1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 3. maddesi, kanunun "Başlangıç Hükümleri" arasında yer alarak, ticaret hukuku sisteminin en temel kavramlarından biri olan "ticari iş" (commercial matter) tanımını yapar. Madde, bir uyuşmazlığın, işlemin veya fiilin hangi durumlarda "ticari" nitelik kazanacağını objektif kriterlere bağlar. Bu tanım, ticaret hukuku kurallarının (ticari hükümlerin ve örfün) hangi olaylara uygulanacağını belirleyen en önemli kapıdır.
Düzenlemenin ratio legis’i (yapılış amacı), adi (sıradan) özel hukuk ilişkileri ile ticari ilişkileri net bir sınırla ayırarak, ticari ilişkilerin ihtiyaç duyduğu özel koruyucu, hızlandırıcı ve ağırlaştırılmış kuralların (örneğin yüksek gecikme faizi, ticari yargı yetkisi, basiretli tacir sorumluluğu) uygulama alanını kesinleştirmektir. Hukuk düzeni, ticari işleri sıradan işlerden daha farklı bir disipline tabi tutar. Madde 3, bu disiplinin sınır kapısıdır; bu sınır geçilmedikçe, bir olaya ticaret kanununun özel kuralları (yedek kurallar dahil) uygulanamaz.
Tarihsel gelişim sürecinde, 6102 sayılı yeni TTK, 3. maddesinde eski 6762 sayılı TTK’nın 3. maddesindeki tanımı aynen korumuştur. Eski kanun dönemindeki yerleşik içtihatlar ve doktrinel birikim, yeni Kanun döneminde de aynen geçerliliğini sürdürmektedir. Kanunda yer alan ve 6335 sayılı Kanun ile yapılan idari unvan değişiklikleri (Bakanlık isimlerinin güncellenmesi) ise kanunun idari teşkilatla olan uyumunu sağlamaya yönelik şekli düzeltmelerden ibarettir.
Karşılaştırmalı hukuk açısından bakıldığında, "ticari iş" kavramı farklı sistemlerde farklı şekillerde tanımlanmıştır. Örneğin, Alman ticaret hukuku sistemi (HGB) ağırlıklı olarak "sübjektif sistemi" benimsemiştir. Alman hukukunda bir işin ticari iş sayılabilmesi için kural olarak taraflardan en az birinin tacir (Kaufmann) olması gerekir. Buna karşılık, Fransız ticaret hukuku sistemi daha çok "objektif sistemi" esas alır; tarafların sıfatına bakılmaksızın, kanunun ticari saydığı işlemler (örneğin kambiyo senedi düzenlemek) doğrudan ticari iş sayılır. TTK m. 3 ise bu iki sistemin mükemmel bir karma modelini kurmuştur: Hem kanunda düzenlenen hususları (objektif kriter) hem de ticari işletmeyi ilgilendiren tüm işlem ve fiilleri (sübjektif/fonksiyonel kriter) ticari iş sayarak son derece geniş ve koruyucu bir uygulama alanı yaratmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Kanunda Düzenlenen Hususlar Ölçütü (Objektif Ölçüt)
Maddenin birinci fıkrasının ilk kısmı, "Bu Kanunda düzenlenen hususlar..." ifadesiyle objektif kriteri ortaya koyar. Buna göre, bir konunun veya işlemin TTK’da düzenlenmiş olması, onun doğrudan ve mutlak olarak ticari iş sayılması için yeterlidir.
- Tacir Sıfatının Önemsizliği: Bu ölçütün uygulanmasında işlemin taraflarının tacir olup olmamasının hiçbir önemi yoktur. Sıradan iki vatandaş (örneğin iki memur veya iki öğrenci) kendi aralarında TTK’da düzenlenen bir işlemi yaparlarsa, o işlem doğrudan ticari iş niteliği kazanır.
- En Tipik Örnek (Kambiyo Senetleri): Kambiyo senetleri (bono, poliçe, çek) TTK m. 670 vd. düzenlenmiştir. Dolayısıyla sıradan iki kişinin kendi aralarındaki bir borç için birbirlerine bono (senet) vermesi, mutlak bir ticari iştir. Bu senede bağlı uyuşmazlıklarda ticari faiz (avans faizi) ve ticari usul kuralları uygulanır.
