Resmi Metin

**III

  • Bak iye
  1. Belirlenmesi**

Madde 94 - (1) Sözleşme veya ticari teamül uyarınca, belirli hesap devreleri sonunda devre hesabı kapatılır ve alacak ile borç kalemleri arasındaki fark belirlenir. (2) Hesap devresi hakkında sözleşme veya ticari teamül yoksa, her takvim yılının son günü taraflarca hesabın kapatılması günü olarak kabul edilmiş sayılır. Saptanan artan tutarı gösteren cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde, noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza iç eren bir yazıyla itirazda bulunmamışsa, bakiyeyi kabul etmiş sayılır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Cari Hesap" başlığını taşıyan Altıncı Kısmında yer alan 94. maddesi, cari hesap ilişkisinin işleyişindeki en kritik safhalardan biri olan "hesap devresinin kapatılması" ve "bakiyenin tespiti ile kesinleşmesi" sürecini düzenlemektedir. Cari hesap sözleşmesi, tarafların herhangi bir hukuki ilişkiden doğan alacaklarını tek tek istemekten karşılıklı olarak vazgeçip, bunları kalem kalem borç ve alacak şeklinde kaydederek, belirli dönemler (hesap devresi) sonunda aradaki farkı (bakiyeyi) talep etmelerine olanak tanıyan, ticari işlerde yeknesaklık ve ödeme kolaylığı sağlayan özel bir sözleşme tipidir [1-4].

TTK m. 94 hükmü, sürekli bir hukuki ilişki olan cari hesap sözleşmesinde tarafların hesap durumlarının hangi periyotlarla netleştirileceğini ve bu netleştirme (hesap kesimi) işlemine karşı yasal itiraz yollarının usul ve sürelerini belirlemektedir. Bu madde ile kanun koyucu, ticari hayatta güven ve istikrarı sağlama gayesiyle, hesap cetveline belli bir süre içinde, nitelikli bir şekil şartıyla itiraz edilmemesi hâlinde "zımni kabul" (sükûtun kabule karine teşkil etmesi) esasına dayalı güçlü bir karine ihdas etmiştir [5, 6].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Hesap Devresi (Periyodu) ve Hesabın Kapatılması

Hesap devresi, sözleşme veya ticari teamülle tespit edilen, hesaba kaydedilen borç ve alacak kalemlerinin incelendiği ve bu kalemler arasındaki farkın (bakiyenin) matematiksel olarak tespit edildiği zaman dilimidir [4]. TTK m. 94/1 uyarınca öncelik, tarafların irade serbestisi çerçevesinde sözleşme ile belirleyecekleri veya o ticari iş kolunda yerleşik ticari teamülün işaret ettiği hesap devresindedir. Eğer taraflar arasında açık bir sözleşme hükmü yoksa ve belirgin bir ticari teamül de tespit edilemiyorsa, TTK m. 94/2 emredici olmayan (yedek) bir hukuk kuralı getirerek her takvim yılının son gününü (31 Aralık) hesabın kapatılma günü olarak kabul etmektedir [5, 7]. Ticari hayatta ve özellikle bankacılık uygulamasında hesapların genellikle üçer aylık dönemler (31 Mart, 30 Haziran, 30 Eylül, 31 Aralık) itibarıyla kapatılması yerleşik bir teamül hâlini almıştır [7].

