1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) birinci kitabının "Ticari Defterler" başlıklı beşinci kısmında yer alan 77. madde, ticari işletmelerin yılsonu finansal tablolarının, özellikle de bilançonun şeffaflık, tamlık ve dürüst resim ilkelerine uygun olarak düzenlenmesini güvence altına alan temel normlardan biridir. Madde, "Sorumluluk ilişkileri" başlığı altında, işletmenin henüz kesinleşmemiş, şarta bağlı veya muhtemel borçlarının (contingent liabilities) finansal tablolarda ne şekilde raporlanacağını hüküm altına almaktadır [1].
Muhasebe hukuku ve finansal raporlama tekniği açısından, bir işletmenin gerçek mali durumunun tespiti yalnızca mevcut aktif ve pasiflerinin (kesinleşmiş borç ve alacaklarının) değerlemesiyle yapılamaz [2]. İşletmenin gelecekteki malvarlığı yapısını etkileyebilecek potansiyel riskler, kefaletler, garantiler ve kambiyo senetlerinden doğan başvuru borçluluğu gibi ihtimalli yükümlülükler de mali durumun ayrılmaz bir parçasıdır. TTK m. 77, bilançonun pasif kısmına doğrudan kaydedilme şartlarını (TMS uyarınca karşılık ayrılmasını) taşımayan bu tür sorumlulukların, bilançonun altında (nazım hesaplarda) veya eklerinde (dipnotlarda) Türkiye Muhasebe Standartlarına (TMS) göre açıklanmasını emretmektedir [1, 3]. Bu düzenlemenin temel felsefesi (ratio legis), işletme ile hukuki ilişkiye giren veya girecek olan üçüncü kişilerin, alacaklıların ve yatırımcıların, işletmenin gizli kalmış muhtemel borçları nedeniyle zarara uğramasını engellemek ve "dürüst resim ilkesini" (TTK m. 515) somutlaştırmaktır [4].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Bilanço Pasifinde Gösterilmeyen Sorumluluklar (Şarta Bağlı Yükümlülükler)
Ticari bilançoda pasif taraf, işletmenin yabancı kaynaklarını (borçlarını) ve öz kaynaklarını gösterir [2]. Ancak bir borcun pasife doğrudan kaydedilebilmesi için muhasebe standartları gereği (örneğin TMS 37 Karşılıklar, Şarta Bağlı Borçlar ve Şarta Bağlı Varlıklar Standardı) yükümlülüğün gerçekleşme ihtimalinin yüksek olması ve tutarının güvenilir bir biçimde ölçülebilmesi gerekir [5]. TTK m. 77, bu eşiği geçemediği için pasifte yer almayan fakat işletme için finansal risk oluşturan şarta bağlı borçların "bilanço altında" veya "ekte" gösterilmesini zorunlu kılar [1]. Uygulamada bu tür sorumluluklar muhasebe tekniği açısından "Nazım Hesaplar" aracılığıyla izlenir.
2.2. Kambiyo Senetlerinden (Poliçe, Bono, Çek) Doğan Sorumluluklar
Maddede açıkça zikredilen bono, poliçe ve çek düzenlenmesi, devri (cirosu) ve poliçenin kabulü, kambiyo hukukuna özgü müteselsil sorumluluk (müracaat borçluluğu) doğurur [1]. Bir tacir, elindeki bir çeki veya bonoyu ciro ettiğinde, senedin asıl borçlusu ödeme yapmazsa, hamilin kendisine başvurma riski doğar (TTK m. 646 vd.) [6]. Bu ihtimalli borç, ciro anında kesin bir pasif kalemi olmamakla birlikte işletme için risk teşkil ettiğinden, TTK m. 77 uyarınca bilanço eklerinde mutlaka raporlanmalıdır.