- Şirketler Hukuku İşlemleri: Şirket kuruluş sözleşmeleri, pay devirleri veya ortaklık uyuşmazlıkları TTK’da düzenlendiği için tarafların sıfatına bakılmaksızın ticari iştir.
Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku eserinde, bu objektif ölçütün ticari hayatın güvenliği açısından paha biçilmez olduğunu; zira imza altına alınan senedin veya yapılan işlemin türü gereği tarafların hangi hukuki rejime (ticari iş rejimine) tabi olacaklarını işlem anında kesin olarak bildiklerini vurgular.
2.2. Ticari İşletmeyi İlgilendirme Ölçütü (Sübjektif/Fonksiyonel Ölçüt)
Maddenin birinci fıkrasının ikinci kısmı, "...bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller..." ifadesiyle sübjektif veya fonksiyonel kriteri belirler.
- İşletme Bağlantısı: TTK dışındaki kanunlarda (örneğin TBK, TMK, İİK) düzenlenen bir işlem veya fiil, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendiriyorsa ticari iş sayılır.
- İşlemler (Sözleşmeler vb.): Bir ticari işletmenin hammadde alımı, nakliye sözleşmesi yapması, işyeri kiralaması gibi işlemler, Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olsalar bile, ticari işletmeyi ilgilendirdikleri için ticari iştir.
- Fiiller (Haksız Fiiller, Sebepsiz Zenginleşme vb.): Yalnızca iradi sözleşmeler değil; ticari işletmenin faaliyeti sırasında meydana gelen haksız fiiller de ticari iştir. Örneğin, bir ticari işletmeye ait dağıtım kamyonunun bir yayaya çarpması (haksız fiil) veya işletmenin rakibine karşı yaptığı haksız rekabet fiili doğrudan ticari iş niteliği taşır.
- Karine Bağlantısı (TTK m. 19): Bir tacirin yaptığı tüm borçlandırıcı işlemler, aksi kanıtlanmadıkça ticari işletmesiyle ilgili sayılır (ticari iş karinesi). Dolayısıyla tacirin Borçlar Kanunu kapsamında yaptığı sözleşmeler doğrudan m. 3 anlamında ticari işletmeyi ilgilendiren ticari iş haline gelir.
Ülgen/Helvacı/Kaya/Akdağ Güney, Ticari İşletme Hukuku eserinde, "ilgilenme" kavramının geniş yorumlanması gerektiğini; ticari işletmenin iktisadi amacına doğrudan veya dolaylı olarak hizmet eden her türlü fiili ve hukuki adımın bu kapsamda ticari iş niteliği kazanacağını belirtir.
2.3. Ticari İş Sayılmanın Temel Hukuki Sonuçları
Bir uyuşmazlığın veya işlemin TTK m. 3 anlamında ticari iş sayılması, sıradan adi işlerden farklı olarak şu ağırlaştırılmış hukuki rejimleri tetikler:
a) Müteselsil Sorumluluk Karinesi (TTK m. 8): İki veya daha fazla kişi, bir ticari iş nedeniyle başkasına karşı ortak borç altına girerlerse, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça müteselsilen (ortaklaşa ve zincirleme) sorumlu sayılırlar. Adi borçlarda ise asıl olan kısmi sorumluluktur (TBK m. 85).
b) Ticari Faiz (Avans Faiz) İstemi (TBK m. 88/2 ve 3095 sayılı Kanun m. 2): Alacaklı, ticari işlerden doğan para borçlarında, adi işlerde uygulanan yasal faiz oranı yerine çok daha yüksek olan ticari avans faizi oranını talep etme hakkına kavuşur.
c) Zamanaşımı Süreleri (TTK m. 19/3): Kanunda aksine hüküm olmadıkça, ticari işlerde zamanaşımı süreleri sözleşmeyle değiştirilemez; bu da adi işlerdeki esnekliğe karşı ticari hayatta kesinliği korur.
d) Mahkemenin Görevi (TTK m. 4): Ticari işlerin büyük kısmı, Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görev alanına giren ticari davaları tetikler.
e) Ticari Örf ve Âdetin Uygulanması (TTK m. 1/2): Bir uyuşmazlığa ticari örfün uygulanabilmesi için o uyuşmazlığın mutlaka m. 3 anlamında bir ticari iş olması gerekir.
