**II
- Özel durumlar
- Ticari senetler**
Madde 91 - (1) 90 ıncı maddede öngörüldüğü şekilde cari hesaba ya zılan ancak bedeli alınamayan ticari senet sahibine geri verilerek, cari hesaptan kaydı silinir.
**II
Madde 91 - (1) 90 ıncı maddede öngörüldüğü şekilde cari hesaba ya zılan ancak bedeli alınamayan ticari senet sahibine geri verilerek, cari hesaptan kaydı silinir.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Birinci Kitabı’nın (Ticari İşletme) Altıncı Kısmı’nda yer alan "Cari Hesap" müessesesi, tacirler ve diğer kişiler arasındaki ticari ilişkilerin tasfiyesini kolaylaştıran son derece önemli bir hukuki mekanizmadır [1, 2]. Bu sistematiğin içerisinde TTK m. 91, cari hesap ilişkisinde uygulamada en çok karşılaşılan özel durumlardan birini, yani "ticari senetlerin cari hesaba kaydını ve bu senetlerin bedelinin tahsil edilememesi hâlinde ortaya çıkacak hukuki sonucu" düzenlemektedir [3].
Ticari hayatın dinamikleri gereği, cari hesap sözleşmesinin tarafları birbirlerine nakit ödeme yapmak yerine genellikle bono, poliçe veya çek gibi ticari senetler (kambiyo senetleri) tevdi etmektedirler. TTK m. 90/1-c bendi, ticari senetlerin cari hesaba kaydedilmesini "bedelinin tahsil edilmiş olması" (tahsil şartı) koşuluna bağlamıştır [4]. TTK m. 91 ise, bu sürecin olumsuz sonuçlanması durumunu, yani senedin vadesi geldiğinde bedelinin tahsil edilememesi senaryosunu hüküm altına almıştır [3, 5]. Bu maddeye göre, bedeli alınamayan senet, cari hesaba alacak kaydedilmişse bu kayıt silinmeli ve senet sahibine (cirantaya veya keşideciye) iade edilmelidir [3, 5]. Bu kural, ticari hesaplamalarda haksız zenginleşmeyi önleyen ve muhasebe kayıtlarının maddi gerçeğe uygunluğunu sağlayan emredici nitelikte bir tasfiye hükmüdür.
Madde metninde geçen "ticari senet" ibaresi, öncelikle poliçe, bono ve çek gibi kambiyo senetlerini ifade etmektedir. Türk borçlar ve ticaret hukuku doktrininde genel kabul gören ilkeye göre, mevcut bir borç için alacaklıya ticari senet verilmesi, kural olarak "ifa yerine (datio in solutum)" değil, "ifası uğruna (datio pro solvendo)" yapılmış bir devir niteliği taşır. Cari hesap ilişkisinde de ticari senet hesaba kaydedildiğinde, asıl borç (temel ilişki) senedin tahsiline kadar varlığını sürdürür.
TTK m. 91, TTK m. 90/1-c bendi ile kopmaz bir bütünlük arz eder. TTK m. 90/1-c, bir ticari senedin cari hesaba kaydının, "bedelinin alınmış olması hâlinde geçerli olmak şartıyla" yapılmış sayılacağını amirdir [4]. Doktrinde bu şartın niteliği tartışmalı olmakla birlikte, ağırlıklı görüş bunun bir "bozucu şart (infisahi şart)" olduğu yönündedir. Yani senet hesaba alacak olarak kaydedilir, ancak vadesinde tahsil edilemezse, bozucu şart gerçekleşmiş olur ve yapılan kayıt geçmişe etkili olarak (ex tunc) hukuki geçerliliğini yitirir [5].