2.3. Garanti, Teminat ve Şahsi Güvenceler (Kefalet, Aval, Akreditif Teyidi)
İşletmenin kendi borcu olmamasına rağmen, üçüncü kişilerin (örneğin grup şirketlerinin veya ticari partnerlerin) borçları için verilen kefaletler, aval şerhleri ve garanti sözleşmeleri maddede özel olarak sayılmıştır [1]. Özellikle holding veya şirketler topluluğu yapılanmalarında, ana şirketin veya yavru şirketin diğer grup şirketleri lehine verdiği devasa teminatların (TTK m. 195 vd.) finansal tablolarda gizlenmesi, işletmenin mali yapısını perdeleyeceğinden, bu yükümlülüklerin dipnotlarda gösterilmesi emredici bir kuraldır [1, 7].
2.4. Türkiye Muhasebe Standartlarına (TMS) Atıf
Maddenin kaleme alınışında, TTK'nın genel muhasebe felsefesindeki paradigma değişikliği kendini gösterir. TTK m. 77, sorumlulukların bilançonun altında veya ekte "Türkiye Muhasebe Standartlarına göre açıklanacağını" ifade ederek [1], salt Vergi Usul Kanunu (VUK) odaklı mali tablolar yerine, evrensel ve şeffaf bilgi sunmayı amaçlayan TMS/TFRS sistemini işaret etmektedir [8, 9].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 64 (Defter Tutma Yükümlülüğü) ve TTK m. 68 (Açılış Bilançosu, Yılsonu Finansal Tabloları): Tacirin ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini "açıkça görülebilir bir şekilde" ortaya koyma yükümlülüğü [10, 11], m. 77'deki açıklama zorunluluğunun temel dayanağıdır.
- TTK m. 72 (Tamlık ve Mahsup Yasağı): Finansal tabloların işletmenin "tüm varlıklarını ve borçlarını" göstermesi kuralının [12] mantıki uzantısı olarak m. 77, şarta bağlı borçların da bu "tamlık" şemsiyesi altında kamuya ve ilgililere sunulmasını sağlar.
- TTK m. 515 (Dürüst Resim İlkesi): Anonim şirketlerde finansal tabloların işletmenin malvarlığını, borç ve yükümlülüklerini "gerçeğe dürüst, aynen ve aslına sadık surette" yansıtması yükümlülüğü [4], m. 77'de düzenlenen nazım hesapların ve dipnot açıklamalarının şirketler hukuku boyutundaki karşılığıdır.
- TTK m. 88 (Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Yetkisi): TMS'ye uyma zorunluluğunu düzenleyen m. 88 [8], m. 77'deki raporlama usullerinin standartlarını belirleyen teknik çerçeveyi çizer.
- İİK m. 179 ve TTK m. 376 (Borca Batıklık ve İflasın Ertelenmesi): Borca batıklık bilançosu düzenlenirken (aktiflerin satış değerleri üzerinden pasifleri karşılayıp karşılamadığı saptanırken) [13, 14], TTK m. 77 uyarınca dipnotlarda gösterilen muhtemel risklerin (örneğin işletmenin aleyhine sonuçlanması muhtemel bir dava veya ödenmeyeceği anlaşılan bir aval yükümlülüğü) pasif kaleme dönüşüp dönüşmeyeceğinin tespiti hayati önem taşır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Ticaret Dairelerinin (özellikle 11. ve 19. Hukuk Daireleri) yerleşik içtihatlarında, ticari defterlerin ve bilançoların ispat gücü değerlendirilirken tamlık ilkesine büyük önem verilmektedir (HMK m. 222) [15]. Yargıtay uygulamasına göre, bir tacirin ticari defterlerinin ve finansal tablolarının lehine delil teşkil edebilmesi için, TTK'da öngörülen (m. 64 vd.) tüm usuli ve esasi kurallara uygun tutulması şarttır [15, 16].