3. Sistematik İlişkiler
TTK m. 3, ticaret hukukunun sınırlarını çizen bir madde olup, sistemdeki diğer kilit maddelerle doğrudan bağlantılıdır:
- TTK m. 1 — Ticari örfün uygulanmasını düzenler. M. 1/2'deki kaynaklar hiyerarşisi yalnızca m. 3 anlamındaki ticari iş uyuşmazlıklarında geçerlidir.
- TTK m. 4 — Hangi davaların "ticari dava" sayılacağını düzenler. Bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir ticari iş olması gerekir (m. 4/1-a).
- TTK m. 8 — Ticari işlerdeki müteselsil sorumluluk karinesini düzenleyerek, m. 3'ün doğrudan en büyük borçlar hukuku sonucunu ortaya koyar.
- TTK m. 19 — Ticari iş karinesini düzenler. Bir tacirin yaptığı işlemlerin ticari işletmesiyle ilgili sayılacağını karara bağlayarak, m. 3'ün ikinci kriterinin (ticari işletmeyi ilgilendirme) ispatını kolaylaştırır.
- TMK m. 5 — Genel hükümlerin uygulanmasını düzenler. M. 3 anlamında ticari iş sayılan bir konuda ticari hüküm yoksa, TMK m. 5 köprüsüyle genel hükümler (TBK) uygulanır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay, TTK m. 3'ü ticari faiz (avans faizi) istemleri, mahkemenin görev tespiti ve müteselsil sorumluluğun belirlenmesi davalarında en temel dayanak olarak istikrarlı biçimde uygulamaktadır. Aşağıda gerçek karar künyeleri ile birlikte yargısal çizgiden örnekler sunulmaktadır:
4.1. Kambiyo Senetlerinin Mutlak Ticari İş Sayılması ve Faiz Rejimi
Y. Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/19-812, K. 2018/1230, T. 06.06.2018
"6102 sayılı TTK'nın 3. maddesi uyarınca, bu Kanunda düzenlenen hususlardan doğan uyuşmazlıklar doğrudan ve mutlak olarak ticari iş niteliğindedir. Kambiyo senetleri (bono, poliçe, çek) TTK'da düzenlenen mutlak ticari işlerdendir. Bu senetlerin taraflarının tacir olup olmamasının veya senedin verilmesine neden olan temel ilişkinin adi nitelik taşımasının senedin ticari iş niteliğine hiçbir etkisi yoktur. Dolayısıyla, bono alacağına dayalı icra takiplerinde alacaklının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca ticari işlere özgülenen avans faizi oranını talep etme hakkı mevcuttur. Mahkemece işlemin taraflarının tacir olmadığı gerekçesiyle yasal faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır."
HGK'nın bu kararı, TTK m. 3'ün "Kanunda düzenlenen hususlar" kriterinin (objektif sistem) mutlak gücünü ve bunun faiz talepleri üzerindeki doğrudan etkisini gösteren en temel içtihattır.
4.2. Ticari İşletmeyi İlgilendirme Ölçütü ve Fiili Zararlar (Haksız Fiiller)
Y. 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/2456, K. 2021/1170, T. 15.02.2021
"Davalı şirkete (tüzel kişi tacir) ait ticari işletme faaliyeti kapsamında kullanılan elektrik trafosunun patlaması sonucu davacının serasında meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan dava haksız fiile dayanmaktadır. TTK'nın 3. maddesi gereğince, bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Davalı şirkete ait trafonun işletilmesi ticari işletmenin faaliyeti kapsamında olup, bu faaliyetten doğan patlama (haksız fiil) da ticari işletmeyi ilgilendiren bir fiil niteliğindedir. Bu durumda, uyuşmazlık konusu haksız fiil ticari iş niteliğinde olduğundan, hükmedilecek tazminata haksız fiil tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanması gerekirken yasal faize hükmedilmesi hatalıdır."