Tahsil edilemeyen senedin akıbeti TTK m. 91 ile netleştirilmiştir: "Bedeli alınamayan ticari senet sahibine geri verilerek, cari hesaptan kaydı silinir" [3, 5]. Burada iki kümülatif yükümlülük öngörülmüştür:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas dairelerinin (özellikle mülga 19. HD ve 11. HD) TTK m. 91 (eski TK m. 89) çerçevesindeki yerleşik içtihatları şu temel ilkelere dayanmaktadır:
Olay 1 (Tahsil Edilemeyen Çekin Durumu): A Tekstil A.Ş. ile B İplik Ltd. Şti. arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmaktadır. B İplik, cari hesaptaki 100.000 TL'lik borcuna karşılık, keşidecisi olduğu bir çeki A Tekstil'e ciro ve teslim etmiştir. A Tekstil bu tutarı B'nin alacak hanesine kaydetmiştir. Vadesi geldiğinde çek bankaya ibraz edilmiş ancak "karşılıksızdır" işlemi görmüştür. Hukuki analiz: TTK m. 91 uyarınca, A Tekstil, bedeli alınamayan bu çekin tutarı olan 100.000 TL'yi cari hesaptan ters kayıtla silmek (B'nin borç hanesine geri eklemek) ve karşılıksız çıkan fiziki çeki B İplik'e iade etmek zorundadır. Çeki iade etmeden cari hesap bakiyesinin tahsili için B'ye karşı ilamsız takip başlatamaz [3].
Olay 2 (Senedin İade Edilmemesi ve Mükerrer Takip Riski): Bir banka (A), müşterisi (B) ile akdettiği cari hesap şeklinde işleyen genel kredi sözleşmesi kapsamında, B'den teminat veya tahsil maksadıyla bir bono almış ve cari hesaba kaydetmiştir. Bono vadesinde ödenmemiş, ancak banka bonoyu B'ye iade etmemiş, hesabın borç bakiyesi üzerinden de icra takibine geçmiştir. Hukuki analiz: Bankanın işlemi TTK m. 91 hükmüne açıkça aykırıdır. Kambiyo senedi tahsil edilememişse kaydının silinmesi ve senedin borçluya iade edilmesi kanuni bir zorunluluktur. Banka, ya senede dayalı kambiyo takibi yapmalı ya da senedi iade/tevdi edip cari hesap bakiyesi üzerinden ilamsız takip/dava yoluna gitmelidir. Her iki yoldan aynı anda ilerlenmesi, Yargıtay uygulamalarına göre mükerrer talep yasağını ihlal eder [3].
Doktrinde, ticari senetlerin (özellikle kambiyo senetlerinin) cari hesaba kaydedilip kaydedilemeyeceği hususunda köklü bir tartışma bulunmaktadır. Bir görüşe göre, kambiyo senetlerinden doğan alacakların cari hesaba kaydedilmemesi gerekir. Bu görüşün temel dayanağı, kambiyo senetlerinin vadesinde ödenmesinin talep edilmesi, ödenmemesi hâlinde protesto çekilmesi gibi kıymetli evrak hukukuna özgü sıkı şekil şartlarına tabi olmasıdır. Oysa cari hesapta, kalem kalem alacakların ayrı ayrı istenemeyeceği (TTK m. 89/1) ilkesi hâkimdir. Bu iki durumun birbiriyle çeliştiği, senetten doğan hakkın ancak vade geldiğinde ileri sürülebileceği, bunun da cari hesabın "hesap kesim tarihine kadar bekleme" zorunluluğuyla bağdaşmadığı ileri sürülmektedir [5, 14].
Ancak kanunkoyucu, bu teorik tartışmayı ticari hayatın pratik ihtiyaçlarını gözeterek TTK m. 90/1-c ve TTK m. 91 ile net bir biçimde çözüme kavuşturmuştur [3-5]. Bizim de iştirak ettiğimiz hakim görüşe göre; cari hesap sözleşmesinin varlığı, tarafların birbirlerine olan borçlarını kambiyo senedi tevdii yoluyla ödemelerine engel teşkil etmemektedir [14]. Senet, cari hesaba sadece "tahsil edilmesi (bedelinin alınması)" taliki/bozucu şartı ile girer. TTK m. 91'in lafzındaki "bedeli alınamayan ticari senet sahibine geri verilerek, cari hesaptan kaydı silinir" emredici kuralı, senedin cari hesabın o kendine has hukuki dokusuna (bütünlük ilkesine) kalıcı olarak zarar vermesini engellemektedir [3]. Nitekim bedel alınamazsa, senet cari hesabın soyutlayıcı potasından çıkarılmakta ve tekrar bağımsız bir kıymetli evrak olarak tedavüle dönmektedir. Bu yapısal çözüm, hem hukuki güvenliği sağlamakta hem de tacirler arası finansman akışına engel olmayan pratik bir güvence mekanizması oluşturmaktadır.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.