2.2. Bakiyenin (Artan Tutarın) Tespit ve Bildirimi

Devre sonunda alacak ve borç sütunları alt alta toplanarak takas mekanizması kendiliğinden (ipso iure) işler. Bu takas, borçlar hukukundaki klasik takas kurumundan farklı olarak karşı tarafın tek taraflı irade beyanına muhtaç değildir; hesap devresinin bitimiyle otomatik olarak gerçekleşir [8, 9]. Takas sonucunda kalan net tutara bakiye (artan tutar) denir. Bu bakiyenin taraflardan birince cetvel (hesap özeti/ekstre) hâlinde düzenlenerek diğerine bildirilmesi gereklidir [7]. Bakiye, hukuki mahiyeti itibarıyla yeni bir alacaktır ve bir sonraki hesap devresinin ilk kalemi olarak hesaba kaydedilir [7, 10]. Bakiye derhal muaccel olup ödenmesi talep edilemez; zira TTK m. 97 uyarınca sözleşme süresince taraflardan hiçbiri "alacaklı" veya "borçlu" sıfatını kazanamaz [11-13]. Bakiyenin nihai olarak talep edilebilmesi ancak cari hesap sözleşmesinin tümden sona ermesi (hesabın kesin olarak kesilmesi) ile mümkündür [6].

2.3. İtirazın Şekil ve Süre Şartı ile Zımni Kabul Karinesi

Hesap cetvelini tebellüğ eden tarafın, bildirilen bakiyenin doğruluğuna itirazı varsa, bu itirazı "bildirimi aldığı tarihten itibaren bir ay içinde" yapması yasal bir zorunluluktur [5]. İtirazın geçerliliği ise sıkı bir şekil şartına bağlanmıştır; itiraz ancak noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza içeren bir yazıyla (örneğin KEP sistemi) yapılabilir [5, 6]. Bu bir aylık süre, hukuki niteliği itibarıyla bir hak düşürücü süredir. Belirtilen nitelikli şekil şartlarına uyulmaksızın yahut süresi geçirildikten sonra yapılan itirazlar yasal sonuç doğurmaz ve taraf bakiyeyi zımnen kabul etmiş sayılır [5, 6]. Bakiyenin kabulü, borçlar hukuku anlamında "yenileme" (tecdit) sonucunu doğurur [7].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 18/3 (Tacirler Arası İhbar ve İhtarların Şekli): TTK m. 94/2'deki itiraz usulü, tacirler arasında temerrüt, fesih ve dönmeye ilişkin ihtarların nitelikli şekle tabi tutulduğu TTK m. 18/3 hükmünün cari hesap ilişkisine yansımış özel bir tezahürüdür [14]. Her iki madde de ticari ispat hukukunda güvenliğin sağlanması ve muvazaalı inkârların önüne geçilmesi amacını taşır [15].
  • TTK m. 90/1-d (Bakiyenin Yeni Devreye Aktarılması): M. 94 uyarınca tespit ve kabul edilen bakiye, doğrudan ödenmek yerine, m. 90/1-d emri uyarınca yeni hesap devresinin ilk alacak kalemi olarak hesaba işlenir [7, 10].
  • TBK m. 133 (Yenileme/Tecdit): Cari hesaba yazılan kalemlerin hesap devresi sonunda netleştirilerek bakiyenin kabul edilmesi borcun yenilenmesi sonucunu doğurur [7]. Böylece önceki borçları doğuran hukuki işlemlerin fer'ileri (teminatlar vb. özel olarak saklı tutulmadıkça) kural olarak sona erer ve bakiye, soyut ve yeni bir alacak olarak hayat bulur.
  • TTK m. 101 (Zamanaşımı ve Hata-Yanılma Davaları): Her ne kadar m. 94 uyarınca bakiye kabul edilmiş sayılsa da, hesapta maddi bir hata (örneğin toplama hatası) veya haksız kayıt bulunması durumunda tarafların, sözleşmenin sona ermesinden itibaren 5 yıl içinde "hata ve yanılmaların düzeltilmesi davası" açma hakkı m. 101 ile saklı tutulmuştur [16, 17]. Zımni kabul, maddi hataları mutlak manada örtmez.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri (özellikle 11. ve 19. Hukuk Daireleri), cari hesap ilişkilerinde bakiyenin itirazsız kesinleşmesini katı ispat kuralları çerçevesinde ele almaktadır. Yargıtay uygulamasına göre, cari hesaplarda hesap bakiyesinin usulüne uygun şekilde bildirilmesinden sonra bir aylık süre içinde kanunda öngörülen nitelikli vasıtalarla itiraz edilmemesi, bakiyenin kesin ve tartışmasız bir şekilde kabul edildiğini gösterir. Bir Yargıtay kararında açıkça; "Cari hesaplarda, hesap bakiyesinin yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren faiz işlemeye başlar. Bakiye faizi ihtarname ile birlikte talep edilmiştir. Bu durumda davacının davalıya atıfet süresi vermediğinin kabulü gerekir. Bu itibarla ihtarnamede yazılı sürenin sonunda değil, ihtarnamenin davalıya ulaştığı tarihten itibaren faiz işlemeye başlar" denilmek suretiyle hesap ekstresi ve ihtarın sonuçlarına dikkat çekilmiştir [18, 19].