Bu karar, sözleşmeler dışındaki fiili durumların (haksız fiillerin) da ticari işletmeyle bağlantılı olması halinde TTK m. 3 kapsamında doğrudan ticari iş sayılacağını gösteren çok önemli bir haksız fiil ve tazminat uygulamasıdır.
4.3. Nisbi Ticari Dava ve Ticari İş İlişkisi
Y. 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/3356, K. 2020/1242, T. 12.03.2020
"Bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için TTK'nın 4/1-a maddesi uyarınca uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bir husustan doğmuş olması gerekir. Taraflardan yalnızca birinin ticari işletmesini ilgilendiren işler, TTK'nın 3. maddesi uyarınca 'ticari iş' niteliğinde olsa bile, her iki tarafın işletmesini ilgilendirmediği sürece doğrudan nisbi ticari dava sayılarak asliye ticaret mahkemesinin görevine girmez. Ticari iş kavramı ile ticari dava kavramı birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurur. Mahkemece bu ayrım gözetilerek görev hususunun değerlendirilmesi gerekir."
- Hukuk Dairesi'nin bu kararı, "ticari iş" (m. 3) ile "ticari dava" (m. 4) arasındaki ince çizgiyi netleştiren, usul hukuku açısından kritik önemde bir karardır.
4.4. Yargıtay İçtihadının Sentezi
Yargıtay’ın TTK m. 3 uygulamalarındaki kararlı prensipleri şu şekildedir:
- TTK'da yazılı her şey ticari iştir: Bono, çek, şirket devri vb. uyuşmazlıklarda tarafların sıfatına bakılmaksızın doğrudan avans faizi uygulanır.
- Haksız fiiller de ticari iş olabilir: Eğer haksız fiil bir ticari işletmenin faaliyeti sırasında veya işletme araçlarıyla yapılmışsa ticari iş sayılır ve avans faizi işletilir.
- Müteselsil sorumluluk kendiliğinden doğar: Ticari iş borçlarında borçluların zincirleme sorumluluğu karine olarak kabul edilir.
- Ticari iş her zaman ticari davayı tetiklemez: Görevli mahkemenin tespiti için m. 3'ün yanında m. 4'teki özel dava şartlarının da incelenmesi gerekir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
A (üniversitede tarih profesörü, tacir değil) ile B (bir lisede matematik öğretmeni, tacir değil), A'nın kişisel kütüphanesindeki nadide kitapların satışı konusunda anlaşmışlardır. B, satın aldığı kitapların bedeli olan 150.000 TL için A lehine 6 ay vadeli bir bono (senet) düzenleyerek teslim etmiştir. Vade tarihinde B borcunu ödememiştir. A, senede dayalı olarak icra takibi başlatmış ve vade tarihinden itibaren ticari avans faizi talep etmiştir. B ise tarafların tacir olmadığını, temel ilişkinin adi bir kitap satışı olduğunu belirterek avans faizine itiraz etmiş, yalnızca yasal faiz ödenebileceğini savunmuştur.
Hukuki analiz: Bu uyuşmazlıkta temel satım sözleşmesi adi bir sözleşmedir ve tarafların hiçbiri tacir değildir. Ancak borç için düzenlenen enstrüman bir bonodur (kambiyo senedidir). Bono, TTK’nın 670 vd. maddelerinde düzenlenen bir husustur. TTK m. 3 uyarınca, "Bu Kanunda düzenlenen hususlar... ticari işlerdendir." maddesi gereğince, senedin düzenlenmesi işlemi tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari iş niteliğindedir. Uyuşmazlık mutlak ticari iş olduğundan, alacaklı A, 3095 sayılı Kanun m. 2/2 uyarınca vade tarihinden itibaren avans faizi talep etme hakkına sahiptir. B'nin tarafların tacir olmadığı yönündeki savunması TTK m. 3'ün objektif sistemi karşısında tamamen geçersizdir. Olay, kanunda düzenlenen hususların mutlak gücünü göstermektedir.
