine getirildiği anda ve ölçüde ücrete hak kazanır [14, 15].

Kanun koyucu, TTK m. 120/1-e bendi ile "ücret, avans ve olağanüstü giderler" için TTK m. 20 hükümlerine göre faiz ödeneceğini emretmiştir [16, 17]. TTK m. 117 uyarınca acente olağan giderleri kendi karşılamakla yükümlü olsa da müvekkilin talimatıyla yapılan inceleme, tespit veya acil koruma tedbiri gibi olağanüstü giderleri faiziyle talep edebilir [16, 18, 19]. TTK m. 20/1 hükmü gereğince tacir, verdiği avanslar ve yaptığı olağanüstü giderler için "ödeme tarihinden itibaren" faize hak kazanır [16, 20]. Bu faiz ticari (kapital) faiz niteliğindedir ve ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenebilir (TTK m. 8); sözleşmede oran yoksa avans faizi veya yasal faiz devreye girer [21, 22].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 109 ve m. 110 (Acentenin Borçları): Müvekkilin m. 120'deki borçları, acentenin TTK m. 109'daki müvekkilin menfaatlerini koruma sadakat borcunun ve m. 110'daki haber verme borcunun karşılığıdır [3, 23]. Hukuk sistemimiz, acente ile müvekkil arasında karşılıklı ve simetrik bir bilgi akışını emretmektedir.
  • TTK m. 113 ve m. 114 (Ücret Hakkı): TTK m. 120/1-d hükmünün uygulanabilmesi için, ücretin doğumu ve muacceliyeti TTK m. 113 ve 114 uyarınca tespit edilir [14, 15].
  • TTK m. 20 (Ticari İşlerde Faiz): Acentenin avans ve giderleri için uygulanacak kapital faizinin başlangıç anı TTK m. 20/1 delaletiyle harcamanın yapıldığı ödeme günüdür [16, 20].
  • TBK m. 112 vd. (Sözleşmeye Aykırılık): TTK m. 120'deki bilgi ve belge verme borcuna aykırılık halinde özel bir yaptırım öngörülmediğinden, uyuşmazlıklara TBK'nın borca aykırılık ve tazminat hükümleri (m. 112 vd.) uygulanır [11].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Ticaret Dairelerinin (özellikle 11. ve 19. Hukuk Daireleri) yerleşik içtihatlarında, acentelik ilişkisinin zayıf tarafı olan acentenin korunması esası benimsenmektedir. Yüksek Mahkeme kararlarında, müvekkilin acenteye karşı yürüttüğü bilgi saklama, portföyü veya piyasa şartlarını acenteden gizleyerek işlem yapma gibi dürüstlük kuralına aykırı eylemleri, acente lehine tazminat ve haklı fesih sebebi olarak değerlendirilmektedir.

Yargıtay uygulamasına göre, müvekkil şirketin üretim kapasitesindeki düşüşü veya ilgili pazardan çekilme kararını acenteye bildirmediği durumlarda, acentenin bu nedenle yaptığı nafile reklam ve pazarlama giderleri ile mahrum kaldığı kâr (müsbet zarar), TTK m. 120 ve TBK m. 112 çerçevesinde müvekkilden tazmin edilebilir. Ayrıca Yargıtay, TTK m. 120/2 uyarınca, sözleşmelere konulan "müvekkil işlemleri reddettiğini bildirmek zorunda değildir" veya "gecikmeli bildirimden dolayı sorumluluk kabul edilmez" şeklindeki sorumsuzluk kayıtlarını kesin hükümsüz (batıl) kabul etmektedir [2, 11].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Müvekkil A (Üretici Şirket), hammadde tedarikinde yaşadığı küresel kriz nedeniyle üretim kapasitesini %70 oranında düşürmek zorunda kalmıştır. Ancak bu durumu, Marmara Bölgesi yetkili acentesi B'ye aylar boyunca bildirmemiştir. Acente B, piyasadaki talebi karşılamak ümidiyle yüksek bütçeli reklam kampanyalarına devam etmiş ve müşterilerden gelen yüzlerce siparişi (icabı) müvekkil A'ya iletmiştir. Müvekkil A ise bu siparişlerin hiçbirine yanıt vermemiş ve ifa etmemiştir. Hukuki analiz: Müvekkil A'nın eylemi, TTK m. 120/1-b (iş hacmindeki düşüşü bildirme borcu) ve m. 120/1-c (işlemlerin kabul veya reddini bildirme borcu) hükümlerinin açık ve ağır bir ihlalidir. Müvekkilin bu suskunluğu ve bilgi gizlemesi, TTK m. 120/2 gereği hiçbir sözleşme maddesiyle bertaraf edilemez. Acente B, TBK m. 112 uyarınca, yaptığı boşa giden olağanüstü reklam giderlerini, ödemek zorunda kaldığı masrafları ve elde etmesi muhakkak iken mahrum kaldığı komisyon ücretlerini müvekkilinden tazminat olarak talep edebilir [7, 9, 11].