Yargıtay'ın doktrinde de ciddi tartışmalara yol açan bir diğer yerleşik içtihadı ise, "banka kredi sözleşmelerinin" TTK anlamında cari hesap sözleşmesi sayılıp sayılamayacağı konusundadır. Yargıtay, "bankalar tarafından açılan cari hesap şeklinde ikraz (kredi) sözleşmelerinde müşterinin hiçbir zaman alacaklı duruma geçemeyeceğini, daima borçlu durumda kalacağını belirterek" bu sözleşmeleri teknik anlamda cari hesap değil, basit ödünç sözleşmesi olarak kabul etmektedir [20]. Bu sebeple banka kredi sözleşmelerine m. 94 bağlamındaki cari hesap mutlak karinelerinin değil, genel hükümlerin (10 yıllık zamanaşımı vb.) uygulanması gerektiğine hükmetmektedir [21].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Sükûtun Zımni Kabule Dönüşmesi): Tedarikçi (A) A.Ş. ile Bayi (B) Ltd. Şti., aralarındaki sürekli mal alım-satım ve ödeme ilişkisini yazılı bir cari hesap sözleşmesi ile düzenlemiştir. Sözleşmeye göre hesap devresi altı ay olarak belirlenmiştir. (A) A.Ş., 30 Haziran itibarıyla çıkardığı ve bakiye olarak (B) Ltd. Şti.'ni 500.000 TL borçlu gösteren hesap özetini 5 Temmuz günü Noter aracılığıyla (B)'ye tebliğ ettirmiştir. (B), bu ekstreyi aldıktan 40 gün sonra e-posta atarak malların bir kısmının ayıplı olduğunu, bu nedenle faturaya ve bakiyeye itiraz ettiğini bildirmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 94/2 uyarınca bakiye cetvelini tebellüğ eden tarafın itirazını "1 ay içinde" ve "nitelikli kanıt edici vasıtalarla" yapması şarttır. Olayda (B), hem 1 aylık hak düşürücü süreyi geçirmiş hem de itirazını noter, taahhütlü mektup, telgraf veya KEP gibi öngörülen kanallarla yapmamış, alelade bir e-posta kullanmıştır. Bu nedenle (B)'nin itirazı geçersizdir; (B), 500.000 TL'lik bakiyeyi hukuken zımnen kabul etmiş (tecdit gerçekleşmiş) sayılır. Alacağın esasına (ayıplı mal iddiasına) yönelik savunmalar cari hesapta bakiye kesinleştikten sonra kural olarak dinlenmez (TTK m. 101 kapsamındaki hata ve yanılma davaları hariçtir).