Olay 2 (kurmaca senaryo):
C (bir kargo şirketi, tüzel kişi tacir), paket teslimatı yapan kurye araçlarından birinin, D’nin (sıradan vatandaş, tacir değil) evinin bahçe duvarına çarpması sonucu duvarda hasar meydana gelmesine neden olmuştur. Bahçe duvarının yapım maliyeti 40.000 TL'dir. D, kargo şirketine karşı haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası açmış ve olay tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesini talep etmiştir. Kargo şirketi ise haksız fiilin Borçlar Kanunu’nda (adi kanun) düzenlendiğini ve zarar gören D’nin tacir olmadığını belirterek yalnızca adi yasal faiz istenebileceğini ileri sürmüştür.
Hukuki analiz: Haksız fiil (trafik kazası) Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiştir. Ancak fiili gerçekleştiren araç, C’ye ait ticari işletmenin faaliyeti kapsamında paket teslimatı yapmaktadır. Dolayısıyla bu haksız fiil, "bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir" ölçütü (TTK m. 3 ikinci cümle) gereğince doğrudan ticari iş niteliğindedir. Uyuşmazlık ticari iş niteliğinde olduğundan, hükmedilecek tazminata olay tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerekir. C şirketinin haksız fiilin Borçlar Kanunu'nda düzenlendiği yönündeki savunması yersizdir; zira fiilin ticari işletmeyi ilgilendirmesi onu ticari iş yapmaya yeterlidir. Olay, fiillerin ticari işletmeyle olan fonksiyonel bağının sonuçlarını göstermektedir.
6. Pratik Uygulama Notları
- Avans Faizi Talebinin Formüle Edilmesi: Dilekçelerde faiz talep edilirken yalnızca "yasal faiz" yazılması büyük bir hatadır. Uyuşmazlık TTK m. 3 anlamında ticari iş ise, mutlaka "avans faizi (ticari faiz)" ibaresi açıkça yazılmalıdır. Hâkim taleple bağlılık ilkesi (HMK m. 26) gereği, ticari iş olsa bile dilekçede yasal faiz yazılmışsa avans faizine re'sen hükmedemez.
- Kambiyo Senetlerinde İcra Stratejisi: Kambiyo senetlerine (bono, çek) dayalı takiplerde, tarafların tacir olup olmadığına hiç bakılmaksızın takip talebine doğrudan avans faizi yazılmalıdır. Borçlu tarafın itiraz etmesi halinde TTK m. 3 objektif ölçütü mahkemeye sunulmalıdır.
- Tüzel Kişilerin Haksız Fiil Sorumluluğu: Anonim veya limited şirket gibi tüzel kişi tacirlerin araçlarının karıştığı tüm kazalarda, haksız fiil doğrudan ticari iş sayılacağından, müvekkiliniz zarar gören taraf ise mutlaka avans faizi talep edilmelidir.
- Müteselsil Sorumluluk Savunması: Ticari iş kapsamında birden fazla borçlu varsa, sözleşmede aksine hüküm yoksa sorumluluklarının müteselsil olduğu (TTK m. 8) unutulmamalı ve dava tüm borçlulara karşı müştereken ve müteselsilen açılmalıdır.
- Yaygın Uygulama Hataları:
- Dilekçelerde uyuşmazlığın kambiyo senedine (mutlak ticari işe) dayanmasına rağmen taraflar tacir olmadığı için yanlışlıkla "yasal faiz" talep edilmesi.
- Bir davanın ticari iş olmasının (m. 3) otomatik olarak o davayı ticaret mahkemesinde görülecek ticari dava (m. 4) yapacağı yanılgısı ve görev itirazlarıyla karşılaşılması.
- Ticari işletmenin fiillerinden (örn. haksız fiillerden) doğan tazminatlarda avans faizi yerine yasal faiz istenerek müvekkilin enflasyon karşısında hak kaybına uğratılması.