Olay 2: Sigorta şirketi X, yetkili sigorta acentesi Y'ye yeni çıkan sigorta poliçesi ürünlerine ait genel işlem şartlarını, fiyat güncellemelerini ve poliçe yazılımlarını göndermemiştir. Acente Y, eski fiyatlar üzerinden sözleşmelere aracılık etmiş, sigorta şirketi X bu sözleşmeleri kabul etmediğini acenteye 2 ay sonra bildirmiştir. Hukuki analiz: Müvekkil X, TTK m. 120/1-a (mallarla/ürünlerle ilgili belgeleri verme) yükümlülüğünü ihlal etmiştir [6]. Acentenin sözleşmeleri eski tarifeden yapmasına göz yuman ve durumu 2 ay gibi makul olmayan bir sürede bildiren (TTK m. 120/1-c) müvekkil, acentenin hem müşteriler nezdinde uğradığı itibar kaybından doğan zararlarını hem de yoksun kaldığı ücreti ödemekle mükelleftir [9, 11].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Müvekkilin, m. 120 kapsamındaki belgeleri acenteye ücretsiz olarak teslim ettiğini, iş hacmindeki düşüşü veya işlemlerin ifa edilmeyeceğini makul süre içinde acenteye bildirdiğini ispat yükü, genel ispat kuralları (TMK m. 6 ve HMK) uyarınca müvekkil (şirket) üzerindedir [3, 11].
  • Zamanaşımı / Süreler: Acentelik sözleşmesinden, dolayısıyla TTK m. 120'nin ihlalinden doğan tazminat, ücret ve gider alacaklarına ilişkin davalar, TBK m. 147/5 fıkrası uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabidir [24].
  • Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 4/1 kapsamında bu uyuşmazlıklar mutlak ticari dava niteliğinde olup, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir [25-27]. Ticari dava şartı arabuluculuk kuralları (TTK m. 5/A) dava açılmadan önce işletilmelidir [28].
  • Yaygın uygulama hataları: Müvekkil şirketlerin, standart acentelik sözleşmelerine "İş hacmindeki daralmadan veya sipariş iptallerinden dolayı müvekkil sorumlu tutulamaz" veya "Müvekkil, belgeleri istediği zaman verme hakkını saklı tutar" şeklinde sorumsuzluk kayıtları koymaları. TTK m. 120/2 uyarınca, acentenin aleyhine olan bu tür kayıtlar geçersizdir [2, 11].

7. Eleştirel Değerlendirme

6102 sayılı TTK m. 120 hükmünün, mülga 6762 sayılı eTK'da hiç bulunmayan müvekkil borçlarını açıkça düzenlemesi doktrinde genel olarak olumlu karşılanmaktadır [2]. Ancak Rauf Karasu'nun da haklı olarak işaret ettiği üzere, hüküm Alman Ticaret Kanunu (HGB § 86a) veya İsviçre Borçlar Kanunu (OR md. 418f) gibi mehaz kanunlarla kıyaslandığında belge ve bilgi verme borcunun çerçevesi bakımından halen yüzeyseldir [1, 6].

Örneğin, "mallarla ilgili belgeler" (TTK m. 120/1-a) ifadesi oldukça muğlaktır. Bu belgelerin kapsamının (reklam broşürleri, numuneler, fiyat listeleri vb.) kanunda en azından örnekleyici bir şekilde sayılarak gösterilmemiş olması uygulamada yoruma açık bir alan bırakmaktadır [6]. Ayrıca, yükümlülüklere aykırılığın yaptırımının (m. 120/1'de) açıkça yazılmayıp meselenin genel borçlar hukuku disiplinine bırakılması, zayıf konumdaki acentenin ispat külfeti açısından işini zorlaştırmaktadır [11]. De lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından, müvekkilin bilgi ve belgeyi eksik vermesi veya geciktirmesi halinde uygulanacak özel bir cezai şartın veya kanuni tazminat limitinin madde metnine eklenmesi, acentenin korunması hedefine daha uygun düşecektir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.