Özellikle şirket yöneticilerinin sorumluluğuna (TTK m. 553) veya ibra kararlarının iptaline [17, 18] ilişkin uyuşmazlıklarda Yargıtay, genel kuruldan gizlenen, bilançoda veya dipnotlarında (TTK m. 77 kapsamında) gösterilmeyen teminat ve garanti sözleşmelerini, bilançonun gerçeği yansıtmaması (hileli bilanço) olarak değerlendirmektedir. Yargıtay'ın yaklaşımında, yöneticilerin ibrasının geçerliliği, sunulan bilançonun şeffaflığına bağlanmıştır. Eğer TTK m. 77'ye aykırı olarak yüklü bir aval veya kefalet borcu bilançonun eklerinde açıklanmamışsa, bu eksik ve yanıltıcı belge üzerinden alınan ibra kararının "örtülü ibra" işlevi göremeyeceği ve yöneticilerin sorumluluktan kurtulamayacağı kabul edilmektedir [18, 19]. Ayrıca, banka kredi sözleşmelerinde grup şirketleri lehine verilen müteselsil kefaletlerin (TBK m. 581 vd.) bağımsız denetim raporlarında veya dipnotlarda gösterilmemesi, yatırımcıları ve alacaklıları zarara uğrattığında haksız fiil ve özen yükümlülüğünün ihlali kapsamında tazminat davalarına konu olmaktadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Grup Şirketi Lehine Verilen Teminatın Gizlenmesi):
Bir anonim şirket olan (A) A.Ş., hâkim ortak konumunda bulunduğu (B) Ltd. Şti.'nin bir bankadan kullanacağı yüksek montanlı ticari kredi sözleşmesini "müteselsil kefil" sıfatıyla imzalamıştır. Ancak (A) A.Ş. yönetim kurulu, şirketin kredi notunun düşmemesi ve genel kurulda eleştiri almamak amacıyla, yılsonu finansal tablolarında bu kefalet riskini ne pasif kalemler arasında göstermiş ne de TTK m. 77 uyarınca bilançonun altında veya dipnotlarda açıklamıştır. İlerleyen yıllarda (B) Ltd. Şti. iflas etmiş ve banka (A) A.Ş.'ye başvurarak icra takibi başlatmıştır. Şirket bir anda devasa bir muaccel borç ile karşı karşıya kalmış ve borca batık duruma düşmüştür.
Hukuki Analiz: (A) A.Ş. yönetim kurulu üyeleri, TTK m. 77 hükmünü ve m. 515'teki "dürüst resim ilkesini" açıkça ihlal etmiştir. Üçüncü kişiler lehine verilen teminatların bilanço eklerinde gösterilmemesi, kanundan doğan yükümlülüklerin kusurla ihlalini oluşturur. Bu durumda şirketin, pay sahiplerinin ve alacaklıların doğrudan ve dolaylı zararlarından dolayı yönetim kurulu üyeleri TTK m. 553 uyarınca şahsen ve müteselsilen sorumlu tutulacaktır [17]. Ayrıca bağımsız denetçinin bu eksikliği tespit edip raporlamamış olması, denetçinin sorumluluğunu (TTK m. 554) da gündeme getirir [20].
Olay 2 (Ciro Zincirindeki Başvuru Borçluluğu Riski):
Bir tekstil firması olan tacir (X), ticari faaliyetleri kapsamında müşterilerinden aldığı yüksek bedelli bonoları (kambiyo senetlerini), hammadde tedarikçisi (Y)'ye ciro ederek devretmiştir. Söz konusu bonoların bedeli çok yüksek olup, asıl borçluların mali durumu şüphelidir. (X)'in bilançosunda bu senetler devredildiği için aktiften çıkmış görünmekte, ancak olası bir ödememe durumunda (X)'in müracaat borçlusu (TTK m. 779, 713 vd.) olarak ödeme yükümlülüğü riski devam etmektedir. (X), bu durumu bilançosunun altında bir nazım hesap veya dipnot açıklaması olarak (TMS kapsamında) raporlamamıştır.
Hukuki Analiz: TTK m. 77'nin açık lafzına göre bono/poliçe/çek devrinden (cirosundan) doğan şarta bağlı müracaat yükümlülükleri bilançonun altında veya ekte belirtilmelidir [1]. Bu açıklamanın yapılmaması, işletmenin risk profilini olduğundan daha risksiz gösterir. Ticari işletmesini veya şirket paylarını devretmek isteyen (X)'in, finansal tablolarını inceleyen alıcı tarafa karşı bu bilgiyi gizlemesi, sözleşme öncesi aydınlatma yükümlülüğüne (culpa in contrahendo) ve TTK m. 77'ye aykırılık teşkil eder. Bu finansal tablolar, HMK m. 222 anlamında usulüne ve kanuna uygun tutulmuş sayılmayacağından (X) lehine delil olarak kullanılamaz [15].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Finansal tabloların ve bilançonun TTK m. 77'ye ve TMS'ye uygun düzenlendiğini, şarta bağlı yükümlülüklerin (garanti, aval vb.) tam ve eksiksiz olarak dipnotlarda açıklandığını ispat yükü, bu defterleri lehine delil olarak kullanmak isteyen tacire veya sorumluluktan kurtulmak isteyen yönetim kuruluna aittir (HMK m. 222, TTK m. 64) [10, 15, 21].
- Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 77'ye aykırılıktan doğan zararlar nedeniyle yönetim kuruluna veya denetçilere karşı açılacak tazminat davaları, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TTK m. 560) [22].
- Görevli / Yetkili Mahkeme: Bu maddeden doğan veya bilançonun içeriği ile ilgili uyuşmazlıklarda (örneğin sorumluluk davaları, genel kurul kararlarının iptali), mutlak ticari dava niteliği gereği Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir (TTK m. 4, m. 5) [23]. Yetkili mahkeme kural olarak şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir (TTK m. 561) [22].
- Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada, özellikle KOBİ ölçeğindeki ticari işletmelerde, VUK odaklı vergi muhasebesinin tercih edilmesi sebebiyle, vergi matrahını doğrudan etkilemeyen şarta bağlı yükümlülüklerin (kefaletler, ipotekler, avaller) nazım hesaplarda ve dipnotlarda raporlanmasının ihmal edilmesi en sık karşılaşılan hatadır. Türk Ticaret Kanunu, bu tür vergi odaklı eksik muhasebe anlayışını bertaraf etmek için TTK m. 64 ve TTK m. 77 ile TMS standartlarını emredici kılmıştır [9, 24].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk ticaret hukuku doktrininde (örneğin Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Sabih Arkan ve Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar gibi otoritelerin eserlerinde işaret edildiği üzere), 6102 sayılı TTK'nın ticari defterler ve finansal raporlama sistematiğine getirdiği en devrimsel yenilik, "vergi bilançosu" (VUK odaklı) ile "ticaret bilançosu" (TMS odaklı) arasındaki ayrımı derinleştirmesi ve ticaret bilançosuna üstünlük (şeffaflık açısından) tanımasıdır [9, 25, 26].
Eski mülga 6762 sayılı Kanun döneminde işletmeler, salt vergi matrahının tespiti amacıyla defter tutma eğilimindeydi ve finansal tablolar işletmenin gerçek ekonomik resmini vermekten uzaktı [26]. TTK m. 77, doktrinde Tekinalp ve Çamoğlu gibi hocalar tarafından vurgulanan "bilgi toplumu" ve "şeffaflık" vizyonunun bir yansımasıdır [27, 28]. Ancak hükmün eleştirilen bir yönü; "kefalet, aval, teminat" gibi çok spesifik kalemleri tek tek sayma yoluna gitmiş olmasıdır. Oysa ki Türkiye Muhasebe Standartları (özellikle TMS 37), şarta bağlı yükümlülükleri kendi içinde zaten tanımlamakta ve kazuistik bir sayıma ihtiyaç bırakmamaktadır [1, 8]. Kanun koyucunun bir yandan TMS'ye atıf yapıp bir yandan da eski kanun yapma tekniği ile kurumları tek tek sayması (bono, poliçe, çek cirosu, akreditif vb.) kanun yapma tekniği açısından (kazuistik ve soyut kural karmaşası) eleştiriye açıktır.
Buna rağmen, TTK m. 77, gerek kredi kuruluşlarının işletmeyi değerlendirmesinde (rating aşamasında) gerekse birleşme/devralma (M&A) işlemlerindeki hukuki incelemelerde (due diligence), "off-balance sheet" (bilanço dışı) risklerin saptanmasını zorunlu kılan bir emniyet subabı olarak hukuki mimarimizde yeri doldurulamaz bir konuma sahiptir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.