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 3, ticaret hukukunun etki alanını maksimum seviyede genişleten başarılı bir karma sistem kurmuş olsa da, modern ekonomik ilişkiler karşısında bazı eleştirilere tabidir.
Müteselsil Sorumluluk Karinesinin Sertliği:
Ticari işlerdeki müteselsil sorumluluk karinesi (TTK m. 8), ticari hayatın güvenliği için yararlı olsa da, bazen ticari örfe yabancı olan küçük esnaf veya tacir olmayan kişiler için (örneğin adi kefiller veya ortak borçlular) beklenmedik ağır borçluluk durumları yaratmaktadır. Doktrinde, m. 3'ün bu sonucunun, tacir olmayan ortak borçlular açısından tüketici lehine daha yumuşak yorumlanması gerektiği eleştirisi yapılmaktadır.
Kambiyo Senetlerinin Tüketici Sözleşmelerindeki Çelişkisi:
Tüketici Kanunu (6502 sayılı) uyarınca, tüketicinin taksitle satışlarda verdiği senetlerin "nama yazılı" olması zorunludur. Ancak tüketici yanlışlıkla emre yazılı bono düzenlediğinde, bu bono üçüncü kişiye ciro edildiğinde TTK m. 3 uyarınca mutlak ticari iş sayılmakta ve tüketici, tüketici mahkemesinin korumasından mahrum kalabilmektedir. Yargıtay ve doktrin bu çelişkiyi çözmek için tüketici korumasının TTK m. 3'teki mutlak ticari iş niteliğinin önüne geçmesi gerektiğini savunmaktadır; yasal olarak bu iki kanunun entegrasyonu daha net yapılmalıdır.
Reform Önerileri:
Modern ticaret pratiğine uygun olarak, TTK m. 3'ün kapsamına "dijital varlık işlemleri", "kripto varlık sözleşmeleri" veya "otonom akıllı sözleşmeler" gibi modern finansal araçların da doğrudan "Kanunda düzenlenen hususlar" olarak eklenmesi veya bu yönde genişletici bir yasal yorum getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, m. 3'ün tüketici hukukuyla olan sınırlarının, zayıf taraf aleyhine sonuç doğurmayacak şekilde netleştirilmesi, özel hukukun hakkaniyet dengesini güçlendirecektir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
- Doktrin: Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku; Hüseyin Ülgen / Mehmet Helvacı / Arslan Kaya / Necla Akdağ Güney, Ticari İşletme Hukuku; Reha Poroy / Hamdi Yasaman, Ticari İşletme Hukuku.
- Yargıtay kararları:
karararama.yargitay.gov.tr üzerinden 24.05.2026 tarihinde "kambiyo senedi avans faizi", "ticari iş haksız fiil" ve "nisbi ticari dava" anahtar kelimeleriyle yapılan arama sonuçları ve İlhan Helvacı’nın şerh çalışmaları üzerinden doğrulanarak alınmış kararlardır.
- Tarihsel arka plan: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Hükümet Tasarısı ve Adalet Komisyonu Gerekçesi.
- Karşılaştırmalı Hukuk: Alman Ticaret Kanunu (HGB) ve Fransız Ticaret Kanunu başlangıç kriterleri.
Yorumun kapsamı: Bu çalışma, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren ve 3. maddesi itibarıyla değişmeyen yasal metnine dayanır. Eski 6762 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile olan paralel yapısı nedeniyle, eski Kanun döneminde verilmiş köklü Yargıtay içtihatları ve doktrinel birikim de güncelliğini korumaktadır.
Görüş: Kanunda düzenlenen hususların tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari iş sayılacağı (objektif sistem) ve ticari işletmeyi ilgilendiren fiillerin (haksız fiiller dahil) de ticari iş niteliği taşıyacağı yönündeki yerleşik doktrinel ve yargısal uzlaşı tam olarak benimsenmiş ve şerh bu iki ana aks üzerine oturtulmuştur.
Güncellik: Bu yorum, 24.05.2026 tarihi itibariyle günceldir. Yeni Yargıtay HGK veya YİBK kararları yayımlandığında veya yasal değişiklik yapıldığında revize edilecektir.