Olay 2 (Banka ve Müşteri Arasındaki İkraz İlişkisi): (C) Bankası, ticari müşterisi (D) A.Ş.'ye "BCH (Borçlu Cari Hesap) Kredi Sözleşmesi" adı altında bir sözleşme ile ticari kredi tahsis etmiştir. (C) Bankası, yılsonu hesap kesim özetini (D) A.Ş.'ye iadeli taahhütlü mektupla göndermiş ve (D) bu özete itiraz etmemiştir. Banka, 6 yıl sonra bu alacağı için dava açmış, (D) A.Ş. ise TTK m. 101 uyarınca 5 yıllık cari hesap zamanaşımının dolduğunu savunmuştur. Hukuki analiz: Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, bankaların kredi müşterileriyle akdettiği ve sadece bankanın alacaklı, müşterinin daima borçlu olduğu kredi ilişkileri her ne kadar uygulamada "cari hesap" olarak isimlendirilse de TTK anlamında gerçek bir cari hesap ilişkisi değildir [20, 21]. Taraflar arasında karşılıklı ve çift yönlü bir borç/alacak takası imkânı bulunmadığından, bu ilişki niteliği itibarıyla bir "ödünç (karz)" sözleşmesidir. Dolayısıyla TTK m. 94 ve m. 101'deki beş yıllık zamanaşımı kuralı değil, TBK m. 146'daki 10 yıllık genel zamanaşımı kuralı uygulanacaktır [21]. (D)'nin zamanaşımı def'i mahkemece reddedilmelidir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Hesap özetini (cetvelini) gönderdiğini ve muhatabın bunu tebellüğ ettiğini ispat yükü, cetveli gönderen taraftadır. Bir aylık süre içerisinde TTK m. 94/2'deki usullere uygun (noter, KEP vb.) bir itirazda bulunduğunu ispat külfeti ise hesap özetini alan karşı tarafa aittir.
  • Zamanaşımı / Süreler: İtiraz için öngörülen bir (1) aylık süre hak düşürücü süredir. Bakiyenin kesinleşmesine rağmen hesapta matematiksel bir maddi hata yapıldığı (mükerrer kayıt, yanlış toplama vb.) iddiasına dayalı düzeltme davaları, TTK m. 101 gereği sözleşmenin sona ermesinden itibaren beş (5) yıllık zamanaşımına tabidir [16, 17].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Cari hesap ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda, mutlak ticari dava niteliği taşıması sebebiyle (TTK m. 4/1) görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Ticari hayatta hesap ekstrelerine olağan faks, SMS veya standart e-posta yöntemleri ile itiraz edilmesi çok sık rastlanan bir usul hatasıdır. Yargılamada bu itirazlar "geçerli şekil şartı eksikliği" sebebiyle hâkim tarafından dikkate alınmamakta ve taraf ağır mali kayıplara uğrayabilmektedir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 94'ün lafzi ve yapısal değerlendirilmesi, bilhassa Yargıtay ve Türk doktrini arasındaki bir uyuşmazlığı merkeze taşımaktadır. Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar ve Sami Karahan gibi otoritelerin vurguladığı üzere [22-26], Yargıtay'ın "Banka kredi sözleşmelerinde müşteri hiçbir zaman alacaklı duruma geçemez, bu sebeple bunlar cari hesap sayılamaz" [20] şeklindeki yaklaşımı ciddi doktriner eleştirilere maruz kalmaktadır. Doktrin, tarafların bir kredi sözleşmesini cari hesap kurallarıyla yürütme konusundaki sözleşmesel serbestilerine ve iradelerine değer verilmesi gerektiğini, cari hesap için her an karşılıklı alacaklı/borçlu sıfatının değişmesinin zorunlu olmadığını; müşterinin hesabına fazla ödeme yapması hâlinde dahi teknik olarak alacaklı statüsüne girebileceğini ifade etmektedir [22, 27].

Ayrıca, madde 94/2'de yer alan şekil şartlarının (noter, taahhütlü mektup, telgraf, KEP) katılığı, dijitalleşen ve saniyeler içinde işlemlerin yürütüldüğü modern ticaret dünyasında aşırı külfetli bulunabilmektedir. Güvenli elektronik imza (KEP) kullanımının kanuna eklenmiş olması olumlu bir reform olmakla beraber, ticari bankacılık uygulamasında tarafların kendi aralarında kullandıkları güvenli kurumsal ağların veya mobil bankacılık onay mekanizmalarının bu madde kapsamında geçerli itiraz yolu olarak kabul edilip edilemeyeceği konusu Yargıtay içtihatlarında daha net biçimde aydınlatılmalıdır. Zira yasal metin "güvenli elektronik imza içeren bir yazı" lafzıyla alanı bir miktar dar tutmuştur [